Danimarka’da erken seçim: Yeni kuşak Kürt seçmenler dengeleri değiştirebilir

Danimarka, erken parlamento seçimleriyle önemli bir siyasi dönemece giriyor. Bu seçimlerin önemli bir boyutu da Kürtlerin Danimarka’daki 60 yıllık yolculuğunun ulusal siyasette nasıl karşılık bulacağı.

Danimarka’da erken seçim: Yeni kuşak Kürt seçmenler dengeleri değiştirebilir
Danimarka’da erken seçim: Yeni kuşak Kürt seçmenler dengeleri değiştirebilir
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 23 Mart 2026 16:34
  • Güncellenme: 23 Mart 2026 16:36

Danimarka, 24 Mart’ta (yarın) yapılacak erken parlamento seçimleriyle önemli bir siyasi dönemece giriyor. Toplam 179 milletvekilinin belirleneceği seçimde, 175 sandalye Danimarka’dan, 2’si Grönland’dan ve 2’si Faroe Adaları’ndan seçilecek.

Bu seçim, yalnızca ekonomik politikaların değil; göç, uluslararası ilişkiler ve toplumsal uyum gibi kritik başlıkların da geleceğini belirleyecek.

Ancak bu seçimlerin bir başka önemli boyutu daha var Kürtlerin Danimarka’daki 60 yıllık yolculuğunun ulusal siyasette nasıl karşılık bulacağı.

Belirleyici olan yeni kuşak

Yeni Özgür Politika’da yer alan bilgilere göre 1960’ların sonlarında başlayan işçi göçüyle birlikte Danimarka’ya gelen Kürtler, bugün yalnızca bir göçmen topluluğu değil; örgütlü, eğitimli ve siyasal olarak bilinçli bir diaspora haline geldi.

Yerel seçimlerde elde edilen başarı, bu sürecin en somut göstergesiydi. Kürt adaylar belediyelerde güçlü temsil elde ederek artık sistemin dışında değil, içinde belirleyici bir aktör olduğunu ortaya koydu.

Ancak genel seçimler farklı bir gerçekliğe dayanıyor. Bu seçimde yalnızca Danimarka vatandaşlığı olanlar oy kullanabiliyor. Bu durum, özellikle son 20 yılda gelen Kürtlerin önemli bir bölümünün seçim dışında kalması anlamına geliyor.

Dolayısıyla belirleyici olan kitle, Danimarka’da doğmuş, büyümüş yeni kuşak seçmenler olacak.

Seçimin odak noktası

Bu seçimde Kürt adaylar arasında özellikle İbrahim Benli, en dikkat çeken isimlerden biri. Benli’nin adaylığı sadece bireysel bir yarış değil; Kürtlerin ulusal siyasetteki temsili açısından da kritik bir test olarak görülüyor. Enhedslisten (Birlik Listesi) adayı olan Benli, güçlü yerel bilinirliği, seçmenle kurduğu doğrudan ilişki ve partisinin büyük şehirlerdeki etkisi ile öne çıkıyor.

Ancak bu seçimde kaderi belirleyecek olan tek unsur bu değil. Danimarka seçim sisteminde en kritik unsur kişisel (tercihli) oylardır. Bu nedenle, liste sırası tek başına belirleyici olmazken hiçbir adayın seçilmesi de garanti değil. Seçimi belirleyen, doğrudan seçmenin tercihidir. Bu durum Kürt seçmen açısından açık bir sorumluluk ortaya koyuyor. Oylar partiye değil, doğrudan adaya verilmelidir. Özellikle aynı bölgede birden fazla Kürt adayın olması, oyların bölünme riskini artırıyor. Bu nedenle kazanma ihtimali olan aday etrafında yoğunlaşmak, seçim sonucunu belirleyebilecek stratejik bir davranış olacaktır. Bu seçimde farklı partilerden birçok Kürt aday da yarışıyor. Bu durum, Kürt toplumunun Danimarka siyasetindeki çeşitliliğini gösteriyor.

Öne çıkan isimler arasında, Hediye Temiz ve Esat Şentürk (Radikale Venstre), Fatih Baran (Enhedslisten), Taner Genç (Sosyalist Halk Partisi), Zeynep Bardakcı (Venstre), Halime Oğuz (SF), Ayhan Kılıç (Moderaterne) yer alıyor.

Farklı partilerden aday olan bu isimler, Kürt toplumunun artık yalnızca tek bir siyasi çizgide değil, geniş bir yelpazede temsil edildiğini ortaya koyuyor.

Kadınlar ve gençler seçimin belirleyici gücü

Bu seçimde dikkat çeken en önemli değişimlerden biri de kadın ve genç seçmenlerin artan etkisi. Siyasi partiler, kadın adayları daha üst sıralara yerleştirerek ve genç adaylara daha fazla alan açarak parlamentoda daha dengeli bir temsil oluşturmayı hedefliyor.

Özellikle genç seçmenlerin, iklim politikaları, sosyal adalet, göç ve eşitlik gibi konularda daha aktif ve belirleyici olması bekleniyor. Bu durum, seçim sonuçlarının klasik sağ–sol dengelerin ötesinde şekillenebileceğine işaret ediyor.

Bu seçimde adayların başarısını belirleyecek bir diğer unsur ise Danca üzerinden geniş seçmen kitlesine ulaşabilme kapasitesi.

Çünkü artık bu mücadele sadece kimlik değil, aynı zamanda temsiliyet ve iletişim meselesidir.

İki farklı yok 

Seçim kampanyası, iki ana politik yaklaşım etrafında şekilleniyor. Sol blok, refah devletinin güçlendirilmesi, sosyal hizmetlerin artırılması, çevre ve iklim politikaları ve daha kapsayıcı göç yaklaşımı benimserken; sağ blok, vergi indirimleri, özel sektör odaklı büyüme, göçün sınırlandırılması ve güvenlik politikalarının güçlendirilmesi çerçevesinde yoğunlaşıyor.

Bu ayrışma, seçmenin tercihlerini belirleyen temel eksenlerden biri olarak öne çıkıyor.

Danimarka’daki Kürtler örgütlü bir yapıya sahip. Bu kitlenin oylarını büyük ölçüde doğru kullanması bekleniyor. Ancak aynı zamanda sandığa gitmeyen, siyasete mesafeli duran, umutsuz olan bir kesim de bulunuyor.

Bu kesimin mobilize edilmesi, seçim sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Yerel seçimlerde Kürtler güçlü bir aktör olduğunu gösterdi.

Ancak 24 Mart seçimleri, bu gücün ulusal parlamentoya taşınıp taşınamayacağını belirleyecek.

Bu nedenle bu seçim yalnızca adayların değil; Kürt seçmenin siyasi bilincinin ve stratejik davranma kapasitesinin de sınavıdır. Ve bu seçimin en net gerçeği şudur: Liste sırası değil, tercihli oy belirleyecek.