Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu.
Özel’in Suriye’ye dair değerlendirmeleri şu şekilde:
“Bir yandan bu yakıcı gündemler varken, bir yandan da gözümüz kulağımız Suriye’de. Hep birlikte takip ediyoruz. Komşumuz Suriye uzun yıllar boyunca derin acılar ve kayıplar yaşadı. Bu durum ülkemizi de derinden etkiledi. Tabii bu konuda da Sayın Erdoğan her zamanki gibi… Buradaki milletvekili, korkunç… Grup Başkanvekili korkunç laflar etti. Ömer Çelik lafı dolandırdı, bir şey demedi, sustular. Ve ‘Yıllarca Müslümanlar katlediliyorken Alevi katli… Şimdi Aleviler katlediliyor diye bağırıyorlar’ diyen Grup Başkanvekilinin ayıbına suçuna ortak oldular. İlk an fırsatçılık yapmadı Gökhan Günaydın, gözümle gördüm. Döndü dedi ki; ‘Bu laf yanlış yere gidiyor, düzeltin isterseniz’ dedi. Doğru mu Gökhan Bey? Düzeltmediler. Düzeltmediği gibi, ‘Israr ediyorum’ dedi. Ömer Çelik özür dilemediği gibi sahiplendi. Erdoğan göreve devam ettirdi, partiye mal etti bu tutumu.”
‘Sonra bir baktık ki o işlerde başka işler var’
“Şimdi geldiğimiz bu noktada dönmüş diyorlar ki bize; ‘Suriye o haldeyken susuyor…’ Ne susması? Ne susması? Faruk Loğoğlu başkanlığında heyetlerimiz üç kez Suriye’ye gitmedi mi? Muhaliflerin kurtarılma… Hele hele Türkiye’den gitmiş muhalif gazeteciyi ailesine Cumhuriyet Halk Partililer vermedi mi? Sonrasında defalarca söyledik. Söyledik diye suçlu olduk, aman Suriye’deki kan dursun, gözyaşı dursun diye. Sonra İdlib’de tutulan bir grup farklı farklı yerden gelen selefi örgütler, çeteler, bilmem neler Şam’a doğru harekete geçince; iki gün öncesine kadar Erdoğan’ın açık beyanı var: ‘İdlib’den harekete geçen gruplarla bağlantımız yoktur, endişeyle takip ediyoruz’ diye. Sonradan öğreniyor ki Colani; İngiltere, Amerika tarafından hazırlanmış, İsrail tarafından sıvazlanmış… Ona ortak oluyor. Geçen sene aralık ayını hatırlayın; Erdoğan’ın büyük zaferini dinleyerek geçirdik. Sonra ne oldu? Sonra bir baktık ki o işlerde başka işler var.
Şimdi gelmişler burada, bu günlerde yine olan bitene bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Burada sağduyulu, akılcı ve Türkiye’yi de düşünen, bölgeyi de düşünen sözler söylemek lazım. Yaşanan acıların herkese ders olmasını, artık sorunların diplomasiyle çözülmesinin öğrenilmesini ve çatışmaların bitmesini, Suriye’deki tüm acılı süreçler boyunca hep arzu ettik, talep ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını her zaman savunduk. Tüm inanç ve kimliklerin anayasal güvence altında yaşamasını istedik, istemeye devam ediyoruz. Politikalarımızı ve siyaset dilimizi buna göre kurduk. Ancak yeniden çatışmalı bir ortama sürüklendiğini üzülerek takip ediyoruz Suriye’nin.”
‘Herkes aklıselimle hareket etmelidir’
“Bu yüzden diplomasiye, masada oturmaya, varılan mutabakatlara sahip çıkmaya ve herkesin verdiği sözleri tutmasına vurgu yapıyoruz. Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyor, sorumlulukla değerlendiriyoruz. Gerilim ortamının Suriye’de, Türkiye’de, bölge ülkelerine de kazandırmayacağı görülmeli; herkes aklıselimle hareket etmelidir. Kolaycı yargılardan bilinçli bir kopuş gerçekleşmeli; serinkanlı, uzun vadeli, barışçıl bir akıl inşa edilmelidir.”
‘Savaşı körüklemeye değil barışı ve kardeşliği savunmaya davet ediyoruz’
“Bu akıl hepimizin güvenliğini, sürdürülebilir barışı, silahtan ve gözyaşından kalıcı bir kurtuluşu, demokratikleşmeyi, eşitlik temelli kardeşliği ve kalkınmayı sağlayacak olan akıldır. Bu akıl, birbiriyle kardeş olan ülkelerimizin, kimliklerimizin ve inançlarımızın ortak aklıdır. Emperyalist heveslerden ve çıkarlardan hiçbir zaman fayda gelmediği ve gelmeyeceği görülmeli; gerçek kurtuluşun kardeş olan tüm kimliklerimizin ortak gelecek inşasıyla sağlanacağı idrak edilmelidir. Bu anlayışla Suriye’de taraflar arasındaki mutabakatın kesin bir biçimde uygulanmasını temenni ediyoruz. Herkesi de savaşı körüklemeye değil, barışı ve kardeşliği savunmaya davet ediyoruz.
Bu çerçevede, akrabalarımız olan Suriye Kürtleri için büyük bir hassasiyet duyuyoruz. Akrabalarımız olan Suriye’deki Alevilerin durumu için hassasiyet duyuyor, endişe duyuyoruz. Suriye’deki Arapları, Kürtleri, Türkmenleri, Dürzileri ve Alevileri kardeşimiz, akrabamız, komşumuz, ayrılmaz parçamız olarak görüyoruz.”
‘Bu saldırgan söylemlerin tamamını reddediyoruz’
“Bugün iktidar medyası ve beslenen besili trollerin yeni algı operasyonları peşinde koştuğu, Kürtleri rencide eden, aşağılayan, onurlarıyla oynayan ifadeleri kullanmaktan çekinmediklerini üzülerek takip ediyoruz. Bu saldırgan söylemlerin tamamını reddediyoruz. Yeniden ‘Kürt eşittir terörist’ diye bir denklem oluşturmaya çalışanlara; aklınızı başınıza alın, Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye’deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in; IŞİD Kobani’ye saldırdığında, Kuzey Irak’tan peşmergelerin desteğe gelmesi için kapıları, ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’a açtığı bir telefon üzerine açtıklarını itiraf etmesi bir skandaldır. Kendisinin açıklaması bir gerçeğin itirafıdır, AK Parti açısından da bir skandaldır. Kürtleri IŞİD saldırısına karşı korumak için Obama’nın telefonunu günlerce beklemiş olmaları, bugün de bir IŞİD tehdidinde Trump’tan talimat bekleyeceklerinin en açık göstergesidir. Bu açıklama AK Parti’nin bölgeye bakışının da ne yazık ki itirafı niteliğinde olmuştur.”
‘IŞİD dediğiniz kafa kesenlerdir’
“Bugünlerde azılı IŞİD’li canilerin tutuldukları cezaevleri ile ilgili durumu endişeyle takip ediyoruz. Cezaevlerindeki kontrolün el değiştirmesi noktasında ortaya çıkabilecek otorite zafiyeti ya da geçmişten gelen bazı ilişkilerden dolayı oradaki IŞİD tutsaklarının, tutuklularının, hükümlülerinin serbest kalma ihtimali; ya da son günlerde işte ortadaki çatışmalardan istifadeyle firar ihtimalleri hepimizin yüreğini ağzına getirmektedir.
Unutmayalım; IŞİD dediğiniz Yalova’daki 3 polisimizi şehit eden canilerdir. IŞİD dediğiniz Atatürk Havalimanı’nda 46 vatandaşımızı hedef gözetmeksizin tarayan canilerdir. IŞİD dediğiniz kafa kesenlerdir. IŞİD dediğiniz Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanı, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin en büyük düşmanı ve hasmıdır.”
‘Kendi içimizde kardeşliğin güçlü hikayesi yazılmalıdır’
“İktidar Suriye’de çatışmanın tarafı olarak değil; barışın, uzlaşmanın ve uzlaşının koruyucusu olarak davranmak durumundadır. Türkiye barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda, bir barış ve istikrar adresi olduğunu kanıtlamalıdır. Suriye’de yaşananlar Türkiye’deki barış sürecini sekteye uğratmamalı, kendi içimizde kardeşliğin güçlü hikayesi yazılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin herkesin içine sineceği bir şekilde çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğimizden herkesin emin olmasını isteriz.”
‘Bu oyunları bozacağız’
“Gün ‘elim güçlendi, elin güçlendi’ kolaycılığına kaçmadan, terörsüz ve demokratik Türkiye yolunda kararlılıkla yürüme günüdür. Gün Türkiye ve Suriye için; Türkler, Kürtler, Araplar ve tüm dinlere mensup insanlar için emperyalist planların figüranı olmadan, kendi öz irademizle barışa, kardeşliğe ve bölgesel kalkınmaya yürüme günüdür. Türkiye’de de Suriye’de de Türkler ve Kürtler kardeştir. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’de ve Suriye’de bu kardeşliğimizin bozulmasına izin vermeyecek, birileri istiyor diye kavga edip ayrı düşmemize ve birilerinin terörden, çatışmadan beslenmesine; sonra Türk’ün de Türk’ün de, Alevi’nin de Sünni’nin de çocuğunun beslenememesine, geleceğine güvenle bakamamasına itiraz etmektedir. Bu oyunları bozacağız, bu konuda kararlıyız.”
‘Artık yargı kararları partisine göre alınır hale gelmiştir’
“Dünyada bu kadar tehdit, bölgemizde bu kadar krizler varken Türkiye iç barışını ve huzurunu sağlamak zorundadır. Ancak iç barışımızı dinamitleyen, milletin huzurunu kaçıran, ekonomideki krizi daha da derinleştiren hukuksuzluklar sürmektedir. Artık yargı kararları partisine göre alınır hale gelmiştir. Özellikle belediye soruşturmalarında yazılı olmayan ama herkesin kabul ettiği ‘CHP’li ise soruştur, AKP’li ise geçiştir’ kuralı işlemektedir.”




