ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında ateşkes arası verilirken Lübnan’a saldırılar yoğunlaştı. Peki, Lübnan halkı, işçi sınıfı ve göçmenler bu durumdan nasıl etkileniyor?
Lübnan Ulusal İşçi ve Memur Sendikaları Federasyonu’nun (FENASOL) Genel Başkanı Castro Abdullah sorularımızı yanıtladı.

İsrail saldırısıyla birlikte Lübnan’da demokratik yaşamın gerilediğine dikkat çeken Abdullah, toplumun sosyal adalet ve laiklik yönünden gelişiminin olumsuz etkilendiğine vurgu yapıyor.
Türkiye işçi sınıfı ve halklara çağrı yapan FENASOL, “Bu trajedinin son bulması için halkımızın yanında durun” diyor.
Öncelikle röportajı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. ABD ve İran ateşkes müzakeresinde bir araya geliyor. Fakat İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor. Lübnan’ı bundan sonra nasıl bir gelecek bekliyor?
Lübnan’ın içinden geçtiği zor koşullarda bu röportajı gerçekleştirme yönündeki ilginiz ve girişiminiz için teşekkür ederiz. İşçi ve göç konularına odaklanmanızı da ayrıca takdir ediyoruz.
Bugün Lübnan’da yaşananlar, uzun yıllara yayılan dış müdahaleler ve uluslararası politikaların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Ülke, on yıllardır bölgesel ve küresel çatışmaların etkisi altında kalmış; mezhepsel bölünmeleri derinleştiren politikalar ise devlet yapısını ve kurumları zayıflatmıştır. Bu süreç, demokratik yaşamı geriletmiş ve toplumun sosyal adalet ile laiklik yönünde gelişimini olumsuz etkilemiştir.

28 Şubat’tan bugüne Lübnan savaş ve çatışmalardan nasıl etkilendi? Ülke zaten ekonomik zorluklar içindeydi. Şu an durum nedir?
Son dönemde tırmanan İsrail saldırıları, Lübnan’ı modern tarihinin en tehlikeli dönemlerinden birine sürüklemiştir. Bu saldırılar sonucunda yüzlerce sivil hayatını kaybetmiş, bazı günlerde ölü sayısı 300’ü aşmıştır. Bu durum 20 aydan uzun süredir devam etmektedir. Yollar, köprüler, su ve elektrik şebekeleri dâhil olmak üzere altyapı ağır şekilde tahrip edilmiştir. Yerleşim alanları, işyerleri, eğitim ve sağlık kurumları doğrudan hedef alınmıştır. Yaşananlar yalnızca askeri operasyonlar değil, yaşamın tüm alanlarını hedef alan sistematik bir yıkımdır.
1975-1990 arası süren Lübnan iç savaşında yüzbinlerce insan yerinden edildi. Suriye iç savaşından sonra 1 milyon civarında Suriyeli mülteci Lübnan’a sığındı. Şimdi yine bir savaş ortamı var. Lübnan’da yerinden edilen insanlar nasıl bir göç yaşıyor?
Bu saldırılar sonucunda geniş çaplı bir yerinden edilme dalgası yaşanmaktadır: Özellikle güney bölgeleri, banliyöler ve çatışma hatlarından olmak üzere ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı 1 milyon 400 bini aşmıştır. Çok sayıda aile evini ve geçim kaynaklarını kaybetmiş, geçici barınma merkezlerine ya da daha güvenli bölgelere sığınmak zorunda kalmıştır. Bu büyük hareketlilik hâlâ sahada açık biçimde görülmektedir.
Güvenlik eksikliği ve iş olanaklarının yokluğu nedeniyle özellikle gençler ve işçiler arasında yurtdışına göç de artmaktadır. Bu tablo, 2019’daki ekonomik çöküşten bu yana süren krizi daha da derinleştirmektedir.

Lübnan işçi sınıfının, çalışanların ve sendikaların yapısı ne durumda? Sendikalar, grev hareketleri savaştan nasıl etkilendi?
Bu krizden en fazla etkilenen kesim işçi sınıfıdır. Kurumların yıkılması veya faaliyetlerini durdurması nedeniyle binlerce işçi işini kaybetti. 2019 krizi, pandemi ve Beyrut Limanı patlamasının ardından ücretler satın alma gücünün %97’den fazlasını kaybetti. Etkili sosyal koruma politikalarının yokluğu durumu daha da ağırlaştırmaktadır. Göçmen işçiler özellikle ev hizmetlerinde çalışan kadınlar, iş kaybı, ihmal ve kimi zaman ülkeyi terk edememe ya da hukuki korumaya erişememe gibi çok daha kırılgan koşullarla karşı karşıyadır. Tarım sektörü de ciddi zarar gördü. Özellikle 2023’ten bu yana süren saldırılarda buğday ve tütün gibi ürünler ile bahçeler yakılmış, yüzlerce yıllık zeytin ağaçları sökülmüş veya çalınmış, beyaz fosfor gibi maddeler kullanılarak tarım arazileri tahrip edilmiştir.
Tüm bu zorluklara rağmen federasyonumuz faaliyetlerini sürdürmektedir. İşçilere ve ailelerine insani yardım ve destek sağlamaya çalışıyoruz. Uluslararası ve sendikal kuruluşlarla koordinasyon kurarak dayanışmayı güçlendirmek için çabalıyoruz. Adaletsiz ekonomik politikalara karşı işçi haklarını savunmak için mücadele ediyoruz. Ancak sendikal özgürlüklerin gerilemesi ve işçi hareketinin marjinalleştirilmesi yönündeki girişimler, sendikal faaliyetleri ciddi biçimde zorlaştırmaktadır.

Birleşmiş Milletler, uluslararası göç örgütleri bu süreçte nasıl bir tutum aldılar? Çalışmalar yeterli mi? Temel sorunlar neler? İç ve dış göç mağdurlarının acil talepleri nelerdir?
Ne yazık ki resmi düzeyde verilen yanıtlar yetersizdir. Yerinden edilenleri koruyacak ve işçileri destekleyecek yeterli politikalar bulunmamakta. Özellikle en kırılgan kesimlere yönelik yaklaşımlar adil değildir. Uluslararası düzeyde bazı girişimler olsa da bunlar felaketin boyutuyla orantılı değil. Bu nedenle şu taleplerde bulunuyoruz:
- Saldırıların durdurulması için acil uluslararası müdahale
- Yerinden edilenler ve işçiler için doğrudan insani destek
- Göçmen işçiler dâhil olmak üzere tüm işçilerin haklarının korunması
Bu röportaj vesilesiyle Türkiye’ye, uluslararası kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Lübnan Ulusal İşçi ve Çalışan Sendikaları Federasyonu olarak dünyadaki tüm ilerici güçlere, sendikalara, sivil toplum örgütlerine ve özgür medyaya çağrıda bulunuyoruz: Halkımızın yanında durun. Çocuklarımızı, kadınlarımızı ve yaşlılarımızı hedef alan bu savaşın ve günlük katliamların durdurulması için seslerin yükseltilmesini talep ediyoruz.
Evlerimizi ve geçim kaynaklarımızı yok eden bu trajedinin sona ermesi için gerçek bir uluslararası dayanışmaya ihtiyaç vardır. Lübnan bugün yalnızca sözlerle değil, somut adımlarla gösterilecek bir dayanışmaya ihtiyaç duymaktadır. Halkı ve işçileri için onurlu bir gelecek ancak bu şekilde mümkün olacaktır.
Lübnan Ulusal İşçi ve Çalışan Sendikaları Federasyonu (FENASOL), 1944’te kurulan, Beyrut merkezli demokratik ve ilerici bir işçi örgütüdür.
Göçmen ev işçileri, yerel işçiler ve sendikal haklar için mücadele eden federasyon, Lübnan’daki krizler, işten çıkarmalar ve ekonomik yıkıma karşı eylemler düzenlemekte ve uluslararası dayanışma çağrıları yapıyor.
Lübnan sendikal hareketinde önemli bir yere sahip olan FENASOL, ağırlıkla Körfez ülkelerinde uygulanan Kafala sistemi altında çalışan göçmen işçilerin hakları için de mücadele ediyor.




