Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum” buluşmasında bir araya geldi. Mem û Zin Düğün Salonu’nda yapılan buluşmaya yüzlerce kişi katıldı.
Buluşmada konuşan Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na değinerek şöyle dedi:
“Sayın Abdullah Öcalan, bir süreç başlattı. 27 Şubat’ta başlatmış olduğu sürecin neredeyse bir yılını geride bırakacağız. Sayın Öcalan’ın özgür yaşamı bu sürecin başarısı için son derece önemlidir ve şimdi devam etmekte olan sürecin ruhuna uygun olan da budur. Bu konuda önemli bir adımlar atılmasını bekliyoruz. Bugün İmralı heyetimiz şu an İmralı’da ve Sayın Öcalan’la bir görüşme gerçekleştiriyor. Bu görüşmede çeşitli istişareler olacak, çeşitli güncel değerlendirmeler de olacak. Sürece ilişkin de eminiz ki Sayın Öcalan’ın çok önemli mesajları olacak. Heyetimiz döndüğü zaman zaten bilgilerini kamuoyuyla hep beraber paylaşacağız.”
‘Kürt-Arap savaşı başlatılmak istendi’
Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine, orada yaşayan Kürtlere dönük gerçekleşen saldırılara değinen Tülay Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“Bu saldırılar halka Rojava topraklarına yayılmak istenen saldırı ikinci büyük komplodur. Bu saldırıyı başta Sayın Öcalan olmak üzere Rojava’daki özyönetim boşa düşürmüştür. Özellikle 6 Ocak’ta apaçık bir şekilde devreye konan senaryoda kalıcı bir Kürt-Arap savaşının bu coğrafyada başlatılması ve devam ettirilmesi istendi. Birçok kişi bize soruyor: Kimin ne işine yarayacak bu savaş? Bölgesel güçlerin işine yarayacak, bölgedeki gerici örgütlerin işine yarayacak, bölgede Rojava’da kazanılmış hakların geriletmesini sağlayacaktı.”
‘Özgürlük alanlarını kadınlara dar etmek istediler’
Bu süreçte bir komplonun boşa düşürüldüğünü vurgulayan Tülay Hatimoğulları, şunları kaydetti:
“Kadınların yaratmış olduğu eşit ve özgürlük alanlarını kadınlara dar etmek isteyeceklerdi. Fakat bu komployu başta Sayın Öcalan’ın İmralı’da müdahaleleriyle beraber ve Rojava’daki özyönetimin birçok yürüttüğü diplomatik görüşme ile birlikte ve aynı zamanda 7’den 70’e herkesin sokakta mahallesinde bir savunma çizgisini geliştirmesiyle boşa düşürülmüştür. Bizler, burada direnişe ses verdikçe, Rojava’ya sahip çıktıkça, Avrupa’daki ve diasporadaki bütün Kürtler ve dostları ayağa kalktıkça biz bu oyunu boşa düşürdük. Ama şunu bilmeliyiz ki, Sayın Öcalan’ın bu oyunun boşa düşürülmesinde yürütmüş olduğu çok önemli görüşmeler vardı. Ve biz buradan başta Sayın Öcalan olmak üzere Suriye’deki Rojava’daki özyönetime ve Federe Kürdistan Bölgesi’nden destek veren bütün her kesime Barzanilere, Talabanilere hepsine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir komplo bir kez daha boşa düşürülmüştür.”
‘SDG-Şam anlaşması son derece önemli bir pratik adımdır’
SDG-Şam arasından imzalanan 30 Ocak Anlaşması’na dönük kimi kesimlerin çok özel bir biçimde eleştirel yaklaşımlarına tanıklık ettiklerini söyleyen Tülay Hatimoğulları, bu eleştirilere dair şu değerlendirmeyi yaptı.
“Bu eleştiriler, doğru eleştiriler değil. Rojava’daki 30 Ocak Mutabakatı’nın sanki hiçbir şey kazanılmamış gibi ortaya fikirler atmaya kalkanlar oldu. Aynı şekilde ‘paradigma iflas etmiş, halkların kardeşliği diye bir şeye inanmamalıyız, kadın özgürlükçü anlayışa artık inanmamalıyız’ gibi bir anlayış bizim kabul edebileceğimiz bir anlayış değil. Uzunca bir süredir Kürt Özgürlük Hareketi’nin paradigmasına, DEM Parti’nin siyasi çizgisine ve Sayın Öcalan’ın bin bir emekle ve bedelle ortaya koymuş olduğu mücadeleye dil uzatanlar çıktı. Bunların çok çok önemli bir bölümü bu sosyal medya kullanıcılarında arkadaşlarımızın teknik olarak yaptığı bir çalışmada, önemli bir bölümünü fake hesap olduğu, bot hesap olduğunu cümle alem biliyor. Rojava’daki 30 Ocak Mutabakatı tam anlamıyla oradaki öz yönetimin bütün amaçlarını yerine getirdiği anlamına gelmeyebilir; ama son derece önemli kazanımlarla donanmış, son derece önemli adımlar atılmış. Ve bu mutabakatın sağlanmasıyla birlikte boğulmak istenen Rojava için atılmış son derece önemli bir pratik adımdır.”
‘Münih’teki bu fotoğrafın Türkiye’de verilmesini istiyoruz’
Münih Konferansı’na dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:
“Rojava’ya yönelik aşırı eleştirel yaklaşanlara dönüp, 3 gün devam eden Münih Konferansı’na bakmalarını tavsiye ediyorum. Münih Konferansı’nda 120 ülkenin katıldığı uluslararası konferansta ana gündemi belirleyen Kürt halkı oldu, Rojava yönetimi oldu, Suriye’den giden heyet oldu. Bu büyük bir diplomasi başarısıdır. Münih Konferansı’nda hepiniz gördünüz Mazlum Abdi ve İlham Ehmed dünya liderlerinden birçoğuyla bir araya geldiler ve çok önemli bir diplomatik adım atıldı. Münih’teki bu fotoğrafın Türkiye’de verilmesini istiyoruz. Diplomasi masası sadece Münih’te kurulmamalı. Kürtlerle diplomasi masası, Suriye’deki özyönetimin de dahil olduğu bir diplomasi masası Ankara’da mutlaka; ama mutlaka kurulmalıdır. Suriye’de yapılan kimi hatalar oldu, kimi açıklamalar oldu. Ümit ediyoruz ki bu yanlış açıklamalardan ciddi olarak geri dönülmüştür. Aynı hatalar Irak için yapılmamalıdır. Bakın Mahmur’a, Şengal’e parmak sallanmamalı. Oralar tehdit edilmemeli.”
Bölge barışı için inisiyatif alınacaksa stratejik bir barış anlaşmasının sağlanması gerektiğini belirten Hatimoğulları, “Barış Kürt halkıyla taktiksel değil, stratejik bir şekilde yürütülmelidir. Bu Suriye’de de, Türkiye’de de, Irak’ta da ve İran’daki Kürt halkıyla aynı çerçevede yol alınmalıdır” dedi.
‘Rapor her şeyi sihirli değnek gibi çözmeyecek’
Kürt meselesinin demokratik çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonun açıklayacağı rapora dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz bu dönem özellikle komisyonun bu raporunu son derece önemsiyoruz. Bu komisyonun raporu her şeyi bir sihirli değnekmişçesine çözmeyecek. 100 yıllık Kürt sorununu bir dakikada çözmeyecek. Hepimiz bunun farkındayız. Ama atılacak çeşitli somut adımlar için bu raporun sağlıklı bir şekilde çıkması da son derece önemlidir ve tarihidir. Komisyonun özellikle taslak halindeki basına sızan şekline baktığımızda özellikle terör kavramının çok kullanıldığını gördük. Ümit ediyoruz ki bugün yapılacak olan toplantıda Kürt sorununu artık bir terör parantezi içinde tanımlamaktan vazgeçerler. Çünkü Kürt sorunu bir terör sorunu değildir. Kürt sorunu sosyolojik, iktisadi, toplumsal bir sorundur ve siyasi bir sorundur. Bu çerçevede ele alınmalı, bu çerçevede çözülmelidir. Bir diğeri özellikle bu komisyonun raporundan beklentimiz somut olarak çıkacak özel yasa yani PKK’lileri kapsayacak özel yasanın nasıl bir kapsamda çıkacağına dair bize bir ön bilgi verecek. O yüzden bu yasanın kapsamlı çıkması ve gerçekten Kürt halkının ‘evet bu yasa bizim ihtiyaçlarımıza cevap verebiliyor’ duygusunu algısını yaratması gerekiyor. Yine bizim bu komisyondan beklediğimiz en önemli adımlar, TMK, TCK ve bunun yanı sıra İnfaz Yasası’ndaki değişiklilerdir.”
‘Umut hakkı son derece önemlidir’
Beklentilerinin hukuk, özgürlükler ve demokrasi olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu sürecin başarısının söylemden çıkması ve eyleme dönmesi gerekiyor. Bu nedenle de umut hakkı son derece önemlidir. Umut hakkı başta Sayın Abdullah Öcalan için olmak üzere birçok mahpus için önemli bir haktır ve çıkmalıdır. Türkiye’de sürecin başarısı için sadece söylem değil, eylemle de yüzümüzü İmralı’ya dönmeliyiz. Barış bize altın bir tepsiyle sunulmayacak. Barış Ankara’da yapılan görüşmelerle İran’da yapılan görüşmelerden ibaret değildir. Eğer biz güçlü olmak istiyorsak, masada diyaloğun başarısının yolu alanlarda, meydanlarda güçlü bir mücadeledir. Güçlü bir mücadele yürütürsek, güçlü bir örgütlükle ortaya çıkarsak bilin ki Sayın Öcalan’ın elini İmralı’da güçlendiririz.
DEM Parti’nin masadaki müzakeredeki elini o şekilde güçlendirebiliriz. Bugüne kadar 100 yılı aşkın bir zamandır Kürt halkı inkar edilmiştir. Yeni yüzyıl Kürt halkının çözüm yılı olmalıdır. Bir olmalıyız, beraber olmalıyız. Bize gerçekleşen saldırılara daha önce nasıl yanıt verdiysek bu dönemde de aynı şekilde yanıt vermeliyiz.”
Toplantı basına kapalı olarak devam etti. (MA)




