Diyarbakır’dan çağrı: Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz

Demokratik Birlik İnisiyatifi, İsrail-ABD müdahalesi ile İran’ın baskıcı rejimi arasında seçim yapmayı reddederek, “Ne hegemonik müdahale ne despotik rejim! Her iki dayatmayı da reddediyoruz… Çözüm halkların iradesinin anayasal güvenceye kavuşmasıdır” dedi.

Diyarbakır’dan çağrı: Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz
Diyarbakır’dan çağrı: Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Mart 2026 16:39

Ortadoğu’da derinleşen savaş ve bölgesel gerilimlere ilişkin Demokratik Birlik İnisiyatifi, Diyarbakır’da basın açıklaması yaptı. İnisiyatif, mevcut savaş ortamında Kürt halkının birliğinin her zamankinden daha hayati olduğunu vurguladı.

Açıklama, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde gerçekleştirildi. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda konuşan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç, Ortadoğu’daki savaş halinin Kürtler açısından tarihsel bir eşikte olunduğunu gösterdiğini söyledi:

Kamaç, “Ortadoğu’da yaşanan savaş halinde Kürt halkının birliği önemli. Kürtlerin birliği her zamankinden daha önemli. Gün birlik olma günü birliği oluşturma günüdür” dedi.

Çözüm sürecine de değinen Kamaç, “Çözüm sürecinde tek taraflı adımların atılması devam ediyor. Tarihi adımlara karşın devletin attığı tek adım yok. Savaş halinin aldığı bu süreçte adımların atılması çok önemli .Devletin biran önce adım atması ve barışa katkı sunması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın ardından basın metnini birlik inisiyatifi adına Kürtçesini Hasan Özgüneş, Türkçesini ise Hafize İpek okudu.

‘Ortadoğu halklarının kaderi hegemon başkentlerde yazılamaz’

Basın metninde, Ortadoğu’nun yüzyılı aşkın süredir emperyalist ve gerici müdahalelerle şekillendirilmeye çalışıldığı belirtildi. 1990’lı yıllardan bu yana ABD öncülüğünde “Büyük Ortadoğu Projesi” doğrultusunda fiili bir üçüncü dünya savaşı yürütüldüğü savunuldu.

Açıklamada, “Bölge halklarına ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ vaat edenler; Afganistan’ı, Irak’ı, Libya’yı ve Suriye’yi kan, yıkım ve istikrarsızlıkla baş başa bırakmıştır. Geride parçalanmış toplumlar, talan edilmiş kaynaklar ve derinleşmiş mezhepsel-etnik çatışmalar kalmıştır” denildi.

Metinde, Ortadoğu halklarının kaderinin hegemon batılı devletlerin başkentlerinde yazılamayacağı vurgulanarak, halkların kendi geleceklerini tayin etme hakkına sahip olduğu ifade edildi.

‘Ne hegemonik müdahale ne despotik rejim’

İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik hamlesinin bölgeyi yeniden dizayn etme girişimlerinin yeni bir halkası olduğu belirtilen açıklamada, bu müdahalenin demokrasi ya da özgürlükle ilgisi olmadığı savunuldu.

Öte yandan İran rejiminin tekçi, otoriter ve baskıcı karakteri de eleştirilerek, Kürtler başta olmak üzere Ermeni, Beluci, Ahvazî Arap, Azerî ve Bahai topluluklara yönelik baskı politikalarına dikkat çekildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Ne hegemonik güçlerin müdahalesi ne de despotik rejim! Bizler her iki dayatmayı da reddetmekteyiz. Bu savaş Orta Doğuya ve bölge haklarına ne demokrasi ne de özgürlük getirmeyeceği gibi toplumsal yıkım ve acıları daha da derinleştirecektir.”

‘Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz’

Metinde, Kürt halkının Ortadoğu’nun en temel ve dinamik halklarından biri olduğu belirtilerek, dört bölgede yaşayan Kürtlerin artık edilgen değil, bölgesel bir özne ve belirleyici aktör olduğu kaydedildi.

“Kürtsüz bir Ortadoğu denklemi kurulamaz” denilen açıklamada, barış ve demokratikleşmenin yolunun Kürt halkının ve diğer halkların kendi kaderini tayin hakkının anayasal güvenceye kavuşmasından geçtiği ifade edildi.

‘Ulusal birlik tarihsel bir sorumluluktur’

Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin Kürt ulusal birliğini güçlendirmek amacıyla kurulduğu belirtilen metinde, İran’daki Kürt siyasi güçleri arasında gelişen diyalog ve ittifak pratiğinin tarihsel değere sahip olduğu vurgulandı.

“Kürtlerin kazanımı parçalı duruşla değil, ortak diplomasi ve ulusal dayanışmayla mümkündür” denilen açıklamada, dört bölgede ve diasporada yaşayan Kürtlerin İran’daki Kürtlerle dayanışma içinde olduğu ifade edildi.

‘Jin, Jiyan, Azadî bir toplumsal sözleşme çağrısıdır’

Açıklamada, Jina Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından yükselen “Jin, Jiyan, Azadî” isyanının yalnızca bir slogan değil, yeni bir toplumsal sözleşme çağrısı olduğu belirtildi. Kürt kadınlarının mücadelesinin ulusal birliğin ve demokratik dönüşümün temel gücü olduğu kaydedildi.

‘Kürt halkı statüsüzlüğü kabul etmeyecek’

Açıklamanın sonunda şu çağrı yapıldı:

“Ortadoğu halkları dış projelere de, bölgesel statükocu ve tekçi despotizme de mahkûm değildir. Kürt halkı statüsüzlüğü asla kabul etmeyecektir. Birliğimizi büyütecek, irademizi ortaklaştıracak ve demokratik geleceğimizi kendi ellerimizle kuracağız.”

Demokratik Birlik İnisiyatifi, dört bölge ve diasporadaki Kürtler başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarını, İran halklarının demokratik mücadelesinin yanında olmaya çağırdı.