21 insan hakları ve medya özgürlüğü kuruluşu Türkiye’de yaşanan erişim engeli ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalara karşı ortak bir çağrı paylaştı.
İktidara “Her türlü kısıtlamanın Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukukundan doğan yükümlülükleriyle tam uyumlu olmasını sağlamaya çağırıyoruz” ifadesinin yer aldığı çağrıda sosyal medya şirketleri için de bir dizi tavsiye yer aldı. Çağrıda ayrıca “Sosyal medya platformları, hükümetlerin uluslararası insan hakları hukukunu ve özellikle ifade özgürlüğü hakkını ihlal eden taleplerine yanıt verirken de bu sorumluluğu gözetmeli” dedi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
ARTICLE 19, İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve aşağıda imzası bulunan insan hakları ve medya özgürlüğü kuruluşları olarak, Türkiye’de son bir ayda internet sansürünün ciddi ölçüde artmasından derin kaygı duyuyoruz. Sosyal medya platformlarını insan hakları sorumluluklarını yerine getirmeye, bağımsız medyanın susturulmasına ve ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesine katkıda bulunmamak için derhal somut ve etkili adımlar atmaya çağırıyoruz. Türkiye hükümetini, ifade özgürlüğü hakkını ihlal eden erişim engeli kararlarına ve diğer kısıtlayıcı tedbirlere derhal son vermeye ve çevrimiçi içeriklere getirilen her türlü kısıtlamanın Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukukundan doğan yükümlülükleriyle tam uyumlu olmasını sağlamaya çağırıyoruz.
İFÖD, yalnızca Eylül 2026’da Türkiye makamları ve mahkemeleri tarafından, sosyal medya platformu X’te toplam 35 milyon takipçisi bulunan en az 1.270 hesaba erişim engeli getirilmesine karar verildiğini belgeledi. X, bu kararların en az yüzde 90’ına coğrafi erişim engeli uygulayarak, yani hesapları Türkiye’den görünmez kılarak uydu. Birçok durumda hesaplara, LGBTQ+ kişilerin haklarını savunan dernek ve aktivistlere yönelik devam eden geniş kapsamlı baskı ve operasyonlar kapsamında erişim engeli getirildi. Diğer durumlarda ise makam ve mahkemeler, ayrıntısını belirtmedikleri “millî güvenlik ve kamu düzeni” gerekçelerini öne sürdü.
X’in Türkiye’den görünmez kıldığı hesaplar arasında soL Haber ve Mezopotamya Ajansı gibi haber kuruluşlarının; Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) gibi hak örgütlerinin; Kaos GL ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu gibi LGBTQ+ ve kadın hakları örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci ve akademisyenin hesapları da bulunuyor.
X ayrıca İFÖD’ün ve derneğin kurucularından Yaman Akdeniz’in hesaplarını ve derneğin Türkiye’deki internet sansürünü izleyip belgeleyen EngelliWeb hesabını Türkiye’den görünmez kıldı. EngelliWeb hesabı, erişim kısıtlamalarına tabi tutulan internet sitelerinin, sosyal medya hesaplarının ve içeriklerin sivil toplum, gazeteciler ve kamuoyu tarafından takip edilebilmesinde kritik bir öneme sahip.
Türkiye’de hâlen yayın yapan en büyük ve en eski bağımsız haber kuruluşlarından biri olan T24’e erişim engeli getirilmesi özellikle kaygı verici. T24’ün internet sitesine ve 1,9 milyon takipçisi bulunan X hesabına, sitede yayımlanan 118 haberi dayanak gösteren bir mahkeme kararıyla 29 Eylül’de erişim engeli getirildi. Kararda, içeriklerin “Türk aile düzeninin bozulmasına ve Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik” olduğu ve “genç yaşta ve reşit olmayan bireylerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişim süreçlerini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte” olduğu iddia edildi.
Kararda, erişim engelinin gerekçesi olarak suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması gösteriliyor. Ancak söz konusu içeriklerin bu iki amaç açısından nasıl bir tehdit oluşturduğu ya da haber sitesinin ve sosyal medya hesabının tamamına erişimin engellenmesinin neden gerekli ve orantılı olduğu açıklanmıyor. Söz konusu internet sitesine 30 Eylül’den bu yana Türkiye’den erişilemiyor. T24, hesabına getirilen erişim engelini aşmak için X kullanıcı adını değiştirdi; bu hesaba da başka bir kararla erişim engeli getirilince kullanıcı adını bir kez daha değiştirdi. İnsan haklarına odaklanan bir diğer çevrimiçi haber kuruluşu olan Bianet de 400 bin takipçili hesabına erişim engeli getirilmesinin ardından sansürü aşmak için X kullanıcı adını değiştirdi.
T24’e erişim engeli getiren mahkeme kararı, LGBTQ+ kişilerin haklarını savunan aktivistleri, dernekleri ve bir gazeteciyi hedef alan “Ailem güvende” operasyonu çerçevesinde verildi. En az 96 kuruluş ve kişinin internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına da aynı gerekçelerle erişim engeli getirildi.
Erişim engellerinin çoğu X’teki hesaplara yönelik olsa da Meta da aynı operasyon kapsamında Kısa Dalga, Kaos GL ve Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin de aralarında bulunduğu çeşitli medya ve sivil toplum kuruluşlarının Instagram ve Facebook hesaplarını Türkiye’den görünmez kıldı.
Türkiye’de İnternet Kanunu’nun 8/A maddesi uzun süredir kötüye kullanılıyor
Eylül ve ekim aylarında verilen erişim engeli kararlarının çoğu Türkiye’nin İnternet Kanunu’nun 8/A maddesine dayandırıldı. Yürürlüğe girdiği 2015 yılından bu yana internet sansürünün bir aracı olarak kullanılan 8/A maddesi, millî güvenliği veya kamu düzenini tehdit ettiği ya da maddede sayılan diğer gerekçeler bakımından risk oluşturduğu değerlendirilen çevrimiçi içeriklerin, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yürütmenin kararıyla kaldırılmasına veya bunlara erişimin engellenmesine izin veriyor. Bu kararlar, bunları incelemekle görevli sulh ceza hâkimliğinin onayına tabi.
Bu maddeye dayanılarak getirilen başlıca erişim engelleri arasında, 2017’de Wikipedia’ya getirilen ve iki buçuk yıl süren erişim engeli ile 2023’te Ekşi Sözlük’e getirilen ve bir yıl süren erişim engeli yer alıyor. Her iki siteye erişim, Anayasa Mahkemesi’nin sitelerin tamamına erişimin engellenmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermesinin ardından yeniden sağlandı. Güvencelerin ve bağımsız denetimin yetersiz kaldığı, etkilenenlerin hak arama imkânlarının ise sınırlı olduğu bir ortamda, 8/A maddesi 2025’ten itibaren çok daha yoğun kullanılmaya başladı. Anayasa Mahkemesi, 2023’ten beri 8/A maddesi kapsamındaki kısıtlamalara ilişkin yeni bir karar vermedi.
Sansürü genişletmeye yönelik kaygı verici gelişmeler
Bu baskının hafifleyeceğine dair hiçbir işaret yok. Aksine hükümet, internet sansürünü hızlandırmak ve merkezîleştirmek için yeni önlemler alıyor.
31 Temmuz’da 7590 sayılı Kanun ile İnternet Kanunu kapsamında daha önce Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) kullandığı yetkiler Siber Güvenlik Başkanlığı’na devredildi. Bunlar arasında, Cumhurbaşkanlığı’nın veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine 8/A maddesine dayanarak internet sitelerine erişim engeli getirme yetkisi de bulunuyor. Bu yetki devri endişe verici. Doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olan Siber Güvenlik Başkanlığı, yürütmenin bilgi üzerindeki kontrolünü pekiştiriyor ve Türkiye’deki sansür rejiminin karargâhı işlevini görüyor.
Ayrıca Adalet Bakanı, 24 Eylül’de yeni “Dijital Ortam Güvenliği ve Dezenformasyonla Mücadele Büroları” kurulacağını açıkladı. Bu bürolarda uzmanlaşmış Cumhuriyet savcıları, “suç niteliğindeki dezenformasyon faaliyetleri” de dâhil olmak üzere “dijital mecralardaki suç içerikleri ve suça teşvik eden faaliyetler”i yakından izleyecek. Bu savcılar, içeriklere “daha hızlı” müdahale edebilmek için özellikle şüphelileri tespit etmek ve adli işlemleri başlatmakla görevlendiriliyor.
Sosyal medya platformları insan hakları sorumluluklarını yerine getirmek için acilen harekete geçmeli
Sosyal medya platformlarının tutumu, Türkiye’de internet sansürünün uygulanmasında temel bir rol oynuyor.
Eylül ve ekim aylarında hesap sahipleri, platformlardan yalnızca 8/A maddesi kapsamında hesaplarına Türkiye’den erişimin engellendiğini ve hesaplarının platform tarafından görünmez kılındığını belirten bir bildirim aldıklarını, maddenin neden veya nasıl uygulandığına ilişkin herhangi bir gerekçe ya da açıklama sunulmadığını belirtti. Bazıları, platformlardan defalarca talep etmelerine rağmen erişim engelinin dayanağı olan kararlara ulaşamadı.
Kararlara erişemeyen kullanıcılar, kısıtlamanın hukuki dayanağını inceleyemiyor; hatta itirazlarını hangi sulh ceza hâkimliğine sunacaklarını bile belirleyemiyor. Kullanıcıların kararlara ulaşabildiği durumlarda dahi, hesabın tamamına erişimin engellenmesine gerekçe olarak gösterilen somut içerik çoğu zaman kararlarda belirtilmiyor.
X de Meta da, eylül ve ekim aylarındaki sansür dalgaları karşısındaki tutumlarına ilişkin kamuoyuna açıklama yapmadı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, her iki platforma da gönderdiği yazılarla, Türkiye mahkemelerinin son dönemdeki erişim engeli kararlarını uygulamaları konusunda açıklama talep etti. Bu metnin yayım tarihi itibarıyla, iki platformdan da yanıt alınamadı.
BM İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkelerine göre şirketler, insan haklarına saygı gösterme sorumluluğu taşıyor. Bu sorumluluk, şirketlerin insan hakları üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktan veya bu tür etkilere katkıda bulunmaktan kaçınmasını ve faaliyetleri, ürünleri veya hizmetleriyle doğrudan bağlantılı ihlalleri gidermek için adım atmasını gerektiriyor. Sosyal medya platformları, hükümetlerin uluslararası insan hakları hukukunu ve özellikle ifade özgürlüğü hakkını ihlal eden taleplerine yanıt verirken de bu sorumluluğu gözetmeli.
Bu nedenle X’i, Meta’yı ve Türkiye makamlarının bu tür kararlarıyla karşılaşan diğer tüm platformları aşağıdaki tavsiyelere de uymaya çağırıyoruz:
8/A kapsamındaki keyfî taleplere uymaya direnin
● Türkiye makamları, söz konusu somut içeriği belirtip bu içeriğin yaşam ve mülkiyet hakları, millî güvenlik ve kamu düzeni, kamu sağlığı veya maddede sayılan diğer gerekçeler bakımından açık, ciddi ve yakın bir tehlike yarattığını gösteren yeterli gerekçe ve kanıt sunmadıkça, İnternet Kanunu’nun 8/A maddesi kapsamında hesaplara erişim engeli uygulanması taleplerine uymayı reddedin.
● Hesaplara erişim engeli getiren kararlar, sağlıklı bir değerlendirme yapmaya yetecek bilgi içeriyorsa, bunları uluslararası insan hakları hukuku açısından değerlendirin ve hukuken korunan ifadelere erişimi kısıtlayan kararlara uymaya direnin. Bu direniş, söz konusu kararlara karşı hukuki yollara başvurmayı da kapsar ancak bununla sınırlı değildir. Uygun durumlarda kısıtlamaların kapsamını ve süresini sınırlayın; örneğin hesabın tamamına erişimi engellemek yerine yalnızca kararda belirtilen somut içeriğe erişimi kısıtlayın.
Şeffaflığı sağlayın
● Hesaplarına Türkiye’den erişim engellendiğinde kullanıcıları derhal bilgilendirin ve kısıtlamanın dayanağı olan kararları kendilerine iletin. Böylece hesap sahipleri, kararlara itiraz etmek için gerekli adımları atabilir.
● En azından size iletilen kararların sayısını ve uyduğunuz kararların sayısını kamuoyuyla paylaşarak ve vaka incelemeleri yayımlayarak, hesaplara erişimi engelleyen tedbirler konusunda şeffaflık sağlayın. Bu bilgiler, hükümetin uyguladığı sansürün ve platformların bu sansürdeki rolünün kamuoyu tarafından incelenebilmesi için gereklidir.
Türkiye’deki sivil toplumla diyalog kurun
● Hesaplara erişimi engelleyen tedbirlere uymanızın insan hakları üzerindeki etkilerini, bu kapsamda hedef alınan hesapların önemini ve bu hesapların Türkiye’den görünmez kılınmasının olası sonuçlarını anlamak için Türkiye’deki sivil toplumla etkili bir diyalog kurun.
Kısıtlamalara yönelik itirazları acilen inceleyin
● Türkiye’de Eylül ve Ekim 2026’da hesaplara getirilen kısıtlamalara yönelik kullanıcı itirazlarını inceleyin. Kısıtlamaların dayanağı olan kararlar söz konusu somut içeriği belirtme, bu içerik ile millî güvenlik, kamu düzeni ve 8/A maddesinde sayılan diğer gerekçeler bakımından ileri sürülen tehdit arasında bağlantı kurma ve hesabın tamamına erişimin engellenmesinin gerekli ve orantılı olduğunu gösteren yeterli gerekçe sunma koşullarını karşılamıyorsa, hesaplara erişimi derhal yeniden sağlayın.
Türkiye makamlarını, internet sansürüne son vermek ve ifade özgürlüğünü korumak için aşağıdaki adımlar da dâhil olmak üzere acilen harekete geçmeye çağırıyoruz:
● Çevrimiçi içeriklere uluslararası hukuk ve Türkiye’nin insan hakları yükümlülükleri kapsamında korunan ifade özgürlüğünü, medya özgürlüğünü ve bilgiye erişim hakkını ihlal eden yeni kısıtlamalar getirmeyi derhal durdurun. Uluslararası hukuka ve Türkiye’nin ifade özgürlüğüne ilişkin yükümlülüklerine aykırı şekilde erişime kısıtlanan içeriklere erişimi yeniden sağlayın.
İmzalayanlar:
ARTICLE 19
Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü)
İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD)
Uluslararası Af Örgütü
Association of European Journalists (AEJ)
Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı (BIRN)
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)
Foreign Media Association (FMA) Turkey
IFEX
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI)
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
Norveç Helsinki Komitesi (NHC)
Osservatorio Balcani Caucaso Transeuropa (OBCT)
PEN Amerika
PEN Danimarka
PEN International
PEN Norveç
Punto24 Bağımsız Gazetecilik Derneği
South East Europe Media Organisation (SEEMO)
Turkey Litigation Support Project (TLSP – Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi)




