• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Prof. Dr. Hamit Bozarslan: İran’da çözüm federal yapı ve demokratikleşmeden geçiyor

Prof. Dr. Hamit Bozarslan: İran’da çözüm federal yapı ve demokratikleşmeden geçiyor

Prof. Dr. Hamit Bozarslan, İran savaşının üçüncü haftasında rejimin çökmediğine ve halk ayaklanmasının gerçekleşmediğine dikkat çekti. Kürtlerin temkinli tutumunu “tarihsel olarak doğru” diye niteleyen Bozarslan, İran’daki Kürtlerin temel perspektifinin ise demokratikleşme ve federal çözüm olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Hamit Bozarslan: İran’da çözüm federal yapı ve demokratikleşmeden geçiyor
Prof. Dr. Hamit Bozarslan: İran’da çözüm federal yapı ve demokratikleşmeden geçiyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 18 Mart 2026 16:05

Prof. Dr. Hamit Bozarslan, The Amargi’de gazeteci İrfan Aktan’ın sorularını yanıtladı. İran savaşının üçüncü haftasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozarslan, ABD ve İsrail’in erken dönemde vaat ettiği sonucun ortaya çıkmadığını, İran rejiminin çökmediğini ve halk ayaklanmasının da başlamadığını söyledi.

Bozarslan, mevcut tablonun ABD açısından yeni bir çıkmaz üretebileceğine işaret ederek, İran savaşının klasik bir işgal ya da rejim değişikliği senaryosundan farklı ilerlediğini belirtti. ABD’nin büyük askeri gücüne rağmen, İran’ın savaşın maliyetini bölgeselleştirme ve yayma kapasitesini koruduğunu ifade eden Bozarslan, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının da bu maliyeti küresel ölçekte artırdığını vurguladı.

Bozarslan’a göre savaşın bedeli yalnızca bölgeyle sınırlı kalmıyor. Artan petrol ve yakıt fiyatları üzerinden bunun Amerikan toplumuna da yansımaya başladığını belirten Bozarslan, Donald Trump’ın dış savaşları bitirme vaadiyle iktidara gelmesine rağmen bugün tam tersi bir tabloyla karşı karşıya kaldığını söyledi.

‘Trump’ın İran’da beklediği isyan gerçekleşmedi’

İran’da daha önce başlayan halk hareketlerinin ağır biçimde bastırıldığını hatırlatan Bozarslan, dış müdahale ile içeriden bir ayaklanmanın birleşeceği yönündeki beklentinin karşılık bulmadığını dile getirdi. İran toplumunda, dış destek vaat edilmesine rağmen bunun gelmemesinin bir “ihanet duygusu” yarattığını söyleyen Bozarslan, bugün ülkede daha çok bekleme, içine kapanma ve büyük kentlerden uzaklaşma eğiliminin görüldüğünü anlattı.

Bozarslan, en kötü senaryolardan birinin İran’ın tamamen içe kapanmış, baskıcı ama bölgesel etkisi sınırlanmış bir “totaliter ada”ya dönüşmesi olduğunu ifade etti.

‘Kürtlerin temkinli davranması olumlu bir gelişme’

Söyleşide İran’daki Kürtlerin tutumu da geniş yer tuttu. ABD ve İsrail’in ilk aşamalarda Kürtlerden rejime karşı sahada rol üstlenmesini beklediği yönündeki iddiaları değerlendiren Bozarslan, Kürt hareketlerinin bu çağrılara mesafeli durmasının önemli olduğunu söyledi.

Bozarslan, 2022’de İran’daki “Jin, Jiyan, Azadî” süreci sırasında da rejimin Kürtleri silahlı çatışmaya çekmek istediğini ancak Kürt hareketlerinin bu provokasyona gelmediğini hatırlattı. Kürtlerin askeri kapasitesinin bulunduğunu ancak bunu her durumda kullanmayı tercih etmediğini belirten Bozarslan, “Kürt hareketleri kendi deneyimlerinden ders çıkardı ve Kürdistan’ı doğrudan hedef haline getirecek adımlardan kaçındı” dedi.

‘İsrail Kürtlere somut bir gelecek vadetmedi’

İran ve Suriye bağlamında zaman zaman gündeme gelen “İsrail-Kürt ittifakı” tartışmalarına da değinen Bozarslan, Kürtlerin İsrail adına pozisyon almasını gerektirecek bir neden görmediğini söyledi. İsrail’in bölgeyi yeniden yapılandırma stratejisi izlediğini belirten Bozarslan, buna rağmen bütün taktik adımların önceden kestirilemeyeceğini ifade etti.

Bozarslan, İranlı Kürtlerden savaşa katılmaları beklendiğini ancak bunun karşılığında özgürlük, statü ya da siyasi gelecek adına somut bir vaat sunulmadığını da vurguladı.

‘Çözüm, demokratik ve federal İran’

İran’daki Kürtlerin kısa, orta ve uzun vadede nasıl bir tutum alması gerektiğine ilişkin soruya yanıt veren Bozarslan, Kürtlerin yıllardır savunduğu temel çizginin değişmediğini söyledi. Buna göre çözüm, İran’ın demokratikleşmesi ve federal bir yapıya dönüşmesinden geçiyor.

Bozarslan, İran’da yalnızca Kürt meselesinin değil; Azeri, Beluç ve Huzistan’daki Arapların meselelerinin de bulunduğunu belirterek, federal bir İran’ın aynı zamanda bu “milli meseleleri” çözmüş bir İran anlamına geleceğini kaydetti.

Ancak Kürt aktörlerin zamanın sahibi olmadığını, sürecin takvimini kendilerinin belirleyemediğini de ifade eden Bozarslan, mevcut rejimi “komadaki bir rejim” olarak tanımladı. Buna rağmen bu rejimin uzun süre devam edebileceğini söyleyen Bozarslan, Kürtlerin bu nedenle kendi toplumsal, kültürel ve siyasal dinamiklerini korumaya öncelik vermesi gerektiğini dile getirdi.

‘Suriye için en kritik mesele Rojava’nın geleceği’

Bozarslan söyleşide Suriye ve Türkiye’deki sürece dair de değerlendirmelerde bulundu. Ona göre Suriye açısından en kritik başlık Rojava’nın geleceği. Suriye’de milis egemenliğine dayalı yapının sürdüğünü, hukuki ve rasyonel bir devlet düzeninin kurulacağına dair işaret bulunmadığını belirten Bozarslan, bu nedenle Rojava’nın korunmasının yalnızca Kürtler için değil, Suriye’nin geleceği açısından da belirleyici olduğunu söyledi.

Bozarslan, Rojava’da askeri gücün yanı sıra belediyeler, üniversiteler, eğitim kurumları, hastaneler ve yayıncılık gibi sivil kurumsallaşmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut yapının adını açıkça koymadan da fiili bir özerklik zemini yaratabileceğini belirten Bozarslan, “Suriye’nin demokratik geleceğini düşünen herkesin Rojava’ya ihtiyacı var” dedi.