• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Ayşegül Doğan: Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti

Ayşegül Doğan: Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sürecin yavaş ilerlediğini belirterek, yasal adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. Halep’teki saldırılara da değinen Doğan, “Bize düşen 13 yıl sürmüş çok büyük acılar çekmiş bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni yapmaktır” dedi.

Ayşegül Doğan: Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti
Ayşegül Doğan: Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 8 Ocak 2026 13:17

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcü Ayşegül Doğan, dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı ve güncel gelişmelere ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Kürt meselesinin demokratik çözümü için devam eden sürece değinerek, sürecin olması gereken hızda ilerlemediğini söyleyen Ayşegül Doğan, “Ancak yürümeye çalışıyor, yürüyor” diyerek sürecin tarihi bir fırsat olduğunu vurguladı.

Doğan, sürecin nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair çeşitli görüş ayrılıkları ve tartışmalar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Somut emareye ihtiyacımız var dedik, göstergeler ortaya çıkmalı dedik. Bu konuya dair olan tartışma, söz, söylem boyutunda kalıyor. Eyleme geçmiyor, uygulamaya geçmiyor. Tüm bunlar da toplumsallaşması önünde ne yazık ki olan endişeleri ve kaygıları arttırmaya yarıyor.”

Sürecin yasal adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini belirten Doğan, yasal düzenleme gerektirmeyen alanlarda ise adım atılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve diğer tutuklular hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği ihlal kararlarına işaret ederek, derhal serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi.

‘Diyalog yolu tercih edilmesi gereken yoldur’

Ayşegül Doğan, AK Parti ve MHP’li siyasetçilerin kullandığı tehdit diline de değinerek, şunları söyledi :

“Sivrilen diller bugüne kadar Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Yeni bir dil ihtiyacı yöntem ve siyasete de yansımalı; sivrilen dil yerine birleştiren bir siyaset dili tercih edilmeli. Madem toplumsal dayanışmadan ve yeni bir bütünleşmeden bahsediyoruz, biz buna can-ı gönülden inanıyoruz ve kararlılıkla bunun için mücadele ediyoruz. Hiç kimse dilini sivriltmesin. Artık zordan bahsetmeyelim. Yapıcı olalım, yapıcılıktan bahsedelim. Zorla yol alınamaz; o halde diyalog yolu tercih edilmesi gereken yoldur.”

‘Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti’

Meclis’te çalışmaları devam eden komisyona da işaret eden Ayşegül Doğan, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri artık yapılması nihayete ulaştırması gerektiğini ifade etti. Ayşegül Doğan, “Komisyonun adında da olduğu gibi milli dayanışma için yani toplumsal bütünleşme ve dayanışma için yapılması gerekenler var. Nasıl bir kardeşlik hukuku tesis edilmiş elbette eşit bir kardeşlik hukukunun, eşit yurttaşlık hukukunun tesis edilmesi gerekiyor Türkiye’de. Silahların tümden devre dışı bırakılması ve bundan sonra da bunun kalıcı hale getirilmesi için kendini fesh etmiş bir örgütün demokratik siyaset alanına katılımı için yapılması gereken yasal düzenlemeleri tartışıyoruz. Artık o yasal düzenlemeleri yapmanın vakti” diye konuştu.

Halep’teki saldırılar | ‘Yalnızca Suriye’yi ilgilendiren bir mesele değil’

Şam Geçici Hükümeti’nin Halep’te Kürtlere yönelik saldırılarına işaret eden Ayşegül Doğan, Suriye’nin çok kültürlü, kimlikli ve halkı bir yer olduğunu ve şu anda bu kesimlerin büyük bir endişe içinde olduğunu kaydetti. Ayşegül Doğan, “Bu konuda uyarılar yapıyoruz. Bunun yalnızca Suriye’yi ilgilendiren bir mesele olmadığını söylüyoruz. Çünkü Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, Ortadoğu’da yaşayan tüm ülkeleri bir şekilde etkiliyor. Yani Şam yönetiminin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı. Durdurulması için gereken her şey yapılmalı. Bakınız Halep’teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye yine Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Beni Zeyd’te tank, top, obüs ve dronlarla gerçekleştirilen saldırılar var. Yine en az 58 kişi yaralanmış. Sözünü ettiğimiz mahallelerde 200 bin insan yaşıyor. Şimdi 200 bin insanın en az kuşatma altında olduğu, nasıl bir kuşatma? Tanklarla, toplarla, obüslerle, dronlarla saldırı altında olduğu mahallelerden bahsediyoruz” dedi.

‘Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz’

Ayşegül Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin Suriye’de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak. Asla parçalayıcı hiçbir ülke oynamamalı böyle bir rol. Ama özellikle Türkiye asla yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu. Uyarımız demokratik bir Suriye için. Uyarımız Suriye’de yaşayan tüm halkların, kimliklerin, farklı inançların kendilerini güvende hissetmeleri için, bir arada eşit bir biçimde yaşamaları için, mücadelemiz de bunun için. Yani Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz. Türkiye’nin komşu olduğu bütün ülkeler için istiyoruz. Üstelik Türkiye içeride geliştirdiği bu süreçle Ortadoğu’da öncü bir rol ve misyon üstlenmek istiyor. O halde en önce Suriye’de yapması gereken, bu öncülüğe uygun yapıcı bir rol üstlenmektir.

’10 Mart Mutabakatı çoğulcu bir Suriye hedefinin belgesi’

Her ne kadar zaman zaman yine farklı yorumlansa da 10 Mart Mutabakatı çok açık bir mutabakat. Bu mutabakat, demokratik bir Suriye’nin belgesi. İşte bugün de test alanı olarak Halep çıkıyor karşımıza. 10 Mart Mutabakatı çoğulcu, demokratik, eşitlikçi bir Suriye hedefinin belgesi. Suriye yalnızca Sünni Arapların ülkesi değil. Suriye, Sünni Arapların olduğu kadar Arap ve Sünni olmayan Kürtlerin, Hristiyanların, Dürzilerin, Alevilerin, Türkmenlerin, Çerkezlerin de yurdu. Suriyelilerin de yurdu. Onurlu ve eşit bireyler olarak kendi yurtlarında özgürce yaşamalı insanlar. Bize düşen, bunun zeminini oluşturmak, bize düşen 13 yıl sürmüş çok büyük acılar çekmiş bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni diyalog ve müzakere yoluyla yapmaktır.

‘Açın yolu Öcalan doğrudan temas kursun’

Bölgede yaşanan gelişmelere dair Abdullah Öcalan’ın önerileri olduğunu vurgulayan Ayşegül Doğan, şunları kaydetti:

“Sayın Öcalan’ın, Sayın Mesut Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Neçirvan Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Mazlum Abdi ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Bize ulaşan bilgiler çerçevesinde sizlerle paylaşmıştık bunları. Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili Sayın Öcalan’ın önerileri var. Bu önerileri bizzat komisyona da biliyorsunuz yaptıkları ziyarette aktardığına dair tartışmalar da yürüdü. Bunlar eksik de olsa bir özet halinde de olsa üzerinde mutabakatın varılmamış oraya gide heyet tarafından komisyon tutanaklarına da geçti. Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce yine tecrübe edildi bu gerçekler. Açın yine yolu. Öcalan doğrudan temas kursun. Ve önerilerini doğrudan iletsin.”

İmralı Heyeti’nin Erdoğan ve Öcalan görüşmesi 

Ayşegül Doğan, İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan ile görüşme yapıp yapmayacağına dair soruları da yanıtladı.

Ayşegül Doğan, heyetin böylesi bir talebi olduğunu, Erdoğan ile görüşmesinin beklendiğini ancak henüz netleşen bir tarih olmadığını ifade etti.

Ayşegül Doğan, aynı zamanda Abdullah Öcalan ile de görüşmenin beklendiğini ve olumsuz bir durum olmadığını ifade etti. Ayşegül Doğan, “Yine Öcalan’la yapılacak görüşmenin de henüz gerçekleşmemiş olması bir olumsuzluk olarak ya da bir negatif durum olarak değerlendirilmemeli. O da kendi rutin akışı içerisinde ilerliyor. Halep’teki saldırılar ve saldırılardan sonraki değerlendirmeleri ne olur Öcalan’ın? Onu şu anda bilmemize imkan yok. Çünkü heyetimiz bu saldırılar başladıktan sonra ve 10 Mart Mutabakatı ile ilgili gelişmeler sonrası görüşmeler oldu. Şam yönetimi ve SDG arasında kamuoyuna yapılan açıklamalar kadarını bizler de biliyoruz ve öyle takip edebiliyoruz zaten. Ne oldu? Nasıl değerlendirir bunları kendisi ve buna ilişkin önerileri nedir? Nasıl olur? Bunu şu anda bilmemizin imkânı yok” dedi. (MA)