Mahmut Alınak’a, 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında yaşamını yitiren Cizre Halk Meclisi Eş Başkanı Mehmet Tunç ve yeğeni Bêkes’e dair kaleme aldığı “Mehmet Tunç ve Bêkes” kitabı nedeniyle dava açılmıştı.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından ‘Cumhurbaşkanına hakaret ettiği” iddiasıyla verilen 1 yıl 2 ay hapis cezası Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından onandı.
Kararın kesinleşmesiyle birlikte İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Alınak’a infaz süreci için 10 gün içinde teslim olması yönünde tebligat gönderdi.
‘Yaşananların yazılması hakaret sayıldı’
Bir siyasetçi olarak 11. kez cezaevine gireceğini belirten Alınak, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Savcılık tebligatı gönderdi; birkaç gün içinde yeniden hapishanede olacağım. Ben bu kitapta hakaret etmedim, karanlık bir tuzağı yazdım. Kitap bu yüzden yasaklandı, yetmedi bir de ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla ceza verildi. Yani tek kitaba iki ayrı ceza… Yargı, kitapta Dicle Nehri üzerinde yüzen parçalanmış insan bedenlerini anlatmamı ‘hakaret’ saydı. Bedeni çürümesin diye buzdolabında saklanan Cemile Çağırga’yı, cenazesi günlerce sokakta bırakılan Taybet İnan’ı, babası öldüğü gün doğan Bêkes bebeği ve hendeklerde hayatını kaybeden yüzlerce insanı yazdım. Bunları yazmak hakaret sayıldı.”
‘Mesele özgürlükse gerisi teferruattır’
Teslim olmayacağını vurgulayan Alınak, “Mesele özgürlükse gerisi teferruattır. Cezaevi sadece bir mekân değişikliğidir; mücadele içeride de dışarıda da sürecektir. Siyasi projelerim birilerini rahatsız etti. Beni dört duvar arasına kapatıp susturmak istediler ancak makalelerim ve kitaplarım halkla buluşmaya, onları rahatsız etmeye devam edecek.” dedi. (MA)




