DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, Abdullah Öcalan ile 17 Ocak’ta gerçekleştirdikleri görüşmede Öcalan’ın Suriye’de yaşananlara dair değerlendirmelerini aktardı.
Mezopotamya Ajansı’ndan Selman Güleryüz’ün sorularını yanıtlayan Faik Özgür Erol, Öcalan görüşme boyunca Suriye’de derinleşen çatışmalı sürecin sonlandırılmasına ve müzakerelerin başlayabileceği bir ortamının yaratılmasına odaklandığını söyledi.
“Başka herhangi bir şey üzerine konuşmak ve dinlemek istemiyordu” diyen Erol, Öcalan’ın Halep’te Kürt mahallelerine yaşanan saldırıların genişleyeceğini ve bütün Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alacağını öngördüğünü söyledi.
Faik Özgür Erol, şunları aktardı:
“Çabası, bunun önünü almaya yönelikti. Böylesi bir durumun sadece Kürtleri hedef almakla kalmayacağını, halklar arasında husumeti körükleyeceği uyarısını yaptı. Kürtleri yaralı bırakarak Ortadoğu’yu yönetmek, 200 yıllık bir böl-yönet politikası. Bunun, 100 yıldır, 200 yıldır kendini tekrar eden bir hata, bir tuzak olduğunu söylüyordu. Şêxmaqsûd’dan itibaren başlayan saldırıları 15 Şubat’ın yeni bir versiyonu olarak değerlendirdi.
Bölge halklarını birbirine karşı getirecek yeni bir kıskaç ve tuzak olduğunu defalarca söyledi. Paris Anlaşmasıyla başlayan sürecin kuzey Suriye’yi de güney Suriye’ye dönüştürmeyi amaçladığını, belli ki Golan ve Süveyda’yı alıp, Şara’ya Fırat ve Dicle arasının vaadinin verildiğini ifade etti. Türkiye’nin bunu lehine bir süreç olarak düşünmesinin tarihsel bir hata olacağını söyledi.”
Öcalan’ın Suriye’ye yaklaşımının “Demokratik Suriye Cumhuriyeti ve yerel demokrasi çözümü” olduğunu belirten Erol, şunları belirtti:
“Rojava’nın Kürtler için son 10-15 yılda oluşturduğu manevi anlam değeri doğru anlaşılmalıdır. Bu anlamın duygusal boyutu çok katmanlıdır. Sayın Öcalan bunu bildiği için Şêxmaqsûd’dan itibaren yaşananları provokasyon olarak değerlendirdi. Bu, Ortadoğu’yu etkileme gücüne sahip Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni hedefleyen bir hamleydi aynı zamanda. Kürtlerle birlikte yaşayan hiçbir ülkenin bu provokasyona taraf olmaması beklenir ve gerekir. Provokasyondan çıkış, çatışmaların derhal durdurularak adil ve hakkaniyetli bir diyaloga, müzakereye dönülmesiyle mümkündür.” (MA)




