Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda yapılan görüşmeye ait tutanakta dikkat çektiği “İbrahim Anlaşmaları”, Ortadoğu’daki yeni güç dengeleri ve bölgesel dizayn tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Tutanakta İsrail ve ABD’nin bölgeye dönük stratejilerine işaret eden değerlendirmeler, devam eden savaş ve saldırılarla birlikte ele alınıyor.
Ortadoğu’da süren vesayet savaşları bağlamında, Öcalan’ın dikkat çektiği İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamını, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarla ilişkisini ve Kürtlerin bölgedeki konumunu Erbil Kürdistan Üniversitesi’nden siyaset bilimci Dr. Arzu Yılmaz MA değerlendirdi.
İbrahim anlaşmaları ile Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor
İbrahim Anlaşmaları’nın 2020 yılında “Yeni Ortadoğu” iddiasıyla duyurulduğunu hatırlatan Arzu Yılmaz, hedefin yalnızca İsrail’in tanınması yoluyla bir normalleşme sağlamak olmadığını söyledi. Yılmaz’a göre amaç, İsrail-Körfez ittifakı üzerinden yeni bir güç dengesi ve buna bağlı bir güvenlik mimarisi inşa etmek. Bu hedefin halen geçerli olduğunu belirten Yılmaz, Hazar Denizi’nden Akdeniz’e uzanan coğrafyayı kapsayacak şekilde güncellendiğini ancak Suudi Arabistan’ın henüz sürece dahil olmaması ve bölgesel krizlerin bu dizaynın kolay kurulamayacağını gösterdiğini ifade etti.
Yeni güvenlik alanları oluşturulmak isteniyor
Yılmaz, Suriye’de yaşanan gelişmeler ışığında bu genişleme stratejisinin ilk test alanının Gazze olduğunu, Gazze konusunda sağlanacak mutabakatın ardından Kuzey ve Doğu Suriye’nin gündeme geldiğini belirtti. Bu sürecin temel amacının yeni güvenlik alanları oluşturmak olduğunu vurguladı.
‘ABD yeni bir güç paylaşımı öngörüyor ancak kolay olmayacak’
Küresel ölçekte yeni bir egemenlik paylaşımının yaşandığını dile getiren Yılmaz, ABD’nin Ortadoğu’da Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye arasında bir uzlaşma üzerinden yeni bir güç paylaşımı hedeflediğini söyledi. Ancak bu sürecin hem bölgesel aktörlerin kapasite sınırları hem de Trump faktörü nedeniyle kolay olmayacağını ifade eden Yılmaz, Trump dönemi sonrasında farklı bir tabloyla karşılaşılabileceğini belirtti.
‘Suriye’de Sünni bir savaşçı güç oluşturulmak isteniyor’
ABD’nin Kürt politikasına da değinen Yılmaz, Washington’un Kürtleri halen bir “sorun dosyası” olarak gördüğünü savundu. Trump döneminde hak mücadelesinin dış politika açısından bir karşılığı olmadığını ifade eden Yılmaz, bölgede öncelikli hedefin İran olduğu bir denklemde Kuzey ve Doğu Suriye’de Sünni bir savaşçı gücün oluşturulmak istendiğini söyledi.
‘Rojava Kürtler için bir onur meselesidir’
Kürtlerin “varlık gerekçesi” ve “kırmızı çizgisi” olarak tanımladığı Kuzey ve Doğu Suriye’nin sahiplenilmesini değerlendiren Arzu Yılmaz, son dönemde yapılan gösterilerde “Rojava vicdandır” yazılı pankartlara dikkat çekti. Yılmaz, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kürtler açısından yalnızca stratejik bir alan değil, aynı zamanda bir onur meselesi haline geldiğini belirtti.




