Esra’nın Şakran’dan mektubu geldi

Esra’nın Şakran’dan mektubu geldi
  • Yayınlanma: 14 Nisan 2026 09:16
  • Güncellenme: 14 Nisan 2026 09:20

Uzun zamandır mektup almadım. Ben de kimseye mektup yazmadığım içindir muhtemelen.

Akıllı telefonlardan yazılan mesajların kolaylığına ve tembelliğine teslim olalı da uzun zaman oldu çünkü.

Aldığım mektuba vesile olan mesajımı da böyle gönderdim. Ama Esra kısa görüş süresi içinde tek tek sorularımı cevaplamak yerine mektup yazmış.

Ne iyi etmiş.

Esra’nın cümleleri Şakran mapushanesinin gri duvarlarına inat zeytin ağaçları gibi yeşil, toprak gibi canlı.

Bana öyle geldi.

Beraber okuyalım, size de öyle gelebilir belki:

“Toprağımı, zeytinimi, köyümü, memleketimi savundum, bugün buradayım. Ben bir köylü kızıyım. Benim dedemin köyü Karacaağaç, kömür yüzünden yok edildi. Anneannemin köyü Sekköy, kömür yüzünden yok edildi. Babaannemin, babamın köyü İkizdere, kömür yüzünden yok edildi. Şimdi de ikinci kez kurulan hayatlar, son kalan topraklarımız da zorla elimizden alınarak yok edilmek isteniyor.

Köklerim, geçmişim bu topraklardan sökülmek isteniyor. Benim özüm, kimliğim, tarihim de; geleceğim de karar vericilerin iki dudağının arasında. Kaderlerimiz onların önünde bekliyor. Hiçbir rızamız olmamasına rağmen her şeyimize el konuluyor. Biz bu ülkenin bir yurttaşı değil miyiz? Biz memleketin, bu toprakların çocuğu değil miyiz? Şirketler bizden, topraklarımızdan daha mı büyük?

Hayır, değil.

Ben toprağına sahip çıkan Zehra ninenin, teyzelerimin, büyüklerimin yolundan yürüyen bir gencim sadece.

Akbelen gibi talan altında olan onlarca köy, orman, toprak var memlekette. Biz bu ülkenin üreten köylüleri olarak, emeğiyle bu toprakları ayakta tutanlar olarak “Akbelen memlekettir” diyoruz.

7 sene önce bu mücadeleye çıkarken başımıza bunların geleceğini hiçbir zaman düşünmedik. Şimdiye dek nice haksızlıklar, hukuksuzluklar, baskılar ve zulümler yaşadık. Fiziksel ve psikolojik şiddete uğradık. Ama hiçbir zaman bu yoldan dönmedik.

Kamuoyundan, memleketimden tek bir isteğim var. Akbelen’i, mücadelemizi unutmayın, unutturmayın. Bilin ki Akbelen’de dinamit yüzünden çatlak duvarlarla dolu evlerde köylüler yaşam mücadelesi veriyor.

Acele kamulaştırma bizim ölüm fermanımızdır. Bu kararın geri çekilmesi için gece gündüz uykusuz, yorgun, bazen aç bir halde oradan oraya koşturan İkizköylüler’i, Karacahisarlıları, Çamköylüleri unutmayın.

Ben güçlenerek buradan çıkacağım. Biz bu toprakların dayanışmasının tüm güçlerden daha büyük olduğunu biliyoruz. Bizim topraklarımız şirketlerden de, onların karından ve çıkar hesaplarından da büyüktür.

Herkesi Akbelen için, toprağımız ve memleketimiz için davamıza sahip çıkmaya, tek yürek olmaya çağırıyorum.”

Teşekkür ederim Esra.
Hem mektup için hem direncin için.