İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Suriye’deki geçici hükümete bağlı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı Kadıköy’de açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada, Suriye’nin kuzeyinde yüz binlerce sivilin ‘HTŞ güçlerinin’ kuşatması altında yaşam mücadelesi verdiği belirtilerek, uluslararası emek ve demokrasi örgütlerine “barıştan yana tutum alma” çağrısı yapıldı.

Açıklamada, ateşkes ilanlarına rağmen saldırıların sürdüğü, şehirlerin kuşatma altına alınmasıyla sivillerin su, elektrik, gıda ve sağlık hizmetlerine erişiminin sistematik biçimde engellendiği vurgulandı. Bu durumun yalnızca bir çatışma hali değil, uluslararası insancıl hukuk ve temel insan haklarının ağır ihlali olduğu ifade edildi.
‘En az altı çocuk donarak hayatını kaybetti’
Yüzbinlerce çocuğun durumuna değinilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“IŞİD türevi örgütlerin bileşiminden oluşan HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Halen yüz binlerce çocuk ve sivil açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıya. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle, tedavi edilebilir durumda olan binlerce insanın dahi yaşamını yitirme riski bulunmaktadır. Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrı düşünülemez. Rojava’da eğitim fiilen durdurulmuş; okullar işlevsiz hale getirilmiş, eğitim emekçileri ve öğrenciler kuşatma ve şiddet ortamında, can güvenliği olmayan koşullara terk edilmiştir.”
Eğitimin fiilen durma noktasına geldiği Rojava’da, okulların işlevsiz hale getirildiği, eğitim emekçileri ve öğrencilerin can güvenliği olmayan koşullara terk edildiği ifade edildi.
Açıklamada, Cenevre Sözleşmeleri ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne atıf yapılarak, sivillerin temel ihtiyaçlara erişiminin engellenmesinin ve altyapının hedef alınmasının açık bir savaş suçu olduğu vurgulandı. Özellikle başta Kobani olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’de su ve elektriğin kesilmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Yaşam koşullarının bilinçli ve sistematik biçimde yok oluşa sürüklenmesinin uluslararası bir suç olduğu ifade edilen açıklamada, sürdürülen kuşatmanın Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği dile getirildi.
Uluslararası örgütlere çağrı: ‘Ortak yaşamı birlikte savunalım’
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, kuşatmanın derhal sonlandırılması gerektiğini belirterek, şu çağrıyı yaptı:
“Uluslararası hukuk metinleri insan yaşamını korumak için vardır ve ilgili uluslararası kurumlar, bu sözleşmelerin gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle; Rojava’ya yönelik kuşatmanın derhal sonlandırılması, su, elektrik, gıda ve sağlık altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, kuşatma altındaki şehirler için acil ve kesintisiz insani yardım koridorlarının açılması ve sivillere yönelik saldırılarda sorumluluğu bulunan tüm güçler hakkında bağımsız ve uluslararası soruşturma mekanizmalarının işletilmesi için başta Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü olmak üzere tüm uluslararası emek ve demokrasi güçlerini göreve ve sorumluluk almaya çağırıyoruz.”
IŞİD’lilerin serbest bırakılması: ‘Dünya ciddi bir tehdit karşı karşıya bırakıldı’
Açıklamanın devamında binlerce eski IŞİD’linin serbest bırakılmasının bölge ve dünya açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtilerek, şöyle denildi:
“Rojava’da kuşatma altında olan yalnızca siviller değildir. Yüz yıllardır emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesiyle kazanılmış temel insani değerler de hedef alınmaktadır. Laiklik, bir arada yaşam iradesi, temel hak ve özgürlükler ile kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kuşatma altındadır.
6 Ocak 2026 tarihinden bu yana uluslararası emperyalist güçlerin ve bazı bölge ülkelerinin göz yumması ve dolaylı desteğiyle hapishanelerde tutulan binlerce eski IŞİD militanının serbest bırakılması, dünyayı yeni ve ciddi bir tehdit ile karşı karşıya bırakmıştır.
Kuşatma altında olanlar; emeğiyle geçinen işçiler, tarım emekçileri, sağlık çalışanları, kadın kooperatifleri ve toplumsal yaşamı ayakta tutan tüm emekçilerdir.
Suyun kesilmesi, gıdanın engellenmesi ve altyapının yok edilmesi; yalnızca yaşam hakkının değil, aynı zamanda çalışma hakkının ve sağlıklı, güvenli yaşam koşullarının da gasp edilmesi anlamına gelmektedir.”
Uluslararası emek örgütleri, Suriye’de yaşam ve çalışma hakkı ihlallerine karşı açık tutum almaya ve acil dayanışmayı büyütmeye davet edildi.




