Harvard Üniversitesi Radcliffe İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi ve Boston College’da Sosyoloji ve Uluslararası Çalışmalar Doçenti olan Mohammed Ali Kadivar, ABD–İsrail’in İran’a yönelik savaşının bazı çevrelerde “kurtuluş anı” olarak sunulmasına karşı uyarıda bulundu.
Akademik çalışmalarında İran’daki muhalefet hareketlerinini incelenmesine önemli bir yer veren Mohammed Ali Kadivar, savaşın ne rejimin çökmesi ne de ayakta kalması halinde demokratik bir konsolidasyon üretmeyeceğini savundu.
Kadivar’a göre, özellikle İran diasporasının bir bölümünde hakim olan beklenti, İran İslam Cumhuriyeti’nin zayıf, izole ve toplumsal desteğini kaybetmiş olduğu; sert bir dış müdahalenin rejimi çökerteceği ve ardından siyasi yenilenmenin geleceği yönünde. Ancak karşılaştırmalı siyaset ve siyasal sosyoloji literatürü bu iyimserliğin ampirik dayanağının zayıf olduğunu gösteriyor.
İki senaryo, ortak risk
Kadivar, mevcut savaşın iki olası yola evrilebileceğini belirtiyor: Rejimin çökmesi ya da dış saldırı altında hayatta kalması. Her iki senaryonun da demokratik konsolidasyon açısından yapısal olarak elverişsiz olduğunu vurguluyor.
Yabancı müdahaleyle rejim değişikliğinin tarihsel kaydına işaret eden Mohammed Ali Kadivar, bu tür müdahalelerin çoğu zaman iç savaş, silahlı rekabet ve kurumsal zayıflık ürettiğini hatırlatıyor. Afganistan, Irak, Libya ve Suriye örneklerinin münferit değil, daha geniş bir örüntünün parçası olduğunu belirtiyor.
Rejimin ayakta kalması halinde ise dış savaşın, otoriter rejimlerin baskı ve mobilizasyon kapasitesini güçlendirme eğiliminde olduğunu kaydediyor. Bu çerçevede savaş, çözülmeden çok sertleşmeyi tetikleyebilir.
‘Rejim değişikliği demokrasi inşa etmez’
Kadivar, Alexander Downes’un dış müdahaleyle rejim değişikliklerini inceleyen çalışmalarına atıfla, askeri müdahalelerin diktatörleri devirebilse de sonrasında iç savaş riskini belirgin biçimde artırdığını aktarıyor. Dış güçlerin mevcut iktidar yapısını yıkmasının, yerine yerel meşruiyete sahip bir düzen kurmadığını, aksine güç boşluğu yarattığını vurguluyor.
Kendi çalışması olan “Popular Politics and the Path to Durable Democracy’ye” de değinen Kadivar, kalıcı demokrasinin ancak uzun süreli toplumsal örgütlenme, sivil altyapı ve geniş koalisyonlarla mümkün olabileceğini savunuyor. Ona göre dış askeri müdahale bu süreci “kısa devreye” uğratıyor. Mohammed Ali Kadivar “Savaş bir rejimi ortadan kaldırabilir; ama demokrasi inşa etmez.” diye belirtiyor.
İran istisnacılığı tartışması
Kadivar, bazı İranlı yorumcuların ülkenin tarihsel ve kültürel özgünlüğünü vurgulayarak bölgedeki çöküş örneklerinden ayrıştığını savunduğuna işaret ediyor. Ancak bu “istisnacılık” tezinin tarihsel gerçeklikle örtüşmediğini dile getiriyor.
Safevi İmparatorluğu’nun 1722’de çöküşünün ardından yaşanan parçalanma, I. ve II. Dünya Savaşları sırasında dış müdahale ve egemenlik zayıflamasının yarattığı istikrarsızlık ile 1979 Devrimi sonrası yaşanan bölgesel ayaklanmalar ve etnik çatışmaların, merkezi otorite zayıfladığında kırılganlığın arttığını gösterdiğini ifade ediyor.
Kürtler, Araplar, Beluçlar ve Türkler (Azeriler) gibi etnik grupların tarihsel olarak marjinalleştirilmesinin de farklı istikrarsızlık biçimlerine zemin hazırladığını belirten Kadivar, “Teorideki istisnacılık pratikte bağışıklık üretmedi” değerlendirmesinde bulunuyor.
‘Rejim zayıf ama dayanıklı’
Kadivar, İran İslam Cumhuriyeti’nin yaygın hoşnutsuzlukla karşı karşıya olduğunu kabul etmekle birlikte, “popüler olmamanın yapısal zayıflık anlamına gelmediğini ” vurguluyor. Steven Levitsky ve Lucan Way’in devrim yapmış otoriter rejimlerin dayanıklılığına ilişkin çalışmalarına atıfla, şiddetli devrimlerden doğan otokrasilerin rakip güç merkezlerini tasfiye ettiklerini, elitleri ortak mücadele etrafında kenetlediklerini ve güçlü güvenlik kurumları inşa ettiklerini hatırlatıyor.
1979 Devrimi ve ardından gelen İran–Irak Savaşı’nın rejimin çekirdek kurumlarını militarize edip pekiştirdiğini belirten Kadivar’a göre, dış savaş “zayıflığı açığa çıkarmaktan” çok kuşatma anlatısını güçlendirebilir ve rejim elitlerinin yönetime olan dayanışmasını artırabilir.
İran–Irak Savaşı deneyimi
Mohammed Ali Kadivar, İran’ın son büyük devletlerarası savaşı olan İran–Irak Savaşı’nın iç siyaseti köklü biçimde dönüştürdüğünü anımsatıyor. Savaş koşullarında muhalefetin “ihanet” olarak kodlandığını, üniversitelerin tasfiye edildiğini, devrim sonrası çoğulcu alanların daraltıldığını belirtiyor. Bu süreçte İran Devrim Muhafızları Ordusu gibi militarize kurumların güçlendiğini ve güvenlikçi paradigmanın yerleştiğini ifade ediyor.
Savaşın siyasal alanı daralttığını vurgulayan Kadivar, demokratik konsolidasyonun ise tam tersine örgütlü sivil kapasite ve sürekli katılım gerektirdiğini belirtiyor.
‘Ahlaki sorumluluk ve tarihsel yargı’
Kadivar, otoriter yönetime duyulan öfkenin, savaş desteğini meşrulaştırmadığını savunuyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin hak ihlallerinin gerçek olduğunu ancak bunun kitlesel şiddeti normalleştiren bir pozisyonu etik açıdan mazur göstermeyeceğini dile getiriyor.
2003 Irak işgalini örnek gösteren Kadivar, başlangıçta bazı çevrelerde umut yaratan müdahalenin, Irak’ta devletin çöküşü ve mezhepçi şiddet sonrası geniş kesimlerce “zararlı” olarak değerlendirildiğini hatırlatıyor.
Kadivar, “Bugünün ahlaki kesinliği yarının pişmanlığına dönüşebilir” uyarısında bulunarak, savaşın yalnızca stratejik değil tarihsel bir tercih olduğunu vurguluyor. Ona göre, bir kuşak 1979’u yanlış değerlendirmekle eleştiriliyorsa, gelecekteki kuşakların bugünkü savaş tercihini nasıl yargılayacağını da hesaba katmak gerekiyor.
Mohammed Ali Kadivar hakkında:
Harvard Üniversitesi Radcliffe İleri Araştırmalar Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi ve Boston Koleji’nde Sosyoloji ve Uluslararası Çalışmalar Doçentidir . Kuzey Carolina Üniversitesi Chapel Hill’den Sosyoloji alanında doktora derecesine sahip olup , İran’daki Tahran Üniversitesi’nden siyaset bilimi alanında yüksek lisans ve lisans derecelerini almıştır. 2016-2018 yılları arasında Brown Üniversitesi Watson Uluslararası ve Kamu İşleri Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapmıştır . Çalışmalarında, protesto hareketlerinin nedenlerini, dinamiklerini ve sonuçlarını inceleyerek siyasi ve karşılaştırmalı-tarihsel sosyolojiye katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Mohammed Ali Kadivar’ın araştırmaları American Sociological Review , Social Forces , Comparative Political Studies , European Sociological Review , Comparative Politics , Socius , Mobilization , Sociology of Development , Empirical Economics dergilerinde yayımlandı.




