Kuzeydoğu Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki hapishanelerden Irak’a sevk edilen IŞİD mensupları arasında Türkiye vatandaşlarının da bulunduğuna ilişkin açıklamalar, Ankara’nın iade sürecine ilişkin hazırlıklarını gündeme getirdi.
Türkiye’ye getirilmeleri halinde Irak’tan iade edilecek Türkiye vatandaşı IŞİD mensuplarının Türkiye’de yargılanacağı belirtiliyor.
Suça karışmamış kadın ve çocuklara yönelik ise entegrasyon çalışmalarının yürütülmesi planlanıyor. Bu sürecin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmesi bekleniyor
Irak Adalet Bakanlığı, sevk edilen yaklaşık 5 bin IŞİD mensubu arasında 165 Türk vatandaşının bulunduğunu duyurmuştu. Ancak DW Türkçe’ye konuşan diplomatik kaynaklar, bu sayının henüz teyit edilmediğini bildirdi.
Kaynaklar, kimliklendirme sürecinin karmaşıklığına dikkat çekerek, Irak’a getirilen kişilerin Suriye’deki tutukevlerinden nakledildiğini, her “Ben Türküm” diyen kişinin doğrudan Türkiye vatandaşı kabul edilmediğini ifade etti.
Çin’e iade edilmemek için Türk olduğunu beyan eden Uygur kökenliler ile Almanya vatandaşı Türklerin de bulunduğunu belirten yetkililer, birçok kişinin pasaport gibi resmi evrak taşımadığını, bu nedenle beyanların araştırıldığını ve kimlik tespit çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.
Yabancı uyruklularla evlenen ve çocuk sahibi olan Türkiye vatandaşlarının durumunun da ayrı bir hukuki belirsizlik yarattığı belirtiliyor. İngiltere vatandaşı bir kadınla evli ve çocuğu bulunan bir IŞİD mensubu örneğini veren kaynaklar, söz konusu çocuğun “vatansız” konumda olabileceğine işaret ederek her dosyanın ayrı ayrı değerlendirildiğini vurguladı.
Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin ABD ve Özbekistan gibi ülkelerle birlikte “Suriye’deki yabancı savaşçıların kaynak ülkelerine dönmesi” gerektiği görüşünü savunduğunu, bu çerçevede Irak makamlarına Türkiye vatandaşı IŞİD mensupları ve ailelerini geri almaya hazır olduğu mesajının iletildiğini aktardı.
Suriye iç savaşı sırasında binlerce IŞİD mensubu ve aileleri, SDG tarafından ülkenin kuzey ve kuzeydoğusunda oluşturulan kamp ve hapishanelere yerleştirilmişti. Ailelerin kaldığı en büyük kamp olan El Hol’da, çoğu IŞİD mensuplarının eş ve çocuklarından oluşan yaklaşık 24 bin kişinin bulunduğu belirtiliyor. Bu kişiler arasında kaçının Türkiye vatandaşı olduğu ise bilinmiyor.
Öte yandan İçişleri Bakanlığı’nın “Terör Arananlar” listesinde IŞİD üyeliği gerekçesiyle 98 kişi hakkında yakalama kararı bulunuyor. Bunlardan 16’sı, başına 20 milyon TL’ye kadar ödül konulan kırmızı kategoride yer alıyor. Kırmızı listede, 10 Ekim 2015 Ankara Tren Garı Katliamı davasının firari sanıkları arasında bulunan İlhami Balı, Deniz Büyükçelebi ve Nusret Yılmaz da yer alıyor. Gar katliamı davasındaki 17 firari sanığın tamamı arananlar listesinde bulunuyor.
Kırmızı kategoride aranan isimler arasında, 2016 yılında Suriye’de iki TSK askerinin yakılarak öldürülmesi olayında rol aldığı belirtilen Talip Akkurt ile Adıyaman merkezli Dokumacılar grubunun lideri Mustafa Dokumacı da bulunuyor. Ankara Gar katliamını düzenleyen Yunus Emre Alagöz ile 20 Temmuz 2015 Suruç katliamını gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün de “Dokumacılar” grubuna bağlı olduğu biliniyor. Turuncu listede 28, sarı listede 12, gri listede ise 44 IŞİD şüphelisi yer alıyor.
Ankara Gar Katliamı davasında müşteki avukatlarından İlke Işık, Suriye’deki kamplarda bulunduğu bilinen isimler arasında İlhami Balı’nın yanı sıra Cebrail Kaya, Mustafa Delibaşlar ve İlyas Aydın’ın yer aldığını, Bayram Yıldız’ın ise Irak’ta olduğuna dair bilgi bulunduğunu söyledi. Işık, mahkemeye başvurarak bu kişilerin iadesinin talep edilmesini isteyeceklerini kaydetti.
10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık da Suriye ve Irak’taki IŞİD mensuplarının Türkiye’ye getirilerek yargılanması gerektiğini belirtti. Kocabıyık, özellikle 10 Ekim katliamı gibi saldırıların sanıklarının iadesinin soruşturmaların derinleştirilmesine katkı sağlayacağını ifade ederek, “Cezasızlık yeni katliamları doğurur” değerlendirmesinde bulundu.




