Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu bugün Silivri’de üç ayrı davada hakim karşısında.
Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün tutuklu yargılandığı “Siyasi casusluk” davasında tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 29 Eylül’e ertelendi.
Ara kararda TELE1’e kayyım atanması kararının kaldırılması yönündeki talep de reddedildi.
Ekrem İmamoğlu ilk olarak casusluk soruşturması kapsamında Silivri’de bulunan 4 Nolu salonda hakim karşısına çıktı. Saat 10.40’da başlayan duruşmada tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün yerini aldı.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı söz alarak duruşmalara diploma davası ile başlamak istediğini söyledi. Bunun üzerine 2 No’lu salonda devam eden diploma davasına geçildi.
CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin eski Genel Başkanı Murat Karayalçın ve AB Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor duruşmayı takip etmek üzere salona geldi.
Özgür Özel, duruşmayı izleyen gazetecilerle selamlaştı.
Savunmasına başlayan İmamoğlu, “Aynı binada üç duruşmayla karşı karşıyayım. Tabii adım adım çökertilen bir hukuk düzeninin olduğunu, teslim alınan yargıyı ve millet adına karar vermesi gerekirken, ne yazık ki bir avuç siyasi muhterisin iradesine teslim edilmek istenen adalet sistemini milletimizin vicdanına anlatmak için buradayım. Benim bütün duruşmalarım bir bütün halinde yorumlanabilir. Hepsine birden ‘İmamoğlu davaları’ da denebilir, ‘demokrasi mücadelesi davaları’ da denebilir” diye konuştu.
1,5 yılda hakkında 20 dava açıldığını ifade eden İmamoğlu, “Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir?” diye sordu.
İmamoğlu, “Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Dünyada bir örneği var mıdır? Açıkçası bilmiyorum, herhalde yoktur diye düşünüyorum. Ama “Yahu ne durumdasın Ekrem? Nassın, iyi misin?” Vallahi çok iyiyim. Yani çok çok iyiyim. Allah’a şükürler olsun. Sağlığım da çok iyi, moralim de çok iyi, kararlılığımın her geçen gün daha da arttığını ifade edeyim. Yani bugün bu sabah buraya gelişimin içerisindeki maceralar bile beni güçlendiriyor. Yani cezaevinden çıkarken yanıma yedek bir fanila ve yedek bir gömlek almak için mücadele vermek de beni diri tutuyor. Onları almak için bir saat onun kavgasını vermek de diri tutuyor. E buraya geldikten sonra o duruşma salonuna mı bu duruşma salonuna mı ya da avukatımla bir 10 dakika görüşeyim derken ayaküstü 5 dakika görüşmeme fırsat verilme mücadelesi içinde olmak da beni çok diri tutuyor. Rabbime şükürler olsun. Herhalde öyle doğdum, dünyaya öyle geldim, bilmiyorum nasıl bir genetiktir. Belki doğduğum yöreden, belki anacığımdan, babacığımdan bir şekilde hayatta beslendiklerimden böyle bir dünya, böyle bir yaşamın içerisindeyim” dedi.
‘Hakkımda makam aracı davası açıldı’
Ekrem İmamoğlu savunmasında hakkında yeni bir dava daha açıldığın duyurdu. İmamoğlu, şunları söyledi:
“Makam aracı davası açıldı hakkımda. İlk defa açıklamak zorunda kalıyorum. Evet, ben 12 yıldır makam aracı olarak kendi aracımı kullandım ve yargılanıyorum. Yani ben belediyenin arabasını kullanmadım, ne Beylikdüzü’nde ne Büyükşehir’de. Evet, açıklıyorum, ben makam aracımın benzinini de ben aldım, bakımını da ben yaptırdım, lastiğini de ben yaptırdım. Yani makam aracı 12 yıl boyunca kendi arabamı kullandım ve benim hakkımda dava açıldı. Niye biliyor musunuz? Makam aracını ne var Beylikdüzü’nde deyince minibüs getirdiler. Fahiş bir fiyatı var aylık kirası. Aynısından benim de var. Yani bugünün parası 300-400 bin lira aylık kirası. Dedim ki yazık günah, benim arabam var, ben arabamı kullanayım. Dediler olmaz, yani firmanın arabası belediye. E bir protokol yapın, protokol yaptılar. Protokol sadece Ekrem İmamoğlu kendi aracını tahsis ediyor belediyeye. Masraflarını da kendi karşılıyor. Ama çok enteresan bir şekilde şöyle bir aksilik olmuş, arabama iki defa benzin almışlar belediyenin hesabından, bir defa da lastik almışlar. Bu sonradan tespit edilmiş. 2022’de o dönemin İçişleri Bakanı “Ekrem hakkında bir şey bulun” diye 2 ay, 3 ay Beylikdüzü Belediyesi’ne teftiş yolladılar. Burada buldukları para üzerinden benim hakkımda dava açtılar. Eylül’de duruşmam var.”
‘NATO liderleri Ankara’dayken ben yargılanıyorum’
NATO Zirvesi’ne de değinen İmamoğlu, “NATO toplanıyor yarın itibarıyla Ankara’da. Devlet ve hükümet başkanları Avrupa’nın güvenliğini, Ukrayna’daki savaşı, yeni güvenlik mimarisini konuşacaklar. Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının ön seçimde oy verdiği, -bunu zihinlerinize kazıyacaklar-, 15,5 milyon! Rüyasında göremez o 1150 odalı saraydaki insan, rüyasında! Koşarak, 15,5 milyon insanın oy verdiği cumhurbaşkanı adayıyım ben. O insanların adayıyım. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu cumhurbaşkanı adayıyım. Dünyanın en güzel ve en büyük kentlerinden biri İstanbul’un rekor oyla, tarihin en yüksek oyuyla seçtiği Belediye Başkanı olarak burada, NATO ülkeleri Ankara’ya geldiği gün yargılanıyorum. Ne anlatacak bu ülkenin başındaki? ‘Çok güçlüyüm’ mü diyecek? ‘Bak, rakibimi hapse attım. Bak, rakibime 20 tane de dava açtım’ Onlar da ‘Yaşasın, ne büyük lider, dünya lideri!’ mi diyecek?” ifadelerini kullandı.
‘İBB davası değil, Erdoğan’ın ‘Niçin dört kez yendin?’ davası’
İmamoğlu, savunmasında hakkında açılan davaların siyasi olduğunu savunarak, “Hukuksuzluk triatlonu var bugün Silivri’de. Kimi İBB, kimi Ekrem İmamoğlu davası diyor. Ben ona, esas adı konmamış Erdoğan’ın ‘Niçin dört kez yendin ve bir kez daha yenebilirsin?’ davası diyorum” ifadelerini kullandı.
Diplomasının iptal edilmesine tepki gösteren İmamoğlu, “18 yaşındaki Ekrem’i yargılıyorsunuz. Devletin verdiği belgeyi 36 yıl sonra yok sayabilecek kadar hukuku eğip bükebilecek tehlikeli bir anlayış gözler önüne seriliyor. Bu dava, dört yıl boyunca emek vererek kazandığım diplomamın ve o yıllardaki emeğimin yok sayılmasıdır” dedi.
‘İstanbul Üniversitesi Rektörü’nü aradım’
İmamoğlu, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nü diploma süreciyle ilgili telefonla aradığını da ilk kez anlatarak, savcılığın üniversiteye gönderdiği yazıyı gördükten sonra rektöre “Bu devletin namusu” dediğini aktardı. Rektörün kendisine “Çok zor durumdayım, bakıyorum başkanım” yanıtını verdiğini öne süren İmamoğlu, daha sonra diplomasının iptal edildiğini belirterek rektöre tepki gösterdi.
’18 hakim değişti, değişmeyen tek şey mahkûm etme iradesi’
Yargılama sürecinde çok sayıda hakim ve savcının değiştirildiğini söyleyen İmamoğlu, hakkında iddianame hazırlayan savcıların tamamının görevlerinde yükseldiğini belirtti. Kendi davalarında 18 hakimin değiştiğini belirten İmamoğlu, “Hakimler değişti, heyetler değişti, mahkemeler değişti. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu’nu mutlaka mahkûm etme iradesi” diye konuştu.
İmamoğlu, devlet kurumlarına saygı duyduğunu ancak hukuka aykırı uygulamalarla karşılaştığında bunlara karşı mücadele etmeyi sürdüreceğini de sözlerine ekledi.
‘Neşemizi çalamayacaklar’
Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’la ilgili de konuşan İmamoğlu şunları kaydetti:
“Hatta mizaha bile tahammülleri kalmadı. Deniz Göktaş adında genç bir kardeşimiz. Ben de vallahi ilk kez haberde çıkınca gördüm. Notlarını yolladılar. Bana da hicivler yapmış, güldüm okurken. “Ben de” dedi, “gidiyorum. Yanıma sadece bir fanila aldım, bir şey aldım. Zaten fazla kalamam, geri döneceğim ülkeme” dedi. Adamcağız, genç adam döndü. Adamı tutukladılar. Ters kelepçe yapıp kameranın önünde dört defa, beş defa gezdirdiler delikanlıyı. Niye? “İyi çekim yapalım” diye. Ya, ya bu ülkenin kolluk gücü, bu ülkenin yargısı bunu ne zaman yaptı? Ben hatırlamıyorum ya. Bunu bir buçuk senedir yapıyorlar. Bunu ne zaman yaptı? Bu ne zaman bu hale geldi yani? Bu ülkenin yargısı ne zaman bu hale geldi? Ve gencecik adamı tutukladılar ya. Tutukladılar, attılar kuyu tipi hücreye, Çorlu’ya. Milletin iradesini bir çırpıda çalanlar şimdi kahkahadan korkup neşesini çalmaya çalışıyorlar. Böyle bir hırsızlık olur mu ya? Ama neşemizi çalamayacaklar.”
‘Casusluk’ davasında ‘Demirtaş’ mesajı: ‘Ne kadar güçlü siyasetçi varsa hapse atıyor’
Ekrem İmamoğlu, ‘siyasi casusluk’ davasında yaptığı savunmada milletvekilliği düşürülen Can Atalay ve 10 yıldır tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a da değindi. Savunmasında “Demokrasilerde siyasi eleştirinin cevabı soruşturmalar, tutuklamalar, tutsak etmeler değildir. Siyasi eleştirinin cevabı yine siyasettir” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bu ülkede ne yazık ki ülkeyi yöneten kişi nasıl bir siyasetten anlıyor? İkide bir çıkıp ‘Dişimize göre muhalefet bulamadık’ diyor. Karşısında ne kadar güçlü siyasetçi varsa zorla hapse atıyor.” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu savunmasında “Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul’un seçilmiş belediye başkanıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin alnını karışlarım” diye konuştu.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “Siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada, savcı, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Bir günde üç ayrı davada yargılanan, diploma davasının ardından “Siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada savunma yaptı.
Duruşmaların Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda görülmesini eleştiren İmamoğlu, “Kötü bir duruşma ortamı. Adliyede değiliz. Korkuyorlar adliyeye götürmeye beni. Çünkü adliyeye giderken en son gidişimde on binlerce polis yine adliye etrafında, tam da bu davayla ilgili ifademi almak için götürdüler. Ne hikmetse on binlerce polis vardı. Neyi kimden, kimi kimden koruyorlar ya da kimi kimden kaçırıyorlar anlaşılır gibi değil” dedi.
‘Her gün Can Atalay’la dertleşiyorum’
İmamoğlu konuşmasında Milletvekilliği düşürülen Can Atalay ve 10 yıldır tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a da değindi. İmamoğlu, “Bugün adalet sisteminin çok yönlü eleştiri altında olduğu ve ne yazık ki her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda ne AYM kararları, ne AİHM kararları, ne başka unsurların asla en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye yaşıyoruz. Ben de buradayım, Silivri’deyim. Benimle beraber seçilmiş bir milletvekilinin hapis yattığını ve her gün onunla dertleşmek zorunda kaldığım bir ortamdayım. Can Atalay’dan bahsediyorum. Ve tabii birçok arkadaşım var yine Silivri’de, bu şekilde hakkının, hukukunun elinden çalındığı, özgürlüğünün çalındığı bir ortam. Ya da Edirne’de Selahattin Demirtaş. Ve bunun gibi aslında birçok hukuksuzluğun insanları mahkum eden ve özellikle siyasi saiklerle, rakibinden korkarak insanlara zulmeden anlayışın sona erdirilmesi mücadelesinde onun için kendimizi güçlü hissediyoruz ve güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.
Selahattin Demirtaş mesajı
Savunmasında “Demokrasilerde siyasi eleştirinin cevabı soruşturmalar, tutuklamalar, tutsak etmeler değildir. Siyasi eleştirinin cevabı yine siyasettir” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bu ülkede ne yazık ki ülkeyi yöneten kişi nasıl bir siyasetten anlıyor? İkide bir çıkıp ‘Dişimize göre muhalefet bulamadık’ diyor. Karşısında ne kadar güçlü siyasetçi varsa zorla hapse atıyor. Az önce adını deyip örnek verdiğim Selahattin Demirtaş da onlardan birisidir. Şu anda aynı şeyi bize ve bizim gibi başka siyasiler de düşündüğü de ne yazık ki kamuoyunda sıkça konuşulan ve dehşet verici bir senaryoyu Türkiye’nin önüne koyan bir anlayış dönemindeyiz.”
‘12 gün içinde seçimi kazanmama sebep olmuş’
İddianamedeki iddialara değinen İmamoğlu, “2019 seçimlerinde 12 gün içerisinde Hüseyin Gün, iş insanı, benim o seçimi kazanmama sebep olmuş. Yani 2019’da 13.600 oyla 31 Mart’ta kazandığımız bir seçimi ve büyük mücadeleyle, yapılan büyük hukuksuzluklara rağmen ilçe ilçe sandıkların tek tek tek sayılmasına rağmen sonra 6 Mayıs’ta bir zarfın içine atılan 4 oyun 3’ünü geçerli, 1’ini geçersiz sayacak sayarak dünyanın en ahlaksız yöntemleriyle bize müdahale eden bir zihniyet sonrası seçimlerin iptaliyle sonuçlanıp 23 Haziran seçimine gidişimizde 10 günde bize Hüseyin Gün iş insanı gelmiş, işte yok mail atmış, mail vermiş ve bize seçim kazandırmış. İddianame bunu anlatıyor. Yani bu milletin feraseti, sokaklara dökülen, yapılan hukuksuzluğa karşı toplumun duyarlılığıyla bir anda 806.000 oy farkına çıkan bir seçimi bir saçma sapan konuya bağlayıp bizi casuslukla suçlayacak kadar gözü dönmüşlerin iddiasıyla bu mahkemede bizi sanık ilan ediyorlar. Gerçekten yenilir yutulur bir durum değildir” ifadelerini kullandı.
‘MİT neden konuşmuyor?’
Bir önceki duruşmada savcı, BTK, MİT ve TEM’e müzekkere yazılarak İBB sistemlerine erişim kayıtlarının incelenmesini talep etmişti. Ancak söz konusu rapor mahkeme dosyasına sunulmadı.
MİT’in raporu sunmamasını eleştiren Ekrem İmamoğlu, “MİT’e müzekkere yazıldı, cevap yok. Niye konuşmuyor MİT Başkanı? İbrahim Kalın niye konuşmuyor? Sayın Hüseyin Gün’le diplomatik ilişkilerin yıllar önce fotoğrafları var iddianamede, yanlış değilim herhalde değil mi? Fotoğrafları var. MİT dediğin bizim istihbarat kuruluşumuz, gururumuz olmalıdır. MİT niye konuşmuyor, niye bir yazı yollamıyor? Ekrem İmamoğlu casus mu, değil mi? Hüseyin Gün casus mu, değil mi? Necati Özkan casus mu, değil mi? Merdan Yanardağ casus mu, değil mi?” diye sordu.
‘Casus diyenin alnını karışlarım’
“Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul’un seçilmiş belediye başkanıdır” diyen Ekrem İmamoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin alnını karışlarım. Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Tanıdığım kadarıyla Hüseyin Gün, devletine hizmet etmeye çalışmış casuslukla uzaktan yakından alakası olmayan, en azından belgelerde de öyle bir şey görmedim kendi ifadesi de var, bir iş insanıdır nokta. Yazık etmeyin”
‘Kılıçdaroğlu’na sorduğum her sorudan çok alınmışlar’
Gazeteci Merdan Yanardağ ise savunmasında savcılığın iddianamede suçlamalara Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı programı kanıt olarak sunmasına dair konuştu.
Yanardağ, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs’ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu’na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış” ifadelerini kullandı.
“Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu’nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz” diyen Yanardağ, “Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu’nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran’daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu’nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir” dedi.
Diploma davası ertelendi
İmamoğlu’nun savunmasının ardından duruşma savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, idare mahkemesinin kararının kesinleşip kesinleşmediğini sorulmasını talep etti. Bir sonraki duruşma için 25 Aralık saat 11.00’a gün verildi.




