Kent uzlaşısı, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP ile DEM Parti arasında kurulan bu işbirliği özellikle batı illerinde bazı bölgelerde aday çıkarılmaması ve ortak adayların desteklenmesi şeklinde uygulandı.
Seçimlerin ardından 2025 Şubat ayında bu model yargı sürecine taşındı. Soruşturma kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alındı, belediye yöneticileri ve siyasetçiler tutuklandı.
23 Mart 2025: İmamoğlu kararı
Soruşturmanın en dikkat çeken başlıklarından biri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen karar oldu.
23 Mart 2025’te İmamoğlu, “kent uzlaşısı” kapsamında yürütülen “terör örgütüne yardım” soruşturmasından serbest bırakıldı. Ancak aynı gün yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklandı.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve Reform Vakfı Direktörü Mehmet Ali Çalışkan hakkında da tahliye kararları verildi.
Kent uzlaşısı nedir?
“Kent uzlaşısı”, DEM Parti’nin yerel seçim stratejisi kapsamında geliştirdiği bir model olarak tanımlanıyor. Parti, bu yaklaşımı “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmak” şeklinde ifade etti.
Bu kapsamda bazı kentlerde aday çıkarmama ve farklı siyasi partilerle işbirliği yapılması tercih edildi. Ancak bu strateji, seçimlerin ardından yürütülen soruşturmalarda suçlama konusu haline getirildi.
Azad Barış: ‘Hakikat bazen geç gelir, ama asla bükülmez’
Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan Azad Barış ise bir yılın ardından yaptığı açıklamada sürece ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Barış, bir yıl önce hedef alındığını belirterek,
“Bir yıl önce ‘beni iftiralarınızla susturamayacaksınız’ demiştim. Bugün de aynı kararlılıkla o sözümün arkasındayım” ifadelerini kullandı.
“BENİ İFTİRALARINIZLA SUSTURAMAYACAKSINIZ” DEMİŞTİM BİR YIL ÖNCE. BUGÜN DE AYNI KARARLILIKLA O SÖZÜMÜN ARKASINDAYIM!
Tam bir yıl önce evim ve ofisim basıldı, hakkımda büyük yalanlar üretildi ve çoklu bir itibar suikastı kumpası kuruldu.
Bir yıl önce kurulan o kirli itibar… https://t.co/Xa2wbhYwU8— azad barış (@azadbaris7) March 18, 2026
Soruşturmanın başlangıcına işaret eden Barış,
“Tam bir yıl önce evim ve ofisim basıldı, hakkımda büyük yalanlar üretildi ve çoklu bir itibar suikastı kumpası kuruldu” dedi.
Dosyada gelinen noktaya dikkat çeken Barış,
“‘Kent uzlaşısı’ soruşturması yaklaşık bir yıl özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkes tahliye edildi ancak bu ithamları taşıyacak bir iddianame dahi ortaya konulamadı” ifadelerini kullandı.
Sürecin yalnızca bireysel değil, daha geniş bir tartışmaya işaret ettiğini belirten Barış,
“Mesele artık tek tek yalanlar değil; mesele, masumiyet karinesini askıya alarak yargısız infazı olağanlaştıran bir düzenin ifşasıdır” dedi.
Barış açıklamasını,
“İlk gün ne söylediysem bugün de oradayım. Hakikati hedef alan bu düzenin karşısında durmaya ve onu demokratik mücadeleyle, hukukla ve hafızayla teşhir etmeye devam edeceğim. Hakikat bazen geç gelir ama asla bükülmez” sözleriyle tamamladı.
Azad Barış’ın avukatı: ‘Suç duyurularımız dikkate alınsaydı bu süreç yaşanmazdı’
Azad Barış’ın avukatı Şeyhmus Yaşan, İlke TV’de yayımlanan programda soruşturmanın başlangıcına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Yaşan, soruşturma başlamadan önce iddiaların basın ve sosyal medyada dolaşıma sokulduğunu belirterek,
“Bu iddiaların tamamına ilişkin müvekkilim adına suç duyurusunda bulunduk. Bunların iftira olduğunu, müvekkilin itibarını zedelediğini söyledik. Ancak bu başvuruların hiçbir karşılığını alamadık” dedi.

Bu sürecin işletilmemesinin ağır sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Yaşan,
“Bizim yaptığımız suç duyurusu soruşturulmuş olsaydı bu kadar insanın tutuklu kalmasına gerek olmayacaktı. Tutuklamalar cezalandırmaya dönüşmeyecekti ve bu denli ağır bir mağduriyet yaşanmayacaktı” ifadelerini kullandı.
‘İddianame yok ama operasyon var’
Yaşan, soruşturmanın kamuoyuna yansıma biçimine de dikkat çekerek,
“İddianame yok ortada ama bir sabah haberlerde kent uzlaşısı operasyonu diye haberler gördük. Müvekkilimin fotoğraflarıyla birlikte bir operasyon anlatısı kuruldu” dedi.
Soruşturmanın Azad Barış üzerinden şekillendirildiğini savunan Yaşan,
“Soruşturmanın tamamı müvekkilim üzerinden yürütüldü. İstanbul’daki seçim işbirliği, Kürt seçmenin oylarının yönlendirilmesi gibi tamamen siyasi bir süreç, tek bir kişi üzerinden suç gibi gösterildi” diye konuştu.
‘Ortada suç yok, zorlama yorumlar var’
Kent uzlaşısının yasal bir seçim stratejisi olduğunu vurgulayan Yaşan,
“Ortada seçim kanununa uygun, şeffaf bir seçim ittifakı var. Bunun neresinin suç olduğu iddia ediliyor bilmiyoruz. Ortada suç yok, zorlama yorumlar var” ifadelerini kullandı.
Yaşan, dosyada yöneltilen suçlamaların büyük ölçüde temas ve iletişim iddialarına dayandığını belirterek,
“İstanbul’da siyaset yapan herkesin aynı baz istasyonlarından sinyal vermesi mümkündür. Bu şekilde herkes suçlu ilan edilebilir” dedi.
‘Müvekkilim hakkında hiçbir terör dosyası yok’
Avukat Yaşan, Azad Barış hakkında geçmişe dönük herhangi bir suç kaydı bulunmadığını da vurguladı:
“Farklı savcılıklardan müvekkilimin terörle mücadele kapsamında herhangi bir dosyası olup olmadığını sorduk. Tüm adliyelerden gelen yanıt açık: Müvekkilimin bu kapsamda hiçbir dosyası yok.”
‘İddianame yoksa neden insanlar bir yıl tutuklu kaldı?’
Soruşturmanın en tartışmalı yönlerinden birinin iddianame eksikliği olduğunu belirten Yaşan, şu soruyu yöneltti:
“Dosyada tutuklu kimse kalmadı, iddianame hâlâ yok. O halde insanlar neden yaklaşık bir yıl iddianame olmadan tutuklu kaldı?”
‘Yargıya güven zedeleniyor’
Yaşan, soruşturma sürecinde bilgi ve belgelerin avukatlardan önce medyada yer almasının ciddi bir sorun yarattığını belirterek,
“Bu tür dosyalarda bilgi ve belgelerin bizden önce basına yansıması hem vatandaşların hem de avukatların yargıya olan güvenini zedeliyor” dedi.
Yargının bağımsızlığına ilişkin tartışmalara da değinen Yaşan,
“Son dönemde yaşanan soruşturmalar insanların yargının bağımsız olmadığı yönünde bir kanaat oluşturmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.
Dosyada farklı bir durum
Kent uzlaşısı davasında tüm sanıklar tahliye edilmiş olsa da, dosyada adı geçen Azad Barış ve H.A. hakkında çıkarılan yakalama kararının devam ettiği belirtiliyor.
‘Absürt bir dava, iddianame yok’
Aynı programda konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise kent uzlaşısı soruşturmayı “absürt” olarak nitelendirdi.
“Kent Uzlaşısı belki de Cumhuriyet tarihinin en başarılı seçim stratejilerinden birisidir”
🗣️DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli:
İstanbul, Kürt halkının en yoğun yaşadığı kent ve bu kentin yönetiminde Kürtler yer alamaz ya da DEM Parti herhangi bir ittifakın içinde… pic.twitter.com/CButu7DnfP
— İlke TV (@ilketvcomtr) March 19, 2026
Temelli, “Kent uzlaşısı belki de Cumhuriyet tarihinin en başarılı seçim stratejilerinden birisidir. Biz bu stratejiyi hayata geçirirken, kent halkının, emekçinin, kadının, gencin söz ve karar sahibi olmasını hedefledik” dedi.
Bu yaklaşımın bir suçlama konusu haline getirilmesini eleştiren Temelli,
“Herhangi bir partiden birinin belediye başkanı olmasından çok, kentte bir mutabakat yaratmak önemliydi. Demokrasi adına önemli bir stratejiyi hayata geçirdiğimiz için gururluyuz. Fakat buna dava açıldı” ifadelerini kullandı.
‘Kürtlerin belediyelerde yer alması suç sayıldı’
Temelli, soruşturma sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:
“Soruşturma aşamasında Kürtlerin belediyelerde yer almasını bir suça dönüştüren bir zihniyet bu davayı açtı. İstanbul gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı bir kentte, bu halkın yönetimde yer alamayacağı anlayışıyla hareket edildi.”
Kent uzlaşısının siyasi partilerin açık ve kurumsal bir kararı olduğunu vurgulayan Temelli,
“DEM Parti herhangi bir ittifakın içinde olamaz anlayışıyla bu süreç suç haline getirildi” dedi.
‘Bir yıl tutuklu kaldılar, neden tutuklandıkları gibi neden çıktıkları da bilinmiyor’
Temelli, soruşturma sürecine ilişkin belirsizliklere dikkat çekerek,
“Ortada bir iddianame yok. İddianame olmadan arkadaşlarımız bir yıl cezaevinde tutuldu. Bir yıl sonra çıktılar ama neden gözaltına alındıkları ya da neden tahliye edildikleri bilinmiyor” diye konuştu.
‘Ne delil var ne suç’
Temelli, Azad Barış’ın durumuna da değinerek şunları söyledi:
“Çok iyi tanıdığımız değerli sosyolog Azad Barış da bu süreç nedeniyle suçlanıyor. Ama ortada ne bir iddianame var, ne bir delil var, ne bir suç var.”
Temelli, sürecin sona ermesi gerektiğini belirterek,
“Bu soruşturmanın artık gündemden çıkması gerekiyor. Bu insanlara karşı yargının bir borcu var. Suçlamalara son verilmesi gerekiyor ama hâlâ bir adım atılmış değil” ifadelerini kullandı.




