Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde kapatılan Apple Daily gazetesinin kurucusu olan muhalif medya patronu Jimmy Lai, “halkı isyana teşvik” ve “dış güçlerle işbirliği” suçlamalarıyla yargılandığı davada 20 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
2019 protestoları dosyanın merkezinde
Dava, 2019 yılında suçluların Çin ana karasına iadesini öngören yasa tasarısına karşı düzenlenen kitlesel protestolardaki roller nedeniyle açıldı. Bu kapsamda Lai’nin yanı sıra Apple Daily ve bağlantılı üç şirkette görev yapan 6 eski yönetici ile 2 aktivist de çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Suçlamaları kabul eden eski yöneticilere 6 yıl 9 ay ile 10 yıl arasında değişen cezalar verilirken, savcılıkla işbirliği yapan iki aktiviste 7 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.
Mahkemenin gerekçesi
Mahkeme, 15 Aralık 2025’teki karar duruşmasında, Lai’nin Nisan 2019–Haziran 2021 döneminde sahibi olduğu yayın organını ve sosyal medya platformlarını otoritelere karşı kamusal hoşnutsuzluk yaratmak ve uluslararası yaptırımları tetiklemek amacıyla kullandığına hükmetti.
Gazeteye baskın, ardından kapatma
Hong Kong polisi, Ağustos 2020’de Apple Daily ve çatı şirketi Next Digital’in ofislerine baskın düzenleyerek Jimmy Lai ile birlikte 6 gazete yöneticisini “ulusal güvenlik yasasını ihlal” ve “dış güçlerle işbirliği” suçlamalarıyla gözaltına almıştı. Mal varlıkları dondurulan ve yöneticileri tutuklanan gazete, Haziran 2021’de kapatılmıştı.
Batı’dan tepkiler, Çin’den ‘iç işimiz’ yanıtı
Jimmy Lai’nin davası, Batılı ülkeler tarafından eski Britanya sömürgesi olan Hong Kong’da demokratik özgürlüklerin ihlalinin sembolü olarak görülüyor. Britanya Başbakanı Keir Starmer, Kasım 2024’te Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G20 Zirvesi’nde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmede konuyu gündeme getirmişti.
ABD Başkanı Donald Trump da seçim kampanyası sırasında Lai’nin serbest bırakılması için Çin lideriyle görüşeceğini söylemiş, ancak daha sonra bu konuda somut bir açıklama yapılmamıştı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning ise davanın Hong Kong ve Çin’in “iç işi” olduğunu belirterek, dış baskının kabul edilmeyeceğini ifade etmişti.




