DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Halep’te Kürtlere yönelik devam eden saldırılara tepki gösterdi.
Ankara’nın tutumuna işaret eden Temelli, Türkiye’nin Suriye’nin güvenliğinden söz ettiğini, güvenliğin ancak demokratikleşme ile sağlanabileceğini ifade etti.
Temelli, “Halep’te olan katliama sessiz kalarak Suriye’de güvenliği sağlayamazsınız. Halep’ten gelen görüntüleri görüyor musunuz? O görüntülere katlanmak mümkün değil. O görüntüleri seyrettiğinizde Şengal’de yaşananlar aklınıza geliyor, Ezidilere yapılanlar aklınıza geliyor. O görüntülere baktığınızda Afrin’de yaşananlar aklınıza geliyor. Evet, yine IŞİD çeteleri, caddelerde, yollarda insanları katlediyorlar; farklı kimlikleri olduğu için, farklı inançları olduğu için Alevileri katlediyorlar, Kürtleri katlediyorlar, Süryanileri katlediyorlar ve biz bu katliamı kınamak, bu katliamı durdurmak yerine burada âdeta bir sessizlik hâlâ hâkim” dedi.
Bu durumu kabul etmediklerini belirten Temelli, “Bu insanlık suçu işlenirken, bu savaş suçu orada, yanı başımızda hayata geçerken sessiz kalamayız. Halep’in tarihini bilmek lazım, Suriye’nin tarihini bilmek lazım. Orada yaşayan insanlar, aslında bütün bu coğrafyadaki kardeşlik hukukunu var eden insanlar, oradaki Aleviler, Kürtler, Türkmenler; aynı hukuka tabiyiz, sırtınızı çeviremezsiniz. Sadece sırt çevirmekle kalsak bir yana, vahim bir tablo var karşımızda. Bakın, IŞİD’in işlemiş olduğu suçları hafızalarınızdan silmeyin. Suruç’u hatırlayın, 10 Mart Ankara katliamını hatırlayın; hadi, onları unuttunuz, on gün önce Yalova’da katledilen polisleri hatırlayın hiç olmazsa. IŞİD insanlık suçu işlemeye devam ediyor IŞİD artıklarıyla beraber, farklı üniforma giyseler de aynı suçta bir ortaklık orada kendini var ediyor. Neden? Nedenini açıklayacak hiçbir mazeretiniz yok” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “SDG orada katliam yapıyor. SDG orada suç işliyor” dediğini anımsatan Temelli, “El insaf, SDG orada yok. SDG 10 Mart Mutabakatı’ndan sonra, 1 Nisan Anlaşması’yla çekildi bölgeden, orada SDG yok. Bir Dışişleri Bakanı dezenformasyon yapar mı, bir Dışişleri Bakanı bu gerçekleri saklamak için böyle bir açıklama yapar mı? Dışişleri Bakanı bunu yapıyor da Savunma Bakanı ne yapıyor? Savunma Bakanı diyor ki: ‘Orada Suriye ordusuna destek olacağız.’ Ya, orada bir Suriye ordusu yok, orada bir çete koalisyonu var. Yıllardır bu koalisyona destek ola ola Suriye’yi perişan ettiniz, Türkiye’yi perişan ettiniz, hâlâ bu çeteleri destekleyeceğinizi söylüyorsunuz. Birazcık ciddiyet, devlet ciddiyeti gerekir. Hiç, bu çetelerle iş tutan bir devlet olabilir mi, bu çetelere destek olacağını söyleyen bir açıklama olabilir mi? Kendinize gelin” ifadelerini kullandı.
Sezai Temelli, şunları söyledi: “Suriye’ye huzur lazımsa, güven lazımsa, Suriye’de bir devletin inşası gerekiyorsa o zaman doğru yerde durmak lazım; Suriye halklarının çıkarını, Suriye halklarının geleceğini düşünmek lazım. Kalkıp da çetelere destek olacak bir yerden hareketle Suriye’ye bir gelecek yaratmak mümkün olabilir mi? Olamaz. Bunu siz de biliyorsunuz ama takıntılarınız var, saplantılarınız var, kurtulamıyorsunuz. Kürt düşmanlığı saplantısından kendinizi çıkaramıyorsunuz. Kürtlerin ve Türklerin ortak tarihi, ortak geleceği, ortak hayatı bu kadar herkesçe kabul edilmiş ve bunun çabası içine girilmişken bu tür davranışlar aslında kabul edilebilir değildir. Bakın ‘Suriye’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir.’ diyor; evet, doğru. Suriye’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir ama bu güvenlik böyle sağlanmaz, bu güvenliğin yolu buradan geçmez. Bu güvenliğin yolu barıştan, demokrasiden, o güçlü ittifaklardan geçer. Bu ittifakları ancak orada gerçekten halkın temsilcileriyle var edebilirsiniz. Oraya oradan, buradan gelmiş çetelerle, ittifakla Suriye’ye bir gelecek inşa etmeniz mümkün mü? Mümkün değil.
Suriye halkları çok çekti, biz de çektik. İşte mülteci sorunu: Yerinden yurdundan edilmiş 5 milyondan fazla, 6 milyon neredeyse Suriyeli geleceğini kaydetti. Bu ülkede çektikleri acıları biliyoruz; bir de geldiler, bu ülkede onlara karşı bir de ırkçılık saldırısıyla karşı karşıya kaldılar ki onu şimdi konuşmak bile istemiyoruz. Dolayısıyla, insanlar yerinde, yurdundan barış içinde yaşasın istiyorsak gerçekten barışa dair çözümler üretmek zorundayız. Bırakın bu çete sevdasını, çetelerle iş tutarak yol alamazsınız. Bakın, Golan Tepeleri gitti, Suriye’de birçok yer daha gidecek. Neden gidecek?”




