• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Tülay Hatimoğulları: ‘Öcalan’a başmüzakereci statüsü tanınsın’

Tülay Hatimoğulları: ‘Öcalan’a başmüzakereci statüsü tanınsın’

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis’te konuştu.

Tülay Hatimoğulları: ‘Öcalan’a başmüzakereci statüsü tanınsın’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 31 Mart 2026 12:52
  • Güncellenme: 31 Mart 2026 14:11

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis’te partisinin haftalık grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Newroz’a ve halkın katılımına işaret eden Tülay Hatimoğulları, milyonlarca kadın, genç ve yurttaşın bu katılım ile tarih yazdığını ifade etti. Tülay Hatimoğulları, “Bu sene Newroz Konya Kulu’dan Bursa’ya, Antalya’ya, Amed, Van ve Türkiye ve Kürdistan coğrafyasının dört bir yanında son derece güçlü geçti. Burada başta Kürt halkı olmak üzere bütün halklarımızın, işçilerin, emekçilerin, kadınların emeği gerçekten çok büyüktü” dedi.

‘Özgür çalışma koşulları sağlanmalı’

Newroz meydanlarından verilen mesajlara da işaret eden Tülay Hatimoğulları, “Bu Newroz, 27 Şubat ‘Asrın çağrısı’nın milyonlar tarafından sahiplenildiği, tarihi tanıklığın yapıldığı bir Newroz oldu. Bu Newroz ile milyonlar, demokratik, adil ve eşit bir düzenin kurucuları olduklarını gösterdiler. 2026 yılı Newrozu, büyük bir coşkuyla devlete ve iktidara milyonların tek bir ağızdan ilettiği 5 net mesajı içeriyordu. Yüzlerce Newroz meydanında milyonlarca insan, Sayın Öcalan’ın adı her geçtiğinde tek ses oldu, tek yürek oldu. Bu, Sayın Öcalan’a özgürlük mesajıydı. Bizler de buradan değerli halklarımızın bu mesajını parlamentodan bir kez daha tekrarlıyoruz. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü bu halk istiyor. Bizler istiyoruz. Özgür çalışabileceği koşullar mutlaka sağlanmalıdır” diye konuştu.

‘Barış sürecinin ikinci aşaması açıklansın’

Ortadoğu’daki savaşı hatırlatan Hatimoğulları süreç için yapılması gerekenleri söyledi: “Türkiye’de süreci zamana yaymak isteyen anlayış, süreci buradan okumak durumundadır. Bu sebeple iktidara milyonlar adına çağrımızdır: Barış sürecinin ikinci aşaması öngörülebilir, net ve şeffaf bir şekilde belirli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu, hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir.

‘AİHM kararları uygulansın’

Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar direnç göstermekten vazgeçmelidir. Bugün itibarıyla kayyum uygulaması, süreci zedelemekten başka ne anlam ifade ediyor? AİHM kararlarını hayata geçirmeyip hâlâ Figen Yüksekdağ’ı, Selahattin Demirtaş’ı, arkadaşlarını, Osman Kavala’yı ve Can Atalay’ı hapishanede tutmanın ne anlamı var? Artık ayak direyen, oyalayan tutumlardan ciddi biçimde vazgeçilmelidir.

Seksen altı milyonun geleceğine ve Orta Doğu’nun barış ve istikrarına katkı sağlayacak adımlar hızla atılmalıdır. Kürt meselesinin çözümünde yapılması gerekenlerle ilgili tereddütler bir kenara bırakılmalı, hızlı adımlar atılmalıdır. Orta Doğu’da kasırgalar eserken Türkiye’de barış, somut ve acil bir ihtiyaçtır. Türkiye’nin kendi iç barışını kurması ve demokratik bir toplumu inşa etmesi yalnızca bir iç mesele değildir; aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar açısından tarihsel öneme sahiptir.

Türkiye’nin önünü açacak, Orta Doğu’ya nefes aldıracak yol haritası bellidir. Parlamentonun acilen devreye girmesi gerekmektedir. Kapsayıcı, bütünlüklü bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalıdır. Sayın Öcalan’ın silahsızlanma ve demokratik entegrasyon sürecini sağlıklı yürütebilmesinin koşulları sağlanmalıdır. AİHM ve AYM kararları vakit geçirilmeden, amasız ve fakatsız uygulanmalıdır.

Hasta tutukluların durumu

Hasta ve yaşlı mahpusların toplumun vicdanını ne kadar yaraladığını hepimiz biliyoruz; bir an önce serbest bırakılmalıdırlar. Kayyumlar tarihe gömülmeli, seçilmişler Türkiye’nin her yanında görevlerini yargı sopası olmadan özgürce yapabilmelidir. Siyasal alanın genişletilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması bu sürecin vazgeçilmez bir parçasıdır. Özgür siyaset, demokratik uzlaşı ve evrensel haklara ilişkin güvenceler acilen sağlanmalıdır.

Reçete budur. Reçete bellidir ve yolu açıktır. İktidarı cesarete davet ediyoruz. Biz demokratik çözüm için elimizi değil, bütün bedenimizi taşın altına koymaya hazırız. Yeter ki bu topraklar onurlu barışla buluşsun. Yeter ki Kürt halkı özgürlüğüne, ana diline kavuşsun. Yeter ki halklarımız özgür olsun. Yeter ki Türkiye demokratik olsun.”

‘Öcalan’a başmüzakereci statüsü tanınsın’

Hatimoğulları toplantı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin Öcalan’ın statüsüne ilişkin soruya şöyle yanıt verdi. “Buradaki esas meselenin altını şöyle net olarak çizmek gerekiyor. Buradaki mesele bu statünün görüşmeci statüsünün ve başmüzakereci statüsünün tanımlanması. Sayın Öcalan bu müzakereleri yürütüyor. Bu herkesin malumu. Bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir resmi forma kavuşması, bir hukuki forma kavuşması asıl olan birincisi bu. İkincisi ise Sayın Öcalan Türkiye’deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı birçok kesimle görüşmek istiyor. Dolayısıyla bu görüşmelerin sağlanabilmesi, bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama. Bizim de tam da statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz bu iki ana şeydir.”

 

Ayrıntılar geliyor…