Suriye’de sermayenin rönesansı ve sendikalar
Ercüment Akdeniz 26 Şubat 2026

Suriye’de sermayenin rönesansı ve sendikalar

Suriye’nin geleceğ, daha çok jeopolitik dengeler, uluslararası ve siyasi ilişkiler boyutuyla gündemde. Oysa sahada ekonomik, sosyal ve sınıfsal bakımdan önemli gelişmeler yaşanıyor. İlk etabı 400 milyar dolar olmak üzere büyük ekonomik yatırım hamlesi beklenti dâhilinde. Suriye sadece devletlerin değil uluslararası şirketlerin de odaklandığı bir pazar artık. Sezar yaptırımlarının esnetilmesi yerli ve çok uluslu şirketlerin iştahını kabartıyor. Çeşitli ülkelerden iş insanları (patronlar), şirket temsilcileri, CEO’lar; ekonomi, ticaret ve enerji bakanları, bürokratlar Şam havalimanını mesken eylediler bile. Kurulacak fabrikalar, işletmeler, inşaat sahaları ve yatırımlar öncesinde çeşitli fuarlar, çalışma atölyeleri, çalıştaylar düzenleniyor.

Suriye burjuvazisi ve yerli finans sahipleri de boş durmuyor. “Suriye rönesansı” sloganı etrafında buluşan sermaye çevreleri birçok sektörü masaya yatırıyor. Kalkınma stratejileri oluşturmaya çalışıyorlar. Risk ve imkânlar birlikte ele alınıyor. Ekonomik rönesansın bir ayağını da ucuz emek ve eğitimli işgücü piyasası oluşturuyor. Suriye’de daha çok devlet çalışanları içinde üyesi olan ve bürokratik yapıyla anılan sendikalar ise Suriye savaşının ağır tahribatı sonrasında yeniden boy vermeye çalışıyorlar: ve fakat sermayenin rönesans programına entegre olarak.

Uluslararası şirketlere çağrı: NASTEX 2026

Şam’da 1954’den beri düzenlenen Uluslararası Tekstil Fuarı iç savaş yıllarında kesintiye uğramıştı. Sezar yaptırımlarının esnetilmesiyle birlikte Şam tekstil fuarı yeniden canlanıyor. Başkent Şam’da 1 ve 4 Nisan tarihleri büyük tekstil fuarı yapılacak. “Nastex 2026” logosuyla fuar lansmanı yapıldı.

Projenin en önemli isimlerinden Fadi El Ahmed burada bir konuşma yaptı ve tekstil sektörünü “gömülü bırakılmaması gereken beyaz altın”a benzetti.  Devamında “Medeniyetler kılıç ve iplikle inşa edilir” dedi. Şam, diğer adıyla Damascus. Fuar vizyonu “Damask” köküne atıf yaparak “Haritadan önce iplik gelir” temasına yer verdi.  Ayrıca kumaş ve iplikte Halep’in önemine değinildi.

Fadi El Ahmed Suriye’yi devasa küresel pazarın köklü bir parçası olarak tanımlıyor. Sunduğu verilere göre;  tekstil sektörünün değeri 2020 yılında 2 trilyon dolara ulaşmış. Sekiz yıl içinde bu rakamın 4 trilyon doları aşması bekleniyor. Suriye’nin bu pazarda etkili bir paya sahip olması gerektiğini vurgulayan El Ahmed hedefi de şu şekilde açıklıyor:  “Tekstil sektörünün GSYİH’ye katkısı için hedeflenen değer 28 milyar dolardır. Bu Pazar 800 bin doğrudan ve dolaylı iş fırsatı sunmaktadır”.

Nastex 2026 için kurulan internet sitesinde başvurucu ülke sayısı 45 iken katılımcı sayısı şimdiden 600’e ulaşmış görünüyor. Fuara kadar sayının artması muhtemel. Sektörün öngördüğü yatırım stratejisi ise 4 başlıkta sunuluyor:

  • Kamu ve özel sektörleri bir araya getirmek.
  • Ortak veya finansmana ihtiyaç duyan fabrikaları sergilemek.
  • Faaliyeti durmuş fabrikaları canlandırmak.
  • Uzun vadeli sözleşmeler ve ortaklıklar kurmak.

Başlıklardan da görüldüğü üzere, Suriye’nin yeniden inşası Suriye’de kapitalizmin yeniden inşasıyla el ele yürüyor. Sektör özellikle Çin, Türkiye ve Bangladeş modellerine odaklanıyor. Zira “işgücü eğitimi” ve “düşük işletme maliyetleri” Suriye sahasını da cezbediyor. Fuar organizasyonunun arkasında GrowFast bulunuyor. Ki bu ajans Çin ile işbirliği halinde tecrübe biriktiren Arap sermayesini ifade ediyor. Batılı şirketleri yadsımamakla birlikte Çin kapitalizmi Suriye pazarına hızlı ve etkin bir giriş yapıyor.

Kadın işgücüne duyulan ihtiyaç

Ekonomi ve Sanayi Bakanı Dr. Muhammed Nidal El-Şaar’ın fuar üzerine konuşması da hayli ilginç. Suriye hükümetinin ekonomi politikalarını; dışa açılma, yatırımı teşvik etme ve uluslararası ortaklıklar kurma temelinde yeniden şekillendirmeye çalıştıklarını söylüyor. Sanayi bölgeleri ve lojistik limanlar kurmak, pamuk tarlalarını canlandırmak ve verimliliği artırmak bu politikanın parametreleri olarak sunuluyor.

Yurt dışındaki sanayicilere geri dönme çağrısı da yapan Bakan, işgücü piyasası açığını da ihmal etmiyor. El Şaar’ın özellikle kadın işgücüne vurgu yapması önemli. Bu yaklaşım, kadın hakları tartışmasının gölgesinde Suriyeli kadınların nasıl bir hızla işçileşeceklerinin de göstergesi.

Türk-Suriyeli ortaklı şirketler

Suriye sahasında yaşanan yeni ekonomik arayışlar Türkiye’de yapılan anket çalışmalarını hatırlattı. Nitekim, UNCHR (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği) İstanbul ofisi himayesinde; Suriye Diyalog Merkezi ile SİAD (Türkiye’deki Suriyeli İş Adamları Derneği) ortaklaşa bir rapor yayınlamıştı. Buna göre Türkiye’de 15.437 lisanslı Suriyeli şirket vardı. Bunların bir bölümü Türk şirketlerle ortak. Geçici Şam yönetimi ve Suriye sermayesi bu şirketlere hem geri dönme hem de ortak iş yapma çağrısı yapıyor. Elbette geri dönenlerin bir bölümü yanlarında işçileri de getirmiş olacak. Peki, ülkesine dönecek Suriyeli işçilerin çalışma koşulları ne olacak? Buna dair herhangi bir bilgi sunulmuyor.

Rapordaki verilere göre Suriye’ye havale ücretleri de epey yüksek. 200 dolar başına 36 dolar fahiş düzeyde havale kesintisi söz konusu. Bu nedenle ve aracılar yoluyla kayıt dışı para transferi tercih ediliyor. Yurt dışında çalışan göçmen işçi havaleleri de aynı sorunu yaşıyor. Kısacası, sermaye çevreleri ve finans sektörü havale sistemini hem kolaylaştırmak hem de denetim altına almak istiyor.

Türkiye’de hükümetin Suriye’ye ilgisi elbette jeopolitik durumla sınırlı değil. Örneğin Ticaret Bakanlığı öncülüğünde ve Ağustos 2025’te düzenlenen Şam’daki fuarda 33 stant açılmış.  Dolayısıyla inşaattan enerjiye, tekstilden hammadde üretimine kadar Türkiye’deki şirketler Suriye pazarına hızlı girmek istiyor. Bu girişimin Nastex fuarına yansıması da sürpriz olmaz. Türkiye’de çalışan Suriyeli işçiler ise yeni yatırım hamlesinin yedek iş gücü potansiyeli olarak bir kenarda duruyor.

Peki ya sendikalar?

Kısa bir arşiv taraması yaptığımda şunu gördüm: İç savaş öncesinde yani 2011 yılında Suriye Sendikalar Konfederasyonu GFTU ile DİSK bir araya gelmiş. O zaman GFTU’nun 1 milyon 250 bin kadar üyesi varmış. Şimdi dağılmış ve daha küçük sendikalar konfederasyonu olmalılar.

Son bir yılda Suriyeli sendikalar ile Hak-iş, Türk iş ve Memur Sen buluşmaları gerçekleşmiş. İLO kimi zaman Suriyeli, Ortadoğulu ve Türkiyeli sendikaları bir araya getirmiş. Fakat gerek Suriye’ye geri dönen işçiler gerekse Türkiye’de çalışan Suriyeli işçilerin örgütlenmesi üzerine ciddi bir stratejiden söz etmek mümkün değil.

Bu arada Suriye Genel İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Fevvaz El Ahmed ile Kuveyt İşçi Sendikaları Federasyonu Genel Sekreteri Nasır El Azmi 4 Ocak’ta buluşmuşlar. Gündem 16 Ekim’de yapılacak uluslararası işçi konferansıymış.

Uluslararası kapitalizm “sosyal diyalog” adına göstermelik sendikal sahneler kurabilir. Asıl olan ise işçilerin örgütlenmesi ve mücadeleci bir sendikacılığın doğuşu. Suriye’nin yeniden inşası ve bölgenin dizaynında işçiler kendi rönesansını yapabilecek mi, bunu elbette yakın tarih gösterecek.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.