Hasta mahpusların durumu, Türkiye’nin insan hakları karnesini yansıtırken hak ihlallerine bir yenisi daha eklendi. Geçtiğimiz günlerde ağır hasta tutuklu Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesinin ardından, son olarak tutuklu Rojhat Babat da hayatını kaybetti.
Özetle Türkiye’de cezaevi rejimi, özellikle siyasi mahpuslar üzerinde ağır işkence, şiddet ve sonrasında gelen tecrit ile mahpusun yaşamla bağını koparan bir sürece bürünmüş durumda.
Böyle bir sistemde psikolojik tedaviye ihtiyacı olan mahpusların yeterli tedaviye erişememesi ve yaşanan ölümler, mahpusun ölümüne gidişini meşrulaştıran bir durum olarak görülebiliyor. Nitekim Rojhat Babat’ın ölümünün ardından ailesinin karşısına çıkarılan “Zaten psikolojik rahatsızlıkları vardı” savunması bu durumun örneklerinden biri.
2021 yılında Kandıra Cezaevi’nde işkence ve cinsel saldırıya maruz kaldığını belirtmesinin ardından şüpheli şekilde yaşamını yitiren Garibe Gezer de olduğu gibi, kurumların mahpusu intihara götüren süreci sorgulamak yerine “intihar etti” diyerek hızla dosyayı kapattığı görülüyor.
Psikolojik hastalıkların bir hastalık olarak kabul edilmemesi, infaz erteleme veya nitelikli tedaviye konu edilmemesi, aksine tecrit şartlarıyla derinleştirilmesi, yaşam hakkının korunması konusunda açık bir insan hakları ihlaliyken Rojhat Babat’ın ölümü de ihmaller zincirine dair birçok soru işareti doğuruyor.
24 yaşında cezaevinden hastaneye sevk edildikten sonra yaşamını yitiren Rojhat Babat’ın ölümüne dair detayları, şüpheleri ve soru işaretlerini Şırnak Milletvekili Newroz Uysal, ailesinin avukatı Hamdi Koçak ve kuzeni Bilal Babat’la konuştuk.
“Tedaviye götürülürken yavaş, mahpusun hakları söz konusu olduğunda yavaş, aileye bilgi verirken yine yavaş ama otopsi söz konusu olunca ‘bekletmeyelim’ deniyor. Bu olağan bir süreç değil. Bunu sorumluluğu gizleme çabası olarak görüyorum… Ailesinden kilometrelerce uzağa, S tipi cezaevine konulup tek hücrede tutuluyor. Sonra da ‘psikolojik sorunları vardı’ denilerek sorumluluk ortadan kaldırılamaz.” / Newroz Uysal Aslan.

***
Kırşehir S Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Rojhat Babat, sevk edildiği hastanede dün yaşamını yitirdi. Babat’ın ölümüne ilişkin aileye geç ve eksik bilgi verildiği, süreçte bir dizi ihmal ve gizleme yapıldığı iddia edildi.
Ailenin aktardığına göre, Rojhat Babat’ın dün yapması beklenen telefon görüşmesini gerçekleştirmemesi üzerine cezaevi arandı. Ancak aileye Babat’ın durumuna ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi. Bir süre sonra gelen başka bir telefonla Babat’ın hayatını kaybettiği bildirildi. Ölümün nasıl gerçekleştiğine dair ise açık bir açıklama yapılmadı.
Cezaeviyle yapılan görüşmede, Babat’ın “psikiyatrik sorunları” gerekçesiyle Kayseri’ye sevk edildiği ve Kayseri Şehir Hastanesi’nde intihar ettiği bilgisi paylaşıldı. Ancak ailenin, Babat’ın sevk edildiğinden dahi haberdar edilmediği belirtildi.
Ailenin ve avukatların aktardığına göre, Babat’ın geçen hafta bir intihar girişiminde bulunduğu bilgisi de aileden gizlendi. e-Nabız sisteminde görülen “damar yırtılması-acil” kaydı üzerine cezaevini arayan aileye yalnızca hastaneye götürüldüğü ve durumunun iyi olduğu bilgisi verildi.
İddialara göre, ölüme giden süreçte aileye ne sağlık durumu ne intihar girişimleri hakkında şeffaf bilgi verildi, sevk ve hastane süreci de aileyle paylaşılmadı.
Rojhat Babat’ın ölümünü kamuoyuna duyuran DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, İlke TV’ye konuştu.
‘Sorumluluk başka kuruma bırakıldı’
DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, ailenin bilgi alamaması üzerine sürece dahil olduğunu belirterek, cezaevi yetkililerinin net bilgi vermediğini söyledi.
Newroz Uysal, cezaeviyle yaptıkları görüşmeye ilişkin şunları aktardı:
“Cezaevini aradığımızda bize ölümüyle ilgili net bir bilgi vermediler. İntihar ettiğini, intihar öncesinde psikolojik sorunları olduğunu ve yaklaşık iki yıldır tedavi gördüğünü söylediler. İnfaz Kanunu gereğince yatılı hastaneye sevk edildiğini, bunun da Kayseri olduğunu ifade ettiler. Yani bir sorun varsa Kayseri’dekiler mesulmüş gibi bir tutum içindeydiler.”
‘Otopsi süreci kapalı yürütüldü’
Cezaevi yetkilileriyle görüşmenin ardından Adalet Bakan Yardımcısı ile de görüştüğünü belirten Uysal, ne bu olaya ne de önceki intihar girişimlerine dair bakanlığın bir bilgisinin olmadığını ifade etti.
Süreci takip eden avukatlarla da iletişim kurduğunu aktaran Uysal, ailenin ve avukatların otopsiye katılmak istediğini ancak buna rağmen işlemlerin bekletilmediğini söyledi. Cezaevi savcısının bu yönde bilgi verdiğini belirten Uysal, savcıya ve hastane yönetimine ulaşma çabalarının da sonuçsuz kaldığını dile getirdi.
“Ailenin ve avukatın otopsiye katılma ve süreci denetleme hakkı vardır” diyen Uysal, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Kapı duvar bir durum sergilenerek otopsi süreci fiilen kapalı yürütüldü. Ne aile otopsiden önce görebildi ne de avukatlar sürece dahil olabildi. İhmal zincirinin son halkası bu şekilde işletildi.”
‘Gerekli süreç işletilmedi’
Daha sonra bakanlık tarafından adli ve idari soruşturma başlatılacağı bilgisinin paylaşıldığını aktaran Uysal, uzun süredir psikolojik tedavi gördüğü belirtilen bir mahpus için izlenmesi gereken sürece dair şunları söyledi:
“Cezaevinde iki yıla yakın süredir psikolojik tedavi gören bir mahpus için yapılması gereken süreç bellidir. Ya yatırılarak tedavisi yapılır ya infazına ara verilir. Ailesiyle temas kurması sağlanır. Hele ki bir intihar gerçekleşmişse, mahpusla ilgili aileye haber verilir; gerekirse ek ziyaret hakkı verilir, ailenin mahpusla olan teması arttırılır, sosyal hakları genişletilir.”
Babat’ın ailesinden uzakta tutulduğunu vurgulayan Uysal, “Kırşehir ağır tecrit koşullarıyla bilinen bir cezaevi. Ailesi Van’da, kendisi Kırşehir’de. Daha önce bir intihar girişimi var ve bu da aileye bildirilmemiş. Ailenin destek sunabileceği imkanların yaratılması gerekirdi” dedi.
Uysal, cezaevi yönetiminin sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek, “Sadece yatılı bir hastaneye sevk ederek sorumluluktan kaçılmaya çalışılmış” ifadelerini kullandı.
Newroz Uysal Aslan, ihmaller zinciri olarak belirttiği Rojhat Babat’ın ölümüne giden süreçte hastane aşamasında da ciddi eksiklikler olduğunu söyleyerek, “Hastanede ikinci intiharını gerçekleştirmiş. Normalde intihar riskiyle gelen bir mahpusun hastanelerde, hükümlü ve tutuklulara ayrılan özel odalarda tedavi altında tutulması gerekir. Bu sürecin izlenmesi, kontrol edilmesi ve takip edilmesi gerekir. Burada da bir ihmal var. Gözetim ve takip süreci gerektiği gibi işletilmemiş” diye konuştu.
‘Sorumluluk zinciri çoklu kurumlara ait’
Sorumluluğun birden fazla bakanlıkta toplandığını söyleyen Uysal, “Burada Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı birlikte sorumludur. Hastane kısmında sağlık sistemi, gözetim kısmında jandarma ve İçişleri Bakanlığı, genel sürecin yürütülmesi ve gizli kapaklı yürütülmesi nedeniyle de Adalet Bakanlığı sorumludur” dedi.
‘Mahpusların yaşamla bağını koparıyorlar’
Newroz Aslan Uysal, sistematik ihmal ve denetimsizlik ağına dair şu değerlendirmeleri yapıyor:
“Tedaviye götürülürken yavaş, mahpusun hakları söz konusu olduğunda yavaş, aileye bilgi verirken yine yavaş ama otopsi söz konusu olunca ‘bekletmeyelim’ deniyor. Bu olağan bir süreç değil. Bunu sorumluluğu gizleme çabası olarak görüyorum.
Türkiye’de cezaevlerinde her gün insan ölüyor. Hapishanelerdeki mahpuslar bu kadar görünmez, bu kadar duyulmaz olmamalı. Ailesinden kilometrelerce uzağa gönderiliyor, S tipi cezaevine konulup tek başına hücrede tutuluyor. Sonra da ‘psikolojik sorunları vardı’ denilerek sorumluluk ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Tüm bu şartlar mahpusların yaşamla bağını koparıyor.”
Avukatı: ‘Rojhat neşeli bir çocuktu’
Ailenin avukatı Hamdi Koçak da sürece ilişkin İlke TV’ye konuştu. Koçak, Rojhat Babat’ın 2002 doğumlu olduğunu, 2018 Eylül ayında tutuklandığını ve Van’dan Kırşehir S Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini belirtti. Babat’ı tutuklandığı günden bu yana takip ettiğini ancak Van’da olmaları nedeniyle bilgiye erişimde kısıtlılık yaşadıklarını ifade etti.
Koçak, Babat’a dair şunları söyledi:
“Rojhat neşeli bir çocuktu, sağlıklı düşünen biriydi. Bir anda bu noktaya nasıl gelmiş olabilir diye ben de sorguluyorum. Rojhat tutuklandığında 18 yaşından küçüktü. Gözaltı sürecinde şiddet görüyor, itirafçılığa zorlanıyor. O dönem çocuktu. Yargılama sürecinde farklı suçlamalardan müebbet cezalar verildi, Yargıtay bazı kararları bozdu ve dosya sadece örgüt üyeliği kapsamında kaldı.”
Kuzeni: Her şeyin şeffaf bir şekilde aydınlatılması gerekiyor
Rojhat Babat’ın kuzeni Mezopotamya Ajansı muhabiri Bilal Babat, cevaplanması gereken birçok soru olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:
“Biz aile bireyleri olarak şunu soruyoruz: Orada kimse yok, cenaze Kayseri’de. Ailenin izni olmadan, kimse olmadan nasıl otopsi yapılabiliyor? İtirazımızı belirttik, dilekçe yazdık. Cenaze geldikten sonra burada yeniden otopsi talep edeceğiz. Nasıl öldü? Sadece ‘intihar’ deniyor ama nasıl? Bu konuda hiçbir bilgi verilmedi. Her şeyin şeffaf bir şekilde aydınlatılması gerekiyor.”
Kırşehir’e sevk edildikten sonra maddi imkansızlıklar nedeniyle çok sık görüşe gidilemediğini kaydeden Bilal Babat, “En son geçen ay, bayram görüşünde gidilmişti. Aileye hiçbir şekilde psikolojik bir tedavi sürecinden de bahsedilmedi, bilgilendirme yapılmadı.”
Cenazesi toprağa verildi
Dün gece geç saatlerde Van’a getirilen Rojhat Babat’ın cenazesi ailesi tarafından teslim alınıştı.
Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, Babat’ın cenazesi bugün Süphan Mahallesi’nde bulunan aile mezarlığında toprağa verildi.
*Öte yandan cezaevi yetkililerine ulaşılamadı, iddialara ilişkin görüş alınamadı.


(Fotoğraflar: MA)




