Ödeme güçlüğü çeken hastalara ücretsiz baktığı için “Prof. Vicdan” olarak tanınan ve bir ilaç operasyonu gerekçe gösterilerek tutuklanan Prof. Dr. Ayten Erdoğan hakkında ilk duruşmada tahliye kararı verildi.
Prof. Dr. Ayten Erdoğan, SGK’yı ve çalıştığı hastaneyi zarara uğratmaktan hakim karşısına çıktı.
Savunmasında “Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum. Tek yaptığım hata hastaları fazla kayırmak. İsterseniz bunu da yargılayın ama ben her hastayı evladım gibi görürüm” diyen Erdoğan ve tutuklu 2 kişi hakkında ilk duruşmada tahliye kararı verildi.
Prof. Dr. Ayten Erdoğan ve 2’si tutuklu 3 kişi hakkında 9 yıl 4 ay 15 günden 46 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.
Sahte reçeteleri fatura edip Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile hastaneyi zarara uğratmakla suçlanan Özel Balıklı Rum Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi bölümünden Erdoğan’ın kurumu 112 milyon lira zarara uğrattığı iddiasının doğru olmadığı savunulmuş, bizzat SGK tarafından hazırlanan raporda ise zararın 112 bin lira olduğu belirtilmişti.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve 16 kişinin “müşteki”, 18 kişinin “mağdur” olarak yer aldığı davanın ilk duruşması Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Savunmasında, hastanenin şikayetine ilişkin “Sanki çalışan bir e-reçete sistemi varmış da ben kullanmıyormuşum gibi belirtilmiş” diyen Erdoğan, çalıştığı süreçte hastanede SGK sisteminin çoğu zaman çalışmadığını, işlemlerin kağıt reçelerle yapıldığını ve hastanenin kendilerine SGK sisteminin çalışmadığını belirten bir kaşe de verildiğini söyledi. Erdoğan, tapelerde yer alan eczane kalfasıyla arasında geçen konuşmalara işaret ederek, “Zaten e-reçete sistemi çalışıyor olsa ben Resul’e (eczane kalfası) sorduğum bazı soruları sormak zorunda kalmayacaktım” dedi.
‘Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değil’
Hastaneye gelmeyen hastalara reçete yazdığı yönündeki iddianın ise gerçeği yansıtmadığını, reçete yazdığı hastaların baktığı hastalar olduğunu belirten Erdoğan, “Bu (reçete yazılmış) kişiler hastaneye gelmiş kişiler. Vezneye ödeme yapmadılarsa bu benim sorumluluğumda değil. Veznenin kontrolü bende değil… Bunun dışında muayene ücreti ödeyemeyecek olması nedeniyle ücret almadan baktığım hastalar var. 20 kişi. Aslında hastanenin böyle hastalar için bir kotası varmış, bunu bana söylemediler” ifadesini kullandı.
Erdoğan muayeneden sonra reçete yazılabilen 10 günlük sürenin dışında reçete yazdığı yönündeki iddiaya ise bazen hastaların ilacının 11’inci, 12’nci günde bittiğini ve reçetesini almak için tekrar muayene ücreti ödemek zorunda kaldıklarını, kendisinin bu hastalardan durumu olmayanlardan muayene parası almadan reçete yazdığı şeklinde yanıt verdi. “Paranın yarısı benim. Ben kendi hakkımdan da fedakarlık ediyorum” diye konuştu.
‘Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum’
Ayrıca çocukların kendilerine verilen ilaçları düşürebildiği, kusabildiği veya kaybedebildiğini bu nedenle ilaçlarının zamanından erken bitebildiğini, bununla birlikte randevu tarihlerinin 6 ay sonrayı bulabildiğini ve hasta ve çevresi için olumsuzluklara yol açması nedeniyle böyle zamanlarda ilacı erken yazmak durumunda kaldığını söyleyen Erdoğan şöyle konuştu: “Böyle iddialara maruz bırakılmaktan utanıyorum. Tek yaptığım hata hastaları fazla kayırmak. İsterseniz bunu da yargılayın ama ben her hastayı evladım gibi görürüm”
Erdoğan hastaları başka hastanelere yönlendirerek hastaneyi gelir kaybına uğrattığı iddiasına ilişkinse, “Ben bir psikiyatristim, ben bakarım niye başka hastaneye yönlendireyim? İddiaya ilişkin 1 tane isim verilsin, verilememiş” şeklinde konuştu.
Aileler çocuklarının sicillerinin lekeleneceğini düşünerek şikayetçi olduklarını söyledi
Duruşmada, dosyada mağdur sıfatıyla yer alan müştekiler dinlendi. Erdoğan’ın hastası olan çocukların anne babaları olan müştekiler, duruşmada verdikleri ifadelerde, çocukları adına usulsüz yazılan bir ilaç tespit etmediklerini, E-nabız sisteminde farklı bir ilaç görülmediğini ancak emniyette kendilerine bu yönde bilgi verildiği ve çocuklarının sicilinin lekeleneceğini düşünerek şikayetçi olduklarını söylediler. Müşteki olarak dinlenen bir anne emniyette kendisine “112 milyonluk bir yolsuzluğun söz konusu olduğunu” ve “şu anda açıklamıyoruz ama dahası da var” denildiğini söyledi.
‘Bizim sürecimiz çok ağırdı, çocuğum Ayten Hoca sayesinde ölümden döndü’
Aileler, Erdoğan tarafından iddianamede adı geçen eczaneye yönlendirildikleri iddiasını ise doğrulamadı. Mağdurlardan bazıları şikayetini geri çekerken iki kişi şikayetinde ısrar etti. Anne babalar çocuklarının Ayten Erdoğan sayesinde şifa bulduğunu söyledi, bir baba ise, “Bizim sürecimiz çok ağırdı, çocuğum Ayten hoca sayesinde ölümden döndü” dedi.
İlk duruşmada tahliye
Savunmaların ve avukat beyanlarının ardından savcı sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde mütalaa verdi. Sanık, mağdur, müşteki ifadelerini değerlendiren ve delil durumunu gözden geçiren mahkeme heyeti ise Prof. Dr. Ayten Erdoğan ve tutuklu 2 sanık hakkında tahliye kararı verdi, tutuksuz sanığın adli kontrolünü de kaldırdı. Duruşma 25 Mart tarihine ertelendi.
‘Bir haksızlık oldu ama giderileceğine inanıyorum ben’
Tahliye kararının ardından Bakırköy Adliyesi önünde ANKA’ya açıklama yapan avukat Çağrı Bağatur, zaman zaman duygulandı. Bağatur, “Bugün (Mahkeme) başkanı, iddianamenin tamamını ve iddianamedeki tape kayıtlarının tamamını sanıklara tek tek okudu ve buna ilişkin sorular sordu. Bir tanesi hariç, hiç kimse hocadan şikayetçi olmadı. Hepsi ilaçlarını aldığını söylediler. Mahkeme, ilaçların gerçek, hastaların gerçek ve (ilaçları) aldıklarına dair savunmamızın gerçek olduğunu (gördü). Suç durumunun değişmesi ihtimalinden yola çıkarak bütün sanıkların tahliyesine karar verdi. Yaklaşık 30 tane arkadaşı geldi Ayten hocanın. Hepsi hocanın bir tane olduğunu söylediler. Memleketin medar-ı iftiharı… Bir haksızlık oldu ama giderileceğine inanıyorum ben. Bu tahliyenin beraatla sonuçlanacağına inanıyorum. Gerçekten hocanın veremeyeceği bir hesabı yok. Biz ona çok inanıyoruz.” dedi.
112 milyon lira iddiası
Bağatur SGK’nın 112 milyon lira zarara uğratıldığı iddiasına ilişkin de “(duruşmada) Hiç konuşulmadı çünkü, savcılığın o 112 milyon lafının gerçek olmadığını zaten mahkeme de 112 bin lira olduğunu gördü. Öyle olduğunu düşünüyoruz, bu konu hiç açılmadı. Biz yazılı dilekçemizde belirttik, bugün sözlü olarak bir kere daha ifade etmeye gerek duymadık çünkü açıkça okuması yazması olan herkesin görmesi gereken birşey 112 bin… Bu konuda hiçbir düzeltme yapılmadı, bu hata giderilmedi. Hocamızın lekelenmeme hakkı şey yapıldı.” ifadelerini kullandı.




