Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş eski il Eşbaşkanı Muhlise Karagüzel, 9 Ağustos 2019’da gözaltına alındı.
Muhlise Karagüzel’e, çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyesi olmak” iddiasından 8 yıl 1 ay hapis cezası verildi.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde yer alan Muş Cezaevi’nin ardından Kayseri Bünyan Cezaevi’ne sevk edildi.
Kalp, diyabet, hipertansiyon, astım, bel ve boyun fıtığı gibi birçok hastalığı bulunan Muhlise Karagüzel, hastalıklarının ilerlemesinin ardından 4 Nisan 2023’te tedavi için Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi.
Burada tedavisi devam ederken birçok defa kalp krizi geçiren Muhlise Karagüzel’in tahliyesi için sağlık raporu istendiği Kayseri Adli Tıp Kurumu (ATK) “Cezaevinde kalamaz” raporu, İstanbul ATK ise “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi.
Kayseri ve İstanbul ATK’nin farklı raporlar verdiği Muhlise Karagüzel 26 Ocak 2024’te İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Aynı yılın 16 Şubat’ın da açık kalp ameliyatı olan Muhlise Karagüzel’in tahliyesi yönünde başvuru yapıldı. Muhlise Karagüzel’in infazı başvuru üzerine 2 defa 3’er ay süreyle ertelendi. 3’üncü defa yapılan infaz erteleme başvurusunun reddedilmesi üzerine bir yıla yakın cezasızın infazı gerekçesiyle yeniden tutuklanan Muhlise Karagüzel, infazını tamamlamasının ardından 28 Kasım’da tahliye edildi.
‘Ayırımcılığa maruz kaldım’
Tahliyesinin ardından Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtlayan Muhlise Karagüzel, Kayseri’deki Bünyan Cezaevi’nde olduğu dönemde 7 defa anjiyo olduğunu aktardı.
Kayseri’de hastaneye gidiş gelişlerinde yaşadığı zorluklara değinen Muhlise Karagüzel, hastaneye gitmek için verilen dilekçeye cevap gelene kadar hastane sevklerinin geciktiğinde dikkat çekti. “Cezaevinde kalamaz” raporu geldikten sonra tahliye edilmek yerine tedavi için istemi dışında İzmir Menemen Cezaevi’ne sevk edilen Muhlise Karagüzel, orada bir yıl tek kişilik hücrede kaldığını belirtti.
Sevk edildiği Menemen Cezaevi’nde, ceza verilmesine gerekçe yapılan “suçlama” üzerinden ayrımcılığa, baskıya maruz kaldığını ifade eden Muhlise Karagüzel, orada görevlilerin ismini kullanmadığını kendisine “terör” diye hitap edildiğini ifade etti.
Özellikle cezaevine ilk götürüldüğünde çok fazla hakarete ve iki gardiyanın baskısına maruz kaldığını, eşyalarının etrafa fırlatıldığını belirten Muhlise Karagüzel, “Her şeyde bir baskı vardı. Mesela ben rahatsızım. Orada hasta bakıcılar var. Haftada iki sefer koğuşları temizliyorlardı, benimkini temizlemiyorlardı. ‘Niye benim odamı temizlemiyorsunuz’ diye sordum. ‘Seninkini yapmayacağız, bize öyle söylendi’ dediler. Bu ayrımcılığı yapmamaları gerektiğini söyledim. Sırf görüşümden dolayı böyle yapıyorlardı. Başgardiyan geldi, ‘Ben yapmayın dedim, sen yataklık değilsin’ dedi. Ben de, ‘Neye dayanarak bunu bana söylüyorsun? Benim hastalığım var. Beni ne diye buraya gönderdiler? Burada tedavi edileyim diye. Bu yaptığın doğru değil’ dedim. ‘Bence doğru’ dedi” diye konuştu.
Hastaneye sevk sırasında yaşadıklarını anlattı
Hastaneye sevk sırasında da çeşitli problemler yaşadığını ifade eden Muhlise Karagüzel, kimi zaman durumunun çok acil olduğunu fakat “Asker yok” denilerek veya başka türlü bahanelerle sevkinin geciktirildiğini kaydetti. Hastalığı için birçok milletvekilin, avukatın tahliye talebinde bulunulduğunu hatırlatan Muhlise Karagüzel, siyasi görüşünden kaynaklı hastalığının göz önünde bulundurulmadığına dikkat çekti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin herkesi çok sevindiren bir süreç olduğunu kaydeden Muhlise Karagüzel, “Ben bir anneyim, bir Barış Annesi’yim. Barışı en çok isteyen annelerdir. Artık anneler ağlamasın. Keşke 20 yıl önce bu sürece el atılsaydı. Ama barış için nereden dönsen tabii ki iyidir. Umudumuz da var, yok değil, inşallah artık hiçbir anne ağlamaz” ifadelerini kullandı.
Süreçle birlikte bütün hasta tutukluların serbest bırakılması ve ceza alan tüm tutukluların cezalarının kaldırılması gerektiğini söyleyen Muhlise Karagüzel, “Bütün cezaevleri boşaltılsın. Bütün hasta tutuklular bırakılsın. Ağır ceza alanların cezaları kalksın. Yani cezaevleri kapansın. Adım atılacak ki bir inancın bir güvenin de olsun” diye belirtti.
‘Barışı göreceğiz’
‘Geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder’i de anan Muhlise Karagüzel, “Ne kadar mücadele ediyordu, barışı ne kadar istiyordu. Gidişi bizi çok çok üzdü. Onu kaybettik ama İnşallah onun şahsında barış sağlanacak. Hepimiz barışı göreceğiz. Artık silahlar değil de kalemler oynasın. Kalemle siyaset yapılsın. Êdî bese. Acı çekenler, çok çekti. Artık kimse acı çekmesin. Hep birlikte elimizi bu taşın altına koyalım. Barış için elimizden geleni ardımıza koymayalım” şeklinde konuştu.
Annelere duyarlılık çağrısında bulunan Muhlise Karagüzel, şunları söyledi:
“Benim için asker annesi de gerilla annesi de polis annesi da aynı. Bütün halkın anneleri, bütün anneler aynı. El ele verelim. Bu süreçte elimizi taşın altına koyalım. İnşallah çok güzel şeyler olur. En çok bu barışı isteyen kadın arkadaşlardır, annelerdir. Çünkü yüreği yanan annelerdir. Hiçbir anne artık yanmasın, ağlamasın.”
Cezaevinden çok buruk çıktığını dile getiren Muhsine Karagüzel, “Çünkü hem yoldaşlarımı hem yavrularımı içeride bıraktım. Aman bu da bizim bir gerçekliğimiz. Başaracağız. Dışarıdakiler, içeridekiler, sürgündekiler, halkımızla el ele vereceğiz, bu barışı sağlayacağız. Umudumu hiçbir zaman kesmeyeceğim” dedi. (MA)



