• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Rubio’dan Şam’a şart: Mazlum Abdi masada olmazsa Münih’te görüşme yok

Rubio’dan Şam’a şart: Mazlum Abdi masada olmazsa Münih’te görüşme yok

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Münih Güvenlik Konferansı marjında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile yapılacak görüşme için SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin masada yer almasını şart koştuğu ortaya çıktı. Al-Monitor’den Amberin Zaman’a konuşan kaynaklara göre bu hamle, Washington’un Kürtler konusunda radikal bir politika değişiminden çok Kongre’ye verilen bir mesajdı.

Rubio’dan Şam’a şart: Mazlum Abdi masada olmazsa Münih’te görüşme yok
Rubio’dan Şam’a şart: Mazlum Abdi masada olmazsa Münih’te görüşme yok
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Şubat 2026 01:16

Amberin Zaman’ın Al-Monitor’de yayımlanan haberine göre, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 13 Şubat’ta Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile gerçekleştirdiği görüşmede Suriye Demokratik Güçleri’nin genel komutanı Mazlum Abdi’nin de katılmasına ısrar etti. Görüşme, Münih Güvenlik Konferansı marjında yapıldı.

Görüşme öncesi müzakereler hakkında doğrudan bilgi sahibi kaynaklara göre Rubio, Abdi’nin Suriye heyetine dahil edilmemesi halinde görüşmenin gerçekleşmeyeceğini Şeybani’ye net biçimde iletti. Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara da bu şartı kabul etti. Yanında Suriyeli Kürtlerin fiili dışişleri bakanı olarak anılan İlham Ahmed bulunan Abdi, masada Şeybani’nin sağında ve Rubio’nun neredeyse tam karşısında yer aldı.

Bu tablo, Kürtler açısından onlarca yıldır süren uluslararası meşruiyet arayışında tarihi bir an olarak yorumlandı. Ancak Al-Monitor’a konuşan kaynaklar, bu adımın Kürtler lehine köklü bir politika değişikliğinden ziyade ABD Kongresi’ndeki artan rahatsızlığı yatıştırmaya dönük olduğunu vurguladı.

Trump yönetiminin Suriye elçisi Tom Barrack, görüşmeden bir fotoğrafı X hesabında paylaşarak “Bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir. Yeni bir başlangıç” ifadelerini kullandı. Buna karşın Kongre’de, Şara yönetiminin Alevi, Dürzi ve Kürt azınlıklara yönelik tutumuna dair hoşnutsuzluğun arttığı belirtiliyor. Geçen yılki şiddet dalgalarında 2 binden fazla Alevi ve Dürzi’nin öldürülmesi, Washington’daki eleştirileri derinleştirdi.

Uluslararası Dini Özgürlükler Yuvarlak Masası eş başkanı ve ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu eski başkanı Nadine Maenza, Pentagon’un Kürt müttefiklerine yönelik saldırıların “kırılma noktası” olduğunu söyledi. Maenza, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, Kürt savaşçılara yönelik IŞİD tarzı infaz görüntülerinin Capitol Hill’de alarm zillerini çaldığını belirtti.

Çatışmaların Halep’te Kürt çoğunluklu mahallelerde başlaması ve SDG’nin kontrol ettiği alanların büyük bölümünü kaybetmesi, endişeleri artırdı. Maenza’ya göre IŞİD tutuklularının tutulduğu cezaevleri ve El-Hol kampının güvenliği de ciddi risk altında.

Kongre Kürtlerin arkasında

Al-Monitor’a konuşan SDG yetkilileri, ABD Merkez Komutanlığı’nın yeterince müdahil olmadığını savundu. Bunun üzerine Senatör Lindsey Graham öncülüğünde Kongre devreye girdi. Graham ve Demokrat Senatör Richard Blumenthal, “Kürtleri Kurtarma Yasası”nı sundu. Yasa, Suriye’ye yönelik ağır yaptırımların yeniden devreye sokulmasını öngörüyor.

Kaynaklara göre Graham, aynı günlerde CENTCOM Komutanı Brad Cooper ile Kobani arasındaki görüşmede de yer aldı ve Kürtleri yeni anlaşmayı kabul etmeye çağırdı. 30 Ocak’ta duyurulan anlaşma, özerklik talebine yer vermese de SDG’nin dört tugayını muhafaza etmesine imkan tanıyor.

Baskı sürüyor

10 Şubat’ta Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde yapılan özel Suriye oturumunda Cumhuriyetçi Başkan Brian Mast, Şara’ya “açık çek” olmadığını söyledi. Maenza, oturumda iki partili nadir bir birlikteliğe tanık olduklarını aktardı.

Bölgesel bir yetkiliye göre Rubio’nun Abdi ile verdiği fotoğraf, Kongre’ye “sizi duyuyoruz”, Şam’a ise “sizi izliyoruz” mesajı taşıyordu. Ancak bu desteğin kalıcı olup olmayacağı belirsiz. ABD’nin kuzeydoğu Suriye’den çekilme ihtimali, Kürtler açısından en büyük endişe kaynağı olmayı sürdürüyor.

Center for American Progress kıdemli araştırmacısı Alan Makovsky, tam çekilmenin IŞİD’in yeniden canlanması ya da İran’ın silah kaçakçılığı gibi ciddi riskler doğuracağını belirtti.

Mazlum Abdi’nin 23 Şubat’ta PBS’e verdiği röportajda, anlaşmanın çökmesi halinde “sonuna kadar mücadele” vurgusu yapması da Washington’da dikkatle izleniyor. Uzmanlar, Kongre desteğinin değişken olabileceği uyarısında bulunarak Kürtlerin rehavete kapılmaması gerektiğini ifade ediyor.