Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün Silivri’de 3 ayrı dosyadan hakim karşısına çıktı. Duruşmayı, İmamoğlu ailesiyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, İzlanda ve Portekiz Avrupa Parlamento üyeleri, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, çok sayıda yabancı misyon temsilcisi, milletvekilleri, sivil toplum kurulaşlarının temsilcileri ve vatandaşlar takip etti.
CHP seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel ve Avrupa Parlamentosu Üyeleri duruşma arasında açıklamalarda bulundu.
‘Bağımsız yargının en zayıf olduğu anları yaşadığınızı düşünüyorum’
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, “Hepinize Silivri’den günaydınlar. Katıldığınız için bu basın toplantımıza teşekkür ediyoruz. Bugün burada Avrupa Parlamentosunu; İzlanda’dan ve Portekiz’den meslektaşlarımla birlikte temsil etmekteyiz ve Ekrem İmamoğlu ile dayanışmamızı göstermek amacıyla burada bulunmaktayız. Burada bulunmamız şaşırtıcı bir durum değil çünkü Avrupa Parlamentosu olarak zaten biz buradaki süreçleri takip etmek ve gözlemlemek üzere görevlendirilmiş bulunmaktayız. O yüzden bizim burada bulunmamız bir müdahale değil; Türkiye hakkında, Avrupa Birliği’ne üye bir ülke olması sebebiyle hazırladığımız yıllık Avrupa Parlamentosu raporunun bir parçası olarak görevlerimizi ifa etmekteyiz. Ve görüşlerimizi, tabii ki yakın zamanda paylaştık ve ne yazık ki hayal edebileceğimizden çok daha kötü durumlarla karşılaştık yargıyla alakalı olarak bu duruşmalarda. Ve bugün Türkiye’de, Ankara’da NATO zirvesinin yapılması ve aynı zamanda bugün burada bir kişinin üç ayrı duruşmada savunma yapıyor olmasının istatistiksel olarak bağımsız yargının olduğu bir durumda imkânsız olduğunu söylememiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
AP Raportörü Amor Silivri’de I “Yargıyla alakalı hayal edebileceğimizden çok daha kötü durumlarla karşılaştık”
🗣️Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor:
📌”Bugün Türkiye’de, Ankara’da NATO Zirvesi’nin yapılması ve aynı zamanda burada bir kişinin üç ayrı… pic.twitter.com/9YB0jAir3f
— İlke TV (@ilketvcomtr) July 6, 2026
Amor açıklamalarına şu şekilde devam etti:
“Biz burada dayanışma için, Avrupa Parlamentosunu ve Sosyal Demokrat siyasi ailemizi temsil etmek üzere buradayız. Bağımsız yargının en zayıf olduğu anları yaşadığınızı düşünüyorum Türkiye’de. Ve dakikalar önce Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında bir sonraki duruşmanın önümüzdeki yılın ilk günlerine ertelendiğini öğrendim. Bu davalardan bazılarının da 9 Temmuz’a kadar tamamlanması gerekiyor. Sizce bunlar gerçek bir, gerçek anlamda bağımsız bir yargıda mevcut olabilirler mi? Bu noktada aynı zamanda Akın Gürlek’e de değinmek istiyorum. Kendisi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili iken sonrasında Adalet Bakanı olmuştur. Kendisinin dahil olduğu bu süreçlerde siyasi ve politik bir araç olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Çünkü AK Parti, belediye başkanlığı adaylarıyla yapamadığı şeyi, yani Ekrem İmamoğlu’nu yenmeyi, daha sonrasında başsavcılarla ve yargıyı kullanarak yapmaya çalışmıştır.”
‘Endişelerimizi dile getirmek için buradayız’
İzlandalı AP üyesi ve NATO Parlamenterler Asamblesi İzlanda Delegasyonu Başkanı Dagur Eggertson da “İzlanda’dan katılıyorum, eski Reykjavik Belediye Başkanı’yım. Bu büyükşehrin büyük belediye başkanının, İstanbul’un ve Türkiye’nin bir dostu olarak burada endişelerimizi dile getirmek ve süreci takip etmek için bulunmaktayız. Avrupa’nın büyük bir kısmını temsil eden üç büyük ağ; Eurocities, Özgür Şehirler Paktı ve B40 Balkan Ağı, bu süreçle alakalarını, bu süreçle alakalı endişelerini dile getirmiştir. Biz de burada dayanışmamızı göstermek için bulunuyoruz.” Diye konuştu.
‘Türkiye’de bir değişimin gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz’
Portekizli milletvekili ve AP eski üyesi Rui Tavares ise, “Portekiz’de milletvekiliyim; aynı zamanda orada Yeşil Sol siyasi görüşünü temsil etmekteyim. Bu görevimin öncesinde Lizbon’da belediye meclis üyeliği yapıyordum, yani yerel siyasete aşinayım. Bunun dışında, şu anda Sayın Sánchez Amor’un yaptığı görevi, yani raportörlük görevini Macaristan’la ilgili olarak gerçekleştirmekteydim. Macaristan’da da demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün sürekli olarak ihlal edildiğini, bu alanlarda gerilemeler gerçekleştiğini yıllarca gördük. Ancak sonrasında bir değişiklik yaşandığını gördüğümüz için hâlâ umut olduğunu, Türkiye’de de hâlâ bir değişimin gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz.” İfadelerini kullandı.
Tavares, “Bugün duruşma salonunda Ekrem İmamoğlu’nu gördüğümde çok sağlam bir duruşu olduğunu gördüm. Kendisi pek çok konuda gazetecilerle, sivil toplumla alakalı olarak pek çok alanda, Macaristan’da gördüğümüze benzer bir şekilde bir birliktelik ortaya koydu ve demokrasi ile otokrasi mücadelesinin aslında burada gerçekleştiğini görebiliriz. Bizim hayalimizdeki ortak demokratik Avrupa projesinin hayata geçirilmesi konusunda da hâlâ umudumuz var. Teşekkürler.” İfadeleriyle sözlerini tamamladı.
‘Rejim adalete talimat vermektedir’
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel de açıklamasında şunları kaydetti:
“Elbette uluslararası dayanışma önemli. Bugün Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez ve çok sayıda yabancı konuk vardı. Uluslararası dayanışma önemli ama bugün onlara olanları anlatırken başta Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak, parlamentonun bir üyesi olarak, ana muhalefet partisinin Genel Başkanı olarak ben izah ederken utandım, ülke adına ve kendi adıma utandım, ne diyeceğimi bilemedim. Bir kere şunun İngilizceye, Almancaya tercümesi yok. Diyorlar ki ‘Bu bir dava mı?’ ‘Dava.’ ‘Burası duruşma salonu mu?’ ‘Evet.’ ‘Neden bir cezaevinin içindeyiz? Bu yargı nasıl bağımsız hissedebilir? Bu kadar çok tel örgü varken; polisler, jandarmalar varken…’ Normal şartlarda mesela bir duruşma görülürken oradaki güvenlik görevlileri silah bile taşıyamazlar. Ama duruşmanın görüldüğü yer bir cezaevinin içi. Jandarma var, polis var, infaz koruma memuru var ve orada tarafsız, bağımsız yargılama yapmanın şekli, şartları yok. Buna inanamıyor insanlar. Ayrıca buradaki basın mensupları çok sayıda dava takip ediyor. Hakim davayı ertelerken mesela açar ajandasını, örneğin der ki ‘Eylül’ün dokuzuna.’ Avukat itiraz eder, ‘O gün benim bir duruşmam var.’ Hemen, ‘Peki o zaman değiştirelim.’ Bugün burada; bırakın avukatların başka bir duruşması olmasını arkadaşlar, bugün burada Ekrem İmamoğlu’nun üç ayrı duruşması var. Üçünde de savunma yapması gerekiyor, savunma sırası gelmiş ve diğer konuşanları dinlemesi gerekiyor. Ama eş zamanlı üç tane duruşma. Olabilecek bir iş değil.”

“Burada yapılan ne yargılamadır, ne adaleti aramadır. Burada yapılan şekil şartı tamamlamak bile değildir. Burada yapılan gürültüye getirmek, gözden kaçırmak, değersizleştirmek, önemsizleştirmek ve burada yapılan iş aslında çoktan verilmiş kararın buradaki yargılamada kendini savunanın sözünün hiçbir değeri olmadığını, avukatın sözünün değerinin olmadığını, eşzamanlı olarak aynı anda bir kişiyi üç yerde birden yargılıyor olmanın aslında bütün gücün, kudretin, talimatın bir yerde olduğunun, bir yerden geldiğinin ve burada hepimize söylenen şey şu. ‘Hiç boşuna uğraşmayın. Biz kararı çoktan verdik, mahkum edeceğimizi ettik. Bundan sonrası bizim bileceğimiz iştir’ demektir. Bugün burada yapılan şey şu. Rejim adalete meydan okumaktadır. Rejim adalete talimat vermektedir. Rejim hakkaniyete, adalet beklentisine, vicdana meydan okumaktadır. Biz de bu haksız rejime meydan okuyoruz, meydan okuyoruz, meydan okuyoruz.”



