Temel Yeterlilik Testi (TYT), Alan Yeterlilik Testi (AYT) ve Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavlarına az bir süre kala Ankara’da “Sınav Yolculuğunda Rehberlik Semineri” düzenlendi.
Seminere çok sayıda eğitim uzmanı, akademisyen ve doktor katıldı.
Kırıkkale Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kandemir, “Sınav Sürecinde Kendine Rehberlik: Ebeveynler ve Öğrencileri” başlıklı sunum yaptı. Özel eğitim alanında çalışan ve öğrenme güçlüğü ile dikkat eksikliği olan çocuklarla ilgilenen Dr. Selma Şarda ise “Sınava Üç Ay Kala: Kriz Yönetimi” başlıklı bölümde katılımcılara bilgi verdi. Seminere eğitim uzmanı Yılmaz Kılıçlı da katıldı.
Etkinliğin ardından uzmanlar ANKA Haber Ajansı’nın sorularını yanıtladı.
‘Planlı çalışma süreci verimi artırır’
Eğitimci Yılmaz Kılıçlı, sınav hazırlık sürecine ilişkin değerlendirmesinde, öğrencilerin iyi bir planlamayla daha verimli çalışabileceğini belirterek şunları söyledi:
“Biz velilerle ve öğrencilerle görüştüğümüzde iyi bir planlamayla, çalışmayla, bu işin daha düzenli, daha verimli olabileceğini ifade ediyoruz. Kalan süre içerisinde çocukların, haftalık çalışma programları, haftalık deneme sınavlarından sonraki süreçlerdeki analizleri, bunların bir uzman tarafından sürekli değerlendirilmesi ve her denemeden, her sınavdan sonra bu yanlışların tespit edilmesi ve yapılan yanlışların üzerine gidilerek, o konu eksiğinin giderilmesini istiyoruz.”
‘Deneme sınavlarında yapılan yanlışlardan korkmayın’
TYT ve AYT sınavlarına yaklaşık 70–75 gün kaldığını hatırlatan Kılıçlı, öğrencilerin konu eksiklerinin büyük ölçüde tamamlanması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti:
“Çocuklarımızdan şunu istiyoruz: Farklı yayınların farklı soru tarzlarını görmesi gerekiyor ki sınavda farklı soruyla karşılaştıklarında bunun sıkıntısını yaşamazsınlar. Yapamadıkları soruları, bizzat çözerek, yapamadıkları soruları sorarak, bu eksiklerini tamamlamaları gerekiyor.”
Kılıçlı, deneme sınavlarının öğrenciler üzerinde oluşturduğu kaygıya da dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yaşadığımız en büyük problemlerden birisi, deneme sınavlarından sonraki süreçte eğer ortalamaları çok düşük ise çocuklar, umutsuzluğa kapılıyorlar. Biz, onlara şunu söylüyoruz, ‘Bu deneme sınavlarında yapılan yanlışlardan korkmayın. Çünkü buradaki yanlışlar sizin doğruya ulaşmanızı sağlayan en önemli verilerdir’. Çocukları, bu noktada yüreklendirmemiz gerekiyor. ‘Yani yanlış yaptın, artık senden bu saatten sonra adam olmaz. Süre çok kısa, kazanamazsın’ modundan ziyade onları, olumlu bir dil kullanarak, yapıcı bir üslup kullanarak, bu süreçten sonraki yapılan çalışmaların daha verimli olduğunu, hedefe ulaşmada en doğru yöntem olduğunu iletmemiz gerekiyor.”
‘Stres düşman değil’
Kırıkkale Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kandemir ise stresin tamamen olumsuz bir unsur olmadığını belirterek, “Stres bizim düşmanımız değil” dedi.
Stresin düzeyinin önemli olduğunu vurgulayan Kandemir, şöyle konuştu:
“Sıfır düzeye yakın stres, zaten başarı için istediğimiz bir şey değil. Ama üst düzeyde onun üzerine puanladığımızda 10’a yakın stresi biz zaten riskli stres olarak kabul ediyoruz. Yoksa insanın belli bir oranda stres yaşıyor olması, çalışma motivasyonuna enerji katar.”
Kandemir, stresin doğru yönetildiğinde faydalı olabileceğini belirterek, “Dolayısıyla stresi, bir düşman gibi görmemek, önce biraz strese bir arkadaş gibi bakmak ama ne düzeyde yaşadığımızı da iyi biliyor olmamız gerek” ifadelerini kullandı.
‘Çocuğun stresi, evin stresi ile çok ilişkili’
Sınavlar gibi, son zamanlara doğru yaklaşmış performans odaklı işlerde, özellikle sağlık becerileri denilen beceri gruplarının ismi gibi yaşamak gerektiğini söyleyen Kandemir, şunları kaydetti:
Kandemir, sınav dönemlerinde yaşam düzeninin önemine dikkat çekerek uyku ve beslenmenin kritik olduğunu söyledi:
“Yani uyku sağlığımız stresle baş etmede çok önemli bir şeydir. Yani gece karanlık uykusu, erken uyku ve uzun soluklu uyku bizim için iyi olan bir şey. Diğer taraftan… kafein odaklı beslenmek, şeker odaklı beslenmek, karbonhidratlı beslenmek gibi beslenme tarzları, bizim stres faktörümüzü üst düzeyde yaşamamıza neden olabiliyor.”
Ailelerin tutumunun da belirleyici olduğunu vurgulayan Kandemir, “Dolayısıyla çocuğun ekolojik sistemi içerisindeki yetişkinlerin sakin kalması önemlidir” dedi.
Kandemir, “Çocuğun stresi, evin stresi ile çok ilişkili. Aile içerisinde yaşanan negatif duygu yoğunluğu, istenmeyen yaşantılar, eleştiri, aşağılama, geçmişi sürekli hatırlatma gibi davranış kalıpları da çocuğun stresini çok olumsuz etkiler. Oysa ailenin burada stresini yönetiyor olması, çocuğun stresini yönetiyor olmasına katkı sağlar. Eksikliklerin giderilmesi, geçmişe dönük bakıldığında eksik öğrenmelerin tamamlanması, öğrenme kayıplarının tamamlanması, aile içerisinde bir rutinin, bir düzenin oluşması, planın oluşması, çocuğun sınav gibi düzenli işiyle baş etmesinde oldukça işlevsel olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘Başarı beklentiyi doğru kurmakla ilgilidir’
Dr. Selma Şarda ise başarı kavramının yeniden düşünülmesi gerektiğini belirtti:
“Çünkü başarı dediğimiz şey, aldığımız sonucun beklediğimiz sonuçtan daha fazla olmasıdır ya da eşit olmasıdır. Bir şeye başarı dememiz için beklentiyi karşılaması gerekiyor.”
Ailelerin beklentilerini çocukların gerçekliğiyle uyumlu kurması gerektiğini vurgulayan Şarda, “Ailelerden özellikle istediğim şey, çocuklarının gerçekliğine göre bir beklenti oluşturmaları” dedi.
‘Çocuklara verilen mesajlar psikolojik etkiler yaratıyor’
LGS sınav tarihinin değişmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Şarda, bunun çocuklar üzerinde psikolojik etkiler yaratabileceğini söyledi:
“Aslında kalan süre olarak baktığımızda çok da değişen bir şey yok çocuklar için bir gün. Ama bunun psikolojik etkileri var çocukların üzerinde. Yani ‘Maç sizden daha önemli’ diye mesaj verdik çocuklara aslında.”
Şarda, değişikliğin çocuklarda değersizlik hissi yaratabileceğini belirterek, “Buradaki önemli olan şey de kendilerine verdiğimiz değersizlik hissi maalesef” dedi.




