30 Ocak anlaşması: Küllerinden doğan Rojava yeniden aktör (3)

Halep’teki saldırılardan 30 Ocak anlaşmasına uzanan süreç, Rojava için kalıcı bir dönüm noktası mı yoksa stratejik bir soluklanma mı? Dosyamızın ilk iki bölümünde HTŞ ve diğer cihatçı grupların Esad sonrası Kürtlere yaklaşımını ve 10 Mart’a giden süreci incelemiştik. Bu bölümde ise; 10 Mart Mutabakatı ‘bahane edilerek’ masanın devrilmesine, 6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahallelerine yönelik saldırılara ve nihayetinde 30 Ocak Anlaşması’na giden süreci ele alıyoruz. Dosyanın üçüncü bölümü, aslında bir ‘hayatta kalma diplomasisi’ hikâyesi. Rojava, maruz kaldığı saldırılarla Suriye denklemindeki temel aktör rolünü bir kez daha tescilledi. 6 Ocak saldırılarından 30 Ocak Anlaşması’na uzanan yol; Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi için askeri sıkışmışlığın riskli ama stratejik bir siyasi manevraya dönüştüğü bir süreç oldu. Bugün Suriye’nin ana unsurlarından biri olduğunu kanıtlayan Kürtler, sahada kazandıkları direnci masada etkin bir diplomasiyle tahkim ediyor. Bundan sonrası için hedef; statü kazanma ve hakları anayasal güvenceye kavuşturma süreci olacak.

30 Ocak anlaşması: Küllerinden doğan Rojava yeniden aktör (3)
  • Yayınlanma: 6 Mart 2026 09:00
  • Güncellenme: 6 Mart 2026 08:58

Devrilen masalar, kurulan masalar… Kuzey ve Doğu Suriye, yani Rojava; bölgede hem güçlü bir aktör hem de her dönem hedefe konulan bir coğrafya. “Kimliksizlikten Demokratik Özerkliğe: Suriye’de Kürtlerin tarihi (1,2,3) başlıklı dosyamızda, Kürtlerin Suriye’ye sonradan gelmediğini, bu toprakların kadim ve yerleşik halkı olduğunu vurgulamıştık. Baas rejimi ile kimliksizleştirilen Kürtler, bu coğrafyanın asli bir parçası olmalarına rağmen yıllarca inkar edilen bir halk konumundaydı. Tutuklamalar, gözaltılar ve katliamlarla sınanan bu halkın var olma mücadelesi hiç dinmedi.

Rojava, en son 2014’te IŞİD’i yenilgiye uğratmasıyla dünya gündeminin merkezine oturdu. 2012’den itibaren verdiği mücadele ile yeni bir sistem inşa eden Kuzey ve Doğu Suriye, HTŞ ve ona bağlı grupların 2024’te Esad yönetimini devirmesinin ardından diyaloğa rağmen 2026’da tekrar saldırıların hedefi haline geldi. Suriye’de aktörler değişse de Kürtlere yönelik inkar siyaseti hep uygulandı. Ancak Kürtlerin de kendilerini var etme mücadelesi hep sürdü.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam arasındaki diyaloglar sonucu, 10 Mart 2025’te bir mutabakat imzalandı. Bu uzlaşıya göre; Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin 2025 sonuna kadar merkezi yönetime, SDG’nin ise Suriye ordusuna entegre edilmesi öngörülüyordu. Ancak somut bir yol haritası yoktu. Ankara’nın etkisiyle 10 Mart mutabakatı ve 1 Nisan anlaşması çeşitli gerekçelerle bozuldu. Taraflar birbirini suçladı.

Tırmanan gerilim, Ocak 2026’nın ilk haftasında Halep’te çatışmalara dönüştü. Peki, 30 Ocak 2026 Anlaşması’na giden süreçte neler yaşandı? Kuzey ve Doğu Suriye neden hedef alındı? Anlaşma şu an sahada nasıl uygulanıyor? Tüm bu soruların yanıtını dosyamızın üçüncü bölümünde ele alıyoruz.

  1. Bölüm: Esad devrildi, HTŞ döneminde Rojava: Taşlar yeniden diziliyor (1)
  2. Müzakere ile müdahale arasında: 10 Mart Mutabakatı’ndan 30 Ocak Anlaşması’na (2)

Rojava neden hedef alındı?

Peki Rojava neden hep hedefte? Önde gelen Kürt entelektüeli ve Amargi köşe yazarı Baxtiyar Êli, 21 Ocak 2026’da Rojava’ya yönelik en yoğun saldırılarının olduğu zaman kalema aldığı yazıda,  bu soruya en yalın haliyle şu yanıtı verdi:  “Rojava, Ortadoğu’nun modern tarihinde bu faşist siyaset biçimini kırmaya yönelik ilk temel ve ciddi girişimdir. Yaşananlar, bazılarının iddia ettiği gibi “Rojava modelinin başarısızlığı” değil; aksine, bu modelin önemini, radikalliğini ve tarihsel değerini göstermektedir.” Yazısının devamında, “Rojava, yüzyıldır yalnızca faşist ve muhafazakâr sloganlar üreten bir alana yeni bir siyasi yön çizmeyi ve yeni bir siyasi hedef koymayı başardı. Mesele sadece Batı’nın Kürtlere tekrar ihanet etmesi değil; daha derin bir korkuyla, radikal bir siyasi alternatifin yükselişine dair bir endişedir; bu alternatif, bölgedeki özgürlük arayanlara yeni bir direniş modeli sunabilir. Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehlike geçici veya kısa süreli değildir” ifadeleri yer aldı.

Neden Halep?

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı dalgası, 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in iki stratejik Kürt mahallesi olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de fitillendi. Bu mahallelerde başlayan saldırılar, kısa sürede diğer kentlere yayıldı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), özellikle Fırat’ın batısındaki kentlerden kademeli olarak çekilmek durumunda kaldı. Peki, saldırıların başlangıç noktası olarak neden özellikle Halep seçildi? Numedya24 yazarı Sedat Ulugana, “Halep Kimin Kenti?” başlıklı makalesinde bu sorunun tarihsel ve siyasi arka planını yazdı. Ulugana, Halep’in Kürtler için “sonradan gelinen” bir yer olmadığını şu sözlerle anlattı:

“Halep tarihinin hangi dönemine bakılırsa bakılsın; Kürtlerin askeri, ticari, idari ve kültürel izlerine rastlamak mümkündür. Bu izler bir ‘misafirlik’ hâlinin değil, kurucu bir unsur olmanın göstergesidir. Halep, Kürtler için ne sonradan gelinmiş bir şehir ne de geçici bir ikametgâhtır; aksine Kürt tarihinin asli ve kadim mekânlarından biridir.” Sedat Ulugana, Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıların tesadüf olmadığını, aksine stratejik bir tasfiyenin parçası olduğunu yazdı:

“Halep’te yaşananlar dar bir askeri hesap ya da yerel bir çatışma değil; Türkiye’nin Suriye’de Kürtleri denklem dışına iterek teslim alma stratejisinin kritik bir sınamasıdır. Özerk Yönetim ve SDG; sahada yalnızca askeri bir varlık değil, aynı zamanda kurumsal kapasite, nüfus yönetimi ve siyasal süreklilik üretmiş bir aktör olarak ‘teslimiyeti’ yapısal olarak imkansız kılıyor. Halep tam da bu nedenle hedefte: Burada belirlenecek denge, Kürtlerin Suriye’de kurucu bir güç olarak kalıp kalmayacağını tayin edecek.” 

2026 yılının başından itibaren Kuzey ve Doğu Suriye ile Halep hattında yaşananlar, Suriye’nin geleceğinin tayin edildiği en kritik virajlardan biri oldu. 4 Ocak’tan 30 Ocak Anlaşması’na kadar geçen süreç, askeri bir kuşatmanın siyasi bir statü arayışına evrildiği yoğun bir tempoya sahipti.

İşte 2026 yılının o belirleyici gün gün kronolojisi:

4-5 Ocak 2026: Paris ve Şam görüşmeleri 

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırıdan iki gün önce 10 Mart mutabakatı için görüşmeler sürüyordu. 4 Ocak 2026‘da SDG, 10 Mart Mutabakatı kapsamında Mazlum Abdi’nin de yer aldığı bir heyet, Şam’da geçici yönetim yetkilileriyle görüştü. Toplantı sonrası yapılan açıklamada askeri güçlerin entegrasyonu konusunun görüşüldüğü ve sonuca ulaşıncaya kadar toplantılara devam etme konusunda anlaşıldığı duyruldu.  Toplantıya ABD öncülüğündeki uluslararası IŞİD karşıtı koalisyonun Doğal Kararlılık Operasyonu (Operation Inherent Resolve) komutanlarından Kevin J. Lambert de katılmıştı.  Toplantı beklenen gibi devam etmemişti. Saldırılardan 5 gün sonra SDG Genel Komutanlık üyesi Siphan Hemo, toplantının nasıl sabote edildiğini açıklayacaktı. Sipan Hemo, 4 Ocak’ta Şam’da yapılan ve entegrasyon başlıklarında uzlaşıyla sonuçlanan toplantıya ismini açıklamadığı “başka bir devlet yetkilisinin” müdahale ettiğini, bu müdahalenin ardından sürecin askıya alındığını ve kısa süre sonra Şeyh Maksud ile Eşrefiye’ye yönelik saldırıların devreye sokulduğunu söyledi. Siphan Hemo, o güne dair, “Oldukça olumlu bir toplantıydı. Çünkü iki taraf da maddeleri kabul etmişti. Hatta uluslararası güçler bu gelişmenin kamuoyuna duyurulmasını istiyordu. Tam bunları konuşurken ismini vermeyeceğim başka bir devlet yetkilisi içeri girdi. Baktı ki toplantı olumlu geçiyor, istihbarat sorumlusu ve Savunma Bakanını yanına alıp çıktı. Döndüklerinde “şu aşamada hiçbir açıklama yapmayacağız. Ayın 7 veya 8’ine bırakalım” dediler. Bir oyun gelişeceği açıktı. Ama Şeyh Maksud mu, başka bir yer miydi, henüz belli değildi. Bir oyunun kokusu geliyordu.” açıklamasında bulundu.

Şeybani’nin odaya girmesiyle toplantının seyri değişti

Al-Monitor’a bilgi veren tüm kaynaklar ise bir noktada Suriye geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin odaya girdiğini ve kısa süre sonra Lambert ve yardımcılarının odadan çıkmasını istediğini söyledi. Ardından toplantının sona erdiğini ve görüşmelerin 8 Ocak’ta yeniden başlayabileceğini açıkladı. SDG yetkilileri, Şeybani’nin görüşmeler boyunca Ankara’dan talimat almakla suçladı.

Saldırıya onay Paris’teki görüşmelerde çıktı 

Şam’da SDG ile görüşmelerin yapıldığı o günlerde Paris’de de önemli görüşmeler dizisi vardı. Paris’teki görüşmelere, geçici Şam hükümeti Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, İsrail heyeti, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı. Görüşmelerin ardından İsrail ve Suriye arasında bazı konularda anlaşmaya varıldığı duyuruldu.


Şam’daki toplantı, Suriye yönetiminden bir yetkili tarafından sabote edilince; Paris’teki görüşmelerde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik bir askeri harekata yeşil ışık yakıldı. Reuters’ın haberine göre operasyon için düğmeye yıl başında basıldı, içinde Türkiye ve İsrail’in de bulunduğu diplomatik görüşme ve toplantılarda onay süreci tamamlandı. Ocak ayı başında Şam, Paris ve Irak’ta kapalı kapılar ardında bir dizi üst düzey görüşme gerçekleştirildi. Paris’teki görüşmede Suriyeli yetkililer İsrail tarafına SDG’ye verdiği desteği kesmesini istedi. Suriye hükümeti, SDG’nin entegrasyon sürecini geciktirmesinden İsrail’i sorumlu tutuyordu. İsrailli yetkililerle yapılan toplantıda Suriye hükümetinin, SDG kontrolündeki bazı bölgelerde sınırlı bir operasyon fikrini de gündeme getirdiği ve çekinceyle karşılaşmadığı belirtildi. Reuters’ın bu haberine ise Suriye ve ABD’den doğrulama ya da yalanlama gelmedi.  Ajansın görüşmelere yakın dokuz kaynağa dayandırdığı haberde ABD’nin operasyona karşı çıkmadığı, bunun da Suriye’deki güç dengelerini kökten değiştirdiği belirtildi. Reuters’a konuşan başka bir Suriyeli kaynak ise Türkiye “Kürt sivillerin korunması şartıyla Washington’ın SDG’ye karşı operasyona onay vereceğini” Suriyeli yetkililere iletti. Başka bir yorum ise İngiltere’nin bu görüşmelerde aktif rol aldığıydı.

6 Ocak 2026

Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a saldırı 

Paris görüşmelerinden bir gün sonra yani 6 Ocak’ta Şam yönetimi 1 Nisan anlaşmasını ihlal etti. Suriye geçici hükümetine bağlı gruplar Halep’te Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Benî Zeid mahallelerine saldırdı. Geçici hükümet güçleri ayrıca Tabka’da bulunan Tişrin Barajı’nı ve Dêr Hafir’a yönelik saldırılarda da bulundu. Çatışmalarda sivillerden ölenler ve yaralananlar oldu. On binlerce kişi yaşadıkları bölgeleri terk etti.

Halep’te bir kadın savaşçının binadan atılması: Savaş suçu işleniyor

Hak ihlallerinin yoğun yaşandığı Halep’in iki Kürt mahallesinde siviller büyük zarar gördü.  Şeyh Maksud Mahallesi’nde Şam yönetimine bağlı grupların, İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) üyesi bir kadın savaşçının naaşına yönelik gerçekleştirdiği insanlık dışı uygulama büyük bir tepkiye yol açtı. Görüntülerde; silahlı bir grubun, hayatını kaybeden kadın savaşçının bedenini bir binanın üçüncü katından “tekbir” sloganları eşliğinde aşağı fırlattığı görülmüştü.İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından paylaşılan bu görüntüler; “savaş suçu” ve “insanlık onurunun ağır bir ihlali” olarak nitelendirildi. Ki bu görüntüler daha sonra ABD kongresinde izletilecekti.

7 Ocak 2006

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nden diyalog çağrısı 

Saldırılara rağmen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise  hep diyalogtan yana oldu. Ancak Şam yönetiminin tavrı ise olmusuzdu. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed, “Müzakereleri başlatmak için gösterdiğimiz ısrarlı çabalara rağmen, Savunma Bakanlığı diyaloğu reddediyor. Hükümet yetkililerini yaşananlardan sorumlu olmaya ve savaş ve çatışma yöntemlerinden vazgeçerek, sorunları diyalog yoluyla çözmek için akıl ve mantık yolunu izlemeye çağırıyoruz” açıklaması yaptı.

Benzer bir açıklamada yapan SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan halkın yanında olduklarını belirterek, “Bu saldırıları durdurmak için günlerdir tüm taraflarla birlikte çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Şam yönetiminin tutumu öfkeyle karşılanıyordu. Kuzey ve Doğu Suriye’de açıklama, yürüyüşlerle Şam yönetimi protesto ediliyordu.

8 Ocak 2026

ABD’den ‘Endişeliyiz’ açıklaması ve Şara ile görüşme 

Saldırılar bu iki Kürt mahallesi ile de sınırlı kalmadı. 8 Ocak 2026’da Der Hafir’e saldırı düzenlendi. Saldırılara uluslararası toplumun sessiz kalması ise dikkat çekti. Sadece ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Halep’te yaşanan gelişmeleri “derin bir endişeyle yakından takip ettiklerini” söyledi. 10 Mart mutabakatını hatırlatan Barrack, “Entegrasyon anlaşmasının başarıyla sonuçlandırılmasının eşiğine gelinmişti” dedi.

Barrack ayrıca Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara ile de görüştü. Barrack, “Tüm tarafları azami itidal göstermeye, derhal çatışmaları durdurmaya ve Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart ve 1 Nisan 2025’te imzalanan anlaşmalar doğrultusunda diyaloğa dönmeye çağırıyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun da Şam yönetimi ile SDG arasında “yapıcı angajmanı kolaylaştırmaya hazır” olduğunu belirten Barrack, “Amaç; Suriye’nin birliğine saygı duyan, tek egemen devlet ilkesini koruyan ve tek meşru ulusal ordu hedefini destekleyen kapsayıcı ve sorumlu bir entegrasyon sürecini ilerletmektir” ifadelerini kullandı.

9 Ocak 2026

Von der Leyen ve Costa, Şara ile görüştü: AB’den 620 milyon euroluk destek paketi

“Kürt mahallelerine yönelik saldırılar devam ederken, Avrupa Birliği’nin Şam ziyareti kamuoyunda eleştirilere neden oldu. AB Konseyi Başkanı António Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ahmed Şara ile görüştü. Esad’ın devrilmesinden sonra yapılan ilk Suriye ziyaretinin ardından von der Leyen Suriye için 620 milyon euroluk destek paketi açıkladı. Deutche Welle’nin bildirdiğine göre, von der Leyen “Suriyelilerin ülkelerine geri dönmek ve yaşamlarını yeniden kurmak için gerçek bir perspektife sahip olmasını istiyoruz” dedi.

10 Ocak 2026

Trump’tan ‘Halep’ açıklaması: Barış görmek istiyoruz

Saldırılara tepkiler sürerken, arabulucu güçler eşliğinde saldırıların başladığı günden bu yana diplomasi trafiği de sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, Halep’e ilişkin “Barış olmasını istiyorum. Bizim hem Kürtlerle hem de Suriye hükümetiyle aramız çok iyi. Onlar uzun yıllardır birbirlerinin doğal düşmanıydılar; ama bizim her ikisiyle de aramız çok iyi. Suriye’nin başarılı olmasını istiyoruz. Şimdiye kadar başarılı olduklarını düşünüyorum ama bu yeni şey (bu savaş) ortaya çıktı ve bunun durmasını istiyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Fransa’dan da taraflara ateşkes çağrısı yapıldı.

11 Ocak 2026

Ateşkes ilan edildi: Kürt güçleri, Fırat Nehri’nin doğusuna geçti

5 gün devam eden saldırılarda Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde 25 sivil hayatını kaybetti, 98 sivil de yaralandı. 11 Ocak’ta ateşkes ilan edildi. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, yaralılar, mahsur kalan siviller, yaşamını yitirenler ile savaşçıların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden Kuzey ve Doğu Suriye’ye tahliyesini güvence altına almak amacıyla uluslararası tarafların arabuluculuğunda ateşkes sağlanması yönünde bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bunun ardından silahlı Kürt güçler, iki mahalleden çekilerek Fırat Nehri’nin doğusuna geçti.

11 Ocak’taki ateşkese karşın sahada gerilim sürdü. Şam yönetimine bağlı gruplarında hak ihlalleri hiç eksik olmadı. Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırıları sürdü ve SDG’yi Fırat’ın batısındaki tüm topraklardan çekilmeye zorladı.  Suriye geçici hükümetin Savunma Bakanlığı bölgeye tank ve top sevkiyatı yaptı.  Ateşkesden bir gün sonra Dêr Hafir ve Meskenê  saldırılar sürdü.

Bölgedeki hareketlilik devam ederken, ateşkese rağmen Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerinde endişe verici haberler geliyordu. Bunlardan biri de sağlık çalışanlarının kaçırılmasıydı. 3 sağlık çalışanı Şam ordusuna bağlı gruplar tarfından kaçırıldı.

13 Ocak 2026

48 kişi hayatını kaybetti, 118 kişi yaralı: İlham Ahmed’den soruşturma çağrısı 

Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Şam yönetimine bağlı grupların hak ihlallerine tepki gösterdi:

“Şeyh Maksud ve Eşrefiye bölgelerinde Kürtlere karşı işlenen suçlar ve saldırılar savaş suçlarını teşkil etmektedir. Bunlar arasında genç erkeklerin kaçırılması ve infazı, sivil malların çalınması ve yağmalanması, savaşçıların ve sivillerin cesetlerinin parçalanması yer almaktadır. Uluslararası insan hakları örgütlerini ve Uluslararası Af Örgütü‘nü derhal müdahale etmeye, kaçırılanların davalarını takip etmeye ve bu iki bölgedeki olayları soruşturmaya çağırıyoruz.”  2 Kürt mahallesindeki  saldırılarda yaklaşık 48 kişinin hayatını kaybettiğini, 118 kişinin de yaralandığını ve onlarca kişinin akıbetinin ise henüz bilinmediğini aktardı. İlham Ahmed ayrıca ABD’ye Kürtlere karşı katliamlar gerçekleştiren geçici hükümet hakkındaki tutumunu netleştirmeye de çağırdı.

Aynı gün Hatay’da Halep saldırısına tepki

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi Hatay Yayladığ Sınır Kapısı önünde Halep’teki saldırılara tepki gösterdi.

Bahçeli: SDG’yi Ankara’ya davet etmek akıl tutulması

Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü için başlatılan süreci direk etkilediğini dosyamızın ikinci bölümünde ele almıştık. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında SDG’ye yüklendi. “PKK’nın örgütsel varlığı feshedilmiştir. Bu terör örgütünün uzantısının da akıbeti aynı olmalıdır” sözleriyle, SDG’ye çözülme çağrısında bulundu. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’yi “terörist İsrail’in kuklası” şeklinde nitelendiren Bahçeli, DEM Parti’ye de “Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep’te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez. “Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır. Halep’te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG’dir.” sözleriyle yüklendi.

Hatay’dan Bahçeli’ye sesleslenen Tülay Hatimoğulları ise “Orada Kürt kanı döküldü, Alevilerin, Arapların, Sünnilerin, Hristiyanların, Dürzilerin kanı döküldü. Keşke bu yaşanmasaydı ve bu konuyu konuşmak zorunda kalmasaydık” yanıtını verdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları’nın “SDG yöneticilerini Ankara’ya davet edin. Bir masada oturun. Görüşün. Konuşun. Çözümü birlikte arayın” çağrısıyla ilgili de de Bahçeli, “SDG/YPG’nin Ankara’ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır “İsrail’in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır? Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir?” ifadelerini kullandı.  “Muhatap bellidir, PKK’nın kurucu önderinden başkası asla değildir.” dedi. Türkiye’de de Rojava’ya dönük saldırılar dikkatle izleniyordu.Kürtler ise saldırılara kayıtsız kalmıyordu.

16 Ocak 2026

Şara yeni bir kararname yayımladı 

Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara, 16 Ocak’ta yeni bir kararname yayımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye’nin “temel ve asli bir parçası” olduğu belirtildi. Ayrıca Kürtçenin “ulusal dil” olarak tanınarak okullarda öğretilmesinin yolu açıldı. Newroz resmi tatil ilan edildi, Kürtlere vatandaşlık hakkı verildi. Şara, kararnameyi duyurduğu televizyon yayınında Kürtleri “bu ulusu inşa etmeye aktif olarak katılmaya” davet etti ve onların haklarını koruma sözü verdi. SANA’nın duyurduğu kararnamede şunlar yer aldı:

  • Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
    Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.
  • Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.
  • Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.
  • Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.
  • Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.
  • Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.
  • Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) başkanlık konseyi üyesi Salih Müslim. kararnameyi “Kürt halkının haklarını geçiştirme ve bölme girişimi” olarak tanımladı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise hakların geçici kararnamelerle değil, kalıcı anayasa ile garanti altına alınabileceği belirtilerek, “Suriye’deki köklü çözümünün; kapsayıcı bir ulusal diyalogda ve tüm Suriyeliler arasında gerçek bir ortaklığı güvence altına alan, demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir anayasada yattığı”nı vurguladı.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ise kararnameyi memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

SDG ve Uluslararası Koalisyon heyeti Dêr Hafir’a gitti

Suriye geçici hükümetine bağlı grupların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin ardından Dêr Hafir, Meskene ve Tişrin Barajı çevresine yönelik saldırıları devam ederken, ABD Suriye Temsilcisi Barrack, Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştü. Barrack, bölgede gerilimi düşürmek ve “entegrasyon görüşmelerine geri dönmek için gece gündüz çalıştığını” duyurdu. Uluslararası Koalisyon ve SDG komutanlarından oluşan bir heyet de Dêr Hafir’a gitti.

Abdi: Güçlerimizi Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararı aldık

SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ise iki gündür Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırısı altında olan Dêr Hafir’a ilişkin açıklama yaptı. Abdi, “Dost ülkeler ve arabuluculardan gelen çağrılar, entegrasyon sürecini tamamlama konusundaki iyi niyetimiz ve 10 Mart Anlaşması hükümlerinin uygulanması konusundaki kararlılığımız doğrultusunda, iki gündür saldırı altında olan Halep’in doğusundaki mevcut temas bölgelerinden yarın sabah saat 07.00’de güçlerimizi çekerek, Fırat’ın doğusunda yeniden mevzilendirme kararı aldık.” dedi.  Fırat’ın batısında ve Halep’in yaklaşık 60-70 kilometre doğusunda bulunan Dêr Hafir ve Meskenê bölgeleri, SDG’nin kontrolü altında bulunuyordu.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik kapsamlı saldırıların olduğu bu dönemde Ahmed Şara’nın Berlin ziyaretinin gündeme gelmesi ise yoğun tepkiye yol açtı. 19 Ocak’ta gerçekleşecek ziyaret ile ilgili Kürtler protestolar yapacağını duyurdu. Bunun üzerine program iptal edildi.

17 Ocak 2026

Özerk Yönetim heyeti ve Barzani, Tom Barrack’la bir araya geldi

Bir yandan saldırılar diğer yandan görüşmeler de devam ediyordu.  Mazlum Abdi, İlham Ahmed, Tom Barrack ve KDP Başkanı Mesud Barzani ile Erbil’de bir araya geldi. Mazlum Abdi ayrıca Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi. Görüşmeler sürerken  SDG’nin çekileceğini duyurduğu Dêr Hafir ve Meskene bölgelerine yönelik Şam hükümeti gruplarının saldırısı gerçekleşti, şiddetli çatışmalar başlamıştı. Görüşme sonrası Federe Kürdistan Bölgesi Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Her iki taraf, sorunların barışçıl çözümü ve yeni Suriye’nin bileşenleri arasında barış içinde bir arada yaşamın sağlanması için tek yolun diyalog olduğu konusunda hemfikir kaldı” denildi.

Bu görüşmeler, 30 Ocak Anlaşması’na giden yolun taşlarını döşüyordu. Erbil’in bu temaslara ev sahipliği yapması, Kürt birliği açısından stratejik bir öneme sahipti. Özellikle Mesud Barzani, bu süreçte aktif bir arabuluculuk rolü üstleniyordu.

SDG’nin çekilme kararına rağmen Şam’dan saldırı  

SDG’nin Der Hafir ve Meskene’den çekilme kararına rağmen Şam ordusunun da saldırılarını sürdürmesine ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed açıklama yaptı:

“Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Der Hafir ve Meskene şehirleri de dahil olmak üzere Fırat’ın batı yakasından birliklerini çekmeyi kabul etti. Ancak Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı birlikler bu anlaşmayı ihlal etti. Meskene’de iki taraf arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bu ihlalden ve SDG’ye karşı şiddeti kışkırtmaktan dolayı Suriye geçici hükümetini sorumlu tutuyoruz.”

SDG,Der Hafir ve Meskene’de askeri hareketliliğe Akıncı tipi insansız hava araçlarının keşif, gözetleme ve doğrudan saldırı faaliyetleriyle dahil olduğunu duyurdu.

Tüm bunlar yaşanırken Tabka’dan sonra Rakka da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

17 ocak 2026

CENTCOM’dan ‘Saldırıları durdurun’ çağrısı

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Suriye geçici hükümetinin SDG’ye karşı askeri güç kullanması durumunda Sezar Yaptırımları uyarısında bulundu ve “Eğer askeri harekâta girişirlerse yaptırımları yeniden yürürlüğe koymak ve daha da ağırlaştırmak için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.

CENTCOM Komutanı Cooper ise geçici hükümete, “Halep ile Tabka arasındaki bölgelerde her türlü saldırgan eyleme son verme” çağrısı yaptı.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi ise CENTCOM’un açıklamasını alıntılayarak “Kürt halkı uzun zamandır Suriye için daha iyi bir gelecek için mücadele etmiş ve Amerika’nın sadık ortakları olmuştur” dedi.

WSJ: Vance Şara’yla görüştü, Sezar yaptırımları için uyardı

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara’yı aradığını yazdı. İki ABD’li yetkiliye dayandırılan WSJ haberinde Şam hükümetinin saldırılarını Halep vilayetinin doğusuna, potansiyel olarak da Fırat Nehri’nin doğusuna doğru “büyük ve çok yönlü” olarak planladığı kaydedildi. WSJ’nin “görüşmeye yakın bir kaynak”tan hareketle bildirdiğine göre, “Başkan Yardımcısı JD Vance, Şara ile görüşerek Kürtlerle olan anlaşmazlıkları çözmesi yönünde çağrıda bulundu.” Haberde, ABD’li kaynaklar, Vance’in “Şam’ın daha kapsamlı saldırıya devam etmesi halinde Sezar Yasası yaptırımlarını yeniden uygulanabilceği konusunda uyardığını”da kaydetti.

18 Ocak 2026

Şam’dan 14 maddelik mutabakat açıklaması 

Ahmed Şara, SDG ile 14 maddelik ateşkes anlaşmasını duyurdu. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi de ateşkesi doğruladı. Şara, Komutanı Mazlum Abdi ile varıldığını belirttiği “ateşkes ve entegrasyon mutabakatını” paylaştı. Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın X hesabından yapılan paylaşımda Şara ve Abdi tarafından imza altına alınmış anlaşma metninin fotoğrafına da yer verilerek, “Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri’nin Suriye devlet kurumlarına tam entegrasyonunu imzaladı” denildi.  Paylaşılan mutabakat şöyleydi:

Birinci madde:

  • Suriye hükümet güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve derhal ateşkes ilan edilmesi. Buna paralel olarak DSG’ye bağlı tüm askeri yapılanmaların Suriye’nin doğusundaki bölgelere çekilmesi, yeniden konuşlanmaya yönelik bir adım olarak kabul edilir.x

İkinci madde:

  • Deyrizor Valiliği’nin idari ve askeri olarak derhal Suriye hükümetine devredilmesi. Bu kapsamda, sivil kurumların, hizmet birimlerinin ve yerel yönetimlerin çalışmalarının sürdürülmesi; Suriye’ye bağlı ihtisas bakanlıklarının görevlerini yerine getirmesi ve valiliklerde sivil idareye yönelik herhangi bir baskı uygulanmaması güvence altına alınır.

Üçüncü madde:

  • Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumların, Suriye devleti kurumları ve idari yapıları içine entegre edilmesi.

Dördüncü madde:

  • Suriye hükümetinin sınır kapılarını, petrol sahalarını ve doğal gaz kaynaklarını devralması; bunların güvenliğinin düzenli güçler tarafından sağlanarak devlet kaynaklarının yeniden ülkeye kazandırılması.

Beşinci madde:

  • SDG’ye bağlı tüm askeri ve güvenlik unsurlarının, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısı içine entegre edilmesi. Rütbelerin ve askeri/sivil statülerin korunması; Kürt bölgelerinin özgünlüğü gözetilerek görevlerin sürdürülmesi.

Altıncı madde:

  • SDG liderliğinin, eski rejim kalıntılarına destek verilmemesi ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki bu unsurların silahsızlandırılması ve dağıtılması konusunda taahhütte bulunması.

Yedinci madde:

  • Haseke Valiliği için bir adayın atanmasına ilişkin cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılması, bunun siyasi katılım ve yerel temsili garanti altına alması.

Sekizinci madde:

  • Ayn el-Arab (Kobani) kentinin ağır silah ve askeri görünümden arındırılması, kent halkından oluşan güvenlik güçlerinin oluşturulması ve bu güçlerin İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel polis olarak görev yapması.

Dokuzuncu madde:

  • IŞİD tutukluları ve kamplarına ilişkin dosyanın yönetiminin, bu kampların korunmasından sorumlu güçlerle birlikte tamamen Suriye hükümetine devredilmesi; hukuki ve güvenlik sorumluluğunun devlete geçmesi.

Onuncu madde:

  • SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilmesi; bu adayların merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanması, ulusal ortaklığın güvence altına alınması.

On birinci madde:

  • 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması. Bu kararname; Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, tutukluların hukuki ve sivil dosyalarının ele alınmasını ve önceki sözleşmelerden kaynaklanan mülkiyet haklarının iadesini öngörmektedir.

On ikinci madde:

  • DSG’nin, Suriye vatandaşı olmayan PKK mensupları ve yöneticilerinin Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılması konusunda taahhütte bulunması; bunun egemenlik ve komşu ülkelerin istikrarı açısından gerekli olduğu vurgulanmaktadır.

On üçüncü madde:

  • Suriye devletinin, IŞİD’le mücadeleyi uluslararası koalisyonun etkin bir üyesi olarak sürdürmesi, bu çerçevede ABD ile ortak koordinasyonun devam etmesi; bölgenin güvenliği ve istikrarının sağlanması.

On dördüncü madde:

  • Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerinin halkının güvenli ve onurlu biçimde geri dönüşünü sağlayacak düzenlemeler için çalışılması.”

Mazlum Abdi, yaptığı açıklamada, “Bu savaşa mecbur bırakıldıklarını” söyledi, “bunun iç savaşa dönüşmemesi ve ölümleri engellemek için Deyrizor ver Rakka’dan çekilme kararı aldıklarını” açıkladı. Özetle SDG, Fırat’ın batısından doğusuna çekiliyordu.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack ise “ABD Suriye hükümetini ve SDG, bugün varılan ateşkes anlaşmasına ulaşmadaki yapıcı çabalarından dolayı takdir eder ve bu anlaşmanın, birleşik bir Suriye’ye doğru yenilenmiş diyalog ve işbirliğinin yolunu açtığını belirtir” açıklamasını yaptı.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Konseyi üyesi Foza Yusuf ise Şam’a bağlı grupların saldırılarının özellikle Cizîr bölgesine tehlikeli bir boyuta ulaştığını belirterek, “Birçok yanlış yalan bilgi bilinçli olarak dolaşıma sokuluyor” ifadeleriyle SDG’den gelecek açıklamaların dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’den açıklama, Erdoğan ve Macron Şara ile görüştü 

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, 14 maddelik mutabakata destek verildi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Şara ile telefonda görüştü. Görüşme sonrası yapılan açıklamada “Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, birlik, beraberlik, istikrar ve güvenliğine önem verdiği” belirtildi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Şara ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Macron, kalıcı ateşkesin gerekliliğini belirtti.

Aynı gün Barrack, Ahmed Şara ve Mazlum Abdi ile görüştü.

Mazlum Abdi: Ateşkes çabalarımız devam ediyor

Mazlum Abdi, Şam yönetimine bağlı güçlerin saldırılarının yayılarak sürdüğünü belirtti ve çatışmaların durdurulması için uluslararası tarafların da dahil olduğu girişimlerin sürdüğünü vurguladı. Abdi, “Halkımıza sesleniyoruz: Ateşkes ve sükûnet için çalışmalarımız devam ediyor. Bu nedenle halkımızı, evlatları olan savaşçılarımızın etrafında kenetlenmeye, cesaret ve inançla hareket etmeye çağırıyoruz” dedi. Abdi, Şara ile telefonda görüştü.

KDP Başkanı Mesud Barzani ise SDG ile Şam güçleri arasında başlayan çatışmalara değinerek tarafları sükûnete çağırdı ve daha önce varılan anlaşmalara dönülmesi gerektiğini vurguladı.

Tabka’da bir SDG savaşçısını simgeleyen heykel de yıkıldı – 18 Ocak 2025

19 Ocak 2026

Rojava’da genel seferberlik ilan edildi 

SDG’nin gerilimi azaltmak için Fırat’ın doğusuna çekilme kararına rağmen Şam’ın saldırıları sürdü.  Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Cizîr Kantonu İçişleri Kurulu, güvenlik ve istikrarı sağlamak amacıyla kantonun tüm şehir ve beldelerinde genel sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Tişrin Barajı

Özerk Yönetim, Şam’daki geçici hükümete bağlı grupların imzalanan anlaşmaları ihlal ettiği ve birden fazla cephede saldırılar düzenlediğini açıkladı. Açıklamada, çözüm için atılan adımlara ve iyi niyet göstergelerine rağmen, bazı bölgelerden çekilme dahil barışçıl girişimlerin karşılık bulmadığı kaydedildi. Saldırıların sürmesinin, Şam yönetiminin askeri tırmanışta ısrar ettiğini gösterdiği belirtilen açıklamada, bu yaklaşımın Kuzey ve Doğu Suriye’deki toplumsal birlikteliği hedef aldığı, şiddeti körüklemeyi, bölgenin yerleşik halklarını hedef almayı ve mevcut çoğulcu yapıyı ortadan kaldırmayı amaçladığı ifade edildi.

Mazlum Abdi’den açıklama: Savaş bize farz kılındı 

Mazlum Abdi, 6 Ocak’tan bu yana en ciddi saldırıyla karşı karşıya bulunduklarını belirterek, uyarılarda bulundu.

Ronahi Tv’ye görüntülü bir mesaj gönderen Abdi, şunları belirtti:

“Sevgili halkımız değerli dostlar

Ayın 6’sından bu yana şiddetli bir savaş yaşıyoruz. Çok sayıda şehit ve yaralı verdik. Şam’a gitmeden önce halkımızla bazı hususları paylaşmak istedim. Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Bu savaş bize farz kılındı. Önüne geçmek istiyorduk. 4 Ocak’ta Şam’da yaptığımız son toplantı, sonrasındaki toplantılarda, Hewlêr’deki toplantıda bu savaşın önünü almak istedik. Ancak ne yazık ki bu savaş birçok güç tarafından planlandığı için bu savaş bize farz kılındı ve bugüne gelmiş bulunuyoruz. Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmemesi ki öyle planlanmıştı, daha fazla ölüm ve sivillerin anlamsız kayıplarının yaşanmaması için – savaşın sonu da belirsizdi – Dêrazor ve Rakka güçlerini Hesekê bölgesine geçirme konusunda bir ittifaka varıldı.Şunu söylemek istiyorum. Varılan ittifaka dair Şam’dan döndükten sonra daha detaylı konuşacağız. Bizler devrim ve halk kazanımlarını koruyacağız. Bunun için elimizden ne gelirse yapacağız. Bölgemizin özgünlüğünü koruyacağız. Buna gücümüz de yetiyor. Bu yönlü çabalarımız da devam edecektir. Bu bir mücadeledir ve uzun solukludur. Halkımız, örgütümüz ve arkadaşlarımız bu mücadelede de bu savaşta da tıpkı son 14 yılda kazandığı diğer savaşlar gibi kazanacaktır.”

Toplantı olumsuz sonuçlandı 

Ahmed Şara ve Mazlum Abdi 19 Ocak’ta Şam’da anlaşmayla ilgili detayları ele almak üzere biraraya geldi ancak toplantının olumsuz geçtiği basına yansıdı. Toplantıya uluslararası gözlemciler de katıldı. Söz konusu görüşme, Şam hükümetine bağlı grupların ateşkese rağmen Rakka, Şeddade ve Ayn İsa’ya yönelik saldırılarının yoğunlaşarak sürdüğü dakikalarda gerçekleşti. Görüşmenin seyri hakkında ilk açıklamayı PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Foza Yusuf yaptı. Amargi’ye konuşan Yusuf, Şam’da Abdi ile Şara arasında gerçekleşen görüşmenin “olumlu sonuç vermediğini” söyledi: “Bugün yaşananların tamamı, Kürtlere yönelik soykırım temelinde gerçekleşmektedir. Gerçekleşen toplantıdan herhangi bir olumlu sonuç çıkmamıştır.”

SDG Basın Sözcüsü Şami: ‘Şam yönetimi diyalog yerine ‘teslimiyeti’ dayattı

SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami de Abdi-Şara arasındaki görüşmenin başarısızlıkla sonuçlandığını doğruladı. Şami, “Genel Komutanımız Mazlum Abdi, Suriye’nin birliği ve barışçıl çözüm için Şam’a gitti ancak Şam yönetimi diyalog yerine ‘teslimiyet’ dayattı” dedi. Suriye geçici hükümete bağlı grupların Haseke’ye ilerlemeye başladı, SDG’den “direniş” çağrıları yapıldı.

PYD: Demografik yapıyı değşitirmek istiyorlar 

PYD Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Hediye Yusif ise “Arap ve Kürtler arasında savaş yaşanıyor denilerek saldırıların yoğunlaştırıldığını belirtti ve “Demografik yapıyı değiştirmek istiyorlar. Saldırılarda gördük; binlerce kişi göçe zorlandı.” dedi.

Bakırhan: Bir iç savaş tasarlanmak isteniyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise , Suriye ve Özerk Yönetim’de yaşan gelişmelerden Türkiye’yi de sorumlu tuttu ve Kürtler için ortaya çıkan sonucu şöyle değerlendirdi: “Kürtler kendi toprağında, kimlikleriyle kalıcı hâle geldi; bu kazanımı küçümsemek haksızlık olur.”  Türkiye’deki süreç için ise bahanelerin artık tükendiğini ifade eden Bakırhan, “Çok hızlı bir biçimde siyasi ve hukuki zemini güçlendirecek demokratik adımlar atılmalıdır. ” dedi.

Shell’den El Ömer Petrol Sahası’ndan çekilme talebi

Bölgede tansiyon yükselirken, Şam yönetimine bağlı gruplar Rakka’da IŞİD üyelerinin tutulduğu cezaevine IŞİD’lileri kurtarmak saldırı düzenlendi. Dron ve ağır silahlarla yapılan saldırı üzerine bölgede çatışma çıktı. SDG denetimindeki bu cezaevinde bini aşkın IŞİD üyesi tutuluyordu.
Aynı gün İngiliz petrol devi Shell’in Suriye’deki El-Ömer Petrol Sahası’ndan çekilme ve hissesini devretme talebinde bulunduğu duyuruldu. Söz konusu petrol sahası 18 Ocak’ta duyurulan anlaşma çerçevesinde Şam hükümetinin kontrolüne geçmişti.

Rojava’ya destek gösterileri 

Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından tüm Kürtler, Kuzey ve Doğu Suriye etrafında adeta kenetlendi.Diyarbakır ve Van’daki protestoya polis izin vermedi. İki kentte çok sayıda kişi gözaltına alındı. İHD, Rojava için “insanlık nöbeti” başlattı.

20 Ocak 2026

AB’den ‘Kürt haklarının korunması hayati önemde’ vurgusu

Şam hükümetinin saldırıları hakkında açıklama yapan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “Tüm askeri faaliyetler derhal durdurulmalı, gerilimi azaltma taahhütlerine tam olarak uyulmalı ve siviller korunmalıdır. Kürt haklarının tam olarak korunması da hayati önem taşımaktadır” dedi.

Uluslararası güçlere saldırılara karşı tutum alma çağrısı

Şam hükümetinin saldırıları hakkında açıklama yapan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, “Yeni savaşların önünü almak için diyalog yoluyla sorunları çözmeye çalıştık. Ancak hükümet imzaladığı ateşkes anlaşmasına bağlı kalmadı” dedi. “Bu halk dünyayı korumak için çocuklarını feda etti” diyen İlham Ahmed, uluslararası güçlere ve kamuoyuna “Kürt soykırımını amaçlayan” saldırılara karşı “net tutum alma” çağrısında bulundu.

Şam yönetiminden ‘enfal’li genelge 

Geçici Suriye hükümetinin Vakıflar Bakanlığı, Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırıları “fetih” olarak nitelendiren bir genelge yayımladı. Kürt halkı için soykırımı çağrıştıran “enfal” suresinden ayetle başlayan genelgede, camilerde “zafer ve fetih” kutlamaları yapılması istendi. Suriye Vakıflar Bakanlığı tarafından 18 Ocak 2026’de tüm cami imamlarına gönderilen resmi genelgede, Enfal suresi 9. ayeti ile başlıyor.

Nadia Murad’dan IŞİD uyarısı: Dünya bunu görmezden gelemez

IŞİD esaretinden kaçıp 2018 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Êzidî hak savunucusu Nadia Murad, Şam hükümetine bağlı grupların Haseke ve Rakka’da IŞİD’lilerin tutulduğu hapishanelere saldırıp, onları serbest bırakması hakkında açıklama yaptı. “Suriye’de kaos daha da derinleşirken, bazı IŞİD tutukluları çoktan serbest bırakıldı, binlercesi ise çökme riski taşıyan hapishanelerde tutulmaya devam ediyor” diyen Nadia Murad, “Bunlar soykırım ve cinsel şiddet failleridir. Irak sınırında, özellikle Suriye yakınlarındaki topluluklar, tarihin tekerrür etmesinden korkuyor. Dünya bunu bir kez daha görmezden gelemez. Orta Doğu’da barış galip gelsin” çağrısında bulundu.
Nobel Barış Ödüllü Ezidi aktivist Nadia Murad, Rojava ve Suriye’de tırmanan gerilimin Şengal üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu belirterek, uluslararası toplumu acil önlem almaya çağırdı.

Nadia Murad ayrıca 30 Ocak’ta diplomatik temasları kapsamında ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Elçisi Mike Waltz ve BM Genel Kurul Başkanı ile bir araya geldi.

Avrupa’nın dört bir yanında eylemler: IŞİD’i durdur, Rojava’yı koru  

Şam hükümetine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’in topraklarına yönelik saldırıları ve çatışmalar, Avrupa’nın dört bir yanında protesto eylemleri ve tepkilerle karşılandı.İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, Hollanda, Norveç, İsveç, İspanya, İtalya, İskoçya ve İsviçre’nin birçok kentinde Rojava’ya destek eylemleri gerçekleştirildi.

Rohilat Efrin 19 Ocak görüşmesinin detaylarını anlattı

YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn, 19 Ocak’ta yapılan görüşmenin detaylarını bir gün sonra anlattı. Görüşmeye Şam hükümetini temsilen Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin El Seleme, Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra, Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Ahmed Şara‘nın katıldığını söyledi. Rohilat Afrîn, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın da hazır bulunduğu görüşmenin 5 saatten fazla sürdüğünü sözlerine ekledi. Şam’ın “uzlaşmacı bir tavır” sergilemediğini vurgulayan Efrîn, toplantının içeriğine dair şu bilgileri paylaştı:

“Daha önce 4 Ocak’ta yapılan teknik görüşmelerde SDG’nin üç tümen halinde orduya katılması ve özerk yapının korunması üzerinde bir anlayış birliği vardı. Ancak bu son toplantıda her şeyi inkar ettiler. Bize ‘Hesekê ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek (bireysel) katılın’ dediler. Biz bu yeni durumun değerlendirilmesi ve entegrasyonun gözden geçirilmesi için zaman talep ettik. Ancak onlar taleplerinin hemen uygulanmasını istedi. Bu, 13 yıllık kazanımların yok edilmesi ve Kürt halkının iradesinin teslim alınması demektir. Biz bu dayatmayı kabul etmedik.”

Rohilat Efrîn, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın görüşmede “zayıf kalan” tavrını eleştirdi. Efrîn, IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon temsilcisinin da olanlara sessiz kaldığını söyledi.

Şara, Abdi’ye “Savunma Bakan Yardımcılığı görevini teklif etti, Hesekê valisi olarak atanacak bir aday göstermesini” istedi. Abdi, Hasekê’nin tamamen SDG’nin yönetimi altında kalmasını istedi ve anlaşmanın yeni koşullarını görüşmek üzere 5 gün talep etti. Ancak Şara, anlaşmanın tamamlanmasını ve Şam güçlerinin bir an önce HAsekê’ye girmesini şart koşarak bu talebi kabul etmedi. Arap basınına göre, Şara “gün sonuna kadar nihai bir cevap istediğini; aksi takdirde uluslararası taraflara Mazlum Abdi’nin anlaşmadan çekildiğini ve Suriye devletinin Hasekê sorununu güç kullanarak çözeceğini” bildireceğini söyledi. Rohilat Efrin, söz konusu bilgileri de doğruladı. Efrin, “Daha önce bu anlaşmayı bir ay içerisinde uygulayabileceklerini söylemişlerdi. Ancak Deyrezor ve Rakka’daki saldırıların ardından şartlarının hemen kabul edilmesini istediler. Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki daha önceden planlanmıştı. Ancak biz belli bir süre vermeden, yeni teklifin görüşülmesi için zaman istedik. Sonuçta bizim de bu yeni teklifi kendi komuta kadememizle, kendi siyasi organlarımızla, meclislerimizle istişare etmemiz gerekiyor. Ancak onlar ‘hemen’ dedi. Bu bir teslimiyet dayatmasıydı, kabul etmedik” ifadelerini kullandı. Şara’nın 18 Ocak’ta duyurduğu 14 maddelik mutabakata değinen Efrîn, sözlerini şöyle sürdürdü:

“General Mazlum Abdi savaş ve çatışmaların durdurulması için bu metni imzalamayı kabul etmişti. Zaten dünkü konuşmasında da savaşın durmasını ve diyalog ile sorunların çözümü desteklediklerini açıklamıştı. Ancak bugünkü tavırlarında sanki her şey bitti, oldu bittiye getirerek yeni şartları kabul ettirmek istediler. Şam tarafı her şeyi tek merkezden yönetmek ve bizi tamamen iradesiz bırakmak istedi” dedi.

Abdi: Kürt bölgeleri kırmızı çizgimizdir

Mazlum Abdi, sonuçsuz kalan görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Şam güçlerinin saldırılarına karşı Kürt bölgelerinin korunmasının “kırmızı çizgi” olduğunu vurgulayarak, uluslararası koalisyonu sorumluluk almaya çağırdı ve Şam yönetimine, “Saldırıları durdurun, yeniden diyalog masasına dönün” çağrısı yaptı.

Talabani: Kürt halkı saldırılara sessiz kalmayacak

YNK Başkanı Bafıl Celal Talabani de saldırıları “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Talabani, “Kürt halkına yönelik bu barbarca eylemleri en güçlü şekilde kınıyoruz. Kürt halkı sessiz kalmayacak ve olan bitene göz yummayacaktır” dedi. Rojava’da Kürtlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadeleyi hatırlatan Talabani, ABD’yi saldırılar karşısında sorumluluk almaya çağırdı.

 4 günlük ateşkes kararı

Şam güçlerinin Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırıları ve kuşatması sürerken, 4 günlük ateşkes sağlandığı duyuruldu. SDG, “Müzakere edilmiş çözümlere ve diyaloğa açık olduğumuzu ve sükuneti ve istikrarı sağlayacak şekilde 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasına yönelik adımlar atmaya hazır olduğumuzu teyit ediyoruz” açıklaması yaptı.  Geçici Şam hükümetinin Savunma Bakanlığı’ndan da açıklama yapıldı.

Tom Barrack Hakan Fidan ile görüştü 

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü.

Fidan’ın ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir telefon görüşmesi yaptığı duyuruldu. Görüşmede Suriye’deki gelişmelerin ele alındığı kaydedildi. Barrack ve Fidan’ın son görüşmesi 13 Ocak’ta Şam güçlerinin Halep’teki Kürt mahallelerine saldırılarının ardından Ankara’da gerçekleşmişti.

Fidan, 18 Ocak’ta duyurulan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nı desteklediklerini, Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafların kendi iradesiyle sağladığı mutabakatları desteklemek olduğunu belirtti. .

Barrack ise Şara liderliğindeki Suriye’nin geçiş döneminin “Kürtler için şu anki en büyük fırsat“ olduğunu savundu, “Bu an, vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım gibi olanaklarla birlikte birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyonun yolunu açıyor“ dedi.

Kamışlo sınırına ve Semelka Sınır Kapısı’na yürüyüş 

Birçok kentte Rojava’ya destek eylemleri devam etti. Sınır kenttelerinde ve Federe Kürdistan’ın birçok kentinde binlerce kişi Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi sınırına yürüdü. Süleymaniye, Halepçe, Duhok ve Erbil vilayetlerinde protestolar kesintisiz bir şekilde devam etti. Erbil’de binlerce kişi protestoların devam ettiği ABD Konsolosluğu’na yönünü çevirdi. Süleymaniye’den konvoylar Semelka Sınır Kapısı’na gitti.

Yurttaşlar sınır tellerini kaldırıp Kamışlo’ya geçti 

DEM Parti’nin Nusaybin’de düzenlediği grup toplantısının ardından yüzlerce yurttaş Kamışlo sınırına yürüdü, sınır tellerini kaldırarak, Şam güçlerinin saldırılarına karşı dayanışma amacıyla Kamışlo’ya geçti. Sonrasında Nusaybin’de nöbet başlatıldı.

Şengal’den Kerkük’e, Erbil’den Diyarbakır’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada tüm kentler, adeta Rojava’nın etrafında bir çember oluşturarak kenetlendi.

Siirt, Dersim, Bingöl, Diyarbakır,Şırnak,  Van, Ağrı, Hakkari, Bitlis, Muş, Beyrut, Ankara, Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Danimarka başta olmak üzere bir çok yerde eylem yapıldı.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt bölgelerine yönelik saldırılar Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye kentinde protesto edildi. Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid’in eşi Şehnaz İbrahim Ahmed yürüyüşe katıldı ve gözyaşlarını tutamadı.

21 Ocak 2026

Kobani kuşatma altında, SDG Hol Kampı’ndan çekildi 

Mazlum Abdi ve Ahmed Şara arasında gerçekleşen görüşme, olumsuz sonuçlanmıştı.  Şam güçleri, Kobani’yi kuşatma altına alırken, birçok noktada saldırılarını sürdürüyor. DSG, Şam güçlerinin IŞİD’lilerin ailelerinin kurtarmak için saldırıları düzenlediği Hol Kampı’ndan “uluslararası toplumun sorumluluklarını yerine getirememesi” nedeniyle çekildi.

ABD senatörü ve Irak Başbakanı Sudani, Mazlum Abdi ile görüştü

Rojava’ya yönelik kapsamlı saldırı ABD’de de rahatsızlığa yol açmıştı. ABD senatörü Senatör Chris Van Hollen, Suriye’deki son gelişmelerle ilgili Mazlum Abdi ile görüştü.Van Hollen, “ABD, Suriye hükümetinden derhal ateşkes şartlarına uymasını talep etmelidir” dedi. Irak Başbakanı Muhammed Sudani’de Abdi ile görüştü. Sudani, “Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarının güvence altına alınması ve ülkenin bütünlüğü ile güvenliğinin korunması” gerektiğini belirtti.

Trump: Kürtleri korumaya çalışıyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Rûdaw Washington Ofisi Direktörü Diyar Kurde’nin “Amerika’nın en sadık ortakları olan Kürtler, Suriye hükümeti içindeki bazı tarafların saldırılarıyla karşı karşıya. Kürtlerin haklarının korunduğundan ve Rojava’daki teröre karşı etkili güçlerinin devam ettiğinden emin olmak için ne yapacaksınız, zira Kürtler sizi müttefiklerini terk etmeyen bir başkan olarak görüyor?” şeklindeki sorusuna şöyle cevap verdi:

“Kürtleri seviyorum. Fakat şunu anlamalısın ki; Kürtlere çok ama çok para verildi, onlara petrol ve başka şeyler de verildi. Yani o işi bizim için değil, daha çok kendileri için yapıyorlardı. Bununla birlikte Kürtlerle ilişkilerimiz iyi ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz.”

‘Kürtler arası dayanışma bizim gerçek güvencemizdir’

Rojava, Kürt birliği açısından stratejik bir rol oynadı. Rojava’ya yönelik saldırılar; Diyarbakır’dan Erbil’e, Erbil’den Süleymaniye’ye kadar aynı sert tepkiyle karşılandı. Kürt birliğinin bu denli güçlü sağlandığı nadir dönemlerden biri yaşanırken, Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani de sürece dair şu kritik açıklamayı yaptı:

‘Bugün yaşananlar sadece Rojava Özerk Yönetimi’ne yönelik bir saldırı değil, her yerde Kürt onuruna yönelmiş bir saldırıdır. Kürtler arası dayanışma bizim gerçek güvencemizdir. Rojava’daki halkımızı desteklemeye, istikrarı yeniden sağlamaya ve Suriye’de kalıcı bir anayasal çerçeve içinde haklarını güvence altına almaya devam edeceğiz.'”

Süleymaniye Anti Terör Birlikleri Özerk Yönetim bölgesinde 

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam hükümetine bağlı güçlerin saldırısı üzerine ilan ettiği genel seferberlik çağrısı çerçevesinde Kürdistan Federe Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde bulunan Anti Terör Birliklerinin Özerk Yönetim bölgesine ulaştığı bildirildi. Bu gelişme, Özerk Yönetim’e bağlı Anti-Terör Birlikleri’nin (YAT) resmi sitesinden duyuruldu.

13 partiden Rojava açıklaması 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emek Partisi (EMEP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Emekçi Hareket Partisi (EHP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) tarafından ortak açıklama yapıldı. 13 parti ve örgütün ortak açıklamasında, “ Suriye’de açık katliam tehdidi altında bulunan Kürt halkının yanındayız; bu saldırılar karşısında susmayacağız, geri durmayacağız“ denildi.

IŞİD’lileri tutulduğu cezaevlerine saldırı: Trump’tan ‘Hapishane kaçışını engelledim’ açıklaması 

Şam hükümeti, SDG’nin denetiminde olan IŞİD üyelerinin bulunduğu hapishanelere yönelik saldırılarını sistematik şekilde sürdürdü. Rakka’daki Al Aktan hapishanesine yönelik topçu atışı yapan ve hapishanede güvenliği sağlayan SDG üyelerini hedef alan Şam hükümet güçleri, Şedadi’deki hapishaneyi ve El Hol Kampı’nın kontrolünü aldı. Ve burada çok sayıda IŞİD üyesinin serbest bırakıldığı bildirildi.

İlham Ahmed, Şam hükümeti güçlerinin Rakka’da 2 bin IŞİD üyesinin bulunduğu Aktan hapishanesi yoğun topçu ateşi düzenlediğini duyurdu. “ABD güçleri, hapishaneyi koruyan grubun güvenliğinden sorumludur. Onları, terörizme karşı mücadelede yanlarında olanlara karşı sorumluluklarını yerine getirmeye ve garantör güç olarak ateşkesi izlemeye devam etmeye çağırıyoruz” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, New York Post gazetesine verdiği röportajda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Suriye’deki IŞİD’li tutukluların durumunu ele aldıklarını aktararak, “Ne yaptığımı biliyor musunuz? Bir hapishane kaçışını engelledim. Suriye’de iyi bir iş çıkardık. Avrupalı mahkumlar kaçıyordu ve ben bunu durdurdum. Bu olay dün oldu” dedi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Kuzey ve Doğu Suriye’de bulunan hapishanelerdeki IŞİD üyelerini Irak’a nakletmeye başladığını duyurdu. Konuyla ilgili CENTCOM Komutanı Cooper’in Şara’yı aradığı ve IŞİD’lilerin transferi sırasında “Suriye güçlerinin müdahale edebilecek herhangi bir eylemden kaçınmasını” istediği açıklandı.

22 Ocak’ta Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD tutuklularını devraldığını açıkladı. Irak Yargı Konseyi de nakledilenler hakkında soruşturma başlattığını duyurdu.

Bahçeli: Fırat’ın doğusu da terörden arındırılmalıdır 

Türkiye’de ise iktidardan SDG’ye yönelik açıklamalar gelmeye devam ediyordu.  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı açıklamada Suriye’deki gelişmeler üzerinden SDG’yi hedef aldı. Bahçeli, “SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil edemeyecektir. Son tahlilde Fırat’ın doğusu, tıpkı batısı gibi terörden ve kanlı hesaplardan tamamıyla arındırılmalıdır. O gün işte bugündür” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık grup toplantısında ise Şam’ın Rojava’ya yönelik saldırıları için “son derece haklı ve meşru” dedi. Erdoğan, “Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla gerekli telkinlerde bulunduk. Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını sürdürebilmesi mümkün değildir. Silahları bırakmak ve meseleyi sükunetle çözmek yegane çıkış yoludur. İnşallah en kısa sürede örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşup, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilecek” ifadelerini kulllandı.

22 Ocak 2026

Rojava kuşatma altında

Şam hükümeti güçleri, sağlanan 4 günlük ateşkese rağmen Özerk Yönetim topraklarına yönelik saldırılarını sürdürdü ve ateşkesi ihlal etti. SDG, garantör taraflara ihlalleri takip etmeleri çağrısı yaptı. Şam güçlerinin kuşatma altındaki Kobanî’nin köylerinde de çatışmalar sürdü. Kobani’de internet tamamen kesildi. Katliam endişesi nedeniyle kamuoyuna çağrı yapıldı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, “Bu eylemler savaş suçları teşkil etmektedir” dedi. Rojava’nın bir çok kentinde saldırılara karşı halk nöbet tutmaya başladı.

Barzani Vatikan’da: Gündem Suriye 

KDP lideri Mesud Barzani, Vatikan’a yaptığı ziyarette Papa XIV. Leo ve İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile bir araya geldi. Barzani, uluslararası topluma da çağrıda bulunarak, dünya ülkelerinin terörün yeniden güç kazanmasını engellemesi gerektiğini belirtti.

Eylemler ise sürüyordu . İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Batman, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van baroları ortak bir açıklamayla Rojava için Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne çağrıda bulundu.

Şara’nın İsviçre ziyareti iptal oldu 

19 Ocak’ta Almanya’ya yapacağı ziyareti iptal edilen Ahmed Şara’nın İsviçre’de devam eden Davos Zirvesi kapsamında yapacağı bildirilen ziyaretin de iptal edildiği kaydedildi. İptal kararının alınmasında, Şam hükümet güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırılarının sürmesinin ve ardından başlayan protestoların etkili olduğu belirtildi.

DEM Parti heyeti Rojava’ya gitti

DEM Parti’den bir heyet Kuzey ve Doğu Suriye’ye geçerek temaslarda bulundu.

Temaslarının ikinci gününde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bu topraklar artık savaşı, gözyaşını ve kanı kaldıramaz. Garantör ülkelerin görev ve sorumlulukları var. Buradan onlara de seslenmek istiyorum: görevinizi yerine getirmelisiniz” dedi.

Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD’lileri devraldı ve soruşturma başlattı

Irak, Suriye’den nakledilen IŞİD tutuklularını devraldığını açıkladı. Irak Yargı Konseyi de nakledilenler hakkında soruşturma başlattığını duyurdu.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Barrack ile görüştü

Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed, Erbil’de ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve CENTCOM yetkilileriyle görüştü.  Barrack, görüşmenin 18 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın ele alındığını ve tarafların ateşkesin sürdürülmesi konusunda hemfikir olduklarını duyurdu.  Abdi ise “Mevcut ateşkesi korumak ve gerçek bir entegrasyonu sağlamak için tüm imkânlarımızla ve ciddi bir şekilde çalışacağız” dedi.  Abdi ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la da ateşkes konusunda görüştüklerini açıkladı. olduğunu belirtti. Abdi ve beraberindeki heyet, Erbil ziyaretinde Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile de görüştü.

Rojava’ya destek eylemleri kesintisiz sürdü

Bu arada Kuzey ve Doğu Suriye’ye destek eylemleri de büyük yankı uyandırıyordu.

23 Ocak 2026

Kobani kuşatma altında 

Şam hükümeti güçleri, önceki gün duyurulan 4 günlük ateşkese rağmen Rojava topraklarına yönelik saldırılarını sürdürdü, ve ateşkesi ihlal etti. SDG, garantör taraflara ihlalleri takip etmeleri çağrısı yaptı. Kuşatma altına alınan Kobanî’de su, gıda, elektrik ve internet kesintisi yaşandı. Katliam endişesi nedeniyle kamuoyuna çağrı yapıldı.

SDG’nin Şam yönetiminin saldırıları altındaki IŞİD’lilerin tutulduğu Al-Aktan Cezaevi’nden tutukluların gözetiminin Uluslararası Koalisyon’a devri için güçlerini tahliye etmeye başladığı bildirildi.

BM Güvenlik Konseyi’nden çağrı

BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye hakkında sunum yapan Genel Sekreter Yardımcısı Halid Khiari, “Hasekê ve Kobani’deki çatışmalar nedeniyle endişe verici bir insani kriz yaşanıyor. İnsani yardım erişiminin sağlanması, acil bir ihtiyaçtır” dedi IŞİD’in halen “kalıcı bir tehdit” oluşturduğunu belirten Khiari, “IŞİD’in kuzeydoğudaki değişken durumdan faydalanmasına izin verilmemesi hayati önem taşımaktadır” uyarısında bulundu.

Hakan Fidan: Gelişmelerin iyi yönden ilerlediğini değerlendiriyorum 

Davos’ta Suriye hakkında açıklama yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Şu anda olan olayların ve gelişmelerin ben iyi yönde ilerlediğini genel itibarıyla değerlendiriyorum. Önümüzdeki günlerde daha iyi adımların atılacağını düşünüyorum” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: Kürtlere borçlu olduğumuzu biliyoruz

Özerk Yönetim’e yönelik saldırılar hakkında açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, Fransa’nın “tüm azınlıkları kapsayan” bir Suriye’yi destekleme sürecine “bağlı” olduğunu ifade ederek, “Kürtleri terk etmiyoruz, onlara ne borçlu olduğumuzu biliyoruz” dedi.

Corbyn’den Rojava çağrısı 

İngiltere Parlamentosu’nun Bağımsız Milletvekili ve eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’a gönderdiği mektupta, Londra’yı Suriye’deki Kürt halkı için siyasi ve hukuki güvence talep etmeye çağırdı.

İnsan hakları örgütlerinden çağrı 

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), geçici Şam hükümeti güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırılarında temel alt yapının hedef alındığını belirterek insani yardım çağrısında bulundu.

İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), DAD Ankara/Ana Fatma Cemevi, Polen Ekoloji Kolektifi, 10 Ekim Barış Derneği, Ankara Dersimliler Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, 78’liler Hareketi ve Devrimci 78’liler Federasyonu Rojava’daki saldırıların durdurulması için Birleşmiş Milletler (BM) ve tüm uluslararası insan hakları kurumlarına harekete geçmeleri çağrısı yaptı.

Federe Kürdistan Bölgesinde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar protesto edilirken, Erbil Valiliği de Rojava’ya destek kampanyası başlattıklarını açıkladı.

.

Afrin İnsan Hakları Örgütü: Kobani’de 500 bin sivil mahsur 

Afrin İnsan Hakları Örgütü Direktörü İbrahim Şexo, geçici Şam hükümetinin kuşatmaya aldığı Kobanî’de tam karartma altında 500 bin sivilin mahsur kaldığını bildirdi. Kuşatmayı yapanların intikam peşindeki IŞİD kalıntıları olduğunu söyleyen Şexo olası bir katliama karşı ABD ve Koalisyon’a acil çağrıda bulundu.

KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’den Kobani’ye destek açıklaması geldi. Kobani’nin üç taraftan kuşatılmasına tepki gösteren Barzani, “Kobani Kürdistani bir yerdir ve oraya el uzatılmamalıdır” dedi.

Kuşatma altında olan Kobanî’de su, elektrik ve internet olmadığına, acil gıda yardımına ihtiyaç olduğuna dikkat çeken DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ise, “Ambalaj HTŞ, zihniyet IŞİD olamaz, olmamalı. İsyanımızın da öfkemizin de nedeni budur ve bu yalnızca Kürt’e yönelik bir tehdit değildir. Bu bir insanlık meselesi. Yarın IŞİD zihniyetiyle karşı karşıya kalmak istemeyen herkese sorumluluk üstlenme çağrısı yapıyoruz” dedi.

Saç örgüsü protestosu 

Suriye’de Şam ordusuna bağlı grupların Kürtlere yönelik saldırıları devam ederken, büyük tepki toplayan bir video sosyal medyada dolaşıma girdi. Söz konusu video dünyanın birçok yerinde öfke ve tepkiyle karşılandı.

HTŞ tarafından öldürülen bir kadın savaşçının örgülü saçlarının kesilmesine karşı kadınlar, saç örgütü protestosu başlattı.

Türkiye’de protesto katılanlardan bazıları gözaltına alındı.

24 Ocak 2026

İsviçre Dışişleri Bakanlığı: Ateşkese saygı duyulmalı

İsviçre Dışişleri Bakanlığı, “İsviçre, Kuzey ve Doğu Suriye’deki durumdan derin endişe duymaktadır. Ateşkese saygı duyulması ve tüm sivillerin korunması zorunludur. İsviçre tüm tarafları uluslararası insancıl hukuka saygı göstermeye çağırıyor. İsviçre, çatışmalardan etkilenen Suriyelilere insani yardım sağlıyor.” açıklaması yaptı.

ABD’li Temsilciler Meclisi üyesinden Şam’a uyarı

ABD Demokrat Parti Temsilciler Meclisi Üyesi Josh Gottheimer, Suriye hükümetinin son dönemde artan askeri hareketliliğine ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şam yönetimini doğrudan hedef alan Gottheimer, ABD’nin sağladığı yaptırım kolaylıklarının bir “yeşil ışık” olarak yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, sahadaki askeri ilerleyişin sürmesi halinde bunun ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Hakan Fidan: IŞİD mahkumlarının taşınması söz konusu, ateşkesin uzatılması gerekebilir

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV’ye yaptığı açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’de PKK üyelerinin bulunduğunu ileri sürdü ve “Suriyeli olmayan PKK’lıların bölgeden çıkması gerekiyor” dedi.

Geçici Şam hükümetinin Kobanî, Kamışlo ve Hasekê’ye yönelik operasyon yapıp yapmayacağına ilişkin soruya, “Umarım diyalog yoluyla çözülmesinde ciddi bir irade olur” yanıtını verdi.

Fidan, 20 Ocak’ta ilan edilen ateşkese ilişkin ise, “Ateşkese gelinen süreçte çok fazla olay var. Kısaca şunu söyleyeyim. Şu anda DAEŞ mahkumlarının Suriye’den Irak’a taşınması söz konusu. Böyle bir ortamda ateşkesin biraz daha uzatılması gerekebilir. Şu anda böyle bir talep var. Süren bir diplomasi trafiği var, biz de içindeyiz. Biz hiç çatışma olsun istemiyoruz. Umarım olumlu bir barış süreci başlatılacaktır” diye konuştu.

DEM Parti : Suriye Kürtsüzleştirilmeye çalışılıyor

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, partilerinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Tülay Hatimoğulları, “Kürt’süz bir Suriye hedefleniyor. Öleni öldürmek, kalanı da göç ettirmek istiyorlar” dedi ve ekledi: “Türkiye, barış rolünü oynamalı. Bir çağrı da garantör ülkelere. Görevlerini eksiksiz şekilde yerine getirmeli ve Kuzey Suriye’deki kuşatmanın aşılması için çaba göstermeliler.”

Bakırhan ise, Kobani’de dört çocuğun donarak öldüğünü hatırlatarak insani yardım koridoru açılması çağrısında bulundu. Bakırhan, “Ateşin kesilmesi gerekiyordu. Sanırım ateşkes sadece Kürt’erin ateş etmemesi olarak anlaşılıyor. Ateşkes herkes için geçerlidir. Rojava’da ateş kesilmedi, saldırılar devam ediyor” dedi.

Bakırhan, Kürtlerin çekildiği bölgelere IŞİD bayrağı çekilmesini tüm dünyanın sessizce izlediğini belirttiği konuşmasında “Mesele IŞİD’le mücadele değildir, mesele Kürtlerin varlığıyla alakalıdır. Bir an önce insani koridor açılmak zorunda” dedi.

Ateşkes 15 gün uzatıldı

Şam yönetimi 20 Ocak’ta duyurulan ateşkesin son gününün akşamında ateşkesin 15 gün uzatıldığını açıkladı. SDG de “uluslararası arabuluculuk yoluyla ateşkesin on beş gün daha uzatılması konusunda anlaşmaya varıldığını” duyurdu.

Süveyda’da Rojava için eylem 

Şam yönetimine bağlı güçlerin defalarca kez saldırıların hedefi olan ve katliamların yaşandığı Süveyda’da Dürziler Rojava’yla dayanışmak için eylem yaptı.

Kobani’de sağlık sistemi çözme eşiğinde: Bebek ölümlerine dikkat çekildi 

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Kobanî’de sağlık sektörünün çökmenin eşiğinde olduğuna dikkat çekti. SOHR’a konuşan Kobanî Umut Hastanesi’ndeki bir doktor, yetersiz beslenmeye bağlı sıvı kaybı (dehidrasyon) ve dondurucu soğuklar nedeniyle 4 çocuğun hayatını kaybettiğini aktardı. Ayrıca, hastanede yaşanan elektrik kesintileri ve oksijen yetersizliği nedeniyle doğum sırasında yaşamını yitiren yeni doğan bebeklerin olduğu bildirildi.

25 Ocak 2026

Abdi: Anlaşmaya göre Suriye hükümet güçleri Kürt şehirlerine girmeyecek

Mazlum Abdi, Şam güçlerinin saldırıları ile birlikte yaşanan son durum ve ilan edilen 15 günlük ateşkese ilişkin açıklamalarda bulundu. Ronahi Tv’ye açıklamalarda bulunan Abdi, ateşkesin kalıcı olması için çalıştıklarını söyledi.

“Şam hükümeti ile görüşmelerimiz devam ediyor” diyen Abdi, “Arabulucular da hazır oluyorlar. Ama çözüm konusunda sonuca ulaşmış değiliz” diye konuştu.  Anlaşmada birçok konuda mutabakat sağlandığını belirten Abdi’nin aktardığı anlaşmaya göre, Suriye hükümet güçleri Kürt şehirlerine girmeyecek, ancak kurumlarımız hükümet kurumlarıyla birleşecek

Abdi, Şam yönetimine Savunma Bakan Yardımcısı ve Haseke Valisi de dahil olmak üzere hükümet pozisyonlarına atanacak isimler önerdiklerini açıkladı ve “Ancak henüz üzerinde mutabık kalınmış bir liste yok” dedi.

“Kobani ve Kamışlo için istediklerimizi Afrin ve Serekanîye için de istiyoruz” diyen Abdi, “Kobani bu sürecin öncülüğünü yapacak. Şam yönetimine Kobanê’ye girmemesi konusunda net bir uyarıda bulunduk ve bunu kabul ettiler” ifadelerini kullandı. “Bazı kişilerin oyununa gelmemeliyiz; halklar arasında çatışma çıkarmaya çalışıyorlar” uyarısında da bulundu.

Liberation’da Rojava’daki kadınlar için çağrı

Fransa merkezli Libération gazetesi Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarında Kürt kadınlarına yönelik şiddete karşı feminist bir çağrı yayımladı. Yazarlar, sanatçılar, akademisyenler ve kadın örgütü temsilcilerinin imzasının bulunduğu çağrıda uluslararası toplum Kürt kadınlarına dönük katliamlara karşısı acilen sorumluluk almaya çağrıldı. “Bu halkı, bu kadınları, bu umudu feda etmeyelim” başlıklı çağrıda Şam güçlerinin saldırılarının sadece askeri bir saldırı olmadığı aynı zamanda kadınların öncülüğünde inşa edilen özgürlükçü ve demokratik yaşam modelini hedef aldığı belirtildi.

1 Şubat ‘Dünya Rojava Günü’ ilan edildi 


30’dan fazla Kürt parti ve kurum temsilcisi Belçika’nın başkenti Brüksel’de Rojava gündemi ile toplandı. Toplantıda, 1 Şubat 2026’nın dünya Rojava ile dayanışma günü ilan edilmesi ve dünyanın dört bir yanında kitlesel yürüyüşler yapılması çağrısı yapıldı.

Rakka infaz

Saldırı altındaki Rakka’dan Haseke’ye gitmeye çalışan 12 kişilik Kürt aile, Şam güçlerine bağlı silahlı bir grubun kurduğu kontrol noktasında durduruldu ve aileden 6 kişi infaz edildi.

26 Ocak 2026

Mazlum Abi, Talabani ve Barzani ile görüştü 

Mazlum Abdi, Mesud Barzani ve Bafil Talabani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.Görüşmelerde Rojava’nın durumu ele alındı.

CHP’den ‘İnsani yardım koridorunun Türkiye üzerinden açılması’ çağrısı

Türkiye’de ise geniş çaplı yardım kampanyaları başlatıldı. Yardım yüklü TIR konvoylarının Suruç’tan Kobani’ye gönderilmesi talep edildi. Ancak insani koridor açılmasına ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın geçişlere izin verilmesine onay çıkmadı.

CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Rojava’daki soğuktan ölümleri ve insani krizi Meclis gündemine taşıdı. Hiçbir gerekçenin temel insan haklarının ihlalini meşrulaştıramayacağını vurgulayan Alp, 5 çocuğun soğuktan yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, “Suriye’ye en başta insani yardım koridorunun Türkiye üzerinden açılması gerektiğini düşünüyoruz. Uluslararası toplum, bu ablukayı kıracak şekilde behemehal harekete geçmelidir” çağrısında bulundu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Kobani’de insani bir durum var 

Partisinin MYK toplantısı sürerken açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Tek bir ordu, tek bir Suriye iradesinin ortaya çıkması gerektiğini ifade ettik. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara tarafından yayımlanan, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade etmek isterim” dedi. Tam kuşatma altına alınan Kobani’ye insani yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir soru üzerine Çelik, “Kobani’ye tabii ki insani yardımda bulunuyoruz, ilk aşamada 11 tır gitti. Net bir şekilde söylüyoruz; hangi ideoloji altında olursa olsun, bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Orada insani bir durum var. Şartlar ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin yanındayız. Suriye hükümeti ile birlikte, onların açtığı insani koridorlardan ilk aşamada 11 tır gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız” yanıtını verdi.

 

UNHCR : 100 binden fazla kişi yerinden edildi

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Orta Doğu Sözcüsü Rola Emin yaptığı açıklamada, son dönemde yaşanan çatışmalar ve saldırılar nedeniyle Kuzey ve Doğu Suriye’de 100 binden fazla kişinin yerinden edildiğini ve kış şartlarının yaşamı daha da zorlaştırdığını açıkladı.

27 Ocak 2026

Uluslararası güçler ve kamuoyuna Rojava çağrısı: Sessizlik can alıyor

Aralarında Nobel ödüllü yazar J. M. Coetzee, aktör Sir Stephen Fry ve PEN Uluslararası Başkanı Burhan Sönmez’in de bulunduğu aydın ve sanatçılar, Rojava’ya saldırıların sonlandırılması ve Kürtlerin haklarının tanınması çağrısında bulundu. Qad-Barış Araştırmaları Derneği de yayımladığı bildiriyle, uluslararası güçleri, “büyük ölçekli sivil can kayıplarını önlemek için derhâl siyasi, diplomatik ve insani adımlar atmaya” çağırdı.

Graham’dan peş peşe açıklamalar: Save the Kurds Act yasa tasarısı sunacağım

Geçici Şam hükümetinin Rojava’ya yönelik saldırıları ateşkese rağmen devam ederken, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’dan peş peşe açıklamalar geldi.

Graham, ilk açıklamasında, Suriye’de kötüleşen durumu büyük bir endişeyle takip ettiğini açıkladı:

“Kürtler, Türkiye ile uyumlu hareket eden yeni Suriye hükümetinin tehdidi altındadır. IŞİD halifeliğini yok etmede en önemli müttefik olan Kürtleri terk etmek, Amerika’nın itibarı ve ulusal güvenlik çıkarları için bir felaket olurdu.” Yaptırımları öngören yeni bir yasa tasarısını sunacağını duyurdu:

“Kürtleri Koruma Yasası’nın [Save the Kurds Act] güçlü bir iki partili destek alacağına ve etkili olabilmesi için caydırıcı güçlere sahip olması gerektiğine inanıyorum. Takipte kalın.”

Graham ikinci açıklamasında Suudi Arabistan’a seslendi:

“Daha önce de belirttiğim gibi, Suriye’de Kürt müttefiklerimize karşı bir kan banyosunu önlemek için yönetim ve bölgesel ortaklarla birlikte çalışmaya çalışıyorum. Bölgenin artık davranışlarını değiştirmesi ve insani değerlere sahip çıkması gerekiyor.”

“Ülkeniz, Amerika Birleşik Devletleri ve bölge arasındaki ilişkiler için yeni bir yol çizmek için çok çalıştım. Benimsenen birçok değişikliğe büyük saygı duyuyorum. Ancak, Krallığın Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırısı ve Suriye hükümetinin Kürtlere yönelik sürekli saldırıları karşısındaki sessizliği değişmelidir. Lütfen Suudi Arabistan’ın Suriye hükümeti üzerinde etkisi olduğunu ve bölgenin daha fazla kaosa sürüklenmesini önlemek için bu etkiyi kullanmasını beklediğimi anlayın. Suudi Arabistan’a: Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim.”

Graham, üçüncü açıklamasında görüştüğünü belirtttiği ABD Başkanı Donald Trump ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Suriye’ye istikrar getirme çabalarını çok takdir ettiğini“ söyledi. Graham,  “Kongre, istikrarı korumaya ve Kürtler gibi güvenilir müttefiklere karşı hareket ederek Amerika’nın çıkarlarına zarar veren bölgesel aktörlere karşı koymaya hazır. Suudi Arabistan, Suriye hükümeti üzerinde benzersiz bir etkiye sahip ve umarım bunu bölgenin ve ilgili herkesin yararına kullanırlar. Liderliğiniz için teşekkürler Başkan Trump.”ifadelerini kullandı.

Trump ve Erdoğan Şara ile görüştü 

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Şara ile telefonda görüştü.

Şara ile görüşmesi hakkında Trump, “Suriye’nin çok saygın Cumhurbaşkanı (Ahmed Şara) ile çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik. Suriye ve bu bölgeyle ilgili politikalar çok iyi gidiyor. Bundan dolayı çok memnunuz” ifadelerini kullandı.

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan ortak açıklama:  Tüm dış tarafları barış arayışımızda bize katılmaya çağırıyoruz

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Almanya Devlet Bakanı Serap Güler, Fransa Dışişleri Bakanı Jean Noël Barrot ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack‘ın görüşmesinin ardından ilgili ülkeler tarafından ortak bir açıklama yapıldı.

Yayımladıkları ortak açıklamayla, ateşkesin uzatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını duyuran ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa, “Tüm tarafları ateşkese kesinlikle uymaya ve azami ölçüde itidal göstermeye çağırıyoruz. Tüm dış tarafları barış arayışımızda ve şiddetin azaltılmasında bize katılmaya davet ediyoruz” açıklamasını yaptı.

Sivillerin korunması gerektiğini vurgulayan ülkeler, “Kobanî’de temel hizmetlerin yeniden başlatılması gerektiğinin altını çiziyoruz” dedi.

Ertesi gün açıklama yapan Hollanda da açıklamaya destek verdi.

Erdoğan: Devlet içinde devlet paralel ordu olmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’da Suriye’deki anlaşmaya ilişkin, “Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Kürt vatandaşlarımdan rica ediyorum. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin, istismarcılara prim vermeyin. Nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin.” açıklaması yaptı.

Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının yıl dönümü

Tam kuşatma altındaki Kobanî’de bir araya gelen binlerce kişi, kentin IŞİD’ten kurtarılmasının 11. yıl dönümü dolayısıyla kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirdi.

Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının 11. yıldönümü 

Mazlum Abdi, Kobanî’nin IŞİD’den kurtarılmasının 11’inci yıldönümü dolayısıyla, “Kobanî direnişinin IŞİD’e karşı kazandığı zaferin yıl dönümünde, Kobanî halkı kuşatma altındadır ve ağır saldırılara maruz kalmaktadır” açıklaması yaptı. Ve “Dünya, Kobanî’nin fedakarlığı karşısında verdiği sözleri yerine getirmelidir. Kobanî direnişini yürekten selamlıyoruz” dedi.

Mesut Barzani ise “Kobanî’de teröristlerin yenilgiye uğratılmasının 11. yıl dönümünde, müttefiklerin desteğiyle yürüttükleri kahramanca direnişle Kobani’nin IŞİD teröristlerinin eline geçmesine izin vermeyen kahraman savaşçılara ve peşmergelere selam gönderiyoruz. Bu mücadeleyle Kürt halkının tarihinde büyük bir zafer kaydedildi. Bu zafer, tüm Kürdistan halkının zaferiydi; teröre ve karanlığa karşı insanlığın zaferiydi.” ifadelerini kullandı.

SDG’nin açıklamasında  ise , “11 yıl önce elde edilen zafer, sadece bir anı değil, özgürlüğü koruma, şehitlerin kazanımlarını koruma ve Suriye’nin tüm halkları için güvenli ve demokratik bir gelecek inşa etme konusunda yeni bir vaattir” ifadeleri yer aldı.

Bir çok kentte de açıklamalar yapıldı.

Fransa’da 400’ü aşkın tanınmış kişiden çağrı: Rojava’yı savunun 

Fransa merkezli Le Monde gazetesinde 400’ü aşkın tanınmış kişi, Rojava’yı savunmaya çağıran ortak bir makale yayımlayarak ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna insan haklarının ve halkların özlemlerinin feda edilmemesi çağrısında bulundu.

Hakan Fidan Barrot ile görüştü 

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bugün resmi bir ziyaret kapsamında Ankara’ya mevkiidaşı Hakan Fidan ile görüştü.

Görüşmede pek çok başlığın yanı sıra Suriye ve IŞİD konularının da ele alındığı kaydedilirken, Rojava’daki son gelişmeler hakkında ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

28 Ocak 2026

Şara’ya Maduro hatırlatması: Geri adım atmaması halinde…

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler hakkında The Washington Post’a bir makale yazdı. Pompeo’nun “Amerika Suriye’de tehlikeli bir kumar oynuyor” başlıklı yazısında şunlar yer aldı:

ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, Suriye içindeki farklı çıkar gruplarını koruyan ve iç çöküşü önleyen bir askeri ve güvenlik çerçevesi oluşturmak için benzersiz diplomatik gücünü kullanmalıdır. Bu kolay olmayacaktır; özellikle de Şara hükümetinin Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket ettiği düşünüldüğünde. Ancak olası bir felaketi önlemek için, ABD’li politika yapıcıların ve diplomatların, Suriye’yi istikrar ve barış yoluna sokacak bir sonucu güvence altına almak için ellerindeki her aracı seferber etmeleri zorunludur.

“Operation Midnight Hammer”dan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına kadar Trump, Amerikan çıkarlarını korumak için sert gücü kullanma konusunda istekliliğini kanıtlamıştır. ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir. Bölgesel istikrar – ve muhtemelen Amerikalıların hayatı – tehlikededir. Suriye’de tarihin tekerrür etmesine izin veremeyiz.”

28 Ocak 2026

Putin, Şara ile görüştü:Toprak bütünlüğünün sağlanmasını destekliyoruz

Putin, Moskova’da ikinci kez Şara ile görüştü. Putin ve Şara “Suriye’nin toprak bütünlüğü“nün önemini dile getirdi. Putin, “Fırat bölgesinin entegrasyonu da bu yönde atılan önemli bir adım” dedi. Şara, bugüne kadar iki ülke arasında 13 heyet ziyareti gerçekleştiğini belirterek, “istişare edilecek çok konu olduğunu” söyledi.

29 Ocak 2026

İmza kampanyası başlatıldı

Geçici Suriye hükümetinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları ve kuşatması devam ederken, ABD’de Kürtler ve Şara yönetimi konusunda tartışmalar yaşanıyor. WSJ, Şara’yı destekleyen Barrack’a karşı Washington’daki Kürt yanlısı güçlü eğilime dikkat çekti. Cumhuriyetçi Senatör Graham ise, Kongre’ye Kürtleri Koruma Yasası adıyla bir teklif sunmaya hazırlanıyor ve teklifin yeterli desteği bulabilmesi için imza kampanyası başlatıldı. Kobani’ye yardımlar ulaştırılması için insani yardım koridorunun ve Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açıklaması için DEM Parti de bir çok görüşmede ve eylemlerde bulundu.

Avrupa Konseyi’nde Rojava gündemi 

Fransa’nın Strasbourg kentinde gerçekleştirilen oturumda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 2642 (2026) sayılı “Ortadoğu genelinde siyasi kriz: insan haklarını ve tüm azınlık gruplarının haklarını koruma ihtiyacı” kararı, yapılan oylama sonucu kabul edildi.

Ateşkesin ardından ikinci temas:Özerk Yönetim heyeti Şam’da

Mazlum Abdi ve Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in geçici hükümet yetkilileri ile görüşme yapmak için Şam’da oldukları belirtildi. Bu görüşme 24 Ocak’ta uzatılan ateşkesin ardından Özerk Yönetim temsilcileri ile Şam yönetimi arasındaki ikinci görüşme niteliği taşıyordu. Abdi ve Ahmet, 27 Ocak’ta da Şam’a gitmiş ve geçici hükümet yetkilileri ile görüşmüştü.

Özerk Yönetim heyeti Şam’da 

Mazlum Abdi ile Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in, geçici hükümet yetkilileriyle görüşmek üzere Şam’da olduğu bildirildi. Görüşme, 24 Ocak’ta uzatılan ateşkesin ardından Özerk Yönetim ile Şam yönetimi arasındaki ikinci temas özelliğini taşıdı.

Senatörler ‘Kürtleri koruma yasası’nı kongreye sundu 

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Şam hükümeti güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarının ardından gündeme getirdiği “Kürtleri Koruma Yasası (Save the Kurds Act)” adlı yasa tasarısını Demokrat Partili Senatör Richard Blumenthal ile birlikte ABD Kongresi’ne sundu.

Fransa’dan Suriye açıklaması 

Fransa Dışişleri Bakanı Jean Noël Barrot, Suriye ve Rojava’daki gelişmeler hakkında açıklamalarda bulundu. Barrot, “Suriye: Suriye’deki arabuluculuk çabalarımız ve Cumhurbaşkanının (Emmanuel Macron) kişisel özverisi sayesinde bir kan dökülmesi önlendi ve ateşkes sağlandı. Kürtlerin haklarını güvence altına alan ve IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasını engelleyen bir anlaşmaya varılmasını sağlamaya kararlıyız.” dedi.

Fidan ve Barracak bir kez daha görüştü

Dişişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleştirilen görüşmenin içeriğine ilişkin bilgilendirme yapılmadı.Fidan ve Barrack, 20 Ocak’ta da bir görüşme gerçekleştirmişti. Öncesinde ise ikili 13 Ocak’ta görüşmüştü.

16 barodan ortak açıklama: Mürşitpınar Kapısı açılsın

Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Dersim, Diyarbakır, Iğdır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van barolarından yapılan ortak açıklamada, Kobanî’de devam eden çatışmalar ve derinleşen insani krizin başta kadınlar olmak üzere çocuklar, yaşlılar ve hastalar ile siviller açısından hayati bir noktaya ulaştığı belirtildi.

30 Ocak 2026

Anlaşma sağlandı

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in Şam’da geçici hükümet yetkilileri ile yaptığı görüşmeye ilişkin bir açıklama yayımladı. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, geçici hükümetle 27 Ocak ve 29 Ocak’ta Şam‘da görüşme gerçekleştirmiş ancak taraflardan bir açıklama yapılmamıştı. SDG’nin resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, “Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde ateşkes sağlandı” ifadeleri yer aldı. Anlaşmaya göre, iki taraf arasında “askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu” konusunda mutabakata varıldı. Açıklamada, “Anlaşma, askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı güvenlik güçlerinin Hasekê ve Kamışlo şehir merkezlerine konuşlandırılmasını, bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyonunun başlamasını ve Halep Valiliği’ne bağlı bir tümen içinde Kobani tugayının kurulmasına ek olarak, üç DSG tugayından oluşan bir askeri tümenin oluşturulmasını içeriyor” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Anlaşma ayrıca, Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu ve görevdeki personelin kadroya alınmasını da kapsıyor. Dahası, Kürt halkının sivil ve eğitim haklarının çözümlenmesi ve yerinden edilmiş kişilerin bölgelerine geri dönüşünün garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varıldı. Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkenin yeniden inşası için çabaları birleştirerek Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyonu sağlamayı amaçlıyor.”

Şam yönetimi de mutabakatı duyurdu

Resmi haber ajansı SANA‘da yer alan açıklamaya göre Suriye geçici hükümeti de SDG ile “kapsamlı bir anlaşmanın parçası olarak ateşkes konusunda mutabakata varıldığını ve iki taraf arasında askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu konusunda mutabakata varıldığını” duyurdu. Anlaşmaya ilişkin aynı ayrıntıların yer açıklamada ayrıca, “Hükümet kaynakları, anlaşmanın Suriye topraklarını birleştirmeyi, hukuku uygulamayı ve ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkenin yeniden inşası için çabaları birleştirerek bölgede tam entegrasyonu sağlamayı amaçladığını doğruladı” denildi.

Tam metine buradan ulaşılabilir;

Anlaşmaya destek açıklamaları 

Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ise hükümet ile SDG arasında “istikrara doğru önemli bir adım teşkil eden anlaşmaya varılması için gösterdikleri yorulmak bilmeyen çabalarından dolayı” başta ABD ve Fransa olmak üzere arabulucu ülkelere ve kuruluşlara teşekkür etti. Uluslararası arabulucu güçlere işaret ederek, “Entegrasyon sürecinin başarılmasında garantör rolü oynamalarını umuyoruz” vurgusunda bulundu.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da “Bugün Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri arasında varılan kapsamlı anlaşmanın duyurulması, Suriye’nin ulusal uzlaşma, birlik ve kalıcı istikrara doğru yolculuğunda derin ve tarihi bir dönüm noktasıdır” açıklaması yaptı.

Neçirvan Barzani ise destekledilerini duyurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da “Egemen, birleşik ve istikrarlı bir Suriye. Barış içinde ve tüm bileşenlerine saygı duyan bir Suriye. Terörizmle mücadeleye tam anlamıyla bağlı bir Suriye. Fransa’nın desteklediği şey budur” ifadelerine yer verdi.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları anlaşmayı desteklediklerini ifade etti. Açıklamada, “Rojava’nın iradesi bizim için esastır. Bize düşen, aldıkları kararları desteklemektir” denildi.

Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Genel Başkanı Bafil Talabani de benzer bir açıklamada bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de  “Suriye’de Şam yönetimi ile DSG arasındaki görüşmelerde mutabakata varıldığına dair bilgiler ve tam entegrasyonun süreceği yönündeki açıklamaları yakından takip ediyoruz” dedi

Öcalan’ın girişimleri

Şam yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan, Kuzeydoğu Suriye ile Şam’ın birbirine entegrasyonunu içeren anlaşmanın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ve tüm tarafların katılımıyla gerçekleşen toplantıda çizildiği belirtildi. Yeni Yaşam’da yer alan ve kaynaklara dayandırılan habere göre anlaşma ve sahada varılan çözüm, Abdullah Öcalan’ın çabaları sonucu İmralı Adası, Ankara, Kuzeydoğu Suriye, Şam, Erbil, Londra, Paris ve Washington arasındaki mekik diplomasisi sonucunda ortaya çıktı. Mesud Barzani ve Bafil Talabani’nin de önemli diplomatik çabalar gösterdiği hatırlatılarak tarafların yeni bir anlaşmaya ikna edildiği de ifade edildi.

31 Ocak 2026

Anlaşmanın yankıları 

Mazlum Abdi, geçici Suriye hükümetiyle imzalandığı duyurulan anlaşma hakkında konuştu. Anlaşmaya dair detayları anlatan Abdi, yeni bir mücadele dönemine girdiklerini söyledi. İlham Ahmed, çevrimiçi basın toplantısında, geçici Suriye hükümetiyle varılan anlaşmanın detayları, ABD ve Fransa’nın da dahil olduğu garantör ülkelerin tutumu, Kürtlerin mücadelesi, bundan sonraki aşamalar, YPJ’nin statüsü gibi önemli konular hakkında konuştu.

SDG ve geçici Şam hükümeti arasında bugün varıldığı duyurulan anlaşmaya ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşleri Ofisi’nin resmi sosyal medya hesabından bir açıklama paylaşıldı. Açıklamada şöyle denildi:

“Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri arasında imzalanan tarihi anlaşmanın başarılı bir şekilde uygulanmasını desteklemeye kararlıdır.

Sorunsuz ve zamanında bir entegrasyon sürecini kolaylaştırmak için tüm taraflarla yakın işbirliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu anlaşma, Suriye’nin birliğini, egemenliğini ve istikrarını güçlendirerek tüm halkının yararına olmaktadır.

Bölgesel ortaklarımızla yakın koordinasyon içinde, Ortadoğu genelinde kalıcı uzlaşma ve refahı sağlamak için bu geçişin barışçıl ve etkili bir şekilde ilerlemesini sağlamaya hazırız. Suriye ve tüm bölge için daha parlak bir gelecek umuyoruz.”

Mesud Barzani, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir telefon görüşmesi yaptı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürüyoruz. Bilindiği gibi 24 Ocak’ta uzatılmış bulunan bir çatışmasızlık süreci yaşanmakta. Bugün de entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk; gece itibariyle bize mesajlar gelmişti. Bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor. Cezaevlerindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferinin tamamlanması büyük önem taşımakta” açıklaması yaptı.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Salih Müslim de anlaşmanın sahada uygulanmasının Şam’a bağlı olduğunu belirterek, “Ancak halkın tetikte olması gerekmektedir. Çünkü daha önce yapılan anlaşmalara uyulmadı. Biz de gerekli tedbirleri alacağız” dedi.

Resmi internet sitesindeki açıklamayla anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını duyuran Fransa Dışişleri Bakanlığı, “Fransa, tüm taraflar arasındaki müzakereleri aktif olarak kolaylaştırmıştır” dedi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı anlaşmayı olumlu değerlendirdi.

Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani de, “Bu anlaşmanın, Suriye genelinde, özellikle Kürt bölgelerinde, barış, özgürlük, istikrar ve kalkınmanın pekiştirilmesine yol açacak anlayış yolunun genişletilmesine yönelik ilk adım olmasını umuyoruz”  açıklaması yaptı.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Sözcüsü Faysal Yusuf, anlaşmayı “olumlu bir adım” olarak değerlendirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı da anlaşmanın “memnuniyetle karşılandığı” belirtildi.

Demokratik Suriye Konseyi de açıklamada anlaşmayı karmaşık bir sürecin yalnızca bir adımı olarak değerlendirildi.

BM Genel Sekreter Sözcü yardımcısı Farhan Haq ise  BM Genel Sekreteri António Guterres’in varılan anlaşmadan memnuniyet duyduğunu ifade etti, anlaşmayı desteklemek için çalışan herkese teşekkürlerini ifade ettiğini söyledi.

Süryani Birliği Partisi Eş Başkanı Sanharib Barsum da Suriye’de çözümün ancak diyalog ve uzlaşıyla mümkün olacağını vurguladı.

AB Dışişleri Komisyonu sözcüsü Enver El-Anuni anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Suriye’nin geleceğine dair üretilecek hiçbir çözümün Kürtler ve Dürziler olmadan gerçekleşemeyeceğini belirterek, “Suriye’nin geleceğine dair üretilecek hiçbir çözüm; Kürtlerin ve Dürzilerin öldürülmesi, hedef alınması veya saf dışı bırakılması üzerine inşa edilmemelidir.” dedi.

Suriye geçici hükümeti başkanı Ahmed Şara ise açıklamada, “Suriyelilerin her alanda gösterdikleri fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah’tan bu emanete layık olabilmeyi diliyorum. Geleceği birlikte inşa edeceğiz; sağlam bir adalet, kalıcı istikrar ve Suriye’yi hak ettiği yere geri döndürecek ve halkının özlemlerini karşılayacak kapsamlı bir kalkınma ile.” ifadelerini kullandı.

SDG, geçici Şam hükümetiyle “kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde” ateşkes sağlandığını ve iki taraf arasında “askeri ve idari güçlerin aşamalı olarak entegrasyonu” konusunda mutabakata varıldığını duyurdu. Açıklamada, “Anlaşma, askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, Halep Valiliği’ne bağlı bir tümen içinde Kobanî tugayının kurulmasına ek olarak, üç SDG tugayından oluşan bir askeri tümenin oluşturulmasını içeriyor” denildi. BM ise “Çözüm tarafların temsil edildiği kapsayıcı kurumlarda” açıklaması yaptı.

Irak‘tan da destek açıklaması yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ocak anlaşmasının Türkiye’deki sürecin üzerindeki yükün hafiflediğini söyledi. Meclis komisyonu tarafından hazırlanacak rapora da değinen Erdoğan, bunun sürece uzlaşı ve dinamizm kazandırmasını temenni etti.

Öcalan’ın girişimleri

Geçici Şam Yönetimi ile SDG arasında varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmanın çerçevesinin Abdullah Öcalan’ın çağrısını yaptığı ve tüm tarafların katıldığı toplantıyla çizildiği ve belirlendiği iddia edildi.

Şam yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak’ta varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan, Kuzeydoğu Suriye ile Şam’ın birbirine entegrasyonunu içeren anlaşmanın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla ve tüm tarafların katılımıyla gerçekleşen toplantıda çizildiği belirtildi. Yeni Yaşam’da yer alan ve kaynaklara dayandırılan habere göre anlaşma ve sahada varılan çözüm, Abdullah Öcalan’ın çabaları sonucu İmralı Adası, Ankara, Kuzeydoğu Suriye, Şam, Erbil, Londra, Paris ve Washington arasındaki mekik diplomasisi sonucunda ortaya çıktı.

Paris anlaşmasından sonra, 6 Ocak’ta Halep’teki Kürt mahallelerine (Şeyh Maksud ve Eşrefiye) saldırılar başladı. Haberde, kaynaklara dayandırılarak Deyr Hafir saldırısının başladığı günlerde Öcalan’ın devlet yetkilileriyle görüşme talep ettiği belirtildi.

Görüşmede Öcalan’ın Özerk Yönetime bir mektup gönderdiği ve saldırıların Şengal’e, Erbil’e kadar uzanabileceği konusunda uyardığı aktarıldı.

Öcalan mesajında, “Eğer sizi yok etmek üzere gelirlerse, buna ancak direnişle karşılık verebilirsiniz” dedi.

Haberde devlet yetkilileriyle görüşmelerini sürdüren Öcalan’a 6 maddeden oluşan bir teklifin Suriye geçici hükümet başkanı Ahmed Şara’dan gelen bir mektup olarak sunulduğu bilgisine yer verildi. Şam tarafından 18 Ocak’ta duyurulan metnin aynısı olduğu belirtilen teklifin Öcalan tarafından “Kürtlerin yok edilmesi planı” olarak tanımlanarak reddedildiği belirtildi.

Habere göre Öcalan, İmralı’da DEM Parti heyetiyle 17 Ocak’ta yaptığı görüşmede bu sözlerini tekrarladı. Görüşmede Öcalan, uluslararası plan üzerinde uzun uzun durduktan sonra bu planı önlemek için çabaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdullah Öcalan’ın görüşmeye katılan devlet yetkililerine, “Bu soykırım girişimini engellemezseniz, Kürtler direnecek. Bundan kimse fayda görmeyecek. Suriye’nin Gazze’ye dönüşmesinden bahsederken bunu kastetmiştim. Kürtler direnir ve kimse bu sonucu engelleyemez” dediği aktarıldı.

18 Ocak’ta Şam’da SDG ile Şam geçici hükümeti arasında ateşkes ilan edildi. Ateşkes karşılıklı anlaşmayla sağlandı, ancak aynı gün SDG heyetine bir anlaşma dayatıldı. Mazlum Abdi ve heyeti bu dayatmayı kabul etmedi ve Şam’dan ayrıldı.

Haberde Öcalan’ın, bunun üzerine bir kez daha devlet yetkilileri ile temasa geçtiği aktarılarak “Bu böyle devam ederse, buradaki sürecin de bir anlamı kalmayacak. Gidip devlet yetkililerine Öcalan’ın böyle bir planın içinde olmayacağını söyleyin. Kimse Rojava’yı istikrarsızlaştırıp beni buna razı edemez.” dediği iddiasına yer verildi.

Haberde, doğrudan diyalog kanallarının açılmasını isteyen Abdullah Öcalan’ın önerisiyle, SDG ile Şam hükümeti arasındaki ateşkesin uzatıldığı belirtildi.

Öte yandan, Mesud Barzani ve Bafil Talabani’nin de önemli diplomatik çabalar gösterdiği hatırlatılarak tarafların yeni bir anlaşmaya ikna edildiği ifade edildi.

Bu süreçte Öcalan’ın önerisiyle Cezire’de (Kuzeydoğu Suriye) bu kez tüm tarafların yer aldığı kapsamlı bir toplantı yapıldığı bilgisi aktarıldı.

Toplantıda Ankara’yı temsilen bir heyet, Öcalan’ı temsilen bir heyet, Özerk Yönetim yetkilileri, Şam heyeti ile Amerikalı ve Fransız diplomatlar yer aldı.

30 Ocak Anlaşması’nın çerçevesi belirlendiği toplantıda anlaşma maddeleri tek tek ele alındı ve müzakere edildi. Her iki taraf da önerilerini masaya yatırıldı.

Habere göre, Öcalan özellikle üç önemli noktanın dile getirilmesini istedi. Bunlar; öz savunma hakkı, yerelden yönetim, dil ve eğitim hakkı. Sonuç olarak, 30 Ocak Anlaşması belirlenen çerçevede ortaya çıktı.

Yardım TIR’ları Suruç’a sokulmadı

Günlerdir geçici Suriye hükümeti tarafından kuşatma altında tutulan Kobanî için Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu öncülüğünde toplanan insani yardım malzemelerini taşıyan 25 TIR, Suruç’a sokulmadı. TIR‘lar Park Hayat Dinlenme Tesislerinde bekletildi. Yardımların Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan götürülmesine izin verilmemesine DEM Parti ve sivil toplum kuruluşları tepki gösterdi.

Süleymaniye’den Rojava’ya destek 

Rojava’ya yönelik saldırı ve kuşatma karşı protestolar ise devam etti. Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde bir araya gelen on binlerce kişi Rojava’ya yönelik saldırılar ve kuşatmayı protesto etti.

Hol kampı ve çevresi ‘askeri bölge’ ilan edildi 

Geçici hükümetin Savunma Bakanlığı, Hasekê’nin güneyinde yer alan ve IŞİD’lilerin çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan ailelerinin tutulduğu Hol Kampı ve çevresinin “askeri bölge” ilan edildiğini duyurdu.

Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye’de yayımlanan ordu açıklamasında, Hol Kampı ve çevresinin “kapalı askeri bölge” ilan edildiği, bölgeden geçen otoyoldan ise “durmadan geçişlere” izin verileceği aktarıldı.

Süveyda’da ‘kendi kaderini tayin hakkı’ talebiyle kitlesel gösteri

Süveyda’da düzenlenen kitlesel gösteride Dürziler, kendi kaderini tayin ve bağımsızlık taleplerini “Olmak ya da olmamak” sloganıyla bir kez daha Suriye geçici yönetimine duyurdu. Süveyda kentinde daha öncede kendi kaderini tayin hakkı için gösteriler ve kampanyalar düzenlenmişti.

SOHR: Şam güçleri Kobani köylerini yağmaladı 

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Şam yönetimine bağlı güçlerin, Kobani’ye dönük saldırıları sırasında Çelebiyê ve Xerabeşk köylerinde sivillere ait mülkleri yağmaladığını açıkladı. Gözlemevi, bu ihlallerin yalnızca mülkiyet hakkını değil, halkın geri dönüş ve yaşamını yeniden kurma umudunu da ortadan kaldırdığına dikkat çekti. Gözlemevi ayrıca Kobanî’ye göç etmek zorunda kalan sivillerin ağır bir insani krizle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

İran’daki Kürt tutuklulardan Kobani mektubu 

İran cezaevlerinden Kürt siyasi tutuklular Werişe Muradî, Zeynep Celaliyan ve Motabal Ahmadian, Şam yönetimi güçlerinin kuşatması altındaki Kobanî’yle dayanışma amacıyla bir mektup kaleme aldı.

Mektupta, “Biz, İran’da aynı türden baskı güçlerinin pençesinde hapsolmuş Kürt siyasi tutsaklar olarak, bu savunmanın siperlerinde bulunmaktan mahrum bırakıldık. Ancak bu mahrumiyet, uyanmış vicdanların omuzlarındaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”denildi.

1 Şubat 2026

Rojava İle Dayanışma Günü

Kuzey ve Doğu Suriye başta olmak üzerine hem Türkiye hem de Avrupa’nın bir çok ülkesinde yürüyüş ve mitingler düzenlendi. Rojava ile dayanışma mesajları verildi. On binlerce kişinin katıldığı Diyarbakır’daki yürüyüşte konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Rojava’nın Kürtlerin kırmızı çizgisi olduğunu söyledi. Haseke’deki mitingde konuşan PYD Başkanlık Kurulu üyesi Aldar Xelîl, Rojava’da mücedelenin yeni bir aşamaya geçtiğini vurgulayan Xelîl, eylemlerin ve direnişin hakların garanti altına alınması ve anayasal güvenceye kavuşturulması için daha güçlü sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

Macron, Abdi ve Şara ile görüştü

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Suriye geçici hükümeti başkanı Şara ile görüştü. Macron, “Fransa, SDG’ye ve Kürt halkının kazanımlarına olan desteğini kararlılıkla sürdürecektir” dedi.

SDG ile Suriye geçici hükümeti arasında varılan anlaşmada ABD ile birlikte Fransa da garantör devlet olarak rol oynuyor.

Kamışlo ve Haseke’de sokağa çıkma yasağı

SDG ile Suriye Geçici Hükümeti arasında varılan anlaşmanın yürürlüğe girmesi öncesinde Haseke ve Kamışlo’da güvenlik gerekçesiyle sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yasak kararının, kurumların entegrasyon sürecinin başlaması kapsamında alındığı bildirildi.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten  Mürşitpınar Sınır Kapısı’na ilişkin taleplere tepki 

Günlerdir kuşatma altında olan ve ciddi insani krizin yaşandığı Kobanî’ye ulaştırılmak istenen yardımları taşıyan TIR’ların Urfa’nın Suruç ilçesine izin verilmedi. Suruç’taki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması için talepler devam ederken, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik konuyla ilgili konuştu. Çelik, “Halbuki insani yardımın yolu belli. Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye devleti arasındaki mutabakat çerçevesinde açılmış koridorlardan mutabakat, işbirliği, koordinasyon içerisinde bu yardımlar götürülüyor. İlla bu koridorların dışına çıkarak Suriye devletini baypas edip doğrudan oradaki birtakım örgüt odaklarıyla muhatap olmak için yardımları başka yoldan götürmeye çalışmak, amacın yardım olmadığını başka bir siyasi ya da sahada başka türlü bir aktivitenin ortaya koyulmaya çalışıldığını gösteriyor. Yardım etmek isteyen için yol bellidir” diye konuştu.

2 Şubat 2026

Entegrasyon süreci başlıyor: İçişleri Bakanlığı’na bağlı grup Haseke’de 

SDG ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin, 30 Ocak’ta Şam hükümetiyle yapılan görüşmelerin ardından açıkladığı ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesine yönelik takvim ise 2 Şubat’ta başladı.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerden oluşan 100 kişilik bir grup Haseke’ye giriş yaptı.

30 Ocak’ta DSG ile Şam yönetimi arasında varılan anlaşma kapsamında Haseke’ye giren İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerden oluşan 100-125 kişilik grup, Trafik Müdürlüğü’nde bir toplantı gerçekleştirdi.

Şam heyeti, burada yapılacak toplantı sonrası, SDG’ye bağlı İç Güvenlik Güçlerinin kontrolü ve koordinesinde kalacakları geçici yerlere yerleşecek. Heyetin içinde Haseke Vilayeti İç Güvenlik Kuvvetleri Direktörü Merwan el Ali de yer alıyor.

30 Ocak’ta SDG ile Şam yönetimi arasında varılan anlaşma kapsamında Haseke’ye giren İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerden oluşan grupla Trafik Müdürlüğü’nde gerçekleştirecek toplantı öncesinde basın toplantısı yapıldı.

Şam tarafından atanan Haseke Vilayeti İç Güvenlik Kuvvetleri Direktörü Merwan el Ali ve Kuzey ve Doğu Suriye Güvenlik Direktörü Mahmud Xelil Ali, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Mahmud Xelil Ali, SDG ile geçici hükümet arasında varılan anlaşmayı uyguladıklarını belirterek, bu anlaşmanın amacının savaşı durdurmak ve iki taraf arasında kan dökülmesini önlemek olduğunu, savaşın her iki tarafa da zarar verdiğini sözlerine ekledi. Ali ayrıca entegrasyon çalışmaları için bir komite kurulduğunu ve bu komitenin entegrasyonu tamamlamak üzere bölgeye geldiğini, ardından da eski yerine döneceğini söyledi.

Haseke Vilayeti İç Güvenlik Kuvvetleri Direktörü Merwan el Ali de, “Bu koordinasyonun çatışmaları ortadan kaldıracağına inanıyorum. Önümüzdeki günler kesinlikle barışı getirecektir” diye konuştu.

Gazetecilerin sorularının yanıtlanmasından sonra toplantı basına kapalı devam etti.

ENKS heyeti Şam’da Dışişleri Bakanı Şeybani ile görüştü 

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Mihemed İsmail başkanlığındaki heyet, Şam’da geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, Şeybani’nin görüşmede Suriye’nin “birliği ve toprak bütünlüğünü” vurguladığını bildirdi. Rûdaw’a göre ENKS heyeti Kürt halkının statüsünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı ve Kürtlerin “asli ortak” olarak tanınmasını istedi. Ertesi günde ENKS Ahmed Şara ile görüştü.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Mihemed İsmail başkanlığındaki heyet, Şam’da Halk Sarayı’nda geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara ile bir araya geldi.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’ya göre Şara görüşmede “devletin anayasa çerçevesinde Kürt vatandaşlarının haklarını güvence altına alma konusundaki kararlılığını teyit etti”.

ENKS görüşme hakkında henüz bir açıklama yapmazken, SANA, ENKS heyetinin “13 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini memnuniyetle karşıladığını ve bunu hakların güçlendirilmesi ve kültürel ve sosyal mahremiyetin korunması yolunda önemli bir adım olarak değerlendirdiğini” belirtti.

ENKS heyeti dün de Şam’da geçici hükümetin Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir görüşmüştü.

Erdoğan: Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti eden her adım bizim için maküldür

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 2.5 saat süren kabine toplantısının ardından gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Gerilimin düşmesi için Türkiye elinden geleni yapıyorken, Kürt düşmanı gibi son derece çirkince iftiralar atıyorlar” diyen Erdoğan, “Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tahsis etmesini istiyoruz. Yanı başımızda sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Hristiyan fark etmeksizin Suriye halkının huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istiyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti eden her adım bizim için makuldür. Suriye’de barışa ve toprak bütünlüğüne önem veren her adım bizim için makul ve makbuldür” ifadelerini kullandı.

Şam yönetimi ile Demokratik SDG arasında varılan 30 Ocak Anlaşması’na değinen Erdoğan “Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi son derece önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz, bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil; huzurla, barışla, kalkınma ve refahla yazılmasıdır” dedi.

 OCHA: Kobani’ye 23 kamyondan oluşan yardım konvoyu ulaştırıldı 

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Şam güçlerinin kuşatması altında bulunan Kobanî’ye bugün 23 kamyondan oluşan bir yardım konvoyunun ulaştırıldığını duyurdu.

3 Şubat 2026

Rakka’da iki kişi infaz edildi 

Şam hükümeti güçlerinin Rakka‘ya başlattıkları saldırı sonrası bölgeden ayrılmaya çalışan Kürtlere karşı başta yaşam hakkı olmak üzere birçok ağır ihlalde bulundu.

ABD merkezli Toplumsal Barışı İnşa Ekipleri (CPT) yayımladığı raporda Rakka’nın kontrolünü ele geçiren yeni Suriye hükümetine bağlı silahlı grupların, aynı aileden iki Kürt’ü yargısız infaz ettiğini açıkladı.

CPT’ye göre 18 Ocak’ta, kısa süre önce Rakka’nın kontrolünü ele geçiren yeni Suriye hükümetine bağlı silahlı gruplar, 16 yaşındaki Farid Rabie Bakır adlı Afrin’li Kürt çocuğu gözaltına alarak infaz etti.

CPT’nin infaza dair şu bilgileri paylaştı: “Cinayetin ardından failler çocuğun başını kesti. Cenaze Halep’e götürüldü; 11 gün sonra ailesine iade edildi ve Afrin’in Maidano köyünde defnedildi.”

Hükümet güçleri, 19 Ocak’ta ise aynı aileden ve Farid’in kuzeni olan Aya Izzat Siraj’i hedef aldı. CPT, Rakka’da gözaltına alınan 22 yaşındaki Aya’nın gözaltında maruz kaldığı ağır darp ve işkence sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) da yayımladığı açıklamada söz konusu ailenin yaşadıklarını ve maruz kaldığı ihlalleri doğruladı.

Şam heyeti Kamışlo’da: Herhangi bir engel oluşmadı

Suriye geçici hükümeti İçişleri Bakanlığı’na bağlı Genel Güvenlik Güçleri’nden oluşan 15 araçlık bir konvoyun, SDG’ye bağlı İç Güvenlik Güçleri’nin kontrolünde Kamışlo’ya gitmesinin ardından açıklama yapıldı.

Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri Genel Komutanlığı üyesi Helime Mahmûd Ebû Bekir, “SDG ile Suriye Geçici Hükümeti arasında gerçekleşen bu görüşmeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Biz savaş çağrısı değil, barış çağrısı yapıyoruz. Görüşme sonuçlarının tamamen uygulanmasını taahhüt ediyoruz” dedi.

Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri komutanlarından Mehmûd Xelîl Elî (Siyabend Efrîn) ise, ateşkesin sağlandığını belirterek, “Görüşmenin ikinci aşaması Kamışlo ve Heseke’ye güçlerin geçişiyle gerçekleşti. Bu geçişler dün ve bugün yapıldı. Şu ana kadar herhangi bir engel oluşmadı. Bu şekilde devam edeceğiz” diye konuştu.

Suriye Geçici Hükümeti İçişleri Bakanlığı yetkilisi Nureddin El Baba da “Bugün Kamışlo’ya sorunsuz bir şekilde geçtik. Asayiş ile güçlü bir koordinasyon sağladık. Gösterdikleri çaba ve iyi karşılama için kendilerine teşekkür ediyoruz” diye konuştu. El Baba, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin, güvenlik düzenlemelerinin uygulanması konusunda Asayiş ile birlikte çalışacağını ve mutabakata uygun şekilde güvenliği sağlayacağını belirtti.

Rojava İç Güvenlik Güçleri’nin entegrasyon sürecinin bir ay içinde tamamlanması planlanıyor. Cizîre Bölgesi genelinde, Haseke ve Kamışlo’ya toplam 214 personel sevk edildi. Bu personelden 10 kişinin, entegrasyon sürecini yürütmek üzere Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen teknik ekip olduğu ve Rojava İç Güvenlik Güçleri ile birlikte çalıştığı kaydedildi.

Rojava İç Güvenlik Güçleri’nin entegrasyon sürecinin bir ay içinde tamamlanması planlanıyor. Sürecin sonunda, Rojava İç Güvenlik Güçleri’nin Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapmaya devam edeceği, entegrasyon amacıyla bölgeye gelen personelin ise görevlerini tamamladıktan sonra bölgelerine geri çekileceği kaydediliyor.

Barış Anneleri sınır kapılarının açılmasını istedi 

Barış Anneleri Mardin, Diyarbakır, Van, Siirt, Urfa, Şırnak, Batman, Bitlis, İstanbul ve İzmir’de yaptıkları açıklamalarla Rojava’ya destek verdi. Barış Anneleri, Kobanî’ye yönelik devam eden kuşatmaya dikkat çekerek, yardımların ulaştırılabilmesi için sınır kapılarının açılmasını talep etti.

IWA: Rojava’da direnen kadınların yanında durun 

Uluslararası Kadınlar İttifakı (IWA) Avrupa Örgütü, “devrimleri varoluşsal bir saldırı ile karşı karşıya” olan Rojava kadınları ve Kuzey Doğu Suriye halkları ile tam dayanışma içinde olduğunu vurgulayan bir açıklama yayımladı.

Saldırıları “kadınların özgürleşmesinin anısını ve geleceğini silmeyi amaçlayan terör eylemleri” olarak tanımlayan IWA, şu çağrıda bulundu:

“Dünya genelindeki kadınlara, feminist hareketlere, sendikalara, devrimci örgütlere ve tüm anti-emperyalist güçlere şu çağrıda bulunuyoruz: Sürekli seferberlik yoluyla Rojava kadın devrimini savunun ve sokaklarda ve kamusal alanlarda baskıyı sürdürün. Rojava’ya saldıran tüm güçlere meşruiyet, finansman ve işbirliği reddedin. Sahada direnen kadınların yanında durun; onlar kurban değil devrimci!”

Rojava eylemlerinin aylık bilançosu: 843 gözaltı, 118 tutuklama

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi, Rojava’ya dönük gerçekleşen saldırılara karşı 1 Ocak 2026- 2 Şubat 2026 tarihleri arasında düzenlenen protesto eylemlerine dönük asker ve polis müdahalelerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Rapora göre en az 842 kişinin gözaltına alındı ve en az 25’i çocuk 118 kişi tutuklandı, 106 kişi gözaltı sırasında darp, kötü muameleye maruz kaldı.

4 Şubat 2026

Şam’da görüşmeler yaptı: Haseke’nin Kürt Valisi Ahmed’e karşılama

SDG ile Suriye geçici hükümeti arasında 30 Ocak’ta duyurulan anlaşma kapsamında SDG’nin Haseke Valiliği için önerdiği Nureddin İsa Ahmed, Şam’da geçici hükümetin Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’nın resmi onayının ardından Haseke’ye döndü.

Rojava İç Güvenlik Güçleri Haseke’nin Kürt Valisi Nureddin İsa Ahmed için Dewara Kevoke bölgesinde bir karşılama töreni düzenledi. Cizîre Bölgesi İç Güvenlik Güçleri Komutanı Siyabend Efrin tarafından karşılanan Haseke Valisi Nureddin İsa Ahmed, halk tarafından “Bijî berxwedana Rojava” sloganıyla karşılandı. Vali Ahmed geldiğinde halk kutlama amaçlı üzerine pirinç ve şeker attı.

Ahmed, karşıma töreni sırasında basına yaptığı açıklamada şunlarını söyledi:

“Bu anı burada bulunan tüm insanlarla, şehit aileleriyle, yaralı dostlarımızla ve görevdekilerle birlikte kutluyoruz. Bu başarıyı hep birlikte kutluyoruz. Haseke vilayetinin ilk kez bir Kürt valisi olması, şehitlerin, yurtseverlerin, içteki ve dışarıdaki halkımızın yıllarca bu gün için yaptığı çalışmalar sayesinde gerçekleşti. Bu günü bir kez daha tüm şehit aileleriyle, halkımızla, Haseke vilayetinin tüm bileşenleriyle, Kürtleri, Arapları, Süryanileri, Hristiyanları ve Yezidileriyle birlikte, 14 yıldır emek verenlerle kutluyoruz. Bileşenler arasında birlik ve dayanışma üzerinde çalışacağız. Halkımıza hizmet etmek için kurumlarımızı güçlendireceğiz.”

Ahmed Şara, 12 Şubat’ta Nureddin İsa Ahmed’in resmen Haseke Valisi olduğuna ilişkin kararnameyi imzaladı.

CENTCOM’un Suriye’de IŞİD operasyonları

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, 27 Ocak ile 2 Şubat 2026 tarihleri arasında Suriye’deki IŞİD mevzilerine yönelik beş ayrı hava saldırısı gerçekleştirildiği duyuruldu.Savaş uçakları, helikopterler ve insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığı operasyonlarda, 50 hassas güdümlü akıllı füzenin ateşlendiği aktarıldı.Açıklamada, operasyonlar dizisinin en önemli kazanımlarından birinin Bilal Hasan Casim adlı üst düzey IŞİD liderinin öldürülmesi olduğu belirtildi. 16 Ocak 2026’da Suriye’nin kuzeybatısında düzenlenen nokta operasyonla öldürülen Casim’in, 13 Aralık’ta Amerikan güçlerine yönelik saldırıyı gerçekleştiren hücreyle doğrudan bağlantılı olduğu kaydedildi.

Barrack’tan Şara ile görüşmesinden sonra petrol açıklaması

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ahmed Şara ile yaptığı görüşmenin ardından sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Açıklamada, şöyle denildi:

“Suriye’nin açık deniz doğalgaz arama çalışmalarında tarihi bir dönüm noktasına tanık olmaktan onur duyuyorum: Suriye Petrol Şirketi, Chevron (ABD) ve Power International Holding (Katar) ile ilk açık deniz arama mutabakat zaptını imzaladı . Suriye halkının yılmaz ruhu ve engin kaynakları, refah, kapsayıcılık ve yenilenme dolu bir gelecek inşa ediyor.”

Barzani’den halka ‘Rojava’ teşekkürü: Bu duruş tarihidir

KDP Başkanı Mesud Barzani, Rojava’ya yönelik başlatılan yardım kampanyasına Federe Kürdistan Bölgesi halkının gösterdiği yoğun ilgi ve destek üzerine bir teşekkür mesajı yayımladı.

SOHR: Rakka’da Kürtlerin evleri yağmalanıyor

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), DSG’nin çekilmesinin ardından Rakka‘ya giren Şam hükümeti güçlerinin yağmalama eylemlerine devam ettiğini açıkladı.

Gözlemevi, yerinden edilmiş Kürtlerin evlerine geri döndüklerinde, tüm mobilyalarının, ev aletlerinin ve kişisel eşyalarının çalındığını gördüklerini bildirdi. Geçici hükümete harekete geçme çağrısında bulunan yurttaşlar, SOHR’a bu olayların münferit olmadığını da ifade etti.

Human Rights Watch (HRW) yıllık raporunu yayımladı. Rapora göre, Ahmed Şara liderliğindeki HTŞ ve ortağı silahlı grupların Aralık 2024’te iktidarı ele geçirmelerinin ardından başlayan geçiş süreci, ağır insan hakları ihlalleri ve yeni şiddet dalgalarıyla şekillendi.

Raporda, “Geçiş dönemi, kimlik temelli cinayetlerle damgalandı. Özellikle Mart ve Temmuz 2025’te hükümet güçleri ve müttefikleri tarafından Aleviler ve Dürziler’e yönelik katliamlar gerçekleştirildi ve bu da yeni şiddet olaylarının yaşanacağına dair endişeleri artırdı” denildi.

Raporda, eski SMO unsurlarının kuzeyde sivillere yönelik keyfi gözaltı, kötü muamele ve yağmayı sürdürdüğü, bazı sorumlu komutanların yeni Suriye ordusunda görevlendirildiği kaydedildi.

AB Yüksek Temsilci Kallas: Kürtlerin hakları korunması hayati önemde 

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu (AK) Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Avrupa Parlamentosu Kürt Dostluk Grubu Koordinatörlerinin mektubuna yanıt verdi. Kallas, yanıtında Kürtlerin haklarının Suriye’de korunmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.

Kallas, AB’nin Suriye toplumunun tüm çeşitliliğiyle yeniden yapılandırılmasını sağlayan kapsayıcı bir geçiş ve ulusal uzlaşıyı desteklemek için hiçbir çabadan kaçınmayacağını belirtti.

5 Şubat 2026

Özer Yönetim ile Halep Valiliği arasında Kobani görüşmesi

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim’den bir heyet ile Halep Valiliği’nden bir heyet, Kobani kentine ilişkin konuları ve iki taraf arasındaki ortak koordinasyonu görüşmek üzere, Halep Valilik binasında bir araya geldi.

Görüşmede Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ferhan Hec İsa’nın yanı sıra Kobanî’deki kurum ve örgütlerden temsilciler ile Arap aşiretlerinden kanaat önderleri yer aldı.

Halep Valiliği heyetinde ise Halep İç Güvenlik Komutanı Albay Muhammed Abdulgani, Halep Vali Yardımcısı Ali Hanura ve geçici hükümete bağlı güvenlik güçlerinden bazı yetkililer bulundu.

Barrot’un Şam ve Erbil temasları  

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, çıktığı Orta Doğu turu kapsamında Suriye’yi ziyaret etti. SANA’ya göre Barrot, Şam’a vardı ve Suriyeli mevkiidaşı Esad Şeybani tarafından karşılandı. Barrot ve Şeybani, Tişrin Sarayı’nda bir araya geldi. Barrot, ertesi günde Erbil’de SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanı Rohilat Efrîn ile bir araya geldi.

Barrot ayrıca Mesud Barzani ile de görüştü.

BM Terörle Mücadele Ofisi: Suriye’de IŞİD tehdidi artarak devam ediyor 

Birleşmiş Milletler (BM) Terörle Mücadele Ofisi Genel Sekreter Yardımcısı Alexandre Zouev, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı açıklamada, IŞİD tehdidin artarak devam ettiğini söyledi.

Zouev, IŞİD’in Suriye ve Irak’taki faaliyetlerinin sürdüğünün altını çizerek, “Suriye’deki güvenlik durumu istikrarsız. IŞİD, Suriye yönetimindeki boşluğu kullanarak mezhepçiliği körüklüyor” dedi.

Alexander Zouev, SDG’nin 21 Ocak’ta Hol Kampı’ndan çekilmesinden bu yana “güvenlik ve insani sorunların önemli ölçüde” arttığını da sözlerine ekledi.

Zouev, tüm ülkeleri, “yasalara uygun olarak ve ulusal insan hakları temelinde, Suriye’nin kuzey ve doğusundaki kamplardan ve merkezlerden tüm vatandaşlarını güvenli ve gönüllü bir şekilde” geri almaya çağırdı.

Efrin: İkinci ve üçüncü maddeler sahada uygulanıyor 

Cizîre Bölgesi İç Güvenlik Güçleri Komutanı Siyabend Efrin, Şam hükümetiyle varılan anlaşmananın ikinci ve üçüncü maddelerinin sahada uygulandığını ve esir takas için komitelerin kurulacağını söyledi.

Savunma Bakanlığı Yardımcılığına atanan Azad Simi’nin Şam’da temaslarda bulunduğunu belirten Efrin, “Gelinen nokta umut verici. Tarafların hedefi, Kürt meselesinin çözümüne yönelik somut adımlar atmaktır” dedi.

6 Şubat 2026

Geçici hükümetin Savunma Bakanlığı heyeti SDG’yi ziyaret etti 

SDG Basın Merkezi, Suriye geçici hükümeti Savunma Bakanlığı’ndan bir heyetin SDG’yi ziyaret ettiğini duyurdu. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “29 Ocak anlaşmasının hükümlerinin uygulanması ve entegrasyon sürecinin tamamlanması çerçevesinde, bugün kuvvetlerimizin komutanlığı Suriye Hükümeti Savunma Bakanlığı’ndan bir heyeti kabul etti. Konuyla ilgili görüşmeler devam etmektedir” denildi.

Kobani heyeti Halep’ten döndü: Anlaşma diyalog dili ön plandaydı 

Kuşatma altındaki Kobanî‘den bir heyet, önceki gün geçici Şam hükümeti yetkilileriyle Halep Valiliği’nde yaptıkları görüşmeden sonra kente geri döndü. Görüşmede Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Ferhan Hec İsa’nın yanı sıra Kobanî’deki kurum ve örgütlerden temsilciler ile Arap aşiretlerinden kanaat önderleri yer alırken; Şam hükümeti heyetinde ise Halep İç Güvenlik Komutanı Muhammed Abdulgani ve Halep Vali Yardımcısı Ali Hanura hazır bulundu. Görüşmeye ilişkin ANHA‘ya konuşan heyet üyesi Abdulrehman Demir, “Anlaşma ve diyalog dili ön plandaydı. Geçmişi kapatıp yeni bir sayfa açmak, böylece Kobanî’yi, güvenliğini ve kurumlarını birlikte yönetebilmek istedik” dedi.

Heyet üyesi Mizgin Xelîl ise, “Onların daveti üzerine Halep’e gittik. 30 Ocak’ta yapılan anlaşmanın maddelerinden biri de, Kobanî’nin önceki sistemde olduğu gibi idari ve güvenlik açısından Halep vilayetine bağlanmasıdır. Bu nedenle, ilk kez çalışma ve sorunları görüşmek üzere Halep vilayetine gittik” ifadelerini kullandı.

7 Şubat 2026

Haseke İç Güvenlik Komutanı’ndan açıklamalar 

Haseke Valisi olarak atanan Nureddin İsa’yı ziyaret eden Haseke İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Mervan el-Ali, görüşmenin ardından Rojava İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) yetkililerinden Siyamend Efrin ile birlikte gazetecilere açıklamalarda bulundu. Görüşmeyi “oldukça pozitif” olarak nitelendiren Ali, Şam hükümeti ile SDG arasında varılan mutabakatın uygulama aşamasına geçildiğini belirtti. Mervan el-Ali, mutabakatın ilk üç maddesi olan ateşkes, güvenlik noktalarının oluşturulması ve koordinasyon maddelerinin başarıyla uygulandığını belirtti. El Ali, kuşatma altındaki Kobanî ile ilgili ise şunları kaydetti:

“Kobani meselesi, Kamışlo ve Haseke ile bir bütündür. Asayiş güçleri Şihux bölgesine girdi, çok yakında Kobani şehir merkezine de güvenlik güçleri giriş yapacak. Askeri birimlerin çekilmesiyle şehirdeki hayat tamamen normale dönecek.” El Ali, Semalka Sınır Kapısı’nın akıbetine dair sorusu üzerine ise şu yanıtı verdi:

“Semalka, devletin hakimiyetine girecek ve diğer tüm sınır kapıları gibi resmi statüye kavuşacak. Ancak bu kapının özel durumu ve siyasi geleceği hakkındaki detaylar, Şam’daki yetkililer ile General Mazlum Abdi arasındaki üst düzey siyasi görüşmelerle belirlenecektir.”

İçişleri Bakanlığı heyeti Haseke Valisi Ahmed’i ziyaret etti 

Suriye geçici hükümetin İçişleri Bakanlığı’ndan bir heyet, Haseke Güvenlik Müdürü Marwan el Ali başkanlığında Haseke Valisi Nureddin İsa Ahmed’i ziyaret etti. Görüşmede anlaşmanın sahada uygulanmasıyla ilgili konuların ele alındığı kaydedilirken, taraflardan henüz bir açıklama yapılmadı. Bu arada Haseke şehrinden Kürt ve Arap ileri gelenlerinden oluşan bir heyet de valilik binasında Ahmed’i ziyaret etti ve yeni görevinden dolayı tebriklerini iletti.

9 Şubat 2026

 Kamışlo Havalimanı için yeni dönem

SDG ile Suriye geçici hükümeti arasında 30 Ocak’ta varılan anlaşma, Kuzey ve Doğu Suriye’nin (Rojava) özellikle de Kamışlo bölgesinin ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarındaki gelişmelerini yeniden gündeme taşıdı. Anlaşmanın öne çıkan başlıklarından biri ise uzun süredir kapalı olan Kamışlo Uluslararası Havalimanı oldu. Anlaşmayla birlikte havalimanının yeniden açılması süreci de gündeme taşındı. Şam yönetimi mutabakat kapsamında Kamışlo Havalimanı’nın yeniden faaliyete geçirilmesini kabul etti.Bir önceki gün de Rojava İç Güvenlik Güçleri heyeti ile İçişleri Bakanlığı heyeti arasında Kamişlo Havalimanı’nda yaklaşık 40 dakika süren bir toplantı yapılmıştı.

Irak: IŞİD soruşturmaları sıfırdan başlayacak, Êzidî Soykırımı’na karışanlar yargılanacak

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) 21 Ocak’tan itibaren Rojava’daki kamplarda ve hapishanelerde bulunan IŞİD üyelerini Irak’a transfer etmeye başladı. Transfer 12 Ocak’ta sona erdi. Irak Yüksek Yargı Konseyi’ne bağlı Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi Başkan Yardımcısı Ali Ziya, bazı IŞİD üyelerinin 2014’teki Êzidî Katliamı’ndan dolayı yargılanacağını belirtti. Ziya, nakledilen IŞİD üyelerinin 42 farklı ülke vatandaşı oldukları bilgisini paylaşarak, “Soruşturmalar tamamlanmadan ülkelerine iade edilmeleri söz konusu olamaz. Bu sürecin dört ila altı ay sürmesi bekleniyor” dedi. .

12 Şubat’ta açıklama yapan CENTCOM, Suriye ve Rojava’daki tutuklu IŞİD üyelerinin Irak’a nakledilmesi operasyonunun sona erdiğini duyurdu. Nakledilenlerin sayısının 5 bin 700’ün üzerinde olduğu kaydedildi.

Bunlar arasında en az 165 Türkiye vatandaşı bulunuyor.

Irak Dışişleri Bakanı Hüseyin, IŞİd tehlikesine dikkat çekti.

CENTCOM 21 Ocak’tan itibaren Rojava’da tutuklu bulunan IŞİD üyelerini Irak’a transfer etmeye başlamıştı.

BM yardım kuruluşlarından Kobanî’ye ziyaret

Birleşmiş Milletler Emniyet ve Güvenlik Departmanı (UNDSS) ve BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden (OCHA) bir heyet, 21 gündür kuşatma altındaki Kobanî’yi ziyaret etti. Demokratik Suriye Konseyi, Kobanî’deki son durumla ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada kentte yarım milyondan fazla insanın Şam yönetimi tarafından boğucu bir kuşatma altında tutulduğu belirtildi.

Kentin kuşatma ile birlikte Demokratik Suriye Güçleri’ne karşı siyasi bir pazarlık kozu haline getirilmeye çalışıldığı ve bunun tehlikeli bir intikam eylemi olduğu kaydedilen açıklamada Şam yönetimine, “yasal sorumluluklarını üstlenmesini, gıda, ilaç ve yakıt girişine izin vermek için tüm geçiş noktalarını derhal açması” çağrısı yapıldı.

Rimelan’da ‘petrol sahaları’ için çalışma mekanizması görüşüldü

Geçici Suriye hükümetinden bir heyet, Rimelan Petrol Sahaları Yönetimi’ni ziyaret etti. Rimelan’daki petrol sahaları, SDG’nin kontrolü altında bulunuyor.  Toplantı, Petrol Sahaları Yönetimi’nin Rimelan’daki merkezinde basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Toplantının ardından yapılan ortak basın açıklamasında konuşan Suriye Petrol Şirketi Başkan Yardımcısı Welîd el Yûsif, Rimelan Yönetimi ve Özerk Yönetim’e tüm kuyuları ve araçlarını korumak için gösterdikleri çabadan dolayı teşekkür etti.

El Yûsif, “Petrol tesislerinin korunması için yapılan çabalardan dolayı teşekkür ederiz. Herkesin yararına olacak bir iş birliğini dört gözle bekliyoruz. Hedefimiz, herkes için birleşik bir Suriye’dir. Petrol, tüm Suriye halkı için ulusal bir varlıktır” dedi.

Kobani Asayişi, Halep Genel Güvenliği ile bir araya geldi 

Öte yandan, Kobanî İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) ile geçici Suriye hükümetinin İçişleri Bakanlığı’na bağlı Halep Genel Güvenlik heyeti, Kobanî’nin doğu kırsalında bulunan Çelebiye beldesinde güvenlik durumunu ele almak üzere bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Şêxler bölgesinde atılan adımların ardından ikinci aşama olarak güvenlik önlemlerinin nasıl uygulanacağı ve Kobanî’nin doğu kırsalında ortak kontrol noktalarının kurulmasına dair mekanizmalar ele alındı.

10 Şubat 2026

IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu toplandı: SDG’ye takdir

IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’nun Riyad’da yaptığı toplantı sonrası ABD ve Suudi Arabistan tarafından yapılan ortak açıklamada geçici Şam hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmanın memnuniyetle, IŞİD’e karşı mücadelede DSG’nin yaptığı fedakarlıkların da takdirle karşılandığı vurgulandı. Koalisyon, tüm ülkelere kamplar ve cezaevlerindeki IŞİD’li vatandaşlarının sorumluluğunu üstlenmeleri ve geri götürmeleri çağrısında bulundu.

11 Şubat 2026

ABD Temsilciler Meclisi’nde Suriye oturumu 

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından başlayan geçici süreci ve bu süreçte Kürtlerin statüsü ile güvenliğini ele alan bir oturum düzenlendi. “Yol Ayrımındaki Suriye: Esad Sonrası ABD Politikasının Zorlukları” başlığıyla düzenlenen oturumun açılış konuşmasını yapan Komite Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast, Suriye ordusunun SDG’ye ve Kürtlere yönelik askeri hareketliliğini kınadı. Mast, SDG’nin ABD’nin uzun vadeli stratejik ortağı olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

“Ahmed Şara ile Kasım ayında Washington’da görüştüğümde kendisine neden artık düşman olmadığımızı sordum. Bana geçmişten kurtulmak ve halkı için onurlu bir gelecek inşa etmek istediğini söyledi. Hatta Başkan Trump ile yaptığı görüşmede Suriye’nin IŞİD karşıtı koalisyona katılması kararlaştırıldı. Ancak bugün görüyoruz ki, sahadaki pratikler bu sözlerle uyuşmuyor. DSG’ye yönelik saldırılar nedeniyle CENTCOM, 7 bin IŞİD tutuklusunu güvenlik gerekçesiyle Suriye’den Irak’a nakletmek zorunda kaldı. Bu durum kabul edilemez. Şara yönetimi bilmelidir ki, Kürt müttefiklerimize yönelik her hamle bizim için kırmızı çizgidir.”
Mast 18 Aralık 2025’te Sezar Yaptırımları’nın askıya alınmasının bir “açık çek” olmadığını, askeri güçlerin entegrasyonu ve azınlıkların korunması şartına bağlı olduğunu da hatırlattı.

Scott Perry video izlettirdi: Barbarca saldırı

ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Scott Perry, Suriye geçici hükümetine bağlı güçlerin saldırıları sırasında kaydettiği bir görüntüde YPJ’li bir kadın savaşçıya dönük işkence görüntülerini izlettirdi. 40 saniyelik görüntüyü “barbarca saldırı” olarak niteledi.  Görüntüler ardından tepkisini sürdüren Scott, “Sakalını kesip onlara takım elbise giydirip dünyayı dolaştırabilirsiniz ama bu onun gerçekte ne olduğunu değiştirmez. Açıkçası onun bir İslamcıdan başka bir şey olduğuna gerçekten inanmanız için ortada hiçbir neden görmüyorum” diye konuştu.

AP Genel Kurulu’nda gündem Rojava: ‘Takım elbiseli cihatçılık da ölümcüldür’

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, bir gün önceki gün Strasbourg’da “Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum, sivillere yönelik şiddet ve kalıcı ateşkesin gerekliliği” başlığı altında kapsamlı bir tartışma yürüttü.

İnsani yıkımın boyutlarının yanı sıra geçici Şam hükümeti güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırıları ve saldırıların arkasındaki güç dengeleri, Türkiye’nin pozisyonu ve Avrupa Birliği’nin (AB) politik tercihleri tartışmanın ana başlıkları oldu.

Kürsüye geleneksel Kürt kıyafeti ile çıkan İsveçli vekil Abir Al-Sahlani (Renew Europe’dan), Suriye tartışmasının aşırı sağ tarafından bir “göç” meselesine indirgenmesini sert biçimde eleştirerek, geçici Ahmed Şara’nın “iktidara gelişinin Avrupa’da acı bir tat” bıraktığını hatırlattı.

12 Şubat 2026

AFP: IŞİD’li aileler kampı terk etti

Agence France Press’e (AFP) konuşan insani yardım kaynakları, tutulan binlerce IŞİD’li kadın ve çocuğun büyük bölümünün kampı terk ettiğini bildirdi. AFP’ye konuşan Lübnan’lı bir kaynak El-Hol’de yıllarca tutuklu kalan ailesinin dört üyesinin, diğer Lübnanlı IŞİD üyesi akrabalarıyla birlikte evlerine döndüğünü ve yetkililerin “göz yumması” sayesinde kamptan ayrılabildiklerini söyledi. Başka bir kaynak, ise “Geçen cumartesiden bu yana Ek Bölüm’de yirmiden fazla aile kalmadı” derken, bir insani yardım kuruluşu yetkilisi de söz konusu alanın neredeyse tamamen boşaldığını doğruladı. Şam güçlerinin saldırıları sonrasında SDG, 20 Ocak’ta çekilmiş ve kampın denetimi geçici hükümetin Savunma Bakanlığı’na geçmişti.

CENTCOM Suriye’deki Tanf üssünden çekildi: Cooper: IŞİD’le mücadele sürecek 

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’deki Tanf askeri üssünden çekilme sürecinin tamamlandığını açıkladı. CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, çekilmenin IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon güçlerinin geçiş ve dönüşüm sürecinin bir parçası olduğu belirtildi.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, çekilmenin IŞİD’e karşı mücadeleyi sonlandırmak anlamına gelmediğini söyledi.

CENTCOM açıklamasında ayrıca son iki ay içinde ABD güçleri tarafından 100’den fazla hedefin vurulduğu, 50’den fazla IŞİD üyesinin ise yakalandığı ya da öldürüldüğü belirtildi.

30 Ocak Anlaşması: SDG’den sahadaki duruma ilişkin açıklama

SDG Sözcüsü Ferhad Şami, Şam yönetimiyle imzalanan 30 Ocak anlaşmasının askeri maddelerinin uygulanmaya başlandığını ancak “esirlerin serbest bırakılması”, “Kobanî çevresindeki çekilme” ve “Hasekê Valiliği atamasının resmileştirilmesi” gibi başlıklarda Şam hükümeti tarafından henüz adım atılmadığını söyledi. SDG’nin anlaşmadaki askeri maddeler gereği sorumluluklarını yerine getirmeye başladığını belirten Şami, bu konuda şu ayrıntıları paylaştı:

“Dün ve bugün itibarıyla ise askeri bölüme geçilmiş bulunuyoruz. Askeri bölüm esas olarak Suriye Demokratik Güçleri (SDG) YPG ve YPJ ile geçici Şam yönetimine bağlı güçleri kapsıyor. Bu güçlerin şehir merkezlerinden çekilerek şehirlerin çevresine konuşlanmaları gerekiyor. Anlaşma maddelerinde belirtildiği şekilde süreci başlattık ve devam ediyoruz. Dün Hasekê’nin güneyinden batısına kadar olan hatta çekilme gerçekleşti. Bugün ise doğu hattında çalışmalar sürüyor. SDG güçleri bu hatlardan çekilerek savaştan önce bulundukları noktalara dönüyor. Onların yerine iç güvenlik güçleri, yani asayiş birimleri, Rojava Kürdistanı’nda görev alıyor. Bu da anlaşmanın maddelerinden biriydi.”

Anlaşma gereği Şam yönetimine bağlı güçlerin de belirli bölgelerden çekilmesi gerektiğini belirten Şami, fakat Şam yönetiminin bu konuda şu ana kadar gerekli adımları atmadığını söyledi.

Şami şunları söyledi:

“Dün Şam güçleri Mehlebiye ve Şeddadi hatlarından çekilme gerçekleşti. Hükümet güçleri Hol ve Til Birak’tan da çekilecek. Ancak tahmin edildiği ve kararlaştırıldığı gibi anlaşma şu ana kadar tam anlamıyla uygulanmış değildir. Bazı sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunlardan çözülmesi gerekenlerden biri, Şam hükümetinin şu ana kadar bunun için güvenli adımlar atmamış olmasıdır.

Bir diğer mesele esir arkadaşların durumudur. Biz biliyoruz ki bu savaşın çerçevesinde bazı arkadaşlarımız esir düştüler. Onlarınki de elbette bizim elimize düştü. Şu ana kadar anlaşmanın başlangıcında bu arkadaşların serbest bırakılması gerekiyordu. Birçok görüşme ve diyalog oldu. Uluslararası güçler ve garantör ülkeler bu meselede arabulucu oldular ve sözler verdiler. Ancak şu ana kadar bu sözler yerine getirilmedi. Bu durum, anlaşmanın zayıf kalmasına ve güvensizlik oluşmasına neden olmaktadır.

İkinci madde ise bir hafta içinde çözülmesi gereken Kobanî, Sirrin, Çelebi ve Şêxhler etrafından çekilmelerdi. Bu da şu ana kadar yerine getirilmedi. Kobanê üzerindeki kuşatma kalkmadı, Kobanê’nin yolları açılamadı. Bu da bu kararların üzerine şüphe düşürdü.”

13 Şubat 2026

Macron: İmzalanan yol haritası uygulanmak zorunda

Avrupa Birliği’ne (AB) üye 27 ülkenin devlet veya hükümet başkanlarıyla Belçika’nın başkenti Brüksel yakınlarındaki tarihi Alden Biesen Kalesi’nde gayri resmi zirvede bir araya geldi. Ana gündem maddesi ekonomi olan zirvede liderler, küresel gelişmeler ve dış politika başlıklarını da ele aldı.

Zirvede gazetecilere konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Macron, Suriye’de “ortak bir anlaşmaya varmak amacıyla gerçekten çok çalıştıklarını” ve bu yüzden SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Ahmed Şara ile birkaç kez görüştüğünü söyledi. 30 Ocak Anlaşması’na işaret eden Macron, “Benim için şu anda önemli olan bir ateşkesin olması ve uygulamasıdır” ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın kendileri açısından önemli olduğunu belirten Macron, “Yani ateşkesin sağlanması, bölge ve ülke güvenliğinin korunması, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğine saygı, aynı zamanda Kürtlerin ve SDG’nin orduda ve yönetimde kademeli olarak entegrasyonu çok önemli. Bu nedenle General Mazlum Abdi ve Cumhurbaşkanı Şara arasında imzalanan yol haritası uygulanmak zorundadır” dedi.

Macron, “orada olup bitenleri son derece dikkatle” takip ettiklerini ifade ederek, Suriye’nin “egemenliği ve toprak bütünlüğü gündemini” de desteklediklerini söyledi.

2 bin kişi kirli sudan zehirlendi: Kobanî’de 48 köy yağmalandı

Kobanî’ye yönelik kuşatma ve abluka 25. gününde devam ediyor. Fırat Kantonu Sağlık Meclisi Eşbaşkanı Ehmed Mehmûd, “Kente yaşam için gerekli ilaçlar ve malzemeler ulaşamıyor. Kuşatma nedeniyle temel ihtiyaçlar ciddi şekilde azaldı” dedi.

Mehmûd, kentte kanser, karaciğer iltihabı, diyabet, kalp ve tansiyon gibi hastalıklar için ilaçların hızla tükendiğine dikkat çekerek, “Ameliyat ilaçları ciddi şekilde azaldı. Mevcut stok, hastaların ihtiyaçlarını karşılamıyor” ifadelerini kullandı.

Kuşatma ve su kesintileri nedeniyle kentin birçok bölgesinde kirli su kullanılıyor. Bu durum, 2 bin kişinin zehirlenme şikâyetiyle hastaneye başvurmasına yol açtı. Mehmûd, elektrik kesintileri nedeniyle bazı tıbbi cihazların çalışamaz hale geldiğini de belirterek, kuşatmanın derhal kaldırılmasını ve ilaçların kente ulaştırılmasını talep etti.

Kobanîli avukat Mustafa Şeyh Müslim, Rûdaw televizyonuna yaptığı açıklamada, 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmaya rağmen Suriye geçici hükümetine bağlı grupların hala Kobanî kentinin çevresindeki köylerden çekilmediğini, 48 Kürt köyünün yağmalandığını, kente verilen elektriğin çok yetersiz olduğunu ve ambargonun sürdüğünü söyledi.

Bu arada Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü, Şubat ayı sonu itibarıyla Serêkaniyê ve Hatay (Hammam) sınır kapılarını kapatma kararı aldı. Bakanlık, kapatma kararına mali sebepler, işletme giderlerinin yüksekliği ve alternatif sınır kapılarının yakınlığı ile söz konusu alanın devlete ait olmaması gibi gerekçeler sundu.

14 Şubat 2026

Münih Konferası ve Rojava diplomasisi 

Dünyanın farklı ülkelerinden liderlerin katılımıyla düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı’na SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed katıldı: Abdi ve İlham Ahmed, Suriye konulu toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Suriye geçici hükümeti Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir araya geldi.

Mazlum Abdi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Abdi, “Biz entegrasyon anlaşması, Kürt halkının hususiyetleri, Suriye’deki durum ve Suriye’nin geleceği konuları hakkında konuştuk. Toplantı iyi geçti” dedi. Uluslararası güçlerin sunabileceği garantiler konusundaki soruya ilişkin Abdi, “Biz bu konularda konuştuk, onlar da olumlu yaklaşım gösterdiler” dedi. Abdi, Rojava’daki duruma ilişkin soruya, “Bir ateşkes var, fakat sorunlar da var. Biz de bu sorunları çözmeye çalışıyoruz” yanıtını verdi.

Abdi, Kürt bölgelerinin idari, askeri ve güvenlik alanlarında öz yönetim temelinde örgütlenmesi gerektiğini ifade ederek, Kürt halkının hakları, Kürt kimliği ve kültürünün de Suriye anayasasında yer almasının zorunlu olduğunu ve bu başlıklarda ilerleme işaretleri bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Abdi, Münih’teki gibi uluslararası temasların Rojava için yeni bir diplomatik başlangıç anlamına geldiğini söyledi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, sosyal medya hesabında toplantının fotoğrafını paylaşarak, “Bir resim bin kelimeye bedeldir – yeni bir başlangıç” yorumunu yaptı.

Abdi ve İlham Ahmed Macron ile görüştü 

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, konferans kapsamınra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile de görüştü. Görüşmede samimi görüntü verildi. Bu arada Macron, Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile de bir araya geldi.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, ikinci günde de temaslarını sürdürdü. Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Dr. Berhem Salih ile bir araya geldi. 2018’de Irak’ın 8’inci Cumhurbaşkanı seçilen Salih, bu yılın başında beş yıllık süreyle BM Mülteciler Yüksek Komiseri görevine getirildi. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, ayrıca Suriye geçici hükümeti Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte Senatör Jeanne Shaheen başkanlığındaki ABD Senatosu üyeleriyle de bir araya geldi. Görüşmenin sonunda yapılan açıklamada  30 Ocak anlaşmasına değinilerek bunun ulusal uzlaşı ve tüm halkını koruyan birleşik bir Suriye yönünde kritik bir adım olduğu belirtildi. Senatör Shaheen’in görüşmede “sürdürülebilir diyalog, anlaşmanın sadakatle uygulanması ve Suriye’nin tüm toplulukları için kapsayıcı yönetim ile insan hakları korumalarında ilerlemenin önemini” vurguladığı aktarıldı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Abdi, Ahmed ve Esad Şeybani’nin Senatör Jeanne Shaheen başkanlığındaki ABD Senatosu üyeleriyle bir araya geldiği görüşmeye ilişkin bir paylaşım yaptı. Barrack, mesajında, “İki partili iletişim ve katkı gerçek ilerlemeyi sağlıyor” dedi.

Mazlum Abdi ve Esad Şeybani konferans kapsamında Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan bin Abdullah ile de bir araya geldi.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ile bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ile bir araya geldi.

Lindsey Graham, Şam hükümeti güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarının ardından gündeme getirdiği “Kürtleri Koruma Yasası (Save the Kurds Act)” adlı yasa tasarısını Demokrat Partili Senatör Richard Blumenthal ile birlikte 29 Ocak’ta ABD Kongresi’ne sunmuştu.

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed, Münih’te Irak Federe Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul ile görüştü. Abdi, Şeybani’nin “DSG’nin otonomi talebi yok” sözlerinin sorulması üzerine “Suriye devletinin unvanlar ve kavramlarla ilgili sorunları var. Önemli olan Kürtler kendi bulundukları bölgeleri yönetebilsin” ifadelerini kullandı.

Abdi ve İlham Ahmed, konferans boyunca diplomitik temaslarda bulundu.

Ertesi gün Haseke’de toplantıya katılan Mazlum Abdi, Münih konferasının detaylarını paylaştı. Mazlum Abdi, anlaşma kapsamında Kürt bölgelerinin özgünlüklerinin korunması temelinde ilerleme kaydedildiğini söyledi.

17 Şubat 2026

Portekiz Meclisi’nde Rojava kararı

Portekiz Cumhuriyet Meclisi, LIVRE milletvekilleri tarafından hazırlanan ve Kuzey Suriye’deki gelişmelere odaklanan karar tasarısı, genel kurulda yapılan oylamada kabul edildi. 21 Ocak 2026’da Isabel Mendes Lopes, Filipa Pinto, Jorge Pinto, Patrícia Gonçalves, Paulo Muacho ve Rui Tavares’in imzasıyla sunulan metin, genel kurulda karşı oy almadı. Meclis, Portekiz Anayasası’nın 166’ncı maddesi çerçevesinde hükümete şu başlıklarda tavsiyede bulundu:

  • “Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ile koordinasyon içinde Kuzey Suriye ve Kürt bölgelerindeki insani durumun izlenmesi,
    Kürt halkının korunması için diplomatik ve insani mekanizmaların devreye alınması,
    Etkili bir ateşkes için çaba gösterilmesi,
    BM veya AB himayesinde uluslararası gözlemcilerden oluşacak bir heyetin teşvik edilmesi ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesi.”
15 Şubat 2026

Kobanî’de kuşatma bir çocuğun daha hayatını aldı

20 Ocak’tan bu yana kuşatma altında tutulan Kobanî’de sağlık hizmetlerine erişim kesintiye uğradı. Halep’te tedavi gören 12 yaşındaki Dildar Rezan Hiso, yolun kapalı olması nedeniyle doktoruna ulaştırılamadı ve yaşamını yitirdi.

CENTCOM duyurdu:  ABD, Suriye’de 30 IŞİD hedefini vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 3-12 Şubat tarihleri arasında Suriye’de IŞİD’e yönelik operasyonlar yürütüldüğünü açıkladı. ABD ordusunun ülke genelinde gerçekleştirdiği 10 hava saldırısında toplamda 30 IŞİD hedefinin vurulduğu aktarıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Slovakya Başbakanı Robert Fico ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Suriye’de yaşanan son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

‘Suriye’nin kuzeydoğusunda durum gerginleştiğinde Trump müdahale etti’

Rubio, Kuzey ve Doğu Suriye’ye (Rojava) Şam güçlerinin saldırılarının tırmandığı dönemde ABD Başkanı Trump’ın bizzat devreye girerek geçici Suriye yönetiminin cumhurbaşkanı Ahmed El Şara’yı aradığını belirtti. Rubio, şunları söyledi:

“Suriye’nin kuzeydoğusunda durum gerginleştiğinde Başkan Trump müdahale etti. Şara ile bir değil, iki kez görüştü. Ona, ‘Savaşı durdur ki oradaki IŞİD tutuklularını nakledebilelim’ dedi. Binlerce IŞİD’linin hapishanelerden kaçma ihtimali büyük bir kaos ve yıkıma yol açabilirdi. Trump’ın müdahalesiyle 4 bin ila 5 bin civarında IŞİD savaşçısı Irak’a nakledildi ve böylece hem bölge hem de ABD üzerindeki bu büyük tehdit uzaklaştırılmış oldu.”
Rubio, Trump’ın Şara ile yaptığı bu görüşmelerde bir diğer gündemin ise SDG ve Özerk Yönetim ile Şam hükümeti arasındaki entegrasyon konusu olduğunu söyledi. Rubio, “Trump, Şara’ya Kürtlerin Suriye ulusal güçlerine entegrasyonu üzerinde çalışabilmemiz için çatışmaları durdurmasını söyledi. Şara şu ana kadar sözüne sadık kaldı ve savaşı durdurdu. Ancak bu doğrultuda devam etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Şam yönetiminden yeni kararname: Valilerin yetkilerine ilişkin düzenleme

Geçici Suriye hükümetine bağlı Yerel Yönetim ve Çevre Bakanlığı, valilerin yetkilerine ilişkin yeni bir kararname açıkladı.

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kararnameye göre bakanlık düzeyindeki bazı yetkiler valilere aktarıldı. Valiler, yeni düzenleme ile birlikte ihalelerden personel atamalarına kadar geniş bir alanda doğrudan karar yetkisine sahip oldu.

Kararnamenin “yerel yönetimlerin merkezi hükümete bağımlılığını azaltmayı ve yerel bürokrasiyi hızlandırmayı amaçladığı” belirtildi.

Kararnameye göre valiler, şehir ve kasabalarda kendi yürütme ofislerini kurabilecek. Yerel meclis başkanlarını doğrudan atama ve meclis üyelerinin ödeneklerini belirleme yetkisi de valilere verildi. Düzenleme ile valilerin mali yetkileri de genişletildi. Buna göre valiler, idari birimlere ait satış, kira ve yatırım sözleşmelerini bakanlık onayı olmadan tasdik edebilecek. Doğrudan alım limitlerinin artırılmasıyla birlikte valiler, belirli projelerde pazarlık usulü sözleşme yapabilecek ve ihalelerde yarışma yöntemine başvurabilecek.

Düzenlemeye göre valiler, çevresel denetim raporlarını onaylayabilecek ve mevzuata aykırı faaliyet gösteren tesisler hakkında kapatma kararı verebilecek. Ayrıca idari birimlere ait kamu konutlarının tahliyesi, sözleşme yükümlülüklerini ihlal eden yüklenicilerin kara listeye alınması ve personel yönetimine ilişkin çeşitli yetkiler de valilere devredildi. Kararname ile il merkezlerindeki belediye başkanlarının yetkileri de genişletildi. Belediye başkanları, kendi şehirlerindeki yönetim süreçlerinde daha fazla inisiyatif kullanabilecek.

19 Şubat 2026

Bir hafta içerisinde 400 ailenin dönüşü planlandı: Afrin halkı dönmeye başlıyor

30 Ocak’ta duyurulan anlaşma toplumsal önemi açısında tüm Kürtlerin önem atfettiği ve izlediği Afrinli yurttaşların dönüşü aşamasına gelindi. Afrin Toplumsal Derneği, Afrin ve Şehba Göçmenler Meclisi ve Avrupa’daki sivil toplum temsilcileri, Kamışlo’daki Meclis binası önünde yaptıkları açıklamayla savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalan Afrinlilerin güvenli dönüş sürecinin başlatıldığını duyurdu. Yetkililer, sürecin başlamasından önce Meclis, Birleşmiş Milletler (BM) temsilciliği ve Suriye Geçici Hükümeti ile bir dizi toplantı gerçekleştirdiklerini belirtti. Görüşmeler sonucunda, yurttaşların dönüşüne ilişkin planlama yapılması kararlaştırıldı. Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı Afrin İl Meclisi’nin, sürece dair sorumluluklarını yerine getireceği taahhüt edildi.

Ancak Meclis’in, 400 ailenin konvoy halinde Afrin’e dönüşü sırasında BM’nin gözlemci olarak yer alması yönündeki talebine henüz yanıt verilmedi.

21 Şubat 2026

Sağlık kurumları devlet sistemine entegre ediliyor

13 Şubat tarihinde Suriye Geçici Hükümeti Sağlık Bakanı Musab El-Ali, Haseke’de sağlık ve tıbbi durumu yerinde incelemek, 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın ardından sağlık kurumlarında entegrasyon sürecini değerlendirmek ve süreci başlatmak üzere Haseke’ye gitti. İlk olarak Haseke Valisi Nûredîn Ehmed’i ziyaret eden Bakan El-Ali’nin, kentteki sağlık altyapısı, hastanelerin mevcut durumu ve hizmet sunumunda karşılaşılan sorunlarla ilgili görüşmüştü.

Ziyaretin ardından Sağlık Bakanı Musab El-Ali ve Vali Nûredîn Ehmed, kentteki hastaneleri birlikte ziyaret ederek sağlık personelinden bilgi aldı. Yapılan incelemelerin ardından, Bakan, Vali ve Özerk Yönetim Sağlık Dairesi eş başkanları, Cizre bölgesindeki sağlık kurumları ve çalışanlarının Suriye Sağlık Bakanlığı’na entegrasyonu için bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, sağlık hizmetlerinin koordinasyonu ve entegrasyon sürecinin sahadaki uygulanabilirliği değerlendirildi. Böylece süreci yürütecek bir komisyonun oluşturulmasına karar verildi.

Haseke Valiliği Enformasyon Ofisi, komitenin 16 Şubat itibarıyla resmi olarak çalışmalarına başladığını duyurdu. Komite, Kamışlo’daki hastaneyi ziyaret ederek kurumsal çalışma planını uygulamaya koydu. Yönetim ve personel yapısı yeniden düzenlenirken, çalışanlar uzmanlık alanları ve sağlık merkezlerinin ihtiyaçlarına göre görevlendirildi.

21 Şubat 2026

Kürtler kimliklerine kavuşması

Suriye İçişleri Bakanlığı, vatandaşlık hakkından mahrum bırakılan Kürtlerin kimliklerine kavuşması için gerekli yasal prosedürleri resmen açıkladı. Bakanlık, bu kapsamda Şam, Halep, Rakka ve Deyrezor’un yanı sıra Haseke’de özel başvuru merkezleri kurduğunu duyurdu.

Suriye vatandaşlığı verilmeyen Kürtlere Suriye vatandaşlığı tanıyan 13 Numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, 16 Ocak 2026’da Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara tarafından imzalanmış ve hemen uygulanması kararlaştırılmıştı. Bu adım, 1962 nüfus sayımı ve sonrasında vatandaşlıktan çıkarılan veya kayıt altına alınmayan Kürtlerin yasal statüye kavuşturulmasını hedefliyor.

İçişleri Bakanlığı, sürecin “yasal şeffaflık, vatandaşlık haklarının korunması ve eşitlik” ilkeleri çerçevesinde yürütüleceğini vurguladı.

Belirlenen prosedüre göre, vatandaşlık almak isteyen kişiler bireysel veya ailevi olarak ilgili merkezlere başvuruda bulunabilecek. Başvuru sahiplerinden “tanıtım belgesi” (kimlik bildirim belgesi) ve ikametgah belgesi ibraz etmeleri istenecek.

Sürecin şeffaflığını ve hukuka uygunluğunu sağlamak amacıyla her merkezde bir hakimin başkanlık ettiği özel komiteler oluşturuldu. Bu komitelerin, başvuruları teslim aldıktan sonra en geç 20 gün içinde karara bağlaması öngörülüyor.

Başvuru süresi 30 gün olarak belirlenirken, yetkililer bu sürenin ihtiyaca göre uzatılabileceğini kaydetti.

Komite kararlarına itiraz etmek isteyen vatandaşlar için ise 15 günlük bir yasal süre tanındı. Tüm işleyiş, İçişleri Bakanı Yardımcısı başkanlığındaki merkezi bir komite tarafından denetlenecek ve hazırlanan nihai listeler İçişleri Bakanı’nın onayına sunulacak. Bakanlık, bu mekanizma ile sürecin hızlı ve adil bir şekilde tamamlanmasını amaçlıyor.

21 Şubat 2026

Abdi’den Dünya Anadil Günü mesajı: Rojava devriminde çok önemli çalışmalar yapıldı

Mazlum Abdi, 21 Şubat Dünya Anadili Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Kürtçenin yıllarca yasaklandığını hatırlatarak Rojava’da son 14 yılda anadil alanında önemli ilerlemeler sağlandığını belirtti ve “Bu bizim için zaten temel bir prensiptir” dedi. Abdi, anadilin korunması ve geliştirilmesinin toplumsal varlığın ve özgürlüğün temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, bu yöndeki çalışmaların sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

22 Şubat 2026

Şara anlaşmanın uygulanması için özel temsilci atadı

Suriye’de geçici yönetim ile SDG arasında varılan entegrasyon anlaşmasının uygulanması için yeni bir adım atıldı. Ahmed Şara, anlaşma sürecini denetlemek ve sahadaki koordinasyonu güçlendirmek amacıyla Tuğgeneral Ziyad Ayiş’i özel temsilci olarak görevlendirdi.

Açıklamaya göre Ayiş’in temel görevi, 30 Ocak 2026 tarihinde Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan mutabakatın maddelerinin uygulanmasını sağlamak olacak.

Yeni temsilci; kurumlar arası bütünleşmenin sağlanması, devlet kurumlarının bölgedeki varlığının güçlendirilmesi ve anlaşmanın uygulanmasının önündeki teknik ile siyasi engellerin giderilmesi için çalışacak.

Ayiş’in özellikle Rojava Özerk Yönetimi kontrolündeki bölgelerde kamu hizmetlerinin yeniden aktif hale getirilmesi ve vatandaşların devlet kurumlarına erişiminin kolaylaştırılması amacıyla DSG ile koordinasyon yürüteceği duyuruldu.

22 Şubat 2026

30 Ocak Anlaşması adımları: Afrin’e geri dönüşler için heyet sahada

Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri Cizre Bölgesi Komutanı Siyamend Efrin başkanlığındaki bir heyet, yerinden edilen halkın Afrin’e dönüşü için şehir yönetimiyle koordinasyon sağlamak amacıyla kente gitti.

Heyette Haseke Valiliği İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mervan El-Ali, Halep Valiliği İç Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Muhammed Abdül Gani ve valiliğin İç Güvenlik Kuvvetleri yöneticilerinden Saraka Amuri de yer aldı.

Ziyaretin, bölgedeki güvenlik düzenlemeleri ile geri dönüş mekanizmalarının koordinasyonu kapsamında gerçekleştiği belirtildi. Adımın, yerel güvenlik yapılarının yeniden organize edilmesi ve dönüş sürecinin sahada uygulanmasına yönelik temasları içerdiği ifade edildi..

 23 Şubat 2025

Kobani Halep’e bağlandı 

Kobani, Halep Vilayeti’ne bağlı bir kent olarak idari statüye kavuşturuldu. Şêxler, Çelebiye ve Sirrin nahiyelerinin de Kobani’ye bağlı olduğu kabul edildi. Anlaşma doğrultusunda Kobani İç Güvenlik Güçleri’nin Halep Genel Güvenlik Güçleri’ne bağlanması ve askeri entegrasyon kapsamında kurulacak bir tugayın Halep Tümeni’ne dahil edilmesi kararlaştırıldı. Bu çerçevede ilk adım olarak Şêxler nahiyesinde 9 ortak güvenlik noktası kuruldu. Çelebiye ve Sirrin’de ise plan; Savunma Bakanlığı’na bağlı silahlı grupların çekilmesi, yerlerine ortak İç Güvenlik Güçleri’nin konuşlanması ve kuşatmanın kaldırılması yönündeydi. Ancak sahadaki silahlı grupların geri çekilmeyi reddetmesi üzerine bu maddeler uygulanamadı ve süreç fiilen tıkandı. Savunma Bakanlığı tarafından da çekilmeye dair resmi bir talimat ya da kamuoyuna açık bir bildiri yayımlanmadı. Bu durum, anlaşmanın sahada ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini ortaya koydu. Bazı kaynaklar, bölgede kuşatmayı sürdüren unsurların SMO bünyesindeki Ebu Amşat ve Hamzat Tümenleri olduğunu belirtiyor.
24 Şubat 2026

Abdi: Kürtler yeni Suriye’de önemli roller üstlenmeli

Geçtiğimiz hafta katıldığı Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı sırasında PBS’in sorularını yanıtlayan Mazlum Abdi, Şam yönetimi ile imzaladıkları 30 Ocak Anlaşması için “Mevcut koşulları altında mümkün olan en iyi sonuç” nitelendirmesinde bulundu ve “Kürtler için en iyi anlaşma olduğunu söylemiyoruz. Ancak ateşkesi güvence altına almak, istikrarı sağlamak ve sorunlarımızı diyalog yoluyla ele almak için kabul edilebilir bir anlaşmaydı” dedi.

Mazlum Abdi, Barrack ve Talabani ile görüştü: Şam ile anlaşma ele alındı 

Mazlum Abdi, Süleymaniye’ye bağlı Dabaşan’da Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) Genel Başkanı Bafil Talabani ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’la bir araya geldi. Görüşmede, SDG ile Suriye geçici hükümeti arasında varılan 30 Ocak Anlaşması’nın ele alındığı ve anlaşmanın uygulanmasının önündeki engellerin ortadan kaldırılması için birlikte çalışmanın gerekliliğinin vurgulandığı kaydedildi.

Barrack da yaptığı açıklamada “Yenilenme ve iş birliğinin parlak, genç ve dinamik iplikleri, cesur ve gözüpek bir medeniyetin kadim dokusuna örüldü. Büyük, yeni ve umut dolu bir başlangıç” dedi. Bafil Talabani ve Kubat Talabani, Tom Barrack ile görüşmeden önce Mazlum Abdi ile ayrıca bir görüşme gerçekleştirdi.

25 Şubat 2026

İlham Ahmed ve Rohilat Efrîn Brüksel’de:  Entegrasyonun bir garantisi ve garantörü olmalı

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed ve YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir basın toplantısı düzenledi. Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen basın toplantısında konuşan Ahmed, Avrupa Parlamentosu’nda bir süre önce yapılan toplantıya dikkat çekerek, bunun kendileri açısından önemli olduğunu vurguladı. Ahmed, “Şu mesajı vermek istiyoruz: Kürtlere destek olunduğunda biz biliyoruz ki, bunun demokrasiye, özgürlüğe ve eşitliğe destektir” dedi.

Foza Yusuf: Henüz beklenen adımlar atılmadı

Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi Müzakere Komitesi Eşbaşkanı ve PYD Eşbaşkanlık Konseyi üyesi Foza Yusuf, 29 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın ardından bölgede yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Foza Yusuf, teknik düzeyde bazı ilerlemeler kaydedilse de Kobani kuşatması, esirlerin durumu ve anayasal güvence gibi temel başlıklarda henüz beklenen adımların atılmadığını vurguladı.

Özetle; Suriye’de 30 Ocak Anlaşması’nın hayata geçirilmesi için adımlar atılsa da, anayasal güvence gibi henüz elzem olan temel adımlar atılmış değil. Newroz hazırlıklarının yapıldığı Rojava’yı yine zorlu bir süreç bekliyor. Özerk Yönetim yapısından ‘ülke ortaklığına’ aday olan Rojava, kendi haklarından ödün vermeyeceğini açıkça ilan ediyor.

Kimliksizlikten demokratik özerkliğe: Suriye’de Kürtlerin tarihi (1)

Kimliksizlikten demokratik özerkliğe: Suriye’de Kürtlerin tarihi (2)

Kimliksizlikten demokratik özerkliğe: Suriye’de Kürtlerin tarihi (3)