Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, eylemlerinin 1063’üncüsünü gerçekleştirdi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu hafta 35 yıl önce gözaltında kaybedilen Yusuf Erişti’nin akıbetini sorup adalet talebinde bulundu.
Açıklama metnini Cumartesi insanlarından Setenay Yarıcı okudu.
Bu haftaki eylemede 1991 yılında gözaltında alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Yusuf Erişti için bir araya geldiklerini belirten Setenay Yarıcı , “Yusuf Erişti, Tokat-Reşadiye doğumlu, 30 yaşındaydı. 14 Mart 1991 Perşembe sabahı arkadaşıyla buluşmak üzere Belgradkapı civarına gitti. Burada, Terörle Mücadele polisleri tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Avukat Fethiye Pekşen, Yusuf Erişti ile görüşmek için Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) başvurarak izin aldı. Ancak Emniyet Müdürlüğü’ne gittiğinde, Yusuf’la görüştürülmedi. Bunun üzerine Pekşen, 29 Mart’ta polisler hakkında suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından emniyet yetkilileri, ‘Yusuf Erişti’nin gözaltında olduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır’ cevabını verdi. Oysa aynı operasyon kapsamında gözaltına alınıp İstanbul Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderilen bazı kişiler, Yusuf Erişti’yi gözaltına alınırken ve emniyette sorgulanırken gördüklerini avukatları aracılığıyla kamuoyuna açıkladılar” diye aktardı.
Tanık ifadelerine rağmen soruşturma açılmadı
Tanık ifadelerine göre Erişti’ye işkence yapan polislerin, “Seni gözaltına aldığımızı kayıtlara geçirmedik. Buradan ölün çıkar, kimsenin haberi olmaz” diyerek tehdit ettiğini belirten Setenay Yarıcı, “Bir başka tanık ise, ‘Yusuf’a yoğun işkence yapıldı. Onu en son 17 Mart’ta komaya girmiş halde hücresine götürülürken gördüm’ dedi. 13 Mayıs 1991 tarihinde bir üniversite öğrencisi olan C.Ç., 1 Mayıs eylemine katıldığı için gözaltına alındığını, sorgu sırasında polislerin kendisine, ‘Seni Yusuf Erişti gibi öldürürüz. Kimsenin haberi olmaz’ diyerek tehdit ettiklerini kamuoyuna açıkladı. Milletvekili Mahmut Alınak, 25 Nisan 1991 tarihinde Başbakan Yıldırım Akbulut’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, tanık ifadelerini aktararak Yusuf Erişti’nin akıbetini sordu. Önergeyi cevaplayan dönemin İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ise, ‘Yusuf Erişti gözaltına alınmamıştır. Önergede iddia edilen hususların gerçekle ilgisi yoktur’ dedi. Baba Bekir Erişti, başta Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Yıldırım Akbulut olmak üzere tüm siyasi partilerin genel başkanlarına, İstanbul Valiliği’ne ve Cumhuriyet Savcılığı’na otuza yakın dilekçe verdi. Ancak yapılan başvurulara ve suç duyurularına rağmen, Yusuf Erişti’nin akıbetine ilişkin herhangi bir soruşturma başlatılmadı” ifadelerini kullandı.
‘Etkin bir soruşturma yürütülsün’
Bekir ve Arife Erişti’nin oğullarının akıbetini öğrenemeden yaşamını yitirdiğini dile getiren Setenay Yarıcı, “Onların bıraktığı yerden Yusuf Erişti’nin nerede olduğunu sormaya devam edeceğiz. Yusuf Erişti’nin gözaltında kaybedilişinin 35’nici yılında bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz. Zorla kaybetme vakalarında uygulanan cezasızlık politikasına son verin! Uluslararası sözleşmeler ve insan hakları belgeleri uyarınca, zorla kaybetme vakalarında zamanaşımı hükümlerini dikkate almayın. Yusuf Erişti dosyasında etkin bir yargılama yürütün. Kaç yıl geçerse geçsin Yusuf Erişti için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mehmet Ağar’a seslendi
Açıklamanın ardından söz alan Yusuf Erişti’nin ablası Sevim Erişti yetkililere seslenerek, “Yusuf Erişti’nin kayboluşu 35 yıldır ruhumuzu kemiren güçsüz kılan bir kabusa gibi. Sadece bizim değil bizim gibi on binlerce kayıp aile için durum aynı. Mehmet Ağır’a sesleniyorum siz biliyorsunuz Yusuf Erişti’ye ne olduğunu? Siz de yaşadınız evlat acısı yaşayan birisiniz. Acıları kıyaslamıyorum ama sizi şanslı buluyorum çünkü sizin bir mezarınız var. Bayrama 6 gün var. Siz kendi çocuğunuzun mezarına gidip duasını edeceksiniz. Mezar taşına dokunacaksınız onu orada varmış gibi ruhuyla konuşacaksınız onu hissedeceksiniz. Bizim hiç bir şeyimiz yok. Sizden rica ediyorum karanlıkta kalmasın açıklayın. Ne olduysa sonuç neyse onu bilelim. Anne babam öldü hiçbir şekilde öğrenmediler, oğlunu kapılarda bekledi. Kabuslar görüp boş mezarları bekledik defalarca. Benim annemin bir söylemi vardı, ben çocuklarımı ekmeğin kurusuyla büyüttüm derdi. Annemin zor şartlar altında büyüttüğü çocuğu karanlık eller yok etti” dedi. (MA)




