The Economist’te yayımlanan bir analizde, Suriye’nin geçiş dönemi Başkanı Ahmed Şara’nın uluslararası alanda yürüttüğü diplomatik açılımın dikkat çekici olduğu ancak Irak’ın bu sürece mesafeli yaklaştığı belirtildi.
Dergi, Şara’nın Birleşmiş Milletler’de alkışlarla karşılandığını, New York’ta özel temaslarda bulunduğunu ve mayıs ayında Fransa Cumhurbaşkanı tarafından Paris’te sıcak biçimde ağırlandığını aktardı. Ancak Irak’ın bu diplomatik temaslara rağmen temkinli duruşunu koruduğu vurgulandı.
Analizde, Irak ile Suriye’nin tarihsel olarak doğal müttefikler olabileceği; Fırat Nehri boyunca uzanan, çok kültürlü yapıya ve köklü kentlere sahip iki ülke olduğu ifade edildi. Ancak pratikte ilişkilerin onlarca yıldır sorunlu olduğu hatırlatıldı.
Arap milliyetçisi Baas Partisi’nin iki ülke arasındaki ayrılığı kapatmak yerine derinleştirdiği, 1970’lerde Şam ve Bağdat’ta rakip Baas rejimlerinin iktidarda olduğu belirtildi.
Dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın Saddam Hüseyin ve çevresini “çete” olarak nitelendirdiği, Saddam’ın ise Suriye’yi ihanetle suçladığı aktarıldı. 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Beşar Esad’ın, ABD’yi yıpratmak amacıyla hapishanelerden serbest bıraktığı cihatçıları Irak’a gönderdiği de hatırlatıldı.
The Economist, Ahmed Şara’nın geçmişinin bu tarihi daha da karmaşık hale getirdiğini yazdı. Şara’nın bir dönem Irak’ta Amerikan güçlerine karşı cihat yürüttüğü ve beş yıl Irak hapishanelerinde kaldığı belirtildi. Şii çoğunluğa sahip Irak’ta ve İran’ın güçlü etkisinin hissedildiği siyasi ortamda, Şara’nın geçmişte cihatçı saflarda yer almasının kolay unutulmadığı ifade edildi.
Dergiye göre 2014’te selefi-cihatçı karakterli IŞİD’in yükselişi, Irak’ta İran destekli Şii milislerin güç kazanmasına yol açtı. Aradan geçen on yılı aşkın sürede bu silahlı yapıların birçoğunun Irak devlet aygıtına derin biçimde yerleştiği ve Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinde rol oynayan Sünni gruplara karşı sert tutumlarını sürdürdükleri kaydedildi. Suriyelilerin ise aynı milislerin Esad rejimiyle birlikte savaştığını unutmadığına dikkat çekildi.
Analizde, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin son yıllarda altyapı ve dijital hizmetler dahil olmak üzere kapsamlı kalkınma projeleri yürüttüğü, milisleri silahlı mücadele yerine ekonomik faaliyetlere yönlendirmeye çalıştığı belirtildi.
Ancak Şara’nın yükselişinin Bağdat’ta yeni bir değerlendirme sürecini tetiklediği ifade edildi. Bazı milislerin zayıflayan İran’dan mesafe alarak iç meşruiyetlerini “Sünni militanlara karşı koruyucu güç” söylemi üzerinden yeniden inşa etmeye çalışabileceği; bazı çevrelerin ise Irak nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan Sünnilerin Şara’nın başarısından etkilenmesinden endişe duyduğu aktarıldı.
Son gelişmelerin gerilimi artırdığı da kaydedildi. Bu ay Şam güçlerinin, Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bazı bölgelere girdiği, ABD’li yetkililerin ise bölgede tutulan ve “yüksek riskli” olarak tanımlanan 7 bine kadar IŞİD tutuklusunu Irak’a transfer etmeye başladığı belirtildi.
Irak’ta bu karara tepki gösterenler olduğu, ancak hükümetin uygulamanın geçici olduğunu ve olası kaçış riskine kıyasla daha güvenli bir seçenek sunduğunu savunduğu aktarıldı.
The Economist’e göre Şara’nın iktidara yükselişi Bağdat’ta ciddi bir tedirginlik yarattı. Irak istihbarat şefinin geçen ay Suriye’de 10 bin IŞİD savaşçısının serbest halde bulunduğunu iddia ettiği, bu sayının bir yıl önce 2 bin olarak açıklandığı hatırlatıldı.
Sudani’nin, Arap dünyasında Şara’yı resmi düzeyde ağırlamayan az sayıdaki liderden biri olduğu ve iki ülke arasındaki bir dönem geçirgen olan sınır boyunca 350 kilometrelik beton duvar inşa edildiği bilgisi paylaşıldı.
Dergi, Irak’ın Musul ve Felluce’de IŞİD’in bıraktığı yıkımın izlerini hâlâ taşıdığını vurgulayarak, Bağdat’taki birçok yetkilinin Batılı liderlerin Ahmed Şara ile verdiği görüntülerden rahatsızlık duyduğunu aktardı. Analizde bir Iraklı diplomatın, “Ona güvenilmiyor ve burada hoş karşılanmıyor” sözlerine yer verildi.




