PJAK Basın Üyesi Hêmin Alan, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sonucu başlayan savaş sonrası gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. İran’daki Kürtler içim özgürlüğün stratejik ve toplumsal bir zorunluluk olarak ortaya çıktığına dikkat çekilen açıklamada, “Kürt halkının deneyimi, baskı, ayrımcılık ve sistematik yoksunlukların hem bireysel hem de toplumsal yaşamı sınırladığını ve toplumun bağımsız karar alma alanını daralttığını göstermektedir. PJAK, “Jin, jiyan, azadî” felsefesini vurgulayarak bu sınırlamaları sorgulamayı ve özgürlüğe giden yolu kapsamlı bir süreç olarak tanımlamayı amaçlamaktadır. Bu mantık; gerçek koşulların analizi, tarihsel direniş deneyimi ve felsefi bakışın birleşiminden oluşur ve gerçek özgürlüğün eğitim, toplumsal örgütlenme, kadınların aktif katılımı ve sürekli savunma kapasitesi olmadan mümkün olmadığını ortaya koyar” denildi.
Özgürlüğün sütunu: Jin, Jiyan, Azadi
PJAK’ın özgürlük mantığının temel sütunlarından birinin “Jin, jiyan, azadî” felsefesi olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu felsefe yalnızca düşünsel bir temel değil, aynı zamanda örgütün tüm toplumsal ve siyasal faaliyetleri için pratik bir çerçeve olarak kullanılmaktadır. Kürtlerin tarihsel ve toplumsal deneyimi, kadınların baskı altına alınmasının her zaman toplumun genel baskı altına alınmasıyla eş zamanlı gerçekleştiğini göstermektedir. Bu nedenle, cinsiyet eşitliği sağlanmadan gerçek özgürlük düşünülemez. PJAK, kadınlara yönelik eğitim programları oluşturarak, liderlik ve karar alma süreçlerine katılım imkânları sağlayarak ve toplumsal faaliyetleri teşvik ederek özgürlüğün hem bireysel hem de kolektif bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu süreç, kadınların özgür ve aktif olmadığı bir toplumun özgür ve demokratik olamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, PJAK’taki özgürlük mantığının soyut bir fikir değil, gerçekleşmesi için tüm araç ve kapasitenin uyum içinde çalışmasını gerektiren pratik ve uzun vadeli bir proje olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verdi.
‘Tarihsel, siyasal ve toplumsal koşullar doğru anlaşılmalı’
PJAK’ın faaliyetini askeri bir araç olarak değil, daha geniş bir toplumsal ve psikolojik stratejinin parçası olarak değerlendirdiğine dikkat çekilen açıklamada şunları kaydedildi: “Bir diğer önemli nokta ise savunma kapasitesi ve gerilla faaliyetinin önemidir. PJAK bunu yalnızca askeri bir araç olarak değil, daha geniş bir toplumsal ve psikolojik stratejinin parçası olarak değerlendirmektedir. Gerilla faaliyeti, toplumun direniş ve eğitim alanlarını korumasına ve kültürel ile eğitsel projelerini baskıya karşı savunmasına olanak tanır. PJAK’ın özgürlük mantığı, kendini savunma imkânı olmayan bir özgürlüğün kırılgan ve istikrarsız olacağı düşüncesine dayanır. Bu bakış açısı, özgürlüğün soyut bir hak değil, toplumu korumak için pratik ve örgütlü araçlar gerektiren bir kazanım olduğunu gösterir. PJAK’ın özgürlük mantığının etkisi yalnızca Doğu Kürdistan sınırlarıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda PJAK, toplumsal ve siyasal eğitim ile bilinçlenmeye özel önem vermektedir. PJAK’a göre özgürlük yalnızca silahlı mücadeleyle elde edilmez; tarihsel, siyasal ve toplumsal koşulların doğru anlaşılması için eğitim bir ön koşuldur.”
‘Katılımcı demokrasi ve öz-yönetim vurgusu’
PJAK’taki özgürlük mantığı; bireyleri ve toplumu edilgenlikten ve dayatılan baskıdan çıkararak dönüştürmeyi amaçladığı dile getirilen açıklamada, şöyle devam etti: “Bu bilinç, bireyleri bağımsız kararlar almaya ve toplumsal yaşama aktif katılım göstermeye güçlendirir. Bu açıdan bakıldığında, PJAK’taki özgürlük mantığı; bireyleri ve toplumu edilgenlikten ve dayatılan baskıdan çıkararak dönüştürmeyi amaçlayan, kültürel, toplumsal ve siyasal değişimleri kapsayan uzun vadeli ve çok katmanlı bir süreçtir. Toplumsal düzeyde PJAK, öz-yönetim ve katılımcı demokrasinin önemini vurgular. Tarihsel deneyimler, merkeziyetçi güç yapılarının hükümetler ya da liderler değişse bile gerçek özgürlük ve adaleti garanti edemediğini göstermiştir. PJAK, yerel karar alma ağları oluşturarak, ekonomik ve sosyal konularda halkın doğrudan katılımını teşvik ederek ve bireysel ile kolektif haklara saygı göstererek, gerçek özgürlüğün ancak katılımcı ve öz-yönetim temelli alanların oluşturulmasıyla mümkün olduğunu ortaya koyar. Bu yaklaşım, toplumun dış baskılara karşı dirençli kalmasını ve bireysel ile kolektif yaratıcılığın ortak yarar doğrultusunda kullanılmasını sağlar” diye konuştu.
Rojhilat’ta özgürlüğün gerçekleşmesi önündeki zorluklar geniş ve karmaşık olduğuna dikkat çekilen açıklaada, şu ifadelere yer verildi: “Güvenlik ve askeri baskılar, siyasal baskı, ekonomik kısıtlamalar ve bölgesel karmaşıklıklar bu sürecin önündeki başlıca engellerdir. Buna rağmen PJAK, aktif savunma, toplumsal ve siyasal eğitim, katılımcı demokrasinin teşviki ve kadınların güçlendirilmesini içeren çok boyutlu bir stratejiyle bu zorlukları fırsata dönüştürmeye çalışmaktadır. Bu model, özgürlüğün yalnızca içsel bir hak değil, aynı zamanda farklı koşullarda adalet ve demokrasi için alternatif modeller sunabilecek toplumsal bir proje olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda PJAK, tarihsel direniş deneyimini, siyasal ve toplumsal koşulların doğru analizini ve pratik örgütlenmeyi birleştirerek, özgürlük mantığının hayata geçirilmesine dair bir örnek sunmakta ve bunun diğer baskı altındaki toplumlar için stratejik bir model olarak incelenebileceğini göstermektedir. Tarihsel açıdan bakıldığında, PJAK’ın özgürlük mantığı Doğu Kürdistan’da yüzyıllardır süren baskı, ayrımcılık ve yoksunluklara verilen bir yanıttır. Bu mantık, direnişin yalnızca baskıcı güçlerle mücadele olmadığını; aynı zamanda toplumu yeniden inşa etme ve özgürlük, eşitlik ve adaletin gerçek anlamda sağlanabileceği koşulları yaratma süreci olduğunu ortaya koyar. Gerilla mücadelesi, toplumsal eğitim, katılımcı demokrasinin geliştirilmesi ve kadınların güçlendirilmesi, PJAK’ın özgürlüğü gerçekleştirmek için tasarladığı bütüncül sistemin parçalarıdır.”
PJAK ayrıca özgürlüğün doğrusal ya da kısa vadeli bir süreç olmadığını da gösterdiğine dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelerle son buldu: “Bu süreç, dış baskılar karşısında esneklik, yaratıcılık ve farklı yöntemleri birleştirme kapasitesi gerektirir. Deneyimler, silahlı mücadele, sivil faaliyetler, eğitim ve toplumsal katılımın birlikte yürütülmesinin bir hareketin sürdürülebilirliğini ve etkisini artırdığını göstermektedir. Bu nedenle PJAK’taki özgürlük mantığı yalnızca bir operasyonel program değil, aynı zamanda bireyleri ve toplumu sosyal ve siyasal karmaşıklıklarla başa çıkmaya hazırlayan bir düşünme ve analiz modelidir. Sonuç olarak, PJAK’ın özgürlük mantığı; birey ile toplum, özgürlük ile adalet, direniş ile öz-yönetim arasındaki ilişkiye dair derin bir anlayışı yansıtır. Bu mantık, aktif katılım, eğitim, savunma kapasitesi ve cinsiyet eşitliği olmadan özgürlüğün sürdürülebilir olmayacağını savunur. PJAK, bu unsurları bir araya getirerek Doğu Kürdistan’da özgürlüğün gerçekleştirilmesi için pratik ve ulaşılabilir bir yol sunmaktadır. Bu yol, diğer toplumsal ve siyasal hareketler için de bir model olabilir. Baskıların ve zorlukların devam ettiği koşullarda, PJAK’ın özgürlük mantığı özgürlüğün sürekli bir proje olduğunu; sürekli çaba, yaratıcılık ve toplumsal dayanışma gerektirdiğini ve ancak analiz, eylem ve eğitimin birleşimiyle mümkün olabileceğini hatırlatmaktadır.”




