Bundan 11 yıl önce Kobani dünyanın gündeminde olan bir kentti. IŞİD’e karşı verdiği savaşla herkesin gıpta ile bahsettiği bu kentin IŞİD’den kurtarılmasının 11. yıl dönümü.
Kobani, Kuzey ve Doğu Suriye toprakları içerisinde yer alıyor. Şanlıurfa’nın Suruç ilçesi merkezine 15 kilometre uzaklıkta; Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın hemen çıkışında bulunuyor.
Kobani, yoğun Kürt nüfusu dolayısıyla eski Suriye rejiminin baskı altında tuttuğu bir yerleşimdi. Bu nedenle rejim, Kobani’nin adını ‘Ayn el-Arab’ yani ‘Arap Pınarı’ olarak değiştirmişti.
IŞİD için kentin stratejik bir önemi vardı. 2014’te örgütün Türkiye sınırı boyunca ele geçirdiği alanların ortasında bir ada gibi kalmıştı.
IŞİD Kobani’nin önemini göstermek için kente “Ayn al-İslam” (İslam Pınarı) adını verdi. IŞİD asın hedefi petrol bölgesi olan Cizire’ye doğru yürüyüşüne başlamak için cephesinin gerisinde Kürt bölgesi bırakmamak istiyordu.
Cizire bölgesinde bulunan Rimelan ve Suveydiye Suriye’nin petrol açısından en zengin bölgelerindendi.
IŞİD’in saldırısı
Kobani’nin tanınırlığı 2014-2015 yıllarındaki IŞİD kuşatması ile oldu.
IŞİD, Irak’ta Musul’u ele geçirmesinin ardından Suriye’de Rakka’yı “başkent” ilan etti ve sonra da Türkiye sınırındaki stratejik öneme sahip Kobani’yi Eylül 2014’te kuşattı.
Tanklar ve ağır silahlarla saldıran IŞİD kısa sürede kentin dış mahallelerine kadar ilerlerken, bu savaştan kaçan on binlerce kişi ise Türkiye sınırına yığıldı.
Kuşatma sırasında ABD, IŞİD’in Kobani’yi ele geçirmesini engellemek için havadan YPG’ye silah yardımında bulunurken yoğun hava bombardımanı da yaptı.
Böylelikle daha sonra isminin SDG olacağı ABD-YPG ittifakının ilk adımları atılmış oldu.
O dönemde Türkiye’deki çözüm sürecini de etkileyen Kobani ile ilgili gelişmeler uluslararası alanda yakından takip edilirken, Kobani’nin düşmemesi için Türkiye’nin onayı ile Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden bir peşmerge birliği ağır silahlarla Türkiye toprakları üzerinden Kobani’ye geçiş yaptı. Ayrıca bazı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları da kentin savunmasına dahil oldu.
Kobani olayları
IŞİD, Ekim ayında Kobani’de ciddi bir ilerleme kaydetmeye başlayınca, Türkiye’nin farklı kentlerinde “Kobani’ye destek” eylemleri başladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim’de Gaziantep’te yaptığı konuşmada, Batılı ülkelere seslenerek IŞİD’e karşı mücadelenin havadan bombardımanla çözülemeyeceğini söyledi.
Erdoğan, “Yerde, kara harekâtı ifa edenlerle işbirliği kurulmadıkça hava harekatıyla bu iş bitmez. İşte aylar geçti, herhangi bir netice yok. Şu anda Ayn-el Arab da, diğer adıyla Kobani de düştü düşüyor” dedi.
Bu açıklamaya HDP’den tepki geldi.
8 Ekim’e gelindiğinde protestolar yapıldı. Muş, Diyarbakır Batman, Siirt, Van, Gaziantep, İstanbul gibi kentlerde eylemler ölümle sonuçlandı.
HDP yetkilileri krizin başından itibaren yetkililerle görüşmelerde bulundu.
Etkili bir savunma ile 26 Ocak 2015’te IŞİD Kobani’den tamamen temizlendi.
Kobani kuşatmasının ardından neler oldu?
Kobani kuşatmasının IŞİD’e karşı kazanılmasının ardından Suriye’deki bu bölge YPG’nin uluslararası meşruiyet kazandığı, bu sürecin daha sonra SDG’nin kurulmasına zemin hazırladığı bir merkeze dönüştü.
Bu oluşum aynı zamanda Türkiye-ABD ilişkilerinde de sorunlu bir alan haline geldi.
PYD’nin 2014 Ocak ayında özerklik ilan ettiği Afrin, Kobani ve Cezire kantonları arasında Kobani, sembolik bir anlamla özerk yönetimin kalbi haline geldi.
Kobani’nin IŞİD’den alınmasının ardından ise birbirinden kopuk olan Cezire ve Kobani kantonlarının birleştirilmesi hedeflendi. Bu doğrultuda Kobani ile doğusundaki Cezire arasında yer alan ve o dönemde IŞİD’in kontrolündeki Tel Abyad ele geçirildi.
Böylece iki özerk yapı fiilen birleşti ve Türkiye sınırının geniş bir bölümü 2015’ten itibaren SDG kontrolüne geçti; bu yapı 6 Eylül 2018’de “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi” adıyla kurumsallaştırıldı.
Türkiye’nin bölgeye operasyonları
Bu durum Türkiye’nin “terör koridoru” endişesini en üst seviyeye çıkardı ve bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından bazı sınır ötesi harekatlar düzenlendi.
2016’da Fırat Kalkanı operasyonu ile SDG’nin Kobani’den batıya geçip Afrin ile birleşmesi engellenirken, 2019’daki Barış Pınarı operasyonu ile Kobani’nin doğusundaki Tel Abyad ve Resulayn bölgesi Türkiye ve desteklediği gruplarca alındı.
Bu arada Barış Pınarı operasyonunun ardından ABD bölgeden kısmi çekilme kararı alırken; SDG Kobani’yi korumak için Rusya ve Esad rejimiyle protokol imzaladı.
Kentin sınır hatlarına ilk kez yıllar sonra Suriye bayrağı asıldı ve Kobani o dönemde “fiilen SDG’nin, hukuken ise Esad rejiminin” olduğu gri bir bölgeye dönüştü.
Esad’ın düşmesiyle oyun nasıl değişti?
“Rojava projesi” için en önemli değişken Beşar Esad rejiminin Aralık 2024’te ani bir şekilde düşmesi oldu.
Bu arada Donald Trump’ın 20 Ocak 2025’te ikinci kez ABD Başkanlık koltuğuna oturmasıyla ABD’nin Suriye politikası da “IŞİD ile mücadele için SDG ile ittifaktan” daha farklı odaklara kaydı.
Trump yaptığı açıklamalarda Esad sonrası Suriye’nin inşasında Türkiye’yi birincil ortak olarak gördüğünü belirtti ve Şara’yı Washington’da ağırladı.
11. yıl dönümünde Şam’a bağlı grupların saldırısı
Kobani’nin IŞİD’den alınmasının 11’inci yıldönümünde kent bu kez de Şam yönetimine bağlı grupların saldırısı altında girdi. Kent 8 gündür kuşatma altında.
6 Ocak’ta Şam yönetimine bağlı grupların en saldırdığı yer Kobani. 20 Ocak’ta kente saldırılar başladı.
2 gün önce Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan ateşkese rağmen Kobani’ye saldırılar sürüyor.
Kuşatma nedeniyle yüzbinlerce insanın yaşadığı kentte insani kriz devam ediyor.
Gazeteci Doğan Cihan’ın Numedya’ya aktarımlarına göre Kente ateşkese rağmen Sirrin, Çelebi ve Qûbê Cadê bölgelerinden üç koldan sürdürülen saldırılar devam ediyor ve SDG güçlerinin saldırılara karşılık vermesi sonucu çatışmalar yaşanıyor.
SDG bugün yaptığı son açıklamada da kentin güneydoğusunda bulunan Xerabeşk ve Çelebiye beldelerine yoğun topçu atışı düzenlediğini duyurdu ve bu saldırıların açık ateşkes ihlali olduğunu vurguladı.
SDG ayrıca ateşkesin garantör güçlerini ihlallere karşı harekete geçmeye çağırdı.
Kentin kuzeyi Türkiye sınırıyla çevriliyken, bu sınır yüksek duvarlarla tamamen kapatılmış durumda. Diğer üç taraftan ise Şam yönetimine bağlı güçler tarafından kuşatma altında.
Kente ulaşan yolların tamamı Şam güçlerinin kontrolü altında ve bu nedenle yaklaşık sekiz gündür kente dışarıdan hiçbir giriş yok.
Elektrik yok, dinamolar çalışmıyor içme suyuna erişilemiyor
8 gündür kentte elektrik yok. Elektrik kesintisi nedeniyle dinamolar çalışmadığı için içme suyuna da erişim sağlanamıyor. Kente mazotun tamamı dışarıdan geliyordu fakat kuşatma nedeniyle mazot girişi de durdu.
Son bir haftada 5 çocuk hayatını kaybetti
Kentin büyük çoğunluğu mazotla çalışan sobalarla ısınıyor. Kış koşullarında yakıtın olmaması, yaşamı daha da ağırlaştırıyor. Soğuk hava nedeniyle özellikle çocuklar ve yaşlılar ciddi enfeksiyon riski altında. Bu sebeple son bir haftada 5 çocuk yaşamını yitirdi.
Sağlık hizmetleri
Kobanî’de sağlık hizmetleri de kuşatma ve ambargodan nasibini alıyor. Sağlık hizmetleri derin bir krizin içinde.
Kentte Özerk yönetime bağlı bir hastane ve sağlık merkezi (Kobanî Hastanesi ve Miştenur Sağlık Merkezi) ve özel iki hastane (Emel Hastanesi ve Alman Hastanesi) bulunuyor.
Bu dört sağlık kurumunda da ilaç krizi yaşanıyor. Suya erişimde yaşanan sıkıntılar ve soğuk hava hastalıkların artmasına neden oluyor ve sağlık kurumlarında hasta sayısı normalin çok üzerine çıkmış durumda.
Kobanî’deki ilaç krizi nedeniyle ANHA’ya konuşan eczacı Aram Eli, daha önce günde 800 hastaya hizmet veren hastanelerin bugün savaş nedeniyle sadece acil vakalara bakabildiğini açıkladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise kentteki sağlık hizmetlerinde yaşanan krize dikkat çektiği açıklamasında “Kentteki hastanelerde oksijen tükenmiş durumda. 5 çocuk ve bir erkek yurttaş bu koşullar nedeniyle yaşamını yitirdi” ifadelerini kullandı.
Köylerden kent merkezine yoğun göç
Saldırılar nedeniyle köy hatlarından binlerce insan Kobanî kent merkezine göç etmek zorunda kaldı. Ayrıca kentte Afrîn’den gelen göçmenler de bulunuyor. Göç edenler kent merkezindeki okullara yerleştirilmiş durumda. Ancak okullarda da yakıt olmadığı için son derece ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriliyor.
Köylerde bulunan fırınlar saldırılar nedeniyle çalışamaz hale geldi. Kent merkezinde yalnızca Kobanî fırını faaliyet gösteriyor ve üzerindeki yük her geçen gün artıyor. Buna rağmen binlerce kişiye ekmek ulaştırılamıyor. Elektrik kesintisi fırınlardaki üretimi de durdurma noktasına getirmiş durumda. Bu durum, kısa süre içinde ekmek krizinin de derinleşeceğini gösteriyor.
Gıda sıkıntısı
Kentin sebze-meyve halinde de stoklar tükenmiş durumda. Kente girişi sağlayan yolların Şam güçlerinin denetiminde olması sebebiyle yaklaşık 1 haftadır kente sebze-meyve girişi de durdu.
İnternet kesintisi nedeniyle gazeteciler Kobanî’de yaşananları dış dünyaya yeteri kadar aktaramıyor. Kuşatma yalnızca askeri değil aynı zamanda yaşamın tüm imkanlarını hedef alan bir abluka olarak sürdürülüyor. Gazeteciler kendi yarattıkları sınırlı imkanlarla internet ablukasını aşıp yaşananları kamuoyuna duyurmaya çalışıyor.
SDG’den açıklama
SDG Genel Komutanlığı, 26 Ocak 2015’te Kobani’nin IŞİD’den tamamen temizlenmesinin yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Kobani zaferinin küresel terörizme karşı mücadele tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olduğu belirtilerek, “Bu tarihi zafer, modern dünyanın tanıdığı en vahşi terör örgütünün gerçek çöküşünün başlangıcı olmuş; özgür halkların iradesinin her türlü karanlık projeyi yıkabileceğini kanıtlamıştır” denildi.
Kobani savaşının sadece bir şehri savunmak değil, insani değerleri ve halkların onurunu koruma mücadelesi olduğu kaydedilen açıklamada, IŞİD’den alınmasının üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen Kobani’nin yeni tehditlerle karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, şehrin baskı ve kuşatma altında tutulmaya çalışıldığı ifade edildi.
Açıklamanın devamında, “Bugün Kobani’nin hedef alınması, IŞİD’e karşı kazanılan zaferin sembolünün doğrudan hedef alınmasıdır. Bu, istikrar projesini baltalama ve terörün geri dönüşüne yol açma çabalarından bağımsız değildir” uyarısında bulunuldu.
Uluslararası topluma çağrı
SDG Genel Komutanlığı, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerindeki istikrarın bozulmasının uluslararası güvenlik için risk teşkil edeceğini hatırlatarak dünya kamuoyuna şu mesajı verdi:
“IŞİD’e karşı kazanılan zaferin kazanımlarını korumak ve bu bölgelerin güvenliğini garanti altına almak siyasi bir tercih değil, ortak bir ahlaki ve hukuki sorumluluktur. Kobani’nin maruz kaldığı saldırılara karşı sessiz kalmak, terörü yenmek için verilen fedakarlıklarla çelişmektedir.”
Abdi: Saldırılar boşa çıkacaktır
Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının yıl dönümünü kutlayan SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ise dün, “Kobani direnişi Rojava tarihinde bir dönüm noktasıydı. Bugün Kobanê’ye yönelik saldırılar da boşa çıkacaktır” açıklaması yaptı.
Şam’dan Kobani’ye girmemelerinin istendiğini ve bu talebin kabul edildiğini belirterek, hükümetin buna sadık kalmasını umduğunu söyled.
Mesud Barzani’nin mesajı
Mesud Barzani, Kobani’nin IŞİD’den kurtarılmasının 11. yıl dönümünde bir mesajı yayımladı.
Barzani’nin Ofisinin sosyal medya hesabından, Kürtçenin Kurmanci ve Sorani lehçeleri ile Arapça yapılan paylaşımda, “Kobani’de teröristlerin yenilgiye uğratılışının 11. yıl dönümünde, müttefiklerin desteğiyle Kobani’nin IŞİD teröristlerinin eline geçmesini engelleyen ve Kürt halkının tarihinde büyük bir zafer kaydeden kahraman savaşçıları ve Peşmergeleri selamlıyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Bu zaferin Kürt halkının zaferi olduğunu söyleyen Barzani, “insanlığın terörizm ve karanlığa karşı zaferi” de olduğunu da belirtti.
لە یازدەهەمین ساڵیادی تێكشكاندنی تیرۆریستان لە كۆبانێدا، سڵاو بۆ شەڕڤان و پێشمەرگە قارەمانەكان دەنێرین كە بە پشتیوانیی هاوپەیمانان لە بەرگرییەكی قارەمانانەدا ڕێگەیان نەدا كۆبانێ بكەوێتە دەست تیرۆریستانی داعش و سەركەوتنێكی گەورەیان لە مێژووی گەلی كورد تۆمار كرد. ئەو سەركەوتنە…
— Masoud Barzani (@masoud_barzani) January 26, 2026
(ANHA/Numedya/MA/DW Türkçe)




