Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin başkanlığındaki heyet, 27 Ocak’ta Şam yönetiminin geçici başkanı Ahmed Şara ile bir ara geldi. Görüşmede varılan anlaşma, 30 Ocak’ta SDG Basın Merkezi ile Suriye geçici hükümeti Enformasyon Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bu nedenle söz konusu mutabakat, “30 Ocak Anlaşması” olarak anılmaya başlandı.
30 Ocak Anlaşması’na giden süreçte taraflar arasında bir dizi girişim yaşandı. İlk olarak 10 Mart 2025’te, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Suriye Ahmed Şara arasında bir mutabakat imzalandı. Ardından bu mutabakat çerçevesinde 4 Ocak 2026’da tam anlaşmaya doğru ilerlenirken, geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin müdahalesiyle görüşmelerin erteklendiği basına yansıdı.
6 Ocak’da Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırılar yoğunlaştı.
18 Ocak’ta bir anlaşmaya varıldı ancak bu mutabakat birkaç saat içinde bozuldu.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin bölgeleri kuşatıldı. Özellikle Kobani tam kuşatma altına alındı.
20 Ocak’ta dört günlük bir ateşkes ilan edildi. Bu ateşkesin ardından, SDG ile Suriye geçici hükümeti arasında ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda yoğun müzakereler başladı.
Görüşmeler devam ederken, dört günlük ateşkesin sona ermesi üzerine arabulucuların önerisiyle 15 günlük yeni bir ateşkes ilan edildi.
Kuşatma ve saldırılar yoğun biçimde sürmesine rağmen taraflar, kalıcı bir ateşkesin sağlanması ve uygulanması için müzakerelere ara vermeden devam etti.
Bu süreç sonunda, 30 Ocak Cuma günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye geçici hükümeti arasında “kapsamlı bir anlaşma” kamuoyuna duyuruldu. Söz konusu anlaşma, 18 Ocak mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik bir yol haritası olarak değerlendirildi.
Gazeteci Doğan Cihan’ın Numedya’da yer alan haberine göre dikkat çeken nokta, 18 Ocak’ta basına yansıyan taslakta SDG’nin bireysel olarak Suriye Ordusuna entegre edilmesi öngörülürken; 30 Ocak Anlaşmasında SDG’nin tümen ve tugaylar aracılığıyla kendi özgün yapısını koruyarak Kürt bölgelerinde varlığını sürdürmesi ve bu çerçevede entegrasyona gitmesi yönünde karar alınması oldu. Bu başlık, anlaşmanın en önemli unsuru olarak öne çıktı.
Anlaşma; tarafların temas hatlarından çekilerek ateşkesin kalıcı hale getirilmesini, Suriye Demokrati Güçleri (SDG) ve “özerk yönetimin” kademeli biçimde kendi yapısı ve kadrosunu koruyarak entegrasyonunu öngörüyor.
Bu çerçevede Haseke’de üç tugaydan oluşan bir askeri tümen, Kobanî için ise Halep’e bağlı ek bir tugay kurulması planlanıyor. Ayrıca SDG’ye bağlı İç Güvenlik Güçleri (Asayiş), mevcut yapısı, yönetimi ve kadrosunu muhafaza ederek İçişleri Bakanlığı’na bağlanacak.
En çok tartışılan konulardan biri, Şam’dan herhangi bir gücün Rojava bölgelerinde konuşlanıp konuşlanmayacağıydı. Yoğun görüşmelerin ardından anlaşmada bu konuda net bir karar alındı. Buna göre, Suriye geçici hükümetinin Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı’na bağlı herhangi bir güç bölgeye girmeyecek. Bu hüküm, arabulucuların huzurunda anlaşma metnine yazıldı. Yalnızca idari ve entegrasyon süreçlerini başlatmak amacıyla en fazla 15 araçtan oluşan bir konvoyun Kamışlo ve Haseke kentlerine gitmesi kararlaştırıldı. Bu konvoyda ağır silahlar bulunmayacak; heyetin görevi, resmi işlemleri başlatmak ve idari kurumların Suriye devletine entegrasyonunu sağlamak olacak. Sürecin tamamlanmasının ardından konvoy bölgeden ayrılacak.
Takvim nasıl işleyecek?
Önceki anlaşmaların sık sık bozulmasının ardından, bu kez sürecin daha sıkı şekilde takip edildiği ifade ediliyor. Edinilen bilgilere göre, 27 Ocak’ta imzalanan ve 30 Ocak’ta duyurulan anlaşma, önceki girişimlerin uygulanmasını engellemiş olsa da Türkiye’ye bildirilmiş ve şimdiye kadar herhangi bir itirazla karşılaşmamış durumda. Bu nedenle anlaşmanın derhal hayata geçirilmesi için somut bir takvim üzerinde çalışıldığı belirtiliyor. SDG kaynakları, anlaşmanın 2 Şubat’ta yürürlüğe girmesiyle Kobanî’deki kuşatmanın kaldırılacağını aktarıyor. Anlaşmanın uygulanmasıyla birlikte genel kuşatmanın da sona ermesi bekleniyor.
Belirlenen takvime göre;
2 Şubat: En fazla 15 araçtan oluşacak bir heyet, Haseke ve Kamışlo’da idari ve entegrasyon çalışmalarını başlatmak üzere bölgeye gelecek.
3 Şubat: Rimeylan ve Siwedik petrol sahaları devralınacak, çalışanlar Enerji Bakanlığı bünyesine entegre edilecek.
4 Şubat: Rusya’nın çekildiği Kamışlo Havalimanı, Sivil Havacılık Müdürlüğü’ne teslim edilecek. Ayrıca Kamışlo-Nusaybin ve Semalka sınır kapılarına, Sınır Kapıları Kurumu’ndan ekipler gönderilecek.
Bu adımların ardından Haseke ve Kamışlo’daki askeri birlikler, üzerinde mutabık kalınan kışlalara çekilecek; Suriye Ordusu ise Şeddadi’den geri çekilecek. Her ne kadar resmi olarak tanımlanmamış olsa da, iki güç arasında fiili bir tampon bölge oluşacağı değerlendiriliyor.
İdari entegrasyon
2 Şubat’ta anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Şam’dan gelecek heyet, Özerk Yönetim kurumlarının devlet kurumlarına entegrasyonu sürecini başlatacak. Bu kapsamda personelin kadroya alınması sağlanacak, hizmet dışı kalan nüfus ve pasaport işlemlerini yürüten daireler yeniden faaliyete geçirilecek. Özerk yönetimin mevcut kurumları, yönetim yapısı ve kadrosu korunarak, Suriye devletine bağlı resmi hizmet kurumlarına dönüştürülecek. Bölge dışından yeni yönetim veya kadro dahil edilmeyecek; tüm resmi işlemler mevcut yerel yapılar üzerinden yürütülecektir.
Askeri entegrasyon
Anlaşma kapsamında Haseke’de üç tugaydan oluşan bir tümen, Kobanî’de ise Halep Tümeni’ne bağlı bir tugay kurulması öngörülüyor. Haseke’de oluşturulacak tümen içinde YPJ, tugay düzeyinde mevcut yapısını koruyarak faaliyet gösterecek. Bu tümen, kent dışındaki bölgeler ve köylerde konuşlanacak. Sayı konusunda kesin bir rakam belirtilmemekle birlikte yaklaşık 20 bin kişilik bir güçten söz ediliyor, bu sayının daha da artabileceği de kaydediliyor. Kobanî’de ise yaklaşık 6 bin savaşçıdan oluşacak tugayın kurulması, kuşatma ve saldırıların sona ermesinin ardından başlatılacak. Taraflar arasındaki görüşmeler sürerken tümen ve tugayların sayısında değişiklikler gündeme gelebilir. Entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından resmi açıklamanın Savunma Bakanlığı ve SDG Basın Merkezi tarafından yapılması bekleniyor.
Kent ve kasaba merkezlerinin güvenliği, İçişleri Bakanlığı’na entegre edilen İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) tarafından sağlanacak. Bu noktada, uygulamanın esasen kıyafet ve bayrak değişimiyle sınırlı olacağı değerlendiriliyor.
Anlaşma ayrıca Haseke Valisi, Savunma Bakan Yardımcısı ve Haseke Güvenlik Müdür Yardımcısı gibi kritik pozisyonların SDG tarafından belirlenmesini öngörüyor. Bu çerçevede Şam yönetimi, eski Adli Güvenlik Müdürü Mervan el-Ali’yi Heseke Güvenlik Müdürü olarak atadı. SDG’nin de kendi atamalarını yapması bekleniyor.
Yeni anlaşma, Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesini de içeriyor. İdari, güvenlik ve askeri entegrasyon sürecinin tamamlanmasının ardından taraflar arasında yeni bir müzakere ve tartışma aşamasına geçilmesi bekleniyor.
Le Monde: SDG ve Şam arasındaki uzlaşmanın mimarı Neçirvan Barzani
Fransız Le Monde gazetesi, SDG ile Şam arasında imzalanan ve askeri-idari yapıların birleştirilmesini öngören anlaşmada, Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin belirleyici ve kilit bir rol üstlendiğini yazdı.
Rudaw’ın aktardığına göre Le Monde’un cumartesi günü yayımladığı kapsamlı rapora göre, üç hafta süren şiddetli çatışmaların ardından taraflar 30 Ocak’ta geniş kapsamlı bir uzlaşıya vardı.
Haberde, Neçirvan Barzani’nin Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa ile koordineli bir şekilde hareket ederek, taraflar arasındaki uçurumu kapatan “başat arabulucu” olarak öne çıktığı vurgulandı.
Bu diplomasi trafiği sayesinde, Şam yönetimi ile Kürt güçleri arasında patlak vermesi beklenen büyük bir savaşın eşiğinden dönüldüğü ifade edildi.
Küresel diplomasinin müzakerelere etkisi
Haberde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise ABD’nin sürece dahil olması oldu.
Şara’nın, 28 Ocak’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından müzakerelerde daha esnek bir tutum sergilediği belirtildi.
Trump ile yapılan görüşmenin, Şam yönetiminin yeni bir iç savaştan kaçınmak adına Kürtlerin taleplerine daha olumlu yaklaşmasında etkili olduğu kaydedildi.
Anayasal güvence beklentisi
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, sağlanan bu mutabakatın tüm bileşenlerin haklarının korunduğu birleşik bir Suriye için temel oluşturmasını temenni ettiğini dile getirdi.
Öte yandan Mazlum Abdi, kan dökülmesini durdurmak adına bu imzayı attıklarını ancak elde edilen tüm kazanımlar anayasal bir statüye kavuşana dek siyasi mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
Özerk Yönetim yetkililerinden İlham Ahmed de barış sürecine katkı sunan tüm arabuluculara teşekkürlerini sundu.
Mesrur Barzani: SDG ve Şam arasındaki uzlaşmadan memnuniyet duyuyoruz
Irak Federe Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, Demokratik Suriye Güçleri (SDG) ile Şam hükümeti arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Kürt halkının haklarının anayasal güvence ltına alınması çağrısında bulundu.
Suriye’de sağlanan ateşkes ve varılan uzlaşma sürecine değinen Mesrur Barzani, Mesud Barzani’nin bu süreçteki diplomatik katkısına dikkat çekti.
Barzani ayrıca, Suriye’deki Kürt halkının haklarının yeni dönemde yasal ve anayasal bir statüye kavuşmasının tüm tarafların çıkarına olacağını vurguladı.




