Bundan bir yıl önce Şam yönetimine bağlı gruplar Suriye’nin sahilindeki kentlerde katliam gerçekleştirdi.
Alevi toplumuna yönelik katliamların birinci yıl dönümü yaklaşırken, Suriye’deki azınlıkların maruz kaldığı ihlaller yeniden gündemde.
Bu dönem, Suriye’de çatışmanın başlamasından bu yana en kanlı süreçlerden biri olarak nitelendiriliyor.
Esad rejiminin devrilmesinin ardından birçok bölge kısa sürede şiddetin sahasına dönüştü.
Saldırıların ilk hedeflerinden biri de Alevilerdi.
Birçok kişi “rejim kalıntısı” oldukları iddiasıyla katledildi.
Zamanla şiddet yalnızca Alevilerle sınırlı kalmadı; Hristiyanlar ve Dürziler de hedef haline geldi.
Farklı bölgelerde başlayan saldırılar daha sonra Süveyda’daki Dürzilere ve ardından Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürtlere kadar uzandı.
‘Eşi görülmemiş bir mezhepsel şiddet dönemi’
Nujinha’nın haberine göre Süveydalı Amal Ghanem, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek bunları “eşi görülmemiş bir mezhepsel şiddet dönemi” olarak tanımladı. Amel Ghanem, hedef almanın önce Alevilerle başladığını, ardından Dürziler, Hristiyanlar ve Kürtlere yayıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“HTŞ’nin Suriye’de iktidarı ele geçirmesinden sonra ülke bir kan sahasına dönüştü. Birçok Alevi ‘rejim kalıntısı’ oldukları gerekçesiyle öldürüldü.”
Azınlıkların anayasal düzenlemeler talep ettiğini ancak bu taleplerin diyalog yerine şiddetle karşılandığını söyleyen Amel Ghanem, “Başlangıçta bu ülkenin bir parçası olarak anayasanın değiştirilmesini istedik, fakat buna verilen yanıt cinayetler oldu ve mezhepsel şiddet dalgası böyle başladı” dedi.
‘Şiddet günlük hayatın parçası haline geldi’
Rabia el-Metni ise Suriye sahilinde güvenlik ihlallerinin hala sürdüğünü ve çatışmaların başından bu yana ihlallerin hiç durmadığını söyledi.
“Elimizdeki durumun geçici olduğunu düşünmüştük, fakat şiddet devam etti ve daha da ağırlaştı. Tecavüzler, cinayetler ve korku günlük hayatımızın parçası haline geldi” diyen Rabia el Metni, sahilde yaşananların Süveyda’ya da sıçradığını ve bölgede neredeyse her gün ihlaller yaşandığını ifade etti.
Rabia el Metni’ye göre aileler sürekli tehdit altında yaşıyor ve güvenlik sorunları nedeniyle okullar işlevini yerine getiremiyor.
Rabia el Metni, “Yeni nesli yok etmek istiyorlar. Artık ne okullarımız kaldı ne de güvenliğimiz. Azınlıklar olarak birbirimize daha fazla kenetleniyoruz çünkü yaşadıklarımıza tek başımıza dayanamayız” ifadelerini kullandı.
‘1400’den fazla kişi hayatını kaybetti’
Süveyda’ya bağlı Samii köyünden Sümeyye el-Yusuf ise Alevi toplumunu hedef alan sahil katliamlarının halk üzerinde derin bir etki bıraktığını belirtti. Sümeyye El-Yusuf’a göre olaylarda 1400’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Bu trajedinin azınlıklar arasındaki dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Sümeyye El-Yusuf, tüm toplumsal bileşenler arasında birlik çağrısı yaptı.
Sümeyye el Yusuf, “Bu tarih hafızamıza kazındı. Biz ‘azınlık’ kelimesiyle tanımlanmayı kabul etmiyoruz. Aleviler, Dürziler ve Hristiyanlar Suriye’nin ayrılmaz bir parçasıdır ve yüzlerce yıllık tarihinin de bir parçasıdır. Yüzyıllar boyunca birlikte uyum içinde yaşadık ve aramızda çatışma olmadı. Ancak son yaşananlar, bizi hedef alan teröre karşı birlikte durmamızı zorunlu kılıyor” dedi.



