Şam yönetimine bağlı grupların, ateşkese rağmen Kobani’ye yönelik saldırıları sürüyor. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), bu saldırıların Arap-Kürt çatışmasına zemin hazırlamak amacıyla düzenlendiğini belirterek; stratejik bir kararla birçok noktadan çekilip Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelere çekildi.
Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim bölgede yaşanan son duruma ilişkin Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Aslan’ın sorularını yanıtladı.
‘Gizli anlaşma Paris toplantısıyla açığa çıktı’
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların nedenlerine değinen Müslim, şunları ifade etti:
“Bu saldırıların detaylı bir planlamaya dayandığı ve daha önce gizli yürütüldüğü, Paris’teki görüşmelerle netleşmiştir. Paris’te mutabakata varılmasından sadece birkaç saat sonra Halep’teki Kürt mahallelerine saldırı başlatıldı. Bu durum, hazırlıkların önceden yapıldığını kanıtlıyor. İki mahalleyi kuşatmak için 40 bin kişilik bir güç sevk edilmiş; bu kadar kısa sürede bu denli büyük bir gücü, tankları ve silahları hazırlamak mümkün değildir. 10 Mart ve 1 Nisan’da mahallelerin güvenliği için imzalanan anlaşmalara rağmen bu saldırıların gerçekleşmesi, durumun bir komplo olduğunu göstermektedir.”
Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırıda hangi ülkelerin yer aldığına dair Salih Müslim, şu bilgileri de verdi:
Müslim, saldırıların arkasındaki uluslararası güçlere dair şunları söyledi:
“Paris’teki toplantıda İsrail, Türkiye, Fransa, İngiltere ve ABD yer alıyordu. Bu da uluslararası bir planın varlığına işaret ediyor. Bu güçlerden bazıları lojistik destek sağlarken —ki Türkiye bu gruptadır— bazıları ise doğrudan planlayıcı ve uygulayıcı rolü üstlendi. Körfez ülkeleri ise medya üzerinden özel savaş yöntemleriyle bu sürece destek verdi. Görünen o ki, roller önceden paylaşılmış.”
‘Haşdi Şabi operasyonu teklifini reddettik’
ABD’nin, Haşdi Şabi’ye yönelik planlanan bir operasyona katılması karşılığında SDG’ye yönelik saldırıları durdurma teklifi yaptığı iddialarına ilişkin Müslim şöyle konuştu:
Bunun kaynağı Şam’daki toplantıdır. Şam’daki toplantıda tam olarak neler konuşulduğunu da bilmiyorum. Mazlum Ebdi ile görüşemedim. Ancak tam anlamıyla o bilir. Ancak şöylesöylentiler var; Tom Barrack, ‘Haşdi Şabi’ye yönelik saldırılara destek verirseniz, size yönelik saldırıları durdurabilirim’ diyor. Bizimkiler de bunu kabul etmiyor. Bizimkiler, ‘Biz özgürlük için savaşan insanlarız, hiçbir zaman kimsenin çetesi olmadık. Kimsenin paralı askeri olmadık. Suriye’de ve dışında bize saldırmayan bir güç ile savaşmayız. Saldırıları durdurmazsanız da biz kendimizi savunuruz’ diyor. Bu yanıt sonrası saldırılar daha da kızıştı.”
‘Entegrasyon mu, asimilasyon mu?’
10 Mart mutabakatının bir çerçeve anlaşması olduğunu vurgulayan Müslim, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anayasa ve demokratik entegrasyon gibi temel konular bir kenara bırakılarak sadece askeri meselelere odaklanıldı. Biz askeri entegrasyonu kabul ettik ancak halkı savunmasız bırakacak bir modeli reddettik. Buradaki temel sorun yorum farkıdır; Türkiye entegrasyonu bir ‘asimilasyon’ olarak dayatırken, biz iki gücün kimliğini koruyarak bir arada bulunmasını (Demokratik Entegrasyon) savunuyoruz. Savunmasız kalan toplulukların neler yaşadığını gördük; biz de aynı duruma düşmek istemiyoruz. Şam yönetimi, görüşmelerde sürekli oyalama taktiği izleyerek bir gün kabul ettiğini ertesi gün reddetti. Bu tutumun Ankara’nın baskısından mı yoksa kendi tercihlerinden mi kaynaklandığı belirsiz.”
Sürece dair değerlendirme
Saldıran güçlerin Şam’a bağlı göründüğünü ancak teçhizatlarının Türkiye tarafından sağlandığını iddia eden Müslim, Türkiye’deki çözüm tartışmalarına dair şunları söyledi: “Türkiye’de barış sürecini destekleyen kesimlerin yanı sıra buna şiddetle karşı çıkan güçlü bir kesim de var. Savunma Bakanı ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ‘ya teslim olun ya da yok edilirsiniz’ mesajı taşıyor. Eğer en üst makamdan bu ifadeler kullanılıyorsa, yaşananların ikiyüzlü bir politikanın parçası olabileceğini düşünmeliyiz.”
Salih Müslim’den açıklama: Haşdi Şabi konusuna değinmedim
Salih Müslim ikinci kez yaptığı açıklamada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack yapılan görüşmelerinin içeriğine dair kendisine atfedilen bazı iddiaları kesin bir dille yalanladı.
Müslim, özellikle Haşdi Şabi güçlerine dair herhangi bir beyanda bulunmadığını vurguladı.
Salih Müslim, ABD’nin Irak’taki Haşdi Şabi’ye yönelik planlanan bir operasyona katılması karşılığında Suriye Demokratik Güçleri’ye (SDG) yönelik saldırıları durdurma teklifinde bulunduğu yönünde basında yer alan ve kendisine atfedilen haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Müslim, kişisel sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Müslim, “Erbil görüşmesinin içeriğine dair bana atfedilenler doğru değildir. Görüşmede Haşdi Şabi konusunun geçtiğine hiçbir şekilde değinmedim. Bu konuda söylenen her şey yanlıştır ve benim görüşlerimi veya açıklamalarımı yansıtmamaktadır” ifadelerini kullandı.
Kendisine dayandırılarak yayımlanan haberlerin kendi görüşlerini temsil etmediğini kaydeden Müslim, medya kuruluşlarını haber yaparken titiz davranmaya ve bilgileri doğrulatma konusunda hassasiyet göstermeye çağırdı.




