• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Meclis Gazze gündemiyle olağanüstü toplandı: Ortak tezkere ittifakla kabul edildi

Meclis Gazze gündemiyle olağanüstü toplandı: Ortak tezkere ittifakla kabul edildi

TBMM Genel Kurulu, İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Filistin’deki kıtlık ve bölgedeki güncel durumu görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Toplantıda İsrail ordusunun Gazze’deki saldırıları ve işgalini genişletme kararına karşı ortak bir tezkere ittifakla kabul edildi.

Meclis Gazze gündemiyle olağanüstü toplandı: Ortak tezkere ittifakla kabul edildi
Meclis Gazze gündemiyle olağanüstü toplandı: Ortak tezkere ittifakla kabul edildi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 29 Ağustos 2025 19:01
  • Güncellenme: 29 Ağustos 2025 19:29

TBMM Genel Kurulu, İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Filistin’deki kıtlık ve bölgedeki ve güncel durumu görüşmek üzere olağanüstü toplandı. Toplantıda İsrail ordusunun Gazze’deki saldırıları ve işgalini genişletme kararına karşı ortak bir tezkere ittifakla kabul edildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan tezkerede, İsrail’in Gazze’de uyguladığı politikaların “soykırım suçu” olduğu vurgulanarak, tüm dünya parlamentolarına İsrail ile ilişkilerini kesme çağrısı yapıldı.

Ortak tezkere açıklandı

Tezkerede şu ifadelere yer verildi: “İsrail Filistin halkına karşı on yıllardır sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarını, son iki yıldır özellikle Gazze’de bir soykırıma dönüştürmüştür.

İsrail’in sürdürdüğü soykırım, kıtlık ve açlık politikaları on binlerce cana mal olmuştur. Soykırımcı Netanyahu hükümetinin Gazze halkını açlığa ve kıtlığa kasten mahkûm ettiği BM ve diğer uluslararası kuruluşlarca da ifade edilmiştir.

Gazze’yi işgal operasyonunu genişletme kararı alarak katliamlarına ve zulme devam eden İsrail, son iki yılda büyük çoğunluğu kadın ve çocuk 70 bine yakın insanı öldürmüş, 150 binden fazla kişiyi yaralamış, bölgenin sivil altyapısını imha etmiştir.

Filistinli kadınlar, çocuklar, gençler ve yaşlılar soykırımcı İsrail güçlerince adeta bir ölüm ve açlık hapishanesine mahkûm edilmişlerdir. Bu canice eylemleriyle yetinmeyen Netanyahu ve çetesi, Filistinlileri yok etme çabasını bir üst aşamaya taşıyarak Gazze dahil tüm Filistin yerleşimlerini ilhak etme politikasını uygulamaya koyma aşamasına gelmiştir.

İsrail; Kudüs ve Batı Şeria’da da işgal güçleri ve yasadışı yerleşimciler vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddeti artırmış; toprak işgalini, yasadışı yıkımları ve yasadışı yerleşim inşasını hızlandırmıştır.

Ne yazık ki Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi dışında hiçbir küresel kurum İsrail hükümetinin hukuksuz kararlarını ve katliamlarını durdurmaya yönelik bir girişimde bulunmamaktadır.

Neredeyse yeryüzünün her karışında insanlık cephesinin yükselen sesi, bu zulme sessiz kalan ya da destekleyen hükümetleri son zamanlarda Filistin halkının yanında durmaya zorlamaktadır.

Bu karanlık tablonun umut veren tarafı ise daha önce sessiz kalan ya da İsrail’e destek veren bazı devletlerin Filistin’i tanımaya ve İsrail’i boykot etmeye yönelik kararları devreye almasıdır. Gelinen aşama insanlık vicdanının büyük bir başarısıdır.

Bugün burada TBMM olarak bizler Filistin halkıyla dayanışmaya ve İsrail’in durdurulmasına yönelik tekliflerimizi ve çağrımızı dünya parlamentolarına iletmek için toplanıyoruz.

Ümit ederiz ki bizimle beraber insanlığın sesini ve vicdanını yükseltmeye destek olacak dünya parlamentoları da bu çağrımıza katılır ve hep birlikte harekete geçeriz.”

Tezkerenin çağrıları

Tezkerede, İsrail’in Filistin halkına karşı on yıllardır sürdürdüğü işgal ve imha politikalarının Gazze’de bir soykırıma dönüştüğü belirtildi. Tezkerede öne çıkan maddeler ve çağrılar şunlar:

1. Filistin halkının İsrail tarafından on yıllardır maruz bırakıldığı işgal, imha ve ilhak uygulamalarını en güçlü şekilde kınıyoruz.

2. Filistin halkına yönelik katliamların ve son olarak Gazze’de kıtlığın bir imha silahı olarak kullanılmasının soykırım suçu teşkil ettiğini vurguluyoruz.

3. Uluslararası toplumu, İsrail’i Gazze’de kalıcı bir ateşkesi kabul etmeye, silahlı güçlerini bölgeden çekmeye ve Gazze’ye kesintisiz insani yardım ulaşımını sağlamaya zorlamak için daha fazla çaba göstermeye davet ediyoruz.

4. Kudüs ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim faaliyetlerini ve Filistin halkına yönelik şiddeti telin ediyoruz.

5. Filistin topraklarında soykırım ve sömürge suçlarını işleyenlerin mahkemeler önünde hesap vermelerinin temin edilmesi çağrısında bulunuyoruz.

6. 1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesinin adil ve kalıcı barışın sağlanmasının tek yolu olduğunu kayda geçiriyoruz.

7. Mescid-i Aksa başta olmak üzere Müslümanların kutsal mekanlarına siyonist rejim tarafından yapılan saldırı ve provokasyonların mutlaka durdurulması gerektiğini vurguluyoruz.

8. İsrail hükümeti, soykırım politikalarından vazgeçene kadar, BM ve uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınması çağrısında bulunuyoruz.

9. Tüm ülke parlamentolarını;

– İsrail ile olan tüm askeri ve ticari ilişkileri sonlandırmaya, Filistin halkına yönelik uygulanan ambargoyu kırmaya yönelik acilen harekete geçmeye;

– İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki soykırım ve sömürge politikalarını reddetmeye ve kınamaya;

– Filistin halkının meşru haklarını savunmaya, iki Devletli çözüm perspektifini korumaya ve Filistin Devleti’ni tanımayan ülkeleri de Filistin’i tanıma çağrısında bulunmaya;

– 18 Nisan 2025 tarihinde, İstanbul’da TBMM öncülüğünde tesis edilen “Filistin’i Destekleyen Parlamentolar Grubu”na katılmaya davet ediyoruz.


Toplantının açılışında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Genel Kurul konuşmasında uluslararası camiaya seslenerek, “Bugün artık somut adımların acilen atılması ve İsrail soykırım politikalarından dönene, vazgeçene kadar Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum” dedi.

Kurtulmuş, “Bugün de İsrail’in Filistin halkına karşı saldırganlığını artırması, Gazze’deki kıtlığı bir imha silahı olarak kullanması suretiyle soykırımda yeni bir boyuta geçmesi vesilesiyle ve Gazze’yi tamamen ilhak kalkışmasını görüşmek üzere bir araya geldik. İsrail’in on yıllardır Filistin halkına karşı sürdürdüğü işgal, imha ve ilhak politikalarının son iki yıldır soykırım boyutlarını çoktan aştığı görülmektedir. Esasında artık kelimelerin yetersiz kaldığı bir noktadayız” dedi.

‘Fiilen Gazze’de sağlık hizmetleri verilemez bir noktaya gelinmiştir’

İsrail’in yaptıklarını zulüm, vahşet, barbarlık, katliam ve soykırım sözcüklerinin tanımlamaya yeterli olmadığını söyleyen Kurtulmuş, “Şimdiye kadar büyük çoğunluğu kadın ve çocuk olan 70 bine yakın insan katledilmiştir. Sivil altyapı kasıtlı şekilde hedef alınmış okullar, ibadethaneler ve hastaneler alçakça bombalanmıştır. Daha birkaç gün önce Gazze’nin güneyindeki Nasır Hastanesi’ne yönelik saldırılarda hastalar, sağlık çalışanları ve uluslararası basın mensupları dahil olmak üzere onlarca masum insan dünyanın gözü önünde katledilmiştir. Gazze’deki 36 hastaneden 33’ü ya tamamen yıkılmış ya çok ağır hasar almıştır. Yani fiilen Gazze’de sağlık hizmetleri verilemez bir noktaya gelinmiştir” ifadelerini kullandı.

‘İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır’

Kurtulmuş, açlık ve kıtlığın Filistin’de aylardan beri masum insanlara karşı bir yok etme yöntemi olarak kullanıldığına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Öyle ki gıda yardım konvoyları bile Siyonist barbarlarca ölüm tuzaklarına dönüştürülmüştür. İsrail Gazze’yi işgal harekatını genişletme kararı alarak insanlık suçlarını sürdürmeye devam etmektedir. İsrail’in Gazze halkını bilerek ve isteyerek açlığa ve kıtlığa mahkum ettiği Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından da doğrulanmıştır. İsrail derhal ateşkesi kabul etmeli ve tüm silahlı birimlerini bölgeden çekmelidir. Hazırlanan uluslararası insani yardım ve imar planları temelinde Gazze’nin acilen yeniden ayağa kaldırılması sağlanmalıdır. Bölgenin yönetimi Filistinlilere ait olmalı. Güvenliği ise Birleşmiş Milletler barış gücü tarafından teminat altına alınmalıdır.

Hatta geçtiğimiz günlerde İrlanda Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği şekilde Gazze’de insani yardım şartlarının sağlanması amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından bir güç gönderilmesi ivedilikle sağlanmalıdır. Değerli milletvekilleri, İsrail’in barbarlığı bildiğiniz gibi sadece Gazze ile sınırlı değildir. Kudüs ile Batı Şeria’da da silahlı güçleri ve gaspçı yerleşimcileri vasıtasıyla Filistinlilere uyguladığı şiddet fütursuzca artırılmış, toprak işgalini, yasa dışı yıkım ve yerleşim inşasını hızlandırmışlardır. Son olarak oldukça hassas bir bölge olan E1 bölgesi olarak tanımlanan topraklarda da Kudüs’ün doğusunu Batı Şeria’dan ayırmayı amaçlayan yeni bir yasa dışı yerleşim yeri oluşturulma kararı uluslararası camiada büyük bir infiale yol açmıştır. Diğer yandan İsrail Parlamentosu da uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve İmar Ajansı’nın faaliyetlerini yasaklayan, Gazze ve Batı Şeria’ya insani yardımların ulaşmasını engelleyen, Filistin topraklarına el koyan kanunları kabul etmekte, Filistin topraklarının ilhakı çağrısında bulunan kararlar almaktadır. İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki her eylemi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir, savaş suçudur, soykırımdır. Soykırımcı Netanyahu çetesinin acımasız eylemlerine karşı dünyanın her köşesinde halkların tepkisi her geçen gün artmakta, büyümektedir.”

‘Birçok batılı ülke İsrail’e karşı yetersiz de olsa yaptırım kararlarını almak üzeredir’

Yakın bir zamana kadar sessiz kalarak İsrail’e destek veren Batılı ülkelerin hükümetleri ve parlamentolarının dahi İsrail’e tepki göstermeye başladığını belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bazı Batılı ülkeler gelecek ay Filistin’i tanıma kararını almaya hazırlanmaktadır. Birçok Batılı ülke İsrail’e karşı yetersiz de olsa yaptırım kararlarını almak üzeredir. Esasen başta ülkemiz olmak üzere Asya, Afrika ve Latin Amerika devletleri bu konuda öncü rol oynamaktadır.  İsrail’e daha etkin yaptırım uygulanması yönünde baskılar artmakta, sesler yükselmekte, hatta aksi tutumlar siyasi sorunlara dahi neden olmaktadır. Nitekim bunun bir örneği olarak Hollanda Dışişleri Bakanı ve partisinden yedi bakanın Hollanda Parlamentosu’nun İsrail’e ek yaptırım kararı almaması üzerine koalisyondan ayrılması Hollanda’da siyasi bir krize yol açmıştır. ABD Kongresi’nde dahi İsrail’in Gazze’de ateşkesi kabul etmesini ve insani yardımları engelleme politikasına son vermesini isteyen üyelerin sayısı artmaktadır. İsrail’e Amerikan kamuoyundan verilen destek de her geçen gün azalmaktadır.”

‘Filistin davası kim ne derse desin bizim için, Türkiye için, milletimiz için milli bir davadır’

TBMM’nin, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ı geçen sene konuk ederek Filistin Devleti’nin sesinin uluslararası camiada duyulmasına büyük bir katkı sunduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“7 Kasım 2024 tarihinde Brezilya’da katıldığımız P20 Parlamento Başkanları Zirvesi’nde, ‘İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının tartışılması vakti gelmiştir’ diye ifade etmiştim. Maalesef artık sözün bittiği yerdeyiz. Gözlerimizin önünde bir halk kadınıyla, çocuğuyla yaşlısıyla, genciyle katlediliyor. Hatta açlıktan ölüme mahkum ediliyor.

Bugün artık somut adımların acilen atılması ve İsrail soykırım politikalarından dönene, vazgeçene kadar Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası kuruluşlardaki üyeliklerinin askıya alınmasını teklif ediyorum. Uluslararası camiayı ilan ediyorum. TBMM tüm siyasi gruplarıyla, milletvekilleriyle, Filistin halkının meşru haklarının savunulması, Filistin devletinin daha fazla ülke tarafından tanınması, iki devletli çözüm perspektifinin sonuna kadar korunması, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında uyguladığı soykırım ve sömürge suçlarının durdurulması ve sorumlularının mahkemelerde hesap vermesine yönelik uluslararası çabalara öncülük etmeye ve katkı sunmaya devam edecektir. Yüce Meclisimizin bugünkü olağanüstü toplantısı hiç şüphesiz, bu tarihi sorumluluğumuzun bir gereğidir. Masum ve mazlum Filistin halkının haklı davasını savunmak bizim için insani, İslami ve tarihi bir sorumluluktur. Filistin davası kim ne derse desin bizim için, Türkiye için, milletimiz için milli bir davadır. Tam anlamıyla özgür ve egemen Filistin Devleti’ni kurulmasını sağlayana kadar bu mücadeleye Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak destek olacağımıza, öncülük yapacağımıza bir kere daha buradan söz veriyor.” (ANKA)