• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı 

Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı 

Gazi Katliamı’nın 31. yıl dönümünde yaşamını yitirenler, mezarları başında anıldı. Anmalarda yapılan konuşmalarda, adaletin sağlanamadığı vurgulanırken; adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.

Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı 
Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı 
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 11 Mart 2026 12:55

İstanbul’da 12 Mart 1995’te başlayan ve Gazi ile Ümraniye’de yaşanan katliamlarda hayatını kaybedenler, 31. yıl dönümünde mezarları başında anıldı.

Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve bölge halkının katılımıyla Alibeyköy ve Okmeydanı Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmalarda; katledilenler için gülbenkler okundu, çerağlar uyandırıldı ve saygı duruşunda bulunuldu.

Anmaya; ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay ile katliamlarda yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı.

‘Katliamların failleri yargılanmalı’ 

İlk tören Alibeyköy Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Katliamda yaşamını yitiren Feyzi Tunç’un mezarı başında yapılan anmada, Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı. Ardından Gazi ve Ümraniye şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

Burada konuşan Zeynal Odabaş, katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu ülkede herkesin arzusu; laik ve demokratik bir anayasa çerçevesinde tüm yurttaşların kardeşçe yaşayabilmesidir. Ancak bu faili meçhul cinayetleri ve katliamları işleyenlerin bir gün mutlaka yargılanması ve hesap vermesi gerekir.”

Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Odabaş, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara dikkat çekerek, “Suriye’de başta Aleviler olmak üzere Kürtler, Süryaniler ve Ezidiler gibi birçok halk katliamlarla karşı karşıya. Mazlum halkların yanında olduğumuzu ifade ediyor, tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Devirleri daim olsun,” dedi.

DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz ise konuşmasında Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarını hatırlatarak, “Bu katliamları şiddetle kınıyoruz. Benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz,” diye konuştu.

Okmeydanı’nda Ali Yıldırım anıldı 

Anmanın ikinci bölümü Okmeydanı Çıksalın Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Ali Yıldırım’ın mezarı başında yapılan törende Haşim Kızılveren Dede’nin okuduğu gülbenk ve uyandırılan çerağın ardından saygı duruşuna geçildi.

Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay, Türkiye’deki adalet eksikliğine değinerek, “Halkımıza yapılan bu zulmü her yerde haykıracağız. Adalet tesis edilene kadar mücadelemiz sürecek,” dedi.

‘Bu dava demokrasi ve adalet davasıdır’ 

Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da faillerin bilinmesine rağmen adaletin yerini bulmadığını belirtti. Karataş, “Sevgili canlar, Ali canın mezarı başındayız. Onurlu mücadelenize rağmen bu katliam hâlâ ‘faili meçhul’ bırakılmak isteniyor. Ancak bizler bu zihniyeti tanıyoruz. Bu dava demokrasi ve hukuk davasıdır. Türkiye demokratikleşene kadar bu irade devam edecektir,” ifadelerini kullandı.

Anma programı, duaların ardından sona erdi.

Gazi Mahallesi’nde ne oldu?

İstanbul Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 akşamı kimliği belirlenemeyen kişiler Öntaş, Dostlar ve Yavuz kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesi’ni silahla taradı. Saldırıda 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, beşi ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. Saldırganlar kullandıkları taksinin şoförünü de öldürdü.

Saldırıyı protesto etmek için halk karakola doğru yürüyüşe geçti. Polisin protestoculara ateş açması sonucu Mehmet Gündüz hayatını kaybetti.

13 Mart günü binlerce kişi Gazi Mahallesi’ne gelerek cemevi önünde toplandı. Cenazelerin verilmemesi üzerine karakola doğru yürüyüşe geçen halka polisin ateş açtı, 15 kişi öldü.

İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde ve Esenler Mahalleleri’nde sokağa çıkma yasağı ilan etti. 14 Mart günü sokağa çıkma yasağına rağmen çatışmaların devam etmesi üzerine mahalleye askeri birlikler sevk edildi. Çatışmalar halk komitesinin “cenazeler verilsin, sokağa çıkma yasağı kaldırılsın, gözaltılar serbest bırakılsın” taleplerinin yerine getirilmesinin ardından sona erdi.

Resmi rakamlara göre Gazi Olayları’nda 300 kişi yaralandı.

Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17’sinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

Gazi’de yaşanan katliam İstanbul’da Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’ne de sıçradı. Protestolarda beş kişi öldürüldü. Ankara’da da gerçekleşen protestoda 36 kişi yaralandı.

Katliamda öldürülenlerin yakınları dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzir, “Polis ateş etmedi” diyen İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakan Tansu Çiller ve “bin operasyon” yaptık diyen Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın da arasında bulunduğu sorumlular hakkında suç duyurunda bulundu. Mahkeme sekiz günlük incelemenin ardından takipsizlik kararı verdi.

20 polise Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı, dava “güvenlik gerekçesiyle” Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı. Dava, Kasım 2001’de, üç şehir gezdikten sonra sonuçlandı.

Polis Adem Albayrak hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 50. maddesine göre indirim yapılarak 3 yıl 24 ay hapis cezası ve 9 ay kamu hizmetlerinden geçici mahrumiyet kararı verildi. Mehmet Gündoğan ise bir kişi öldürmekten 1 yıl 8 ay hapis ve 3 ay kamu hizmetlerinden yasaklı olma cezası aldı.

İkisinin cezası da 4616 sayılı İnfaz Yasası’na göre ertelendi. 18 polis ise beraat etti. Ceza alan polisler de davadan kısa süre sonra polisliğe geri döndü.

Öldürülenlerin yakınları, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ve 13. maddesinde düzenlenen milli makamlara başvuru yollarının kapatılması hükümlerine aykırı davrandığı sonucuna vardı. Türkiye tazminata mahkum oldu.

Devlet erkanının yorumları

300 kişinin yaralandığı, 22 kişinin öldüğü Gazi Katliamı sırasında başbakan Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteş’ti.

Çiller Gazi Olayları ile ilgili grup toplantısında şunları söyledi:

“Açıkça söylüyorum; devlet bu kadar sağduyulu ve olaya bu kadar hakim olmasaydı, bugün kontrol altına alınmış olan bu olay çok daha vahim bir hale gelebilirdi.”

Menteş ise saldırıyı gerçekleştirenleri bulamadıklarını şu sözlerle açıkladı:

“PKK olabilir, Hizbullah olabilir. Beraber işbirliği yapmış da olabilirler. Yani kötülükte her zaman işbirliği yapabilir bunlar. Hangi örgüt olduğunu bilsek, olay bitecek. Ancak şu bir gerçek ki 12 Eylül öncesi Dev-Yol ve Dev-Sol buralarda at oynatmış.”

Dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar Gazi Katliamı’nın yaşandığı 1995 yılı seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nden milletvekili olarak meclise girdiler.

Ergenekon Davası’nda Gazi Katliamı

Gazi Katliamı Ergenekon Davası ile yine gündeme geldi. 9 numaralı gizli tanık, saldırının bizzat Ergenekon’un tutuklu sanıklarından, JİTEM’in kurucusu Veli Küçük’ün talimatıyla, Osman Gürbüz tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. Savcı Zekeriya Öz’e ifade veren Osman Yıldırım, Osman Gürbüz ile birlikte çalıştıklarını itiraf etti. Ancak ailelerin yaptığı müdahillik talebi “dava kapsamına girmediği” gerekçesiyle kabul edilmedi.

Gazi katliamı dosyası zamanaşımıyla kapatıldı

Yargıtay, Aralık 2024’teki kararında, ne tür bir silahtan ve mesafeden ateşlendiğinin araştırılmadığını ve bu konularda bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek kararı hızla bozdu. Tensip tutanağında duruşma Mayıs 2025’e bırakıldı, bu tarihte zamanaşımı süresi zaten dolmuş oluyordu. 12 Mayıs’taki duruşmada mahkeme, kısacık bir kararla zamanaşımı süresinin dolduğuna hükmetti. (PİRHA)