Yenikapı’daki İstanbul Newrozu’nda yüzbinlere seslenen İmralı Sekreteryası’ndan Çetin Arkaş, “Savaşırken cesur olduğumuz kadar barışırken de cesur olma zamanı” dedi.
Arkaş, tüm halklar ve inançlara “bu eli tutun” çağrısı yaptı.
Konuşmasında bölgesel yangına ve Kürt meselesinin çözüm yollarına değinen Arkaş, “Artık İmralı’nın kapıları açılmalıdır” dedi.
Çetin Arkaş, konuşmasında İstanbul’un direniş ve emek kimliğine vurgu yaparak “Merhaba İstanbul, merhaba yerinden yurdundan edilerek zorla göçertilenlerin şehri. Merhaba haramilerin saltanatını yıkma kararlılığını bir an için unutmayan güzel şehir.” ifadelerine yer verdi.
Orta Doğu’daki güncel çatışma ve değişim sürecini değerlendiren Arkaş, statükonun sarsıldığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Orta Doğu yangın yeri. Bu yangın tam da bizleri ilgilendiriyor. 100 yıllık statüko yerle yeksan olmak üzere. Kendi iç sorunlarını çözememiş ülkeler bu süreçleri çok daha derinden hissediyor. İşte Irak, işte Suriye, işte İran! Kendi içindeki yangını söndüremeyenler, dış müdahalelerin etkisiyle yangınlarının harlandığına tanıklık ettiler. Daha ne kadar üç maymunu oynayacağız?”
Çetin Arkaş, barışın tesisi için ortaya konulan iradenin önemine değinerek, zor şartlar altında geliştirilen çözüm perspektifinin halklar için bir şans olduğunu vurguladı ve şunları belirtti:
“Sadece Kürt halkı adına değil, Orta Doğu halkları adına büyük bir sorumluluk alınarak barış ve demokratik çözüm iradesi ortaya kondu. Halkları birbirine kırdırtacak savaş konseptine karşı gerçek baharı amaçlayan çözüm perspektifi geliştirildi. Bu büyük bir cesaret isterdi. Barış elini uzatanlara ve o eli tutma iradesini gösterenlere selam olsun.”
Hükümetin politikalarına yönelik eleştirilerini sıralayan Arkaş, halkın sahadaki beklentilerini şu sözlerle aktardı:
“Gittiğimiz her yerde bize soruyorlar; devlet niye adım atmıyor? Biz de bu soruyu muhataplarına iletiyoruz. Daha ne bekliyorsunuz? Biliyoruz, devletin mutfağında her daim bir şeyler pişer. Barış ve demokrasi pişerse bu hissedilir; oyalama pişiriliyorsa halk bunu da görür. Bizler artık barışın ve demokrasinin kokusunu duymak, sahicilik görmek istiyoruz.”
Konuşmasında Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki tecrit koşullarına ve çözümün adresine odaklanan Arkaş “Tartışmasız bir şekilde ilk samimiyet sınavının İmralı’da gerçekleşmesi gerektiğini bir daha hatırlatıyoruz. Bir halkın iradesine yaklaşım en büyük samimiyet sınavıdır. Artık İmralı’nın kapıları açılmalıdır. Baş müzakereci olarak statü netleştirilmelidir. Orta Doğu’daki bu büyük yangından etkilenmemek için yapılması gereken en rasyonel adım budur.” diye belirtti.
Kürt kazanımlarının bir tehdit değil, Türkiye’nin geleceği için bir “sigorta” olduğunu belirten Çetin Arkaş, Ankara’ya yönelik olarak “Kürt kazanımlarını tehdit gören klasik politikanın dışında bir söyleminiz var mı? Mesela Doğu Kürdistan’ın en güçlü yapılanması olan PJAK liderliğini şimdiden Ankara’ya, Amed’e, İmralı’ya davet etmeyi düşünüyor musunuz? Artık bütüncül bir Kürt politikası oluşturmanın zamanı gelmedi mi?” çağrısında bulundu.
Konuşmasını birlik ve mücadele mesajıyla sonlandıran Çetin Arkaş, “Jin Jiyan Azadî” felsefesinin Orta Doğu’yu aydınlatacağını vurgulayarak “Kadın özgürlüğüyle, ‘jin jiyan azadî’ felsefesiyle bütün kirli hesapları alt üst edecek kapasiteye sahibiz. Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yaşamayı başarabiliriz. Newroz en çok direnenlere yakışıyor. Başaracağız, hep birlikte başaracağız.” ifadelerini kullandı.




