Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Ankara Garı önünde 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlemek istediği “Barış Hemen Şimdi” mitingine yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırının üzerinden 11 yıl geçti.
104 kişinin yaşamını yitirdiği ve bir çok yurttaşın yaralandığı katliamın aydınlatılmasına yönelik bir adım atılmazken, yaşamını yitirenler ve yaralı kurtulanlar için verilen adalet arayışı devam ediyor.
Katliamda yaralı kurtulan Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) eski Amed Şube Yöneticisi Şahin Çilingir, yaşananlara dair tanıklığını anlattı.
Aile ziyareti için gittiği Van’dan miting için Ankara’ya doğru yola çıkan Çilingir, o güne dair şunları söyledi:
“Ülkede yoğun bir çatışma ortamı vardı. Bağlı olduğumuz KESK Konfederasyonu bu sürece katkı sunmak adına Ankara’da bir miting düzenleme kararı aldı. Ben o dönem Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası Amed Şube yönetiminde yer alıyordum. 10 Ekim mitingine giderken Van’dan 5 otobüs kalktı. Ankara güzergahına gidinceye kadar, daha önce hiç karşılaşmadığımız bir şeyle karşılaştım. Arabalarımız hiçbir noktada durdurulmadı, arama yapılmadı, kontrollerden geçmedik. Arkadaşlar arasında bu durum espri konusu dahi oldu. Aslında kontrollerin olmaması hiç hayra alamet değildi. Miting alanına gittiğimizde van’dan gelen grubun yanındaydım, sonradan Amed grubunun yanına geçmek için oradan ayrıldım.”

‘Arkadaşı beni kurtardı ama kendisi öldü’
Miting alanında arkadaşıyla sarıldığı anda saldırının gerçekleştiğini aktaran Çilingir, şöyle devam etti:
“Aynı sendikada olan yoldaşlarımın yanına gittim. Arkadaşım İbrahim vardı, yanında da ilkokula giden oğlu Veysel vardı. Oğlu kucağındaydı. Bende onların yanına gittim. İbrahim bana sarılmak için oğlu Veysel’i kucağından indirdi. İbrahim ile sarılırken bir ses yükseldi. Bu ses bomba sesiydi. Önce anlamadık. Sonra alandan bağrışmalar geldi. Ali Kitapçı arkadaşın sesi yükseldi. ‘Allah belanızı versin’ diye hiç unutamadığım bir ses oldu. İlk patlamada 14 arkadaşım yaşamını yitirdi. İkinci bomba patladığında bomba ile aramızda 1 buçuk metre vardı. Patlamanın etkisi ile şoka girdim. Bugün hayatta isem İbrahim sayesindedir. Çünkü İbrahim ile o esnada sarıldığımız için, İbrahim üzerime düşmüş ve bana kalkan olmuştu. Bütün parçalar İbrahim’e denk gelmişti. Arkadaşım beni kurtardı ama kendisi öldü.”
Alanda 2 saat bekletildi
Alanda iki saat boyunca bekletildiğini söyleyen Çilingir, “Bilincim yerine geldiğinde, parmaklarımı oynatım ve vücudumu kontrol ettim. Üzerimde insan uzuvları vardı. O an uzuv parçaları bana mı ait, yoksa başkasına mı ait olduğunu bilemedim. Birkaç saniye sonra oturmak için yerimden oynadım. Sonra gördüm ki vücuduma 28 tane şarapnel parçası isabet etmiş. Bu parçalar bende kalıcı hasarlar bıraktı. Elbette yaşamını yitiren ve ağır yaralanan yoldaşlarımın yanında benim yaralarımın lafı bile olmaz. Yıllarca aynı çatı altında çalıştığım, aynı yemekleri yediğim yoldaşlarımı bu şekilde görmek dünyanın en büyük acısıydı” dedi.
Tedavisi devam ediyor
Çilingir, devamla şunları söyledi:
“Saat 10.04’te hemen alana polisler girdi. Yaralılara ve onlara yardım etmek isteyenlere gaz sıktılar. Bizler hem yaralı hem de gazın kokusundan dolayı baygınlık geçirecek duruma geldik. Ben elimdeki mont ile kafamı kapattım. ‘Size bu emri kim verdi, durun’ diyen amirlerine bile gaz sıktılar. Bizim içimizde KOAH ve astımı olan arkadaşlar ölecek duruma geldiler. Alanda bulunan sağlık öğrencileri canla başla yaralılara müdahale etmeye çalışıyorlar, fakat polis gazla onları engellemeye çalışıyordu. Ben saat 10.04’te yaralıydım. Onlar beni saat 12.00’ da hastaneye kaldırdılar. Tedavim hala devam ediyor.”
‘İnadına barış’
Katliama neden olan herkesin hesap vererek cezalandırılması gerektiğini dile getiren Çilingir, “Halen devam eden bir yargılanma süreci var. Sadece 16 kişi içerde, geri kalanların birçoğu ise kaçtı. Bu süreç halen devam ediyor. Benim kulaklarım hala duymuyor. Elbette yaşadığımız acının yanında bu hafif kalır. Orada gaz sıkılmaması gerekiyordu. Bunu yapan polisler hakkında şikayetçi olduk. Ankara Valiliği o zaman şikayetçi olmamıza izin vermedi. Ama davacıyız. O gün devlet yetkilileri neden görevini yapmadı? Ne vatandaşını, ne de sınırlarını korudu. Bizler davamızda ısrarcıyız. Bu ülkeye bir an evvel barış gelmeli. Bizler arkadaşlarımıza barış sözü verdik, barışı sağlanıncaya dek mücadele edeceğiz. Barıştan geri adım atmış değiliz. İnadına barış, inadına barış diyoruz” dedi.
Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreci sonuna kadar desteklediklerinin altını çizen Çilingir, “Bizler Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sonuna kadar destekliyoruz. İçinde barış olan her talebi de destekliyoruz. Bu süreçten beklentimiz, 10 Ekim Gar Katliamı davasının şeffaf bir şekilde yürütülmesidir. 10 Ekim mağdurları olarak, barış sürecini destekliyoruz” ifadelerini kullandı. (MA)




