Avrupa’da ‘Rojava’ diplomasisi: Parlamento ve sendikalardan girişimler

Portekiz Parlamentosu’nda sunulan yasa tasarısı, Hamburg Eyalet Meclisi’nin kınama kararı ve İskoçya Sendikalar Birliği’nin (STUC) başlattığı kampanya; Suriye’nin kuzeyindeki demokratik yapıyı uluslararası gündemin üst sırasına taşıdı. Avrupa genelinde yükselen bu dayanışma dalgası, bölgedeki saldırıların durdurulması ve insani durumun belgelenmesi için diplomatik baskıyı artırıyor.

Avrupa’da ‘Rojava’ diplomasisi: Parlamento ve sendikalardan girişimler
Avrupa’da ‘Rojava’ diplomasisi: Parlamento ve sendikalardan girişimler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Şubat 2026 13:30
  • Güncellenme: 12 Şubat 2026 13:31

Portekiz Parlamentosu’nda (Cumhuriyet Meclisi) LIVRE (Özgür Parti) milletvekillerinin sunduğu ve Kuzeydoğu Suriye’deke gelişmelere ilişkin hükümete çağrılar içeren 511/XVII/1.ª numaralı karar tasarısı, 13 Şubat Cuma günü Genel Kurul’da görüşülecek.

LIVRE milletvekilleri Isabel Mendes Lopes, Filipa Pinto, Jorge Pinto, Patrícia Gonçalves, Paulo Muacho ve Rui Tavares’in ortak imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan tasarıda, özellikle Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye Kürt mahallelerinde yaşanan çatışmalar sonucu ortaya çıkan ağır insani krize dikkat çekildi.

Tasarı metninde, Şam yönetimine bağlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarında çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı, kaybolduğu, keyfi biçimde gözaltına alındığı ve on binlerce insanın yerinden edildiği vurgulandı.

Tasarıda, Kuzey ve Doğu Suriye genelinde yeni saldırıların gerçekleştiği belirtilerek, son on yılda özgürlük, demokrasi ve halkların eşit temsiliyeti temelinde inşa edilen yapının tehdit altında olduğu ifade edildi. Kürtlerin yanı sıra Aleviler, Dürziler ve Hristiyanların da ciddi insan hakları ihlalleri riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

LIVRE, Portekiz’in Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler üyesi olarak insan hakları ihlallerine karşı açık tutum alması gerektiğini belirterek, barış ve istikrarın sağlanmasına dönük uluslararası çabaların desteklenmesi çağrısında bulundu. Tasarıda, birçok Avrupa ülkesinin Şam yönetimiyle diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmeye çalıştığı bir dönemde, ülkedeki tüm azınlıkların haklarına ve özerkliğine saygının her türlü diyaloğun ön koşulu olması gerektiği kaydedildi.

Hamburg Parlamentosu’nda saldırılar kınandı

Hamburg Eyalet Parlamentosu, dünkü oturumunda Sol Parti’nin “Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt özyönetimine yönelik saldırılar – Rojava ile dayanışma” başlıklı önergesini kısmen kabul etti. Parlamentoda, Şam yönetimine bağlı grupların Özerk Yönetimi bölgelerine yönelik saldırıları kınandı.

Kabul edilen metinde, bölgedeki özyönetim yapılarının barış, demokrasi ve cinsiyet eşitliğine dayalı çok etnikli toplumsal modele katkı sunduğu belirtildi. Ayrıca bu yapıların IŞİD’e karşı mücadelede önemli rol oynadığına dikkat çekildi.

Hamburg Senatosu’ndan, Almanya Federal Hükümeti nezdinde diplomatik ve uluslararası yollarla saldırıların derhal durdurulması için girişimlerde bulunması talep edildi.

Önergede, Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD’nin Kuzey ve Doğu Suriye’deki duruma ilişkin ortak açıklamasının memnuniyetle karşılandığı, ancak Şam yönetimi üzerindeki baskının artırılması gerektiği kaydedildi.

550 bin üyeli STUC Rojava için harekete geçti

İskoçya’da 40 sendika ve 20 sendika konseyinin bağlı olduğu 550 bin üyeli İskoçya Sendikalar Birliği Kongresi (STUC) Yönetim Kurulu, ‘Rojava’ gündemli bir toplantı gerçekleştirdi.

İskoçya TUC Genel Sekreteri Dave Moxham ve UNISON Scotlanda (Birleşik Sendikalar) Genel Başkan Yardımcısı Stephen Smellie’nin girişimleri ile toplanan STUC, ‘Rojava’ya yönelik saldırılara karşı bir tutum belgesi ile bir dizi dayanışma kampanyası başlatma kararı aldı.

‘Kürtlerle ve Rojava Devrimi’yle Dayanışma’ başlıklı tutum belgesinde, Şam ile SDG arasında ilan edilen ateşkesin memnuniyet verici olduğunu belirtti. STUC, ‘ancak’ diye not düşerek, Suriye silahlı güçlerinin SDG’ye karşı güç kullanımını kınadığını vurguladı.

STUC, 2011’den bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtler ve diğer yerli halkların halk demokrasisi, kadın özgürlüğü, sosyal ekoloji ve kooperatif ekonomiye dayalı bir öz-yönetim modeli geliştirdiği belirtildi. Bu kapsayıcı ve dikkat çekici öz-belirlenim deneyimi ile Suriye’nin IŞİD’ten kurtarıldığına dikkat çeken STUC, “Rojava’da öz-yönetim modeli Türkiye devleti destekli cihatçı grupların iki işgaline karşı direnilmesi, uzun süreli ekonomik ambargo koşulları ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının yokluğuna rağmen hayata geçirilmiştir” denildi.

STUC, demokratik bir Suriye’nin askeri saldırılar ve devlet zoruyla dayatılan merkeziyetçilik temelinde inşa edilemeyeceğini de belirterek, tarafların yerinden yönetim seçeneklerini ve bölgeler ile azınlıkların haklarının tanınmasını içeren kapsayıcı müzakerelere katılması gerektiğini ifade etti.

STUC toplantısında dayanışma amacıyla bir dizi kampanya ve diplomatik çalışma kararı alındı;

Kürt Kızılayı’nın acil yardım kampanyasına bağış yapılacak.

Londra hükümetine, Suriye’deki askeri eylemlerin durdurulması için baskı yapılacak.

İskoçya genelinde sendikal hareket aracılığıyla bölgedeki duruma dair bilgilendirme çalışmaları yürütülecek. (MA)