TBMM’de siyaset ‘yeşilleniyor’
Mehmet Horuş 12 Ocak 2026

TBMM’de siyaset ‘yeşilleniyor’

TBMM’deki 12 muhalefet partisi ile Toprağımızı Vermiyoruz kampanyası önümüzdeki dönemde dayanışma ve ortak mücadele kararı aldı. Avrupa’da yeşil partiler sistem içine çekilip ekoloji mücadelesinde etkisizleşirken, Türkiye’de sağ ve sol partiler, doğal varlıklarımızı korumak için ekoloji örgütleriyle bir araya geldiler.

AKP-MHP iktidarı, inşaat, enerji ve maden sektörlerinin önünü açan ekolojik yıkım politikalarıyla yıllardır ülkeyi yönetiyor. Siyasal iktidar, TBMM’deki sayısal üstünlüğü sayesinde son yıllarda talan projelerine her türlü hukuksal bağışıklık sağlayacak düzenlemeleri yasalaştırdı. 2025 yılı boyunca TBMM gündeminin önemli bir bölümünü önce İklim Kanunu ve ardından çıkartılan 7554 sayılı Torba Yasa oluşturdu. 1 Ekim’de başlayan yeni yasama yılında ise Milli Parklar Kanunu, Çevre Kanunu, Kara Avcılığı Kanunu’nu kapsayan değişiklik teklifi TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’ndan geçirilerek Genel Kurul’a gönderildi. Doğal varlıklarımız üzerindeki koruma kalkanını kaldıracak bu yasa paketi görüşmelerinin, önümüzdeki hafta başlayacağı tahmin ediliyor.

TBMM’nin yoğun ekoloji mesaisinin 2026 yılında artarak süreceği görülüyor. Anayasa Mahkemesi’nin 7554 sayılı Torba Yasa için yürütmeyi durdurma kararı vermemesi, toplumsal mücadele alanında zor bir döneme işaret ediyor. 10 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve Akbelen Ormanı çevresindeki altı köyü kapsayan 679 adet parsel için alınan acele kamulaştırma kararı, şirketlerin vites yükselttiğini gösterdi. Bu gelişmeler, Meclis’teki muhalefetin gündemi ile yerel ekoloji mücadelelerini iç içe geçirdi. Böylece AKP/MHP iktidarına karşı ortak ve eş zamanlı bir mücadele zemini oluştu.

Torba Yasa’ya karşı yürütülen kampanya ve ardından 260 milletvekilinin imzasıyla Anayasa Mahkemesi’ne taşıması, bu birlikteliğin ilk somut adımı oldu. Eylül ayında şekillenen bu tabloda, ekoloji hareketlerinin tabanda kurduğu çoğulcu birlikteliklerin önemli bir rolü oldu. Ardından geniş bir siyasi yelpazede gerçekleştirilen Muğla Mitingi, toplumsal muhalefetin bütünü açısından moral ve motivasyon yarattı. Daha sonra Kasım ayında ekoloji örgütleri ile siyasi partiler ilk toplantılarını yaparak, AKP iktidarının sistematik hale getirdiği ekolojik yıkım ve iklim politikalarına karşı kalıcı işbirliği ve dayanışma kararı aldı. Bu aşamada ortak bir platform oluştu; ancak heyetin çalışma yöntemi ve eylem planının netleştirilmesi bir sonraki toplantıya bırakıldı.

8 Ocak tarihinde gerçekleştirilen ikinci toplantıya 12 partiyi temsilen Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Akın, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve Yeni Yol Grubu Başkanvekili Selçuk Özdağ katıldı. Ekoloji örgütlerinden ise İklim Adaleti Koalisyonu, Tarım Orkam-Sen ve Kırsal Çevre ve Ormancılık Araştırmaları Derneği temsilcileri yer aldı. Toplantıda heyetin yapısı, işleyişi, karar alma usulleri belirlendi. Eylem programı, birlikte yapılacak çok iş olduğunu göstermesi yanında önümüzdeki dönemin çevre ve ekoloji mücadelesinde çok çetin geçeceğini ortaya koydu. Milli Parklar Kanunu teklifi, maden sahalarının ihalesiz olarak ruhsatlandırılması ve şirketlere tahsisi, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci ve Halkların İklim Zirvesi başlıkları ele alındı. Ayrıca hukuksal raporlar hazırlanması, hasar envanterlerinin çıkarılması, halk forumları, bölge mitingleri ve ortak kampanyalar düzenlemesi konularında uzlaşıldı.

Meclis’teki muhalefet ile ekoloji örgütleri arasında kurulan bu birliktelik, “memlekette güzel şeyler de oluyor” demenin ötesinde, ekoloji mücadelesi kadar siyaset alanında da yeni ve farklı kazanımlar sağlayabilir.  Ekolojik krize karşı mücadelenin, siyasetteki yerleşik sağ ve sol ayrımını yeniden düşünmeyi zorladığını ileri süren akımlar var. Şimdilik, ileriye bırakılmış bir not olarak buraya yazmış olalım.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.