Marmara Denizi’nde Adalar fayı çevresinde son günlerde 170’i aşkın mikrodeprem kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu üyeleri, küçük ölçekli sarsıntıların tek başına büyük bir depremin habercisi ya da öncüsü olarak değerlendirilmesinin bilimsel bir temele dayanmadığını belirtti.
Marmara’da 170’i aşkın sarsıntı kaydedildi
Marmara Bölgesi’ni 304 deprem gözlem istasyonuyla izleyen AFAD, derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonundan da veri topluyor. Büyüklüğü 1’in altındaki mikro depremleri dahi tespit edebilen istasyonlar sayesinde, saat 15.00 itibarıyla Marmara’da 170’i aşkın sarsıntı kaydedildi.
Son günlerdeki hareketlilik özellikle Marmara Denizi’ndeki Adalar fayı çevresinde yoğunlaşırken, AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri bölgede yaşanan sismik hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Sözbilir: Büyük depremin habercisi olduğunu önceden belirlemek mümkün değil
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, salı gününden bu yana büyüklüğü 3,2’ye kadar çıkan 170’in üzerinde mikrodeprem meydana geldiğini söyledi.
Sarsıntıların önemli bölümünün Adalar fayına yakın noktalarda gerçekleştiğini belirten Sözbilir, AFAD’ın yaptığı çözümlere göre depremlerin 5 ila 13 kilometre derinlikte ve farklı odak mekanizmalarıyla meydana geldiğini aktardı.
Sözbilir, bir mikrodeprem kümesinin büyük bir depremin habercisi olup olmadığını önceden belirlemeye yarayan güvenilir bir yöntemin bulunmadığını belirterek, bir depremin “öncü şok” olduğunun ancak ardından daha büyük bir deprem meydana gelmesi halinde geriye dönük olarak anlaşılabileceğini söyledi.
Bölgedeki mikrodeprem hareketliliğinin 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden bu yana belirli aralıklarla devam ettiğini belirten Sözbilir, bu hareketliliğin belirli ölçekte gerilim ve stresi azalttığının söylenebileceğini ifade etti.
Ersoy: Küçük hareketlilikten büyük deprem sonucu çıkarmak spekülatif
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy da son günlerde Marmara Denizi’nde meydana gelen sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti.
Fayların dönemsel olarak küçük depremler ve sarsıntı kümeleri üretebildiğini söyleyen Ersoy, AFAD’ın gelişmeleri yakından takip ettiğini ve yurttaşların paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını belirtti.
Sosyal medyada mikrodepremlerin büyük bir depremin habercisi olduğu yönündeki paylaşımlara da değinen Ersoy, küçük bir hareketliliğin ardından hemen büyük bir deprem meydana geleceği yönündeki değerlendirmelerin bilimsel olmadığını söyledi.
Ersoy, depremin kesin zamanının önceden bilinmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığını belirterek, tartışmanın fayların ne zaman kırılacağından çok yapı stoklarının olası bir depreme ne kadar hazır olduğu üzerinden yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Aktuğ: Depremsellik fay boyunca ilerlemiyor
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ ise Adalar fayındaki hareketliliğin değerlendirilmesinde mevcut küçük ölçekli depremlerin tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Aktuğ, Türkiye’nin farklı bölgelerinde de benzer sismik kümelenmelerin zaman zaman görüldüğünü ve küçük ölçekli hareketliliklerin doğrudan büyük bir depremin öncüsü olarak değerlendirilmesinin bilimsel bir temele dayanmadığını söyledi.
Bir depremin “öncü” niteliğinde olup olmadığının ancak olası bir ana şokun ardından geriye dönük olarak anlaşılabileceğini belirten Aktuğ, mevcut verilerin spekülasyondan uzak biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Adalar fayının yaklaşık 44 kilometrelik bir hat olduğunu belirten Aktuğ, mevcut hareketliliğin bunun yaklaşık 7 kilometrelik sınırlı bir bölümünde görüldüğünü söyledi. Aktuğ, depremselliğin fay boyunca ilerlemediğini ve kademeli bir tetiklenmeye işaret eden derinlik ya da doğrultu göçünün gözlemlenmediğini belirtti.
Aktuğ ayrıca yurttaşların yalnızca AFAD ve diğer yetkili resmi kurumların açıklamalarını takip etmesi gerektiğini söyledi. Temelsiz değerlendirmelerin konut ve arsa fiyatları ile sigorta piyasalarını da etkileyebilecek spekülatif sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Barış: Küçük depremlerin ardından büyük deprem olması gerekmiyor
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da Adalar fayı çevresindeki hareketliliğin küçük fay parçalarının kırılması sonucu oluşan sismik etkinlik kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer deprem kümelenmelerinin daha önce de yaşandığını hatırlatan Barış, belirli sayıda küçük depremin ardından mutlaka orta büyüklükte veya büyük bir deprem meydana geleceği şeklinde bir kural bulunmadığını söyledi.
Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu belirten Barış, deprem konusunda yapılan değerlendirmelerde spekülasyonlar yerine AFAD gibi yetkili kurumların verilerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Barış, can kayıpları ve ekonomik zararların azaltılması için risk yönetiminin merkeze alınması gerektiğini belirterek, sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin kendi acil durum ve afet planlarını hazırlaması çağrısında bulundu.



