Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), umut hakkına ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu düzenlediği basın açıklamasıyla kamuoyuna açıkladı. Raporun özet metnini Avukat Zozan Vargün okudu.
Açıklamada, umut hakkının çağdaş hukuk sistemlerinin en kritik sınavlarından biri olduğu belirtilerek, bu hakkın görünür kılınması, hukuki ve toplumsal tartışmanın derinleştirilmesi ve reform iradesine katkı sunulmasının amaçlandığı ifade edildi.
Umut hakkı temel bir haktır
Raporda, umut hakkının bireyin geleceğe dair beklentisini, değişme ve yeniden topluma katılma imkanını koruyan temel bir hak olduğu vurgulandı. Ceza adaleti sisteminde umudu tamamen ortadan kaldıran uygulamaların hukuki ve etik açıdan meşru olmadığı savunuldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile Birleşmiş Milletler denetim organlarının Türkiye’ye yönelik uyarılarının bu değerlendirmeyi desteklediği kaydedildi.
Rapor, özellikle “terör ve anayasal suçlar” kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alarak koşullu salıverilme imkanı bulunmayan mahpuslar açısından umut hakkını ele alıyor. Çalışmanın yalnızca infaz rejimiyle sınırlı olduğu; yargılamaların adil yargılama ilkelerine uygunluğunu kapsam dışı bıraktığı belirtildi.
AİHM kararlarına atıf
Raporda, umut hakkının kavramsal, tarihsel ve normatif temelleri incelendi. Demokratik toplum, yurttaşlık bağı, etik ceza politikası ve toplumsal güven ile ilişkisi değerlendirildi.
AİHM’in Kafkaris, Vinter, Murray, Petukhov ve Marcello Viola kararlarına atıf yapılarak, ömür boyu hapis cezalarının hem hukuken hem fiilen indirilebilir olması gerektiği vurgulandı. Mahkemeye göre, hiçbir koşulda serbest kalma olasılığı bulunmayan bir infaz rejiminin insan onuruyla bağdaşmadığı hatırlatıldı.
Türkiye bakımından ise Öcalan (No.2), Kaytan, Gurban ve Boltan kararlarının ağırlaştırılmış müebbet rejiminin umut hakkını ortadan kaldırdığına işaret ettiği belirtildi. Cumhurbaşkanlığı affının düzenli ve bağımsız bir gözden geçirme mekanizmasının yerine geçemeyeceği ifade edildi.
Yapısal insan hakları sorunu
Raporda, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/16. maddesi ve buna bağlı uygulamaların umut hakkını fiilen ortadan kaldırdığı belirtildi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin de bu konuda Türkiye’ye reform çağrısı yaptığı hatırlatıldı.
Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin uzun süreli tecrit, keyfi iyi hal değerlendirmeleri ve şeffaflık eksikliği nedeniyle insan onurunu zedeleyen bir yapı ürettiği kaydedildi.
Raporda, ağırlaştırılmış müebbet mahpusların sayısı ve profiline ilişkin düzenli, ayrıntılı ve güncel resmi verilerin kamuoyuyla paylaşılmamasının da ayrı bir sorun alanı olduğu ifade edildi.
Öneriler
TOHAV raporunda, umut hakkının güvence altına alınması için şu adımların atılması gerektiği belirtildi:
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında belirli bir sürenin sonunda bağımsız, şeffaf ve düzenli gözden geçirme mekanizması kurulması,
- Koşullu salıverme hakkının tüm mahpuslar için istisnasız biçimde tanınması,
- Tecrit temelli infaz koşullarının kaldırılarak insan onuruna uygun yaşam koşullarının sağlanması,
- İnfaz ve mahpus verilerinin düzenli ve erişilebilir biçimde kamuoyuyla paylaşılması.
Raporda, umut hakkının yalnızca bir hukuk terimi olmadığı, insan onurunun ve demokratik geleceğin korunması açısından vazgeçilmez bir ilke olduğu vurgulandı.




