Sosyal medya hesabından saç örme videosu paylaştığı gerekçesiyle tutuklanan lise öğrencisi A.K.’nin, tutulduğu Şakran Çocuk Cezaevi girişinde çıplak aramaya maruz kaldığı ve koğuşta saldırıya uğradığı iddialarına ilişkin suç duyurusu yapıldı.
Geçici Şam güçlerinin Rojava’ya yönelik saldırıları sırasında bir cihadistin bir kadın savaşçının saç örgüsünü keserek sosyal medyada paylaşması büyük tepki çekmişti. Bu duruma karşı başlatılan kampanya kapsamında saçını ördüğü için tutuklanan 16 yaşındaki A.K.’nin cezaevi girişinde çıplak aramaya maruz kaldığı ileri sürüldü.
A.K.’nin avukatı Edhem Kuruş’un Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuruda, olay tarihinde görevli olan memurlar ile A.K.’ye koğuşta saldırdığı iddia edilen tutuklular hakkında “işkence”, “eziyet”, “kasten yaralama”, “görevi kötüye kullanma” ve “denetim görevinin ihmali” suçlamaları yöneltildi.
Başvuru dilekçesinde çıplak aramanın onur kırıcı bir muamele olduğu vurgulanarak, bu uygulamanın Anayasa’nın 17’nci maddesi kapsamında güvence altına alınan kişi dokunulmazlığı ile maddi ve manevi varlığın korunması hakkını, çocuğun üstün yararı ilkesini ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan çocuğa karşı işkence yasağını ihlal ettiği belirtildi.
Dilekçede, A.K.’nin yerleştirildiği yaklaşık 20 kişilik koğuşta üç adli tutuklu tarafından fiziksel saldırıya uğradığı, başının duvara vurulduğu, saçlarının çekildiği ve vücudunun çeşitli bölgelerine darbe aldığı iddia edildi. A.K.’nin saldırganlar hakkında şikâyetçi olduğu, sağlık birimine çıkarılarak revir raporu alındığı ancak cezaevi idaresinin etkin bir koruma sağlamak yerine yalnızca koğuş değişikliğiyle yetindiği ifade edildi.
MA’nın haberine göre koğuş değişikliği sırasında A.K.’nin eşyalarını toplamasına izin verilmediği, yatak, battaniye ve temel ihtiyaçlara bir süre erişiminin engellendiği, bazı eşyalarının ise hâlâ teslim edilmediği belirtildi. Dilekçede, devletin özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin, özellikle çocukların yaşam ve beden bütünlüğünü koruma yükümlülüğü altında olduğu vurgulandı.
Hastaneye sevk talebi
Başvuruda, A.K.’nin saldırganlar hakkında verdiği şikâyet dilekçelerinin Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmediği ve soruşturma numarası alınmasının engellendiği iddia edildi. Bu durumun hak arama özgürlüğünün fiilen engellenmesi anlamına geldiği belirtildi.
Avukat Kuruş, A.K.’nin maruz kaldığı şiddetin izlerinin tespit edilmesi ve yaşadığı travmanın değerlendirilmesi amacıyla tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesini, darp izleri ve travmanın tıbbi raporla belgelendirilmesini, çocuk psikiyatristi ve pedagog eşliğinde muayene edilmesini talep etti.
Görevliler ve saldırganlar hakkında suç duyurusu
Dilekçede, somut olayda yaşandığı ileri sürülen fiillerin kişi dokunulmazlığına ilişkin anayasal güvenceleri ihlal ettiği, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun işkence, eziyet ve kasten yaralama suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Sorumlu kamu görevlileri ile saldırıda bulunduğu iddia edilen tutuklular hakkında soruşturma açılması ve kamu davası yoluna gidilmesi talep edildi.
Tutukluluğa da itiraz edildi
Öte yandan A.K.’nin avukatı, iddianamenin kabul edilmesinin ardından İzmir 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilen tensipli tahliye talebine de itiraz etti. İzmir 1’inci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, iddianamede kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut delillerin bulunmadığı savunuldu.
Dilekçede, çocuk yargılamasında tutuklamanın son çare olduğu hatırlatılarak, A.K.’nin 16 yaşında lise öğrencisi olduğu, tutukluluğun çocuğun eğitim hakkı ve psikolojik gelişimi üzerinde ağır sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Ölçülülük ve orantılılık ilkelerinin ihlal edildiği belirtilerek tahliye talep edildi.




