Özgür Özel: Erdoğan seçimden kaçacak

Özel, anayasanın ara seçimi açıkça emrettiğini belirterek, geçmişteki siyasi liderlerin “sandıktan asla kaçmadığını” söyledi. Özel, “Erdoğan seçimden kaçacak. Bu ara seçim ya yapılacak ya da korkaklar tarihe yazılacak” dedi.

Özgür Özel: Erdoğan seçimden kaçacak
Özgür Özel: Erdoğan seçimden kaçacak
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Nisan 2026 15:29

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın Kosova maçını izlemek üzere bu ülkeye gideceğini ancak Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon nedeniyle bu ziyareti ertelediğini belirterek, şunları kaydetti:

“Maalesef devamında da bu dönemdeki hiçbir sorunu olmayan beş yıl süreyle zaten sadece adaylık yapan ondan önceki ilçe belediye başkanlığı döneminde belediyede bir şey bulamayanlar 500 kişiyi dolandırmış, bir yalancı tanık iftiracının ifadelerine sadece dayanarak Mustafa Bozbey’e, ailesine haysiyet suikasti yaptılar. Dört günlük eziyetten sonra Mustafa Bozbey tutuklandı. Buradan fırsatçılıkla Bursalının vermediği yetkiyi Bursa’nın iradesine çökerek alıp, Bursa’nın belediye başkan vekilini kendilerinden belirleyecekler. Bursa’daki CHP belediyeciliğini kesintiye uğratıp kendi Bursa’nın illallah dediği, yıllardır yönettikleri, yüzde 30’ların altına düştükleri Bursa’da iki kişiden birinin seçtiği belediye başkanı yerine bir kuklayı, siyaset yoluyla, yargı yoluyla oraya konmuş birini koyup Bursa’nın iliğini kemiğini sömürmeye, israfa, ranta devam etmek isteyecekler. Ben hiçbir şey demiyorum. Diyeceğimi otobüsün üstünde söyledim. Bundan sonra sözü yakaladığı ilk sandıkta Bursalılar söyleyecek.”

‘Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur’

“Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur ama çalışma konusunda en ufak bir ataletimiz ya da mazeretimiz yoktur. Belediye başkanlarımız kendi görev alanlarında bütün o silkelemelere paranın yüzde 40’ının kesilmesine, kendinden önceki AKP’nin SGK’ya vergi dairesine taktığı borcun faizle ödenmelerine rağmen çalışmaya devam ediyorlar.

İlk ara kararla 18 masumun nihayet tutuksuz yargılama kararının alındığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi duruşmasının ilk dönemine göz atarak başlamak istiyorum. 19 Mart darbesinin üzerinden 384 gün geçti. Bir hırs uğruna 384 gündür kimsenin kazanmadığı 86 milyonun kaybettiği bir süreci yaşıyoruz. 384 gündür milletin huzuru da refahı da feda ediliyor. İddianameyi sekiz ay bekledik. Sekiz ay sonunda çıktı. Yargılamalar bir yıl sonunda başladı ve henüz 17’nci celsedeyiz.”

‘Bizim özgüvenimizin doğru olduğu Erdoğan’ın yanılttığı ortaya çıktı’

103 eylemdir gidiyoruz, İstanbul’un 39 ilçesinde seçmenin gözünün içine baka baka, Türkiye’nin her tarafında çıktığımız eylem toplantılarında il mitinglerinde milletin gözünün içine baka baka, öyle CHP’nin kalelerinde falan değil. Vallahi sonuçta bizim özgüvenimizin doğru olduğu Erdoğan’ın yanılttığı ortaya çıktı. Bir yanılttığı da Sayın Bahçeli’ydi. Sayın Bahçeli o kadar kuvvetli iddiaları görünce, biz yok öyle şey dedikçe, o savcıya güvendi, Erdoğan’a güvendi. Biz canlı yayın talep ediyoruz dedik, yapılsın dedi. Erdoğan’a sordular o da savcıya güvendi, münasiptir dedi. Yargılama başladı. Bırakın canlı yayınlanmayı, gazetecileri bir de şöyle arka kutuda, köşede kibrit kutusu gibi bir yere sıkıştırıyorlar. Aileler bir başka yerde ‘Aman içeride ne oluyorsa duyulmasın.’ Ne oluyor biliyor musunuz? İçeride işin bir insani boyutu var. Gözaltına alındığı, tutuklandığı gün, annesinin karnına emanet evladının baba dediğini duyuyor orada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin masum bürokratları. Ne oluyor biliyor musunuz? Çete deyip hepsi birlikte örgüt deyip dağıtılan Türkiye’nin dört bir yanına kadınlar geliyorlar ve orada birbirlerini tanıyorlar, birbirlerine sarılıyorlar. Türkiye’nin en büyük suç örgütü gibi anlatılan şeyde profesyonel olarak işe alınmış kişilerin birbirleriyle liyakat esaslı profesyonellik esaslı çalıştıkları çoğu zaman yüz yüze bile gelmedikleri birçoğunun birbirini tanımadıkları ortaya çıktı.”

‘Tüm siyasi partiler mahkemeye gelmeli’

“Neler oluyor biliyor musunuz? ‘Böyle demişsin.’ ‘Dedim.’ ‘Nerde gördün?’ ‘Görmedim.’ ‘Nerden bildin?’ ‘Duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Orasını da unuttum.’ Böyle bir yargılama oluyor. Bütün bu süreçler böyle gidiyor. Diyor ki örneğin Sayın Kapki ‘Savcının tahliye taahhüdüne kandım.’ Yani diyor ki bu ifade doğru bir ifade değil, gerçekleri anlatamadım. ‘Bana şöyle dersen salacağım dedi, tahliye taahüdüne kandım, bu iftiranameye, bu ifadeye o yüzden imza attım. Şimdi geri çekiyorum’ diyor. Mesela o yargılamalarda biz şeyleri duyacaktık güya bunlara ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü. O ihaleyi buna ver demiş. Bu ihaleyi buna ver demiş.’ Bunları duymuyoruz da savcının ‘Bak evladına kavuşacaksan, bunu imzalayacaksın. Yoksa Anadolu’nun bir yakasını boylayacaksın’ diye tehdit ettiği kadınların onurlu mücadelelerini ve onu orada nasıl sürdürdüklerini görüyoruz. Bir de bazı itirafçıların kiminin göze bakamadığını, kiminin vazcaydığını, kiminin vazcaymak üzere sırasını beklediğini ama hemen hepsinin bu meselenin nasıl bir kumpas olduğuyla ilgili puzzle parçalarını birleştirdiğini görüyoruz. Bu konuda en ufak şüphesi olan birisi varsa mahkemeye gitmeli ya da mahkemeyle ilgili haber veren gazetecilerin verebildiği kadarını mutlaka izlemeli. Hele hele siyasi partiler, sağ olsun çok muhalefet partilerinden geliyorlar, izliyorlar. Tüm siyasi partiler gelmeli. Hatta bir özgüven varsa AK Parti’nin biz yıllarca geçmişte darbe davası oluyor devlete karşı dediler, gittik dinledik kumpas olduğunu ilk biz yazdık. Mesela ‘Milli ordumuza kumpas kuruldu’ ifadesindeki kumpası tarihe CHP cezaevi komisyonunun Balyoz kumpası tanımlaması yerleştirmiştir. Erdoğan sonrasında beni de kandırmışlar deyip, milli orduya kumpas kurdular deyip oraya gelmiştir. AK Parti’de MHP’de bir grup milletvekili, milletvekillerine açık, gitsinler, izlesinler. Gördüklerini, duyduklarını önce kendi vicdanlarına sonra eşine, dostuna partisine anlatsınlar.”

‘Seçilmiş belediye başkanlarını F tipi cezaevine koyuyorlar’ 

“Kuyu tipi cezaevine konulanlar var. Orada kalacak kişi ki insan hakları açısından hepsi değerlendirilir, altı kez ağırlaştırılmış müebbet almış hükümlünün duracağı yere, iddianamesi yazılmamış arkadaşımızı koyuyorlar. Böyle bir düzen var.

F tipi cezaevi, olacak iş değil. Seçilmiş belediye başkanlarını koyuyorlar. Bir gün çıkıp şikâyet etmediler. Neden? Dediler ki ‘Bu bir siyasi mücadele, en sertini vereceğiz.’ Ama kardeşim, olacak iş mi ya? Yargılama yapıyorsun, öğle yemeği yok. Yargılama yapıyorsun, su aksıyor ya, su aksıyor, su aksıyor.

Bu kadar zulmün, bu kadar nefretin, bu kadar kinin birikmesine sebep ne? Sebep ne? İstanbul’a Kanal İstanbul’u yaptırmadık diye aç bırakılmayı ya da ‘Sen yıllardır büyük bir israf rejimi kurdun, AK Partililer illallah dedi’ diye iyi yönettiğimiz Beylikdüzü’nden İBB’ye gitmiş olmamız, iptal edilen seçimlerde seni farkla yenmiş olmamızın cezası katıksız yargılanma olabilir mi ya?

Su aksar mı su? Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Silivri’deki yargılamasında susuz bırakarak yargılama nasıl yapılabilir ya? Her gün var bu mahkeme, bir gün değil. Sık dişini, git dayan değil. Her gün oluyor bu mahkeme, her gün gidiyor arkadaşlar haftada dört gün.”

‘İnsan gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını’ 

“O yüzden buradan, kini gözünü bürümüş, aldığı talimatla Cumhuriyet Halk Partisi’nin değil, milletin iradesi üzerine yürümüş o türbün küçüğüne sesleniyorum: Yaptığın görev, geçmişte yaptığın haysiyet cellatlığının üstüne mum dikme görevi değildir. Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını, insan gibi yapacaksın.

O Adalet Bakanına söylüyorum: Silivri’deki mahkemede yargılanan herkesin huzuru, güveni, ona karşı saygılı bir dil kullanılması, içeceği su, yiyeceği yemek; devlette üstlendiğin, o hasbelkader görev gereği sana emanettir. Onların göreceği muamele, bu meclisin komisyonuna geldiğin gün göreceğin muameleyi belirleyecektir. Hadi bakalım!

Türkiye’de, rejimin tehdit gördüğü maalesef herkes tutuklu. En adını bildiğinizden, isimsiz kahramanlara kadar. 2026 yılında Türkiye’yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine, tutuk merkezine çevirdiler.

Ekrem İmamoğlu da, belediye başkanlarımız, seçilmiş siyasetçiler, kıymetli bürokratlar da tutuklu. HDP’nin önceki eş genel başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ tutuklu. Türkiye’ye sandık kurup, oyla katılmaya karar vermiş Hatay’ın -yani Hatay’daki ilk oy, Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararının oyudur- bu oyları kullanmış, demokrasiye inanmış, pırıl pırıl, hangi görüşten olursa olsun Hataylıların iradesiyle, son kullandıkları oyla yolladıkları milletvekili Can Atalay tutuklu.

Avukatlar; Selçuk Kozağaçlı’dan Mehmet Pehlivan’a kadar avukatlar tutuklu. İşçi haklarını savunan sendikacı Mehmet Türkmen tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp ve 17 gazeteci tutuklu Türkiye’de. Köyünü, doğasını, zeytin ağaçlarını savunan İkizköylü Esra… O İkizköy’ün kadın muhtarının ninesinden miras ağaçlarına sahip çıkan Esra Işık tutuklu.”

‘Orduluların mücadelesini selmalıyoruz’ 

“Şimdi burada, Ordu’dan; Ordu’nun yüzde 75’i, Giresun’un yüzde 85’ine madenciliğe açılmışken, bu hafta 18 ihaleyle birlikte Ordu’nun ormanlarını, Ordu’nun derelerini katletmeye niyetleniyorlar. Buna direnen Orduluların mücadelesini selamlıyoruz hep birlikte.

Yine grupta Varto, Varto Ekoloji Platformu var. Jeotermal enerjiye karşı büyük bir orada çevre katliamı planlıyorlar. Bunu en iyi Aydınlılar bilir.

Bu jeotermali Aydınlılar bilir, geldiler Aydın ovasına jeotermalleri yaptılar. Aydın’ın güzelim incirini ballık hastalığıyla, türlü hastalıklarla tanıştırdılar. Çok ağır bir bedel ödendi. Manisa Alaşehir’de üzüm bağlarının canını okudular, o broğu ayrı dert, hastalıklar ayrı dert. Ama mesela Sarıgöl büyük bir mücadele verdi ve korudu kendini. Şimdi de Varto’da jeotermalin yaratacağı doğa tahribatına karşı mücadele ediyor Vartolular ve grubumuza gelmişler. Kendilerini selamlıyoruz, mücadelelerinin arkasındayız.”

‘Kooperatifçilik suç değildir, hiç olmadı’ 

“İzmir’de, biliyorsunuz üç kıymetli arkadaşımız; Tunç Soyer, Şenol Aslanoğlu ve Heval Savaş Kaya tutuklular şu anda. Ama yedeklemeden tutuklular. Niye? İlk başta o büyük İzmir operasyonu dedikleri operasyonda, ‘efendim siz kooperatif kurmak yoluyla dolandırıcılığa giriştiniz’. 100’den fazla kişiyi gözaltına aldılar. Önce 104 kişiyi tutukladılar. Hızla iddianame yazıldı, 50’ye düştü, 8’e düştü, 3’e düştü ve orada şu ortaya çıktı: Arkadaşımız büyük bir özgüvenle anlattı; biz İzmir’de kentsel dönüşüme ihtiyaç var depremden sonra. Bir formül olarak müteahhit sistemini değil, çünkü müteahhit kar ediyor orada, müteahhit bedava yapar mı? Kooperatif sistemini öne alarak doğru bir model olduğunu düşündüğümüz bu yöntemle kentsel dönüşüm yapmak için kooperatifleri kurduk, kurulmasına öncülük ettik. Bunda Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçmiş dönemde siyasi kararlılığı da vardır ve doğrudur. Çünkü kooperatif kurmak, kurdurmak, kooperatifçilik suç değildir, hiç olmadı, aksine çok doğru yöntemdir.

Ama o süreçlerde ne pandemi kaldı, ne ekonomik kriz kaldı ve hepiniz biliyorsunuz Türkiye’de inşaat maliyetleri birken ona katlandı. Birçok özel müteahhit de durdu, battı ya da yeni anlaşmalar yaptı. Kooperatiflerden toplanan 600 lirayla 3 milyon liraya, 4 milyon liraya, 5 milyon liraya çıkmış daireler bitirilemedi ve durmuştu. Bundan dolayı da İzmir’de bir tepki vardı. Ben milletvekili olduğum günden beri Esenyurt’un konut mağdurları 10 bin kişi bu meclistedir. Sorarsın niye hep bize geliyorsunuz? AK Partililere talimat verilmiş onları dinlemeyin. Esenyurt belediye başkanı zamanında, AK Parti belediye başkanı video çekiyorlar, sosyal medyaya düşüyor, o yüzden konut mağdurlarını dinlemez AK Partililer. İzmir’de dinleyecekleri tuttu, onlarla bir eylem yapacakları, onlara kamyon, otobüs tutacakları tuttu. Biz de gittik, hepsini gördük, dinledik, arkadaşlarımızın suç işlemediğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de bu sorunu çözmesinin boynumuzun borcu olduğunu söyledik.”

“Arkadaşlar, değerli misafirlerimiz, Meslek Fabrikası’nda ne var biliyor musunuz? Bu Meslek Fabrikası Atatürk tarafından Atatürk’ün imzasıyla İzmir Belediyesi’ne bırakılmış vaktiyle. Metruk kalmış yıllarca. Sayın Aziz Kocaoğlu bunu görmüş, demiş ki biz bunu alalım ve topluma kazandıralım. Demişler ki; “Tapusunda bir vakıf şerhi var.” Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yazmış, “tamamen bizim olması açısından ne istersiniz?” demiş. O zaman Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tutar belirlemiş, o tutar ödenmiş. İşte o zamanın parası 1 milyar bilmem kaç milyon falan. Tapu alınmış. Üstüne muhteşem bir restorasyon yapılmış ve o dönem başlatılıyor. Tunç Soyer aynen veya güçlendirerek devam ediyor, Cemil Tugay da yeni bölümler ekliyor. O gün bugündür 10 yılı aşkın zamandır “Meslek Fabrikası”nda -adı Meslek Fabrikası- 5800 kurs açılmış, 145 bin kursiyer meslek sahibi yapılmış arkadaşlar. Bu bina buna kullanılıyor. Dün polis girdiğinde de içeride kursiyerler var. Örneğin, içerideki kursiyerlerden yeni bitmiş, yenileri var, “Dijital Gençlik Merkezi” açılmış oraya. Şubat 2025’ten bugüne 14 ayda 385 genç yeni dijital becerileri geliştirildiği için istihdam edilmiş çeşitli şirketlerde. Buraya saldırıyorlar, burayı alıyorlar.”

’19 Mart’ta o rezervleri yakmasaydık fiyat artışlarını dizginliyor olabilirdik’ 

“Değerli arkadaşlar, adaletsizliklerin, kumpasların, krizlerin faturası hep milletin sırtında. İran Savaşı’na en hazırlıksız yakalanan ülke maalesef Türkiye oldu. Çok net ortada, kimsenin de bir itirazı yok. Çünkü Türkiye ikide bir rezervleri yakıyor, sonra yoksullaşma pahasına, yoksulların sırtına yük bindirme pahasına ve büyük gelir transferleri pahasına bu rezervleri yerine koymaya çalışıyor. 128 milyar dolarda da öyle olmuştu, geçen sene 60 milyar dolara mal olan İBB operasyonundan sonra da öyle oldu. Öyle olunca faizler düşerken düşemez oldu. Enflasyon inecekken inemez oldu. Maalesef İran Savaşı geldiğinde de, geçen sene 19 Mart’a harcanan rezervler, yerine çok pahalıya konduğu için manevra alanı, müdahale alanı olmaz oldu. Elimiz, kolumuz bağlı şekilde yakalandık. Öyle bir noktadayız ki, öyle bir noktadayız ki, biz Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’ni hızla davet ettik. “Öneriler söyleyin” dedik. Dün DEM Parti’ye, bundan sonra da ziyaret edeceğimiz tüm partilere hem acil eylem planımızı hem yapısal reform önerilerimizi hem de kalıcı olarak özellikle enerji ve ulaşım ağları üzerinden yeni önerilerimizi dile getiriyoruz, anlatıyoruz. Ama bir yandan da dediğimizi dinlemeyenler, sonradan dinleyenler, azını yapanların yarattığı bir durum var. Biz geçen sene 19 Mart’ta o rezervleri yakmasaydık, şimdi tıkır tıkır tedbirler ilan edip ve fiyat artışlarını dizginliyor olabilirdik.”

‘Bütün ümit bugün bir ateşkes olursa fiyatlar dönerse bu işi kurtabiliriz’ 

İlk başta petrol fiyatları fırlayınca dedik ki, ‘amana pompaya yansıtmayın.’ Son gece durdular. ‘Eşel mobil yapın’ dedik yani ‘ÖTV’den karşılayın’, dörtte üçünü yaptılar. ÖTV bitti, ‘amana KDV’den karşılayın, yansıtmayın’ dedik. Onu geçen hafta yansıttılar, yine dünya kadar zam yaptılar. Dünkü zammı rafineriye, taşıyıcıya yaptılar, pompaya yapmadılar. Ne yapacakları bekleniyor. Bütün ümit bugün bir ateşkes olursa, fiyatlar dönerse bu işi kurtarırız. Olmazsa yandı gülüm keten helva, 7 lira, 10 lira zamlar gidecek. Dinlemedikleri için oluyor. Ve hazır tutmadıkları için ekonomiyi…

Bakın ne oluyor: Akaryakıt artışından önce, sonra… Dün doğrudan 3 büyükşehirdeki hallerle arkadaşlarımızın yerinde doğrudan kurdukları temas sonucunda. Domatesin kilosu… Akaryakıt artışından önce 65 lira, şimdi 125 lira, halde. Pazarda 75’ten 180’e çıkmış. Haldeki artış %93 olunca pazarda da %140 olmuş. Bunu anlatıyordum işte geçen hafta. Sen akaryakıttan ÖTV’yi alma, vergiyi alma şimdilik zarar et, düzelene kadar. Gelen zamlardan sakın yoksa kartopu gibi büyür, iğneden ipliğe gider. Geçen hafta dedim ‘domatese yansıyacak’ diye. Sivri biber dedim. Hal fiyatı 40 liradan 120 liraya çıkmış. Hafif ya, hafif olunca taşıma maliyeti acayip biniyor üstüne, ağır bir şeyde daha düşük oluyor. 87 lirayken 200 lira olmuş sivri biber. Salatalık 30 liradan 55 liraya çıkmış. Halde %83 artınca, pazarda %100 artmış. Patlıcanın kilosu 55 liradan 90 liraya çıkmış. Pazarda 88 iken 150’ye çıkmış. Ve tane ile satış zaten başlamıştı, tane domates 26 lira, sivri biber 6 lira, hıyarın tanesi 20 lira, patlıcanın tanesi 30 lira.

‘Suriye’deki, İran’daki, Irak’taki Kürtleri de kardemişimiz, akrabamız biliyoruz’

“Değerli arkadaşlar, partimize yönelik tüm saldırılara rağmen bu ülke için iyi olan her sürecin yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. Tarihsel bir tutarlılık içinde Türkiye’nin iç barışını savunuyoruz. Silahlar sussun, terör bitsin, barış gelsin, kardeşlik gelsin istiyoruz. Sadece Türkiye’deki değil; Suriye’deki, İran’daki, Irak’taki Kürtleri de kardeşimiz, akrabamız biliyoruz. Türkiye’deki Kürtler kardeşimizdir. Onun kardeşi, akrabası, sana da akrabadır. Ne Suriye’de, ne İran’da, ne Irak’taki Kürtlere ne savaş, ne zulüm asla temenni etmiyoruz. Bu konuda doğru, kararlı, o ülkelerin toprak bütünlüklerini savunan, o ülkedeki Kürtlerin de o ülkede en iyi şartlarda yaşamasını savunan bir noktadan meseleye hep baktık, bundan sonra da bakmaya devam ediyoruz.

Süreç değerlendirmesi 

Cumhuriyet Halk Partisi, meclisteki komisyona girerken korkanlara “Girdiğimiz değil, girmediğimiz komisyondan, olduğumuz değil, olmadığımız masalardan korkun” dedik. Süreç bizi haklı çıkardı, çok önemli görev yaptı 11 arkadaşımız orada. Ve ilk gün ne dediysek… Yani bu süreç başladığında da şehit aileleriyle iftarda “Bize güvenin, sizin gözünüzün içine bakamayacak bir şey olmayacak” dedik. Süreç tamamlandı, komisyon raporu tamamlandı, aynı iftarda aynı memnuniyetleri duyduk, aynı özgüvenle konuştuk.

Ama aradan bir yıl geçti. Bir rapor yazıldı, altına herkes imza attı. Ve o sürecin, o raporun teminatı Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş Bey. 5., 6. ve 7. kısımlar, yani “Terörsüz Türkiye” ve “Demokratik Türkiye” kısımları. Buralarda herhangi bir adım atılmadığı gibi… Halen daha bugün nihayet pek çoğunun tutukluluğu bitti ama bir yıl boşu boşuna tutuldular. Emrah Şahan aynı dosyadan tutukluydu, yedeklenerek tutuldu. Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan ‘kent uzlaşısı’ soruşturmaları devam ediyor. Türkiye’de 13 belediyede kayyum var, belediye başkanları terör soruşturması geçirdi diye. 3’ü CHP’li; Ovacık, Şişli, Esenyurt. 10’u DEM’li, 13 belediyede kayyum var. Ahmet Özer göreve dönecekti, dönemiyor. Selahattin Demirtaş’tan Figen Yüksekdağ’a kadar birçok siyasetçi hapiste tutuluyor. Bu pazar seçim olsa Cumhurbaşkanı olacak olan Ekrem İmamoğlu 1 yıldır haksız yere hapiste tutuluyor (Not: Hatip burada muhtemelen bir dil sürçmesi yaşıyor ancak ses kaydında bu şekilde ifade etmektedir). Her gün bir seçilmiş belediye başkanımıza operasyon yapılıyor.

Ve işin en kötüsü, tutuksuz yargılama esastır bu kadar netken, tutuksuz yargılamanın düşmanı Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor. Anayasa Mahkemesi kararı herkesi bağlayıcıdır derken, bu karara uymamanın mimarı Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor. Ve bütün bu süreçlerde Adalet Bakanlığı demokratikleşmeyle ilgili bu süreçlerde mevcut uygulamaları hukuka uygun yapsa sorunun yüzde 60’ı çözülecekken o olmadığı gibi, adalet reformu konuşuluyor veya yargıyla ilgili bir şeyler konuşuluyor, adam diyor ki; “Hazırlığı yaptık, Saray’a yolladık, Külliye’ye. Oradan gelene göre Meclis’e yollayacağız.”

‘Siyasi etik yasası önemlidir’

“Siyasi Etik Yasası’nı dün Sayın Tuncer Bakırhan’la, sayın eş genel başkanlarla paylaştım. Kendileri bu konuda kendilerinin de çok önemli çalışmaları olduğunu, ayrıca CHP’nin 8 yıldır Siyasi Etik Yasası’nı (ben 8 yıl boyunca bu kanun teklifinin verilmesine ve mecliste ya oylanmasına ya gündeme gelmesine katkı sağlamış bir grup başkanvekiliydim, haklarını teslim edelim) DEM grubu her seferinde Siyasi Etik Yasası için en kararlı duruşu gösterdi. İYİ Parti’nin geçmiş dönemlerdeki tutumu bu konuda çok netti. Gelecek Yol grubunun bu konuda tüm bileşenleri önemli. Bilhassa Sayın Davutoğlu’nun Başbakanlığında Siyasi Etik Yasası’nı geçirmek istediğinde ‘Görev yapacak il ilçe başkanı bulamayız’ uyarısı aldığını hatırlayalım. ‘Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim’ dediğinde siyaseten bunu kendi başıyla ödediğini, AK Parti’nin bir anda onu görevden Erdoğan’ın bir talimatıyla uzaklaştırıp yerine Binali Yıldırım’ın getirildiğini hatırlayalım.

O açıdan bu Siyasi Etik Yasası önemlidir. Bugün Tuncer Bakırhan bu konuda hem tam destek hem bir çağrı yaptı. Dün ben de ifade ettim bir daha söylüyorum; ben ve bütün siyasi partilerin genel başkanlarından başlayarak, ne Cumhurbaşkanı ne Bakan ayırmadan, üst düzey bürokratları bir kenara bırakmadan bir Siyasi Etik Yasası’yla siyasetin finansmanı, siyasetçilerin açık mal varlıkları ve açıkça söylüyorum mal varlığımızı nasıl edindiğimizin ispatına kadar iddialı bir Siyasi Etik Yasası’nı öneriyoruz. Ve önüne gelene ‘hırsız’, ‘yolsuz’ deyip 18 tane tapunun ID numarası ortadayken… Murat Kurum bunu 18.ye söylüyorum; desene o ID’lerin bakıldığında o malın mülkün bir dönem ya da hala Akın Gürlek’in elinde aktif ya da satılmış pasif olarak göründüğünü görmüyoruz de de bir duyayım be adam, bir duyayım bir duyayım!

O tapu ID’leri açıkça oradadır. O mallar Akın Gürlek tarafından alınmıştır, halen daha şimdi ispata muhtaç yeni yeni 90 milyonluk, 80 milyonluk projeler, ailenin diğer üyelerinin üzerine kayıtlı yazlıklar, kışlıklar, çok katlılar, tek katlılar gelmektedir. Görülmemiş bir işle karşı karşıyayız, üzerine gitmeye devam edeceğiz. Her türlü haysiyet suikastına karşı, her türlü… Takvim gazetesi utanmadan 83 yaşındaki babamı yapay zekaya çizdirip oradan babama kadar saldıracak kadar… Gerçi bir tane de destekçi bulamadı, rezil etti bütün o yazıyı o paylaşımı görenler. Baskıya giremediler baskıya ama Allah’ından bulacaklar.

Şimdi çok net olarak söylüyorum; en iddialı Siyasi Etik Yasası’nı çıkaralım, ortaya her şey saçılsın dökülsün. Eğer Ekrem İmamoğlu mal varlığında belediye yönetiminden sonra izah edemeyeceği bir kuruşu varsa, bir metrekare toprağı varsa Ekrem İmamoğlu bu ülkenin Cumhurbaşkanı adaylığına layık değildir. Mevcut Cumhurbaşkanı da yüzükle başladığı siyasette kendinin ve 1. derece, 2. derece yakınlarının Türkiye’de ve yurtdışında izah edemeyeceği bir kuruşu varsa o da bu vakitten sonra Cumhurbaşkanlığına layık değildir! Açık söylüyorum; Ekrem İmamoğlu’na da kendime de güveniyorum. Bakanına güvenen, kendine güvenen, mahdumuna güvenen çıksın karşımıza göreyim. Hodri meydan!

Son, son bir hususla bahsi kapatıyoruz. Zira biz bu süreçlerin tamamında bu kadar saldırı olunca dedik ki kardeşim böyle rejim olmaz. Sen birini seçeceksin, 5 yıl sonra her şeyi o seçecek her şeyi o yapacak hesap vermeyecek. Ne sözlü soru kalmış ne güvenoyu kalmış. Sen birini seçiyon, onun seçtiği Bakanı döneminde 78 kişi cayır cayır otelde yanıyor hesabını soramıyon. Yeni doğmuş bebekler küvezlerde ölüyor hesabını soramıyon. Her türlü yalan yanlış iş oluyor hesabını soramıyon. Bu milletin önüne bir sandık getireceğiz dedik.

‘Bu ara seçim ya yapılacak ya korkaklar tarihler yazılacak’

Biz bunu söyledik ve dedik ki siyasi partileri gezeceğiz, Meclis Başkanı’na gideceğiz, onun yapacağı bir şey var ondan sonra biz de bir şey yapacağız. Hemen yandaş basın; bilgi hem eksik hem de işine öyle geldiğinden… Efendim Cumhuriyet Halk Partisi 22 tane milletvekili istifa ettirecek, sayıyı 30’a çıkaracak ama Erdoğan bu seçime izin vermez. Düşün, istifa ediyon istifayı kabul etmiyor o kadar korkuyor seçimden. Ara seçim yaptırmaz… Bunları tartıştılar tartıştılar tartıştılar. Biz durduk. Dün DEM’e gidince anlatacaktık, 12 kere daha anlatacağız.

Dün Erdoğan çıkıyor diyor ki; ‘Gündemimizde ara seçim de yok, erken seçim de yok.’ Ve daha sonra biz DEM Parti’ye gittik konuştuk, orada anlattık şimdi de devam edecek. Net bir durum var ortada, net bir durum. Önce bir ara seçim yapılacak mı yapılmayacak mı görelim. O ara seçimin yapılması için 30 milletvekiline yani %5’in boşalmış olmasına ihtiyaç ilk 30 aydadır. O tartışma dönemi bitti. Şimdi ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz. Son bir yıl olursa yapamayız.

Ha bu ara seçim 1960’dan beri yapıldı. 1960’dan beri bundan İnönü kaçmadı, Demirel kaçmadı, Ecevit kaçmadı, Özal kaçmadı, Erbakan kaçmadı; Erdoğan kaçacak. Ne diyorlar? E kardeşim ara seçim son zamanlarda yapılmıyor ya… Bir kere yapılmıyor, zira ilk dönemleri hariç milletvekili seçim yılını 4’e indirdiği için o özensizlik içinde de ilk 30 ay yapılmaz, son bir yıla bulmaz maddesi durduğu için arada bu kırmızı dönemde ara seçim yapılacak 5 ay kalıyordu. Karar alsan 3 ayda yapsan zaten bir manası kalmıyordu. E şimdi yine 5 yıla çıktı. O kısa dönemler bitti.

Şimdi ara seçimin zamanı ve bu ara seçimin yapılacağı yerler belli. Ha, ara seçimin en geniş coğrafyada yapılmasını ister miyim? İsterim. Adımlar atar mıyım? Atarım. Ama sen bundan korktuğun için yani ‘Ya Özgür Özel biz ara seçime gidince İstanbul’da, Bursa’da, Aydın’da, Adana’da, Antalya’da sandığı koyarsa; Adıyaman’da operasyon çektiğim şehirleri çok daha güçlü olarak kazanırsa, milletin darbeye tepki verdiği görülürse, bir de Türkiye’nin %70’inde 1. parti olup farkı bana 8 puan atarsa nasıl oturacağım o koltukta?’ diye bakıyorsun.

Ama başka bir yere bakacağız şimdi. Günün en keyifli yerine geldik: Anayasa Madde 78; TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir. Anayasa. Ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır. Anayasa. Yapılabilir demiyor, yapılır. Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak boşalan üyeliklerin sayısı üye tamsayısının %5’ini bulursa ara seçim 3 ay içinde yapılır. Yani o %5 ve 30, olağanüstü ara seçim. ‘Hiç beklemeden 30 kişi boşalmış parlamentodan, ne bekleyeceksin 30 ay’ diyor. Hemen yap. Ama zorunlu ara seçim dönemde bir kere ve bu üyeliklerde boşalma olduğu halinde gidilir. Sorumluluk kimin? Bütün Meclis’in. Başta Meclis Başkanı.

Şimdi dün DEM Parti’ye gittik durumu anlattık, DEM Parti dedi ki ‘Ara seçim talebi meşrudur, anayasaldır, destekliyor.’ Öyle şunu istifa ettireceğiz bunu istifa ettireceğiz, onlar ilk 30 ayda lazımdı. Ha şunu söyleyeyim; ara seçim iradesi ortaya çıksın, örneğin hiç seçilmeyecek yerden Şanlıurfa’dan Mahmut Tanal ilk sabah başvurdu; ‘İstifa edeyim, kararlılığımızı gösterelim.’ Teker teker… Nereden kimin istifa ettirileceği, ettirilip ettirilmeyeceği her partinin kendi işi. MHP de belki gücünü Osmaniye’de sınamak ister oradan istifa ettirir. Tayyip Bey en güçlü olduğu yerlerden ettirir, ettirir ya da ettirmez. Ama ara seçim yapılacak. Tayyip Bey dün ne dedi? ‘Ay ara seçim yapmayacağız.’ Anayasa diyor yapılır, Tayyip Bey.

Hani anayasaya uymayacaktı? Peki anayasa madde 78 mi? Bir madde geri gidiyorum, bir madde geriye gidiyorum. Anayasa 78 ‘yapılır’ derken, ‘yapılmaz’ diyene soruyorum; 77 ne diyor?

‘Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir yapılır. Birinci turda gerekli oy alınamazsa ikinci oylama yapılır.’

Beyefendi, sen anayasa burada ‘yapılır’ deyince ‘yapmayacağım’ diyorsan, burada ‘yapılır’ deyince beş yıl sonunda o seçimler nasıl olacak? Beş yılda bir yapılır denen Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak, milletvekilliği seçimi yapılacak; orada şüphe yok, burada mı şüphe var? Burada şüphe yok. Buradan bütün basın mensuplarına söylüyorum, bilhassa havuz medyasına söylüyorum; tartışacaksanız doğru yerden tartışın.

Anayasada ‘yapılır’ diyen bir seçim; Cumhurbaşkanı korkuyor diye, Tayyip Bey ‘Kastamonu’da belediye gitti şimdi ikinci bir yenilgi’ diye, ‘Afyon’da CHP %50 oy aldı nasıl gideyim seçime’ diye, ‘Hatay’da seçilmiş adam var onu getirip yemin mi ettireceğiz bir daha seçime mi sokturacağız, bir daha gireceğim derse aday olamazsın vekilsin diyeceğiz, seçime sokmazsak nasıl getireceğiz… Yaşar ne yaşar ne yaşamaz mısınız diyeceğiz Can Atalay’a mesela.’ Bu soruların cevabını bu ülkeyi yönetenler veremez hale gelmiş.

Murat Kurum istifa etti İstanbul 1, Sırrı Süreyya rahmetli oldu İstanbul 1. İstanbul 1 diyor ki; ‘boşalan ikinin yerine milletvekili getir, benim milletimin vekilini getir.’

Soruyorum ya, soruyorum; Tunceli’de bir milletvekili var, boşalsa 90 gün sonra seçim, boş kalamaz çünkü seçen seçmiş. E Artvin’de iki var, boşalsa seçmenin yarısının seçtiği yok, senin keyfine nasıl kalabilir? Geçmiş dönemde kısaltıp da kendi yaptığın yanlıştan yapılamayan ara seçimi bu dönemde kaçıramazsın.

Buradan iddiam şudur: Bu ara seçim yapılacak! Yapılmasına görevi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı da görevini yapacak, komisyon da yapacak, genel kurul da yapacak. Ya da AK Parti; ara seçimden kaçan, sandıktan korkan; Afyon’un, Kastamonu’nun, İstanbul’un, Kocaeli’nin, Hatay’ın karşısına çıkamayan, milletten kaçan korkaklar olarak tarihe geçecek! Hodri meydan! Haydi bakalım!

Bu ara seçim, bu ara seçim erken seçimi getirecek! Bu ara seçim ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak! Hodri meydan!” (Kaynak: Halk TV)