• Ana Sayfa
  • Ekoloji
  • 54 STK’dan ortak açıklama: Suriye’de kadın özgürlüğü ve ekoloji hedef alınıyor

54 STK’dan ortak açıklama: Suriye’de kadın özgürlüğü ve ekoloji hedef alınıyor

54 ekoloji ve insan hakları odaklı STK, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki göstererek sivillerin korunmasını, saldırıların durdurulmasını ve barışçıl çözüm çağrısında bulundu.

54 STK’dan ortak açıklama: Suriye’de kadın özgürlüğü ve ekoloji hedef alınıyor
54 STK’dan ortak açıklama: Suriye’de kadın özgürlüğü ve ekoloji hedef alınıyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Ocak 2026 22:08

54 ekoloji temelli sivil toplum kuruluşu, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki gösterdi.

Ortak açıklamada, bölgedeki kazanımlarının sadece bir coğrafyaya değil, kadın özgürlüğü, demokratik toplum ve ekolojik yaşam mücadelesine dair olduğu vurgulandı.

STK’lar, “Bugün Rojava’nın sesi kısılırsa, sadece bir coğrafya değil; kadınların özgür yaşam iddiası, demokratik toplum fikri ve ekolojik ortak yaşamın mümkünlüğü de hedef alınmış olur. Aşağıda imzası bulunan bizler, Rojava’daki ekolojik yaşamı, kadın özgürlüğünü ve demokratik toplum iradesini savunuyor; saldırıların derhal durdurulmasını, sivillerin korunmasını ve barışçıl-siyasi çözüm kanallarının işletilmesini talep ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

Yapılan açıklamada, “Çağrımız nettir. Kuzey ve Doğu Suriye’de sivillerin, kadınların, çocukların ve yerinden edilenlerin güvenliği derhal güvence altına alınmalıdır. Aynı zamanda HTŞ iktidara geldiğinden beri devam eden Dürziler, Hıristiyanlar, Aleviler ve Sünni İslam’ın dışında kalan tüm kesimlere yönelik katliam ve yerinden etmelere acilen son verilmelidir” çağrısında bulunuldu.

54 STK’nın ortak açıklaması şu şekilde:

“Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) sahadan gelen haberler, Şam ile yürütülen görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte çatışma riskinin büyüdüğünü; Kürt kentleri ve yerleşimlerine dönük baskı ve saldırıların derinleştiğini gösteriyor.

Bu tablo sadece bir ‘güvenlik gündemi’ değildir. Çünkü saldırıların yoğunlaştığı koşullarda, IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishaneler ve al-Hol gibi kamplar etrafında da ciddi bir boşalma ve kaçış riski ortaya çıktı. Bu gelişmeler, dünyanın IŞİD barbarlığına karşı verdiği mücadelenin en ağır bedellerinin ödendiği coğrafyalardan biri olan Rojava’nın istikrarının neden hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Aynı dönemde Türkiye’nin Suriye’de Kürt güçlerine karşı askeri desteğe açık olduğu yönünde açıklamalar da basına yansıdı. Bu tür girişimler, bölgede çatışma dinamiklerini beslediği gibi, Türkiye’de yürütülen barış ve demokratik toplum arayışını da doğrudan zorlayacak bir iklim yaratmaktadır. Sınırın ötesinde büyüyen savaş dili, sınırın berisinde demokratik siyasetin nefesini daraltır; toplumsal barış ihtimalini zayıflatır.

Bizler için Rojava’yı savunmak, kadın özgürlüğü, birlikte yaşam ve ekolojik yaşam pratikleriyle örülen bir toplumsal deneyimi savunmaktır. Kadınların öncülüğünde kurulan, doğayla uyumlu ve kolektif yaşamı esas alan örnekler, Rojava’nın hayatı yeniden kurarak direndiğinin somut göstergeleridir. Bu deneyim, savaşın ortasında bile toprağın, suyun, müştereklerin ve kadınların öz örgütlülüğünün nasıl savunulabileceğine dair güçlü bir politik-etik iddiadır.

Ekoloji hareketi açısından mesele daha da açıktır. İklim krizi çağında, savaş ve işgal dalgaları yalnızca insanları yerinden etmez; ekosistemleri parçalar, suyu ve toprağı silaha çevirir, tüm türlerin yaşamını hedef haline getirir. Rojava’ya dönük saldırılar, tam da bu nedenle, yalnızca bir bölgesel çatışma başlığı değil; ekolojik yıkımın ve otoriter güvenlik rejimlerinin aynı anda genişlediği bir eşiğe işaret etmektedir.

Çağrımız nettir. Kuzey ve Doğu Suriye’de sivillerin, kadınların, çocukların ve yerinden edilenlerin güvenliği derhal güvence altına alınmalıdır. Aynı zamanda HTŞ iktidara geldiğinden beri devam eden Dürziler, Hıristiyanlar, Aleviler ve Sünni İslam’ın dışında kalan tüm kesimlere yönelik katliam ve yerinden etmelere acilen son verilmelidir. Tüm Suriye’de ateşkesin kalıcı hale gelmesi, siyasi müzakere zeminlerinin yeniden kurulması, etnik ve dinsel grupların yaşam hakkı başta olmak üzere haklarının tanınması ve uluslararası insancıl hukuka uyulması gereklidir.

Rojava’nın kazanımları, dünyanın herhangi bir yerindeki özgürlük ve ekoloji mücadelesinden ‘ayrı’ değildir. Bugün Rojava’nın sesi kısılırsa, sadece bir coğrafya değil; kadınların özgür yaşam iddiası, demokratik toplum fikri ve ekolojik ortak yaşamın mümkünlüğü de hedef alınmış olur.

Aşağıda imzası bulunan bizler, Rojava’daki ekolojik yaşamı, kadın özgürlüğünü ve demokratik toplum iradesini savunuyor; saldırıların derhal durdurulmasını, sivillerin korunmasını ve barışçıl-siyasi çözüm kanallarının işletilmesini talep ediyoruz.”

İmzacı Kurumlar:

  • Doğayla Barış Çalışma Grubu
  • Ekoloji Birliği
  • Türkiye Çevre Platformu
  • İklim Adaleti Koalisyonu
  • Adaların Atları Platformu
  • Adana Ekoloji Platformu
  • Avrupa Devrimci Demokrat Komün İnisiyatifi
  • Bakırköy Kent Savunması
  • Burhaniye Çevre Platformu
  • Bursa Su Kolektifi
  • Datça Kadın Platformu
  • Dem Parti Ekoloji, Tarım ve Hayvan Hakları Komisyonu
  • Demokrat Çerkes Kongresi Girişimi
  • Doğanın Çocukları
  • Ekoloji Politik
  • Ev – Eksenli Çalışanlar Sendikası
  • İnsan Hakları Derneği Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu
  • İstanbul 12. Trans Onur Haftası
  • Jineps Gazetesi
  • Kadın Hafıza ve Dayanışma İnisiyatifi
  • Kadın Savunma Ağı
  • Kadının İnsan Hakları Derneği
  • Karakoçan Dayanışma İnisiyatifi
  • Kazma Bırak Kampanyası
  • KESK Haber-Sen
  • Malatya Çevre Platformu
  • Meşe Derneği
  • Mezopotamya Ekoloji Hareketi
  • Muğla Çevre Platformu -MUÇEP
  • Özgür Baretliler
  • Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ekoloji Komisyonu
  • Polen Ekoloji Kolektifi
  • Sağlamcılığa Karşı Kadın Hareketi Derneği
  • Samandağ Ekoloji Platformu
  • Sosyal Adalet Hareketi (SAHİ)
  • Süphan Dağcılık Çevre ve Ekoloji Derneği
  • Tarım Orkam Sen
  • Validebağ Savunması
  • Van Çevre Derneği
  • Yeşil Sol Parti Ekoloji Meclisi
  • Zilan Ekoloji Platformu
  • 78’liler Hareketi