Basın, yayın ve yazar meslek örgütleri; 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde açıklama yaptı. Açıklamada gazeteciliğin suç, gazetecilerin de suçlu olmadığı vurgulanarak tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.
Evrensel’de yer alan habere göre, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın-İş ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda “Gazetecilik suç değildir” mesajını öne çıkardı.
Toplantıda söz alan meslek örgütü temsilcileri, “67 gazetecinin öldürüldüğü bir ülkede gazetecilik yapıyoruz. Öldürülen meslektaşlarımızın anısına ve halkın haber alma hakkı için buradayız. Tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalıdır” dedi.
Açılış konuşmasını yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in ardından söz alan TGC Başkanı Vahap Munyar, basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel dayanaklarından biri olduğunu vurguladı.
Munyar, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaların yalnızca meslek grubunu değil, toplumun tamamını hedef aldığını belirterek, “Gazeteciye tanınan güvence, halkın haber alma hakkının güvencesidir” dedi.
Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin gazeteciler üzerinde baskı aracına dönüştüğünü ifade eden Munyar, somut delillere dayanmayan tutuklamaların hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi. Munyar, aralarında İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Bilal Özcan ve Alican Uludağ’ın da bulunduğu tutuklu 15 gazetecinin serbest bırakılmasını istedi.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş da konuşmasında, Osmanlı’dan günümüze basın üzerindeki baskıların sürekliliğine dikkat çekti.
Durmuş, “Bu topraklarda iktidarlar hiçbir dönemde basın ve ifade özgürlüğüne tam anlamıyla saygı duymadı” diyerek, 1909’da Hasan Fehmi’nin öldürülmesinden 1990’lı yıllardaki gazeteci cinayetlerine kadar uzanan süreci hatırlattı.
1980 darbesinin ardından gazetecilere yönelik baskıların “tavan yaptığını” belirten Durmuş, “Tutuklanan gazeteciler, kapatılan gazeteler, yakılan kitaplar… 1988’de Mevlüt Işık’ın öldürülmesiyle başlayan ve 1999’a kadar süren süreçte aralarında Çetin Emeç, Musa Anter, Namık Tarancı, Uğur Mumcu, Ferhat Tepe, Metin Göktepe ve Ahmet Taner Kışlalı’nın da bulunduğu 41 gazeteci öldürüldü” dedi.
Gazetecilerin kamu yararı için gerçekleri ortaya çıkardıkları için hedef haline geldiğini vurgulayan Durmuş, “Son olarak geçtiğimiz yıl belgeselci-gazeteci Hakan Tosun sokak çeteleri tarafından öldürüldü” ifadelerini kullandı.
Durmuş, “Haber yapan gazetecilere bu suçlamayla hızla soruşturmalar açılıyor. İsmail Arı ve Alican Uludağ örneklerinde olduğu gibi tutuklamalar yaşanıyor. Hukukun bağımsızlığını yitirdiği bir ülkede hangi habere ‘yanıltıcı bilgi’ denileceğini öngörmek mümkün değil” dedi. Aynı haber nedeniyle farklı yargı kararlarının verilebildiğine dikkat çeken Durmuş, “İsmail Arı örneğinde olduğu gibi, bir haberden beraat eden gazeteci daha sonra aynı haber gerekçe gösterilerek tutuklanabiliyor. Hem beraat hem tutuklama kararının çıkabildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Hala cezaevinde tutuklu bulunuyor. Memlekette basın özgürlüğünün durumu budur” diye konuştu.
Dayanışma çağrısı yapan Durmuş, “Bu baskı dönemleri tarih boyunca sona erdi. Önemli olan gazeteciliği bu süreçte ayakta tutabilmek” diye konuştu.
Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Başkanı Kenan Kocatürk ise ifade ve yayınlama özgürlüğünün yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da baskı altında olduğunu söyledi.
Kocatürk, “Gazetecilere, yazarlara ve yayıncılara yönelik baskılar tüm topluma zarar verir. Yazma ve haber yapma özgürlüğünün önündeki engeller, halkın haber alma hakkının da önündeki engellerdir” dedi.
Yayıncılar olarak ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Kocatürk, bu alandaki yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Yazarlar Sendikası 2. Başkanı Mustafa Köz, konuşmasında özgürlük ve gerçeğin bastırılamayacağını vurgulayarak, “Gerçek asla yok edilemez. İktidarlar uzun süredir gerçeği bastırmaya çalışıyor ama bu mümkün değil” dedi.
Köz, gazeteci cinayetlerinin cezasızlıkla karşı karşıya kaldığını belirterek, son olarak belgeselci Hakan Tosun’un öldürülmesini hatırlattı.
PEN Yazarlar Derneği 2. Başkanı Hakkı Zariç, gazetecilere yönelik baskıların yalnızca meslek mensuplarını değil, okurları da etkilediğini belirtti.
Zariç, “Gazeteciler susturuldukça toplumun haber alma hakkı da ortadan kaldırılıyor. Bu yalnızca gazetecilerin değil, okurların da cezalandırılmasıdır” dedi.
DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu ise son bir aya ilişkin verileri paylaşarak, mart ayında gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve erişim engellerinin sürdüğünü aktardı.
Dedeoğlu, gazetecilerin haber takibinin dahi engellendiğini belirterek, “Bu artık istisna değil, süreklilik kazanan bir uygulama haline geldi” dedi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği temsilcisi Tevfik Kızgınkaya da gazetecilere yönelik baskıların siyasi sorumluluğuna işaret ederek, özgür ve bağımsız basın olmadan demokrasiden söz edilemeyeceğini vurguladı.
Kızgınkaya, sözlerine “Gazetecilik suç değildir, gazeteciler suçlu değildir” vurgusuyla ve tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması çağrısıyla sona verdi.




