Taş atsan camına değer ama bir tas su verilemiyor

Taş atsan camına değer ama bir tas su verilemiyor
  • Yayınlanma: 2 Şubat 2026 16:36
  • Güncellenme: 2 Şubat 2026 16:52

Ayşe Newroz Oyman 

Kobani Kürtler için cirminden çok daha etkili bir alandır. Kobani demek, dünyaya çöken IŞİD karanlığından kurtuluşun ilk adımıdır. Kobani demek, Kürtler açısından, direniş, mücadele, birlik, beraberlik, varlık, ortak ruhtur. Nüfusu, yüzölçümü değil, özgül ağırlığı büyüktür.  Normal şartlarda 200 bin nüfusu olan Kobani, Halep’in Eşrefiye ve Şexmaksut, Rakka, Tabqa ve Haseke’ye HTŞ’nin saldırılarının ardından yaklaşık 600 bine ulaştı. 18 Ocak’tan itibaren kuşatma altında.

Su ve elektrik olmadığı için halk hayati önemdeki ihtiyaçlarını da karşılamakta zorlanıyor. Kobani Suruç’un köylerine sıfır mesafesinde. 11 köyü sınırında. Taş atsan sınırın ötesindeki evin camına değer. Akşam seslensen sesin ulaşır. Zaten biri binxet (sınırın altı) diğeri serxet (sınırın üstü) diye anılır. Bazı köyler aynı adı taşır. Kalbi aynı atar aslında. Ama dokunamazsın arada duvarlar ve tel örgüler var. Karşısı aç ve susuz ama bir damla su ulaştırılamıyor. Bir parça ekmek gönderilemiyor.

Kobani’ye açılan Mürşitpınar Sınır Kapısı Suruç merkezden 10 km ötede. Ancak 2016 yılından itibaren kapalı. Günlerdir içinde hayati ihtiyaçların yer aldığı yardım TIR’ları ulaştırılamıyor.  Kuzey ve Doğu Suriye’de HTŞ’nin saldırıları ve çatışmaların artması ile sınırın bu tarafında da eylem ve etkinlikler arttı. Kalbi orada atanlar, sokağa çıktı, sınırları aşmak istedi. Suruç da hareketlendi. İlk dönemler 7 güvenlik kontrol noktası ile sınır kapısına yaklaşma engellendi. Köy çıkışındakilerini saymıyorum. Hareketli günlerde bütün sınır köylerine ayrıca kontrol noktaları kurularak, giriş çıkışlar kontrol altına alınıyor. Şimdi 6 kontrol noktasına indirilmiş.

Suruç Belediyesi ile Urfa Büyükşehir Belediyesi’ne ait kapıya bir kilometre mesafedeki Şah Süleyman Parkı’na (halk ve belediye Kobani parkı diyor) güvenlik güçlerinin kullandığı alana dönmüş. Sınır köylerinde yaşayanların gözü kulağı karşı tarafta ancak onlar da başka bir kuşatma altında. Giriş çıkışlar sürekli kontrol altında hatta Etmanek Köyü’ne girenlerin ikametine bakılıyor ve orada yaşamayanlara sorun çıkarılıyor.

Derya Rem/Jinnews

Köylüler: Canımızı siper ederiz

Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Ayten Kaya, günlerdir uyumadıklarını, doğru dürüst yemek yiyemediklerini söylüyor. Sınır köylerini tek tek ziyaret ettiklerini belirten Ayten Kaya, köylülerin tedirgin edildiğini, köyden çıktıktan sonra köylülerin “ne dediler, ne istiyorlar” diye sorguya çekildiğini ifade ediyor. Köylüler, savaş boyunca top seslerinin onlara da ulaştığını belirtiyor. Elektrik Tişrin Barajı’ndan karşılanıyor ve HTŞ’nin kontrolü altında olduğu için verilmiyor. Son günlerde birkaç saat verilmiş sadece. Fırınlar elektrikle çalıştığı için un var fakat ekmek pişiremiyorlar. Su kuyulardan elektrikle çekiliyor. Hastanelerde ilaç kalmamış, diyaliz, yoğun bakım gibi çoğu üniteleri kapatılmış durumda. Çocukların mama ihtiyacı var, çocuk bezi tükenmiş. Kadınların hijyenik ihtiyaçları olan ped market ve bakkallarda kalmamış. Çok kısıtlı akrabalarıyla konuşma fırsatı bulan köylüler, “Kobani’nin gözü kulağı burada. Buradan gelecek desteği ve yardımı bekliyorlar. Burada yapılan eylemler onlara moral oluyor. Bazen sesleri bile duyabiliyorlar. Bu dayanışmadan güç alıyorlar. 2014’te ev sahipliği yaptık, bugün de canımızı siper ederiz. ” diyor.

Derya Rem/ Jinnews

‘Çocukların öksürük şurubu bile yok’

İnsani yardım beklentisinin olduğunu söyleyen Suruç Belediyesi Eşbaşkanı Ayten Kaya durumu şöyle özetledi: “Kaymakamla görüştüm. Bari ilaç gönderelim, hasta çocuklar için bir öksürük şurubu bile yok. Ama kaymakam da merkeze yönlendiriyor. ‘Bir şey yapamayız’ diyorlar. İnsanlar ölüyor. Sınır Tanımayan Doktorlar geldi, ‘’Biz gidebiliriz’ diyorlar ama izin verilmiyor. İnsani koridor buradan açılmalı. Ne ekmek ne battaniye gönderebiliyoruz. Yardım toplama sıkıntımız yok. İnsanlarımız paylaşmaya hazır, biz kendimize yeteriz ama önümüze engel oluşturmasınlar. Vicdani sorumluluktur. Yediğimiz yemek boğazımızdan geçmiyor. Kobani-Suruç aynıdır. Biz aynıyız. Bu sınırları biz koymadık. Kalbimiz aynı, fikrimiz aynı.”

Anlaşma sağlanmasıyla Kobani’nin neden gündemden düşmediği merak edilebilir ancak saha görünen gibi olmuyor. Henüz Kobani etrafındaki kuşatma kaldırılmamış. Kuşatma kaldırılsa bile Tışrin Barajı geçmiş çatışmalardan dolayı hasar görmüş ve tam teşekküllü çalışmıyor. Coğrafi olarak da etrafında Kürt kentleri yok. Geçiş sadece Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı askeri güçler olan HTŞ’nin kontrol noktalarından olabiliyor. Ve yardım gönderenler, onlara teslim etmek istemiyor. O kadar dolandırmak yerine direkt kendi sınırından göndermek istiyor. Hatta devlet yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçmesi halinde Kızılay eliyle de dağıtılabileceği belirtiliyor. Sınırın bir adım ötesine hayati ihtiyaçları karşılayacak yardım göndermek bu kadar zor olmamalı.