Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular adıyla sahneye adım attığı unutulmaz eseri “Şahları da Vururlar”, 45 yıl sonra yeniden tiyatro sahnesine taşındı. İlk kez 1980 yılında, İran’da Şah Rıza Pehlevi’nin devrilmesinin hemen ardından sahnelenen oyun, dönemin politik atmosferine yönelik güçlü hicviyle büyük yankı uyandırmıştı.
Aradan geçen yılların ardından oyun yeniden sahnelenirken, bu kez farklı bir tarihsel eşikte izleyiciyle buluşuyor. İran’da Şah rejimini deviren molla yönetiminin de tartışıldığı bir dönemde sahneye taşınan eser, “tarihin tekerrürü” tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
“Rızanın sergüzeşti. İran’da durum-ül vaziyet üstüne petrolengiz ve satrançlı bir oyun. Mevzumuzun konusu: Şahları da vururlar.”
1970’lerin sonunda İran’da yaşanan büyük dönüşüm, Şensoy’un kaleminde sahneye taşınırken; hem devrilen Şah rejimi hem de yerine gelen yeni düzen eleştirel bir dille anlatılmıştı. Oyunun açılışında yer alan şarkı sözleri de bu politik arka planı yansıtıyordu:
“İran’da bir yangın var itfaiye failün faili belli değil failatün failün faili belli değil.”
Ortaoyuncuların 40. yılı kapsamında yeniden sahnelenen oyun, yalnızca bir dönem anlatısı olmaktan çıkıp güncel politik tartışmalara da kapı aralıyor.
Oyunun yeniden sahnelenme sürecini anlatan Ortaoyuncular’ın deneyimli isimlerinden Erkan Üçüncü, bu dönüşümü şu sözlerle aktardı:
“Ortaoyuncuların çıkış oyunu bu… Biz 40 yıl sonra tiyatromuzun da 40. yılı nedeniyle tekrar yeni baştan oynamak istedik. Ferhan abi aslında oynamak istedi ama… Levent Ünsal’ı kaybettik. Bu sefer yeni baştan yeni distribüsyonla Celal Belgin’i Levent’in yerine adapte etti Ferhan abi fakat arkasından kendisi de vefat edince böyle bir şahlar gazabı kaldı üzerimize… Bu da bizim için bir sınavdı aslında… Yani Ferhan Şensoy’suz Ortaoyuncular nasıl bir yol izleyecek… Ustasız nasıl yapacağız diye… Yönetmek olarak Işıl Kasapoğlu’na gittik… Volkan Sarıöz’ün rejisiyle bu oyunu çıkarttık, 5 sezondur da oynuyoruz.”
Üçüncü, oyunun tarihsel bağlamına dair değerlendirmesinde ise İran’daki iki farklı dönemi karşılaştırarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu tabi Amerika’nın etkisiyle şu anki ama o zaman halkın etkisi vardı. Halk şahın zulmünden bıkarak onu devirmek için mollaları bir kurtarıcı olarak gördü… Ferhan Şensoy da yanlış olduğunu, ‘giden geleni aratır’ sözüne istinaden mollaların da doğru bir tercih olmadığını oyunda anlatıyor aslında… En güzel eleştiri de oyunun sonunda iki ayakkabıcının ‘eskiden de böyleydik, şimdi daha kötüyüz’ demesi.”
Oyunun bugünkü karşılığına dair de dikkat çekici değerlendirmeler yapan Üçüncü, güncel gelişmelere işaret ederek şunları söyledi:
“Şu anki noktada halk Amerika’nın ve İsrail’in zulmüyle kafalarına bomba yiyorlar… Görünen o ki beklenen şu aslında halkın sokağa çıkarak bir devrim yapması bekleniyor ama iş öyle olmuyor… Önce dış güçleri halledip, sonra tabi ki bu rejim olduğu gibi kalmayacak. Öyle gözüküyor.”
Oyunun yeniden sahnelenmesiyle birlikte dikkat çeken bir diğer unsur ise İranlı izleyicilerin tepkileri oldu. Üçüncü, genç kuşak İranlıların oyuna yaklaşımını şöyle anlattı:
“İran’dan genç kuşak geliyor şu an… Geldiklerinde de oyunu ağlayarak izlediklerini görüyoruz… ‘Bizim şahımız böyle değil, siz yanlış anlatıyorsunuz’ diyenler oluyor… Bu da muhtemelen molla rejiminin yarattığı baskının geçmişi idealize ederek anlatılmasından kaynaklanıyor… Ama arka planda büyük bir zulüm vardı, bunu görmüyorlar.”
Usta oyuncu Celal Belgin ise oyunun yıllar içindeki güncelliğine dikkat çekerek, eserin yalnızca İran’a değil daha geniş bir coğrafyaya hitap ettiğini vurguladı:
“Şahlar… keşke böyle olmasa… dünya hali de hiçbir zaman güncelliğini yitirmiyor ne yazık ki… Sanatsal anlamda güzel ama hayatsal anlamda çok kötü… Ferhan abinin sanatçının gerçek karşılığını gösteren bir davranış biçimi, öngörüsü… 45 sene önce bu oyunu yazıyorsunuz ve bugün hâlâ geçerliliği var… Bu bir İran hikayesi değil sadece.”
Belgin, sanatın siyasal gerçekliklerle ilişkisine de değinerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu an her şey yolunda gidiyor ama keşke dünya daha iyi bir yere gitse… savaşlar bitse… daha mutlu, daha eğlenceli ama yine de siyasal göndermeleri olan işler yapabilsek.”
“Şahları da vururlar”, hem geçmişin politik kırılmalarını hem de bugünün tartışmalarını sahneye taşıyarak, tiyatronun hafıza kurucu ve eleştirel gücünü bir kez daha hatırlatıyor.




