• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Şebnem Korur Fincancı: Halep’te sağlık kurumlarının ve sivillerin hedef alınması kabul edilemez

Şebnem Korur Fincancı: Halep’te sağlık kurumlarının ve sivillerin hedef alınması kabul edilemez

Geçici Şam Hükümeti’ne grupların Halep’in Kürt ve Süryani mahallerine dönük saldırılarında sivillerin ve sağlık merkezlerinin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Şebnem Korur Fincancı, saldırılar karşısında tutum alınmasının gerektiğini söyledi.

Şebnem Korur Fincancı: Halep’te sağlık kurumlarının ve sivillerin hedef alınması kabul edilemez
Şebnem Korur Fincancı: Halep’te sağlık kurumlarının ve sivillerin hedef alınması kabul edilemez
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Ocak 2026 18:42
  • Güncellenme: 9 Ocak 2026 18:56

Geçici Şam Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların, Halep’in Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şeyh Maksud ve Eşrefiyê mahalleleri ile Süryanilerin yaşadığı Benî Zêid mahallesine yönelik saldırıları sürüyor.

Saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 10 kişi katledildi, 64 kişi de yaralandı.

Yaralıların tedavi edildiği sağlık merkezlerinin de hedef alındığı saldırılarda, Şeyh Maksud Mahallesi’ndeki Halid Fecir Hastanesi dördüncü kez vurularak hizmet dışı bırakıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yönelik olası askeri müdahalelere karşı 326 kişi, savaş politikaları yerine diyalog ve diplomasinin esas alınması talebiyle 7 Ocak’ta Meclis Başkanlığı’na dilekçe sundu.

Dilekçenin imzacıları arasında yer alan eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı ve insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.

Sağlık merkezlerine yönelik saldırılar ile uluslararası sözleşmelerin yok sayıldığını ifade eden Şebnem Korur Fincancı, “Bizler daha önce Şırnak’ta hastanenin askeri üs gibi kullanıldığını görmüştük. Sağlık kurumlarının hedef alınması aslında doğrudan yaşamı, sivilleri hedef alan bir durum. Suriye’de yaşananlar da bundan çok farklı bir durum değil” dedi.

Suriye’nin tekçi bir anlayışla yönetilebilecek bir yer olmadığını ifade eden Şebnem Korur Fincancı, “Zaman zaman yaşanan çatışmalara rağmen Suriye, bir arada yaşama iradesinin gösterildiği yerler arasında. Özellikle Rojava’da, çoklu etnik kimliklerin ve inançların bir arada yaşama becerisini gösterebildiklerini biliyoruz. Ama ne yazık ki bölgedeki diğer ülkeler tarafından ‘hoş karşılanan’ bir durum değil” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in Halep’te Kürtlere dönük saldırılara ilişkin açıklamalarına da tepki gösteren Şebnem Korur Fincancı, Suriye’de dayatılmaya çalışılan “tekçi anlayışın” gerçekçi olmadığına dikkat çekti.

Şebnem Korur Fincancı, Suriye’ye yönelik saldırıların devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kilit rol oynadığını ifade ederek, “Alevilerle başlayan ardından Kürtlere, Dürzilere, Süryanilere ve o bölgede yaşayan tüm kesimlere yönelik saldırgan bir süreç işliyor. Özerk yapıların devlet yapılanması içerisinde yer alması ne yazık ki kabul edilmiyor. Türkiye’de iktidar içerisinde farklı dinamiklerin, sürece farklı yaklaştığını görüyoruz. Suriye’nin bu farklı yaklaşımların sergilendiği konuların başında geliyor. Bu saldırılar kabul edilemez. Uluslararası toplumun, insan hakları mekanizmalarının, buna müdahil olması özellikle sivillere ve sağlık kurumlarına yönelik saldırılar karşısında hepimizin tutum alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kürtlerin bir araya gelmesinin diğer farklı kimliklerin korunması ve bir arada yaşama becerisinin oluşması açısından kıymetli olabileceğini aktaran Şebnem Korur Fincancı, “Bunun olmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Özellikle Suriye’de cihatçı grupların ‘siyasi otorite’ kimliği edinmiş olması ve bunu da birçok merkez kapitalist ülke tarafından kabul edilebilir gibi değerlendirilmesi çok büyük riskler taşıyor. Örneğin Türkiye’de halâ bir kısım Êzidî’nin esir olarak bu cihadist grupların elinde olması ve buna göz yumulması ayrı bir durum” dedi.

İnsan hakları mücadelesi açısından tüm grupların barışçıl bir biçimde yaşayabileceği, kimliklerini ve inançlarını özgürce yaşayabileceği koşulların oluşması gerektiğini ifade eden Şebnem Korur Fincancı, “Her birinin anadilde eğitim hakkının, anadilde sağlığa ulaşım hakkının olması şart. Her birinin anadilinde temsil olanağının olması gerekiyor. İran’ı, Irak’ı Suriye’yi Türkiye’yi bir arada düşünerek her birinde bir arada yaşama becerisini kurabileceğimiz koşulları talep etmek bizim yurttaşlar olarak sorumluluğumuzdur” diye kaydetti. (MA)